YAŞADIĞIMIZ STRES 5 ADIMDA HÜCRELERİMİZE NASIL İŞLER? HOW COME OUR STRESS ENTER INTO OUR CELLS?

5 ADIMDA STRES HÜCRELERİMİZE NASIL GİRER? HOW COME OUR STRESS ENTER INTO OUR CELLS IN 5 WAYS?

KRONİK TEHDİT VEYA KORKU ALTINDA YAŞANAN STRESİN NETİCELERİ?

Algılanan tehdit tepkisi insanı kapanmaya ve acıya dayanmaya hazırlar. Korku veya tehdit altında

  1. vagus siniri devre dışı kalır. Vagus siniri , iç organlarımıza emniyet duygusu vererek onların sakin kalmalarını sağlayan kalp, akciğer ve böbrek gibi iç organlara beyinden doğrudan erişim sağlayan sinirdir.
  2. Kendimizi sürekli bir tehdit altında hissettiğimiz zaman hücrelerimizde bulunan kromozomların uçlarındaki telomer boyları kısalır ve kromozomları tutma güçleri düşer.
  3. Genetik bütünlüğümüzü sağlayan kromozomlar  bir ayakkabı ipinin dağılması gibi dağılmaya başlar.
  4. Bunun sonucu olarak hücrelerimizdeki DNA bütünlüğü bozulmaya başlar.
  5. . Hücreler programlandığı gibi görevlerini yerine getiremezler ve hastalık riski yükselir.

Kronik stres sonunda karşılaşacağımız önemli rahatsızlıkların bazıları aşağıda açıklanmıştır:

1.KALP VE BEYİN DAMAR HASTALIKLARI İLE KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Korku veya tehdit altında kan damarlarımız daralır. Çünkü tehdit bize zarar verdiği zaman kanın hayati organlarda kalması ve vücuttan fazla kan akmaması lazımdır. Bunun sonucu olarak, tansiyonumuz yükselir, kalp atışlarımız artar. Beynimize akan kan miktarı azalır. Kalp, beyin ve damar hücreleri yeteri kadar beslenemez. Buradaki hücrelerin kromozom uçlarındaki telomerler kısalmaya başlar ve zaman içerisinde genetik yapı bozukluklarına sebep olur. Hücre yapıları bozulur; kalp, beyin ve damar rahatsızlıkları riski artar.

  1. KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Böbrekler seçmeli süzgeç görevi gören özel hücreleri ile kanı süzerler. Böbrekler çok ince kılcal damarlara sahiptirler. Süreli yüksek tansiyon neticesinde bu kılcal damarlar hasara uğrar. Bu damarlar ve hücrelerde genetik kırılmalar ortaya çıkar ve böbrek kandan dışarı atılması gereken toksik atıkları süzemediği gibi vücudun ihtiyacına göre bir denge içerisinde yürüteceği süzme görevini de yerine getiremezler. Diyalize girme riski artar.
  2. AKCİĞER RAHATSIZLIKLARI RİSKİ: Korku veya tehdit altında vagus siniri devre dışı kaldığı için, ihtiyaç duyulan aşırı oksijen nedeniyle nefes sıklığımız artar. Artan nefes sıklığı, vücuda daha çok oksijen vermesi gerekirken, sığ nefes almalar sonucu akciğer tabanında daha fazla karbondioksit yatağı oluşur. Vücudun artan ihtiyacına karşılık yeterli oksijen temin edilemez. Zaman içerisinde akciğer hücreleri başta olmak üzere, tüm hücrelerde oksijen eksikliğinden doğan genetik kırılmalar ortaya çıkar. Vücutta giderek kronikleşen kan ve oksijen miktarındaki düşüş, genetik kırılmaları daha da yükselterek kanser riskini artırır.
  3. KARACİĞER ve PANKREAS RAHATSIZLIĞI RİSKİ: Böbrek üstü bezlerimiz kortizol salgılar. Kortizol tehdit altında ihtiyaç duyduğumuz aşırı enerji için kanda glikoz (şeker) miktarını yükseltir. Hissedilen tehdit veya korku süresi, şiddeti düşse de, uzun zaman devam ederse karaciğerimiz yağ bağlamaya başlar, pankreasımız yağlanır ve insülin üretim kapasitesi düşer. Şeker hastalığı riski artar.
  4. RUHSAL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL RAHATSIZLIKLAR RİSKİ: Kronik stres altında beyinin yeteri kadar kan ve oksijen ile beslenememesi ve toksik maddelerin beyinden atılamaması sonucu beyin hücrelerinde de aynı şekilde genetik kırılmalar ortaya çıkar. Beynin temel görevlerinden olan ruhsal, duygusal ve zihinsel sağlıkta bozulma riski artar.

MÜCADELE TEPKİSİNİN YARATTIĞI STRES

Bir olaya karşı mücadele etmeye karar verildiğinde, vücuttaki tüm güçler bir araya getirilmeye çalışılır. Yine kalp atışımız hızlanır ancak tehdit tepkisinin aksine kan damarları genişler ve vücuda daha fazla oksijen pompalanmaya başlar.

Mücadele tepkisi ile yine böbrek üstü bezleri kortizol salgılar, kanda şeker miktarı yükselir. Ancak strese ol açan olay ortadan kalkınca, beyin hızla kortizol salgısını durdurur; kanda şeker düzeyi normale döner.

Mücadele tepkisinin doğurduğu stres yararlı bir stresken, tehdit tepkisinin doğurduğu stres yıkıcı bir strestir.

Mücadele tepkisi kazanma hırsınını yükseltir. Bunun için gerekli psikolojik ve fiziksel gücün yükselmesine neden olur. Tehdit tepkisi stresi kaybetme korkusu yaratır; kaybetmeye ve moral ve fiziki çöküntüye neden olur.

Mücadele tepkisi genetik sağlığı korurken, tehdit tepkisi genetik sağlığın bozulmasına yol açabilir.

KANDA/VUCUTTA HÜCRELERİN ÖLÜMÜNE DE NEDEN OLABİLECEK ASİT DÜZEYİNİN YÜKSELMESİNİN NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ NEDİR? WHAT IS THE CAUSES AND SYMPTOMS OF ASIDOSIS?

 

Kanımızın normal asit/alkali düzeyi (pH) 7.35-7.45 aralığındadır.  Bu aralığın dışına çıkılması, 6.8’den aşağı ve 7.8’den yukarı çıkılması geri dönüşü zor olan hücre hasarlarına yol açar. Vücutta asit yükseldiği zaman, bu durum bazı belirtilerle belli olur.

Kandaki sağlıklı asit dengesi, başta kemik dokusundan kalsiyum çekilmesi olmak üzere, alkali minerallerin  çekilmesi ile normal dengede tutulmaya çalışılır. Dokularımızdaki sıvının Ph derecesi normalin üstünde ise asidik/alakli (pH) düzeyi normal sınırların altında ise asidik bir vücudumuz var demektir. Bu ise:

Baş bölgemizde; baş ağrısı, uykulu hal, zihin bulanıklığı, bilinç kaybı ve biraz daha ileri durumlarda koma hali ortaya çıkabilir.

Kalpte; ritm bozukluğu ve nabız yükselmesi görülür.

Akciğerlerimizde; nefes darlığı ve öksürük görülür.

Kaslarımızda kasılma ve zayıflık görülür.

Bağırsaklarımız ishal olur, midemizde bulantı ve kusma görülür.

Kanda ve netice olarak vücut dokularında asit düzeyinin yükselmesinin en önemli nedeni vücutta oksijen azlığıdır. Başta asitli gıdaların fazla tüketilmesi olmak üzere, laktik asit, protein zengini bir beslenme tarzı, böbrek yetmezliği, vücutta demir düzeyinin yükselmesi ve  vücutta bikarbonat düzeyinin düşmesi diğer nedenler arasındadır.

 

UYKUSUZLUK SEBEPLERİ VE 6 ADIMDA TEDAVİSİ- INSOMNIA REASONS AND PRACTICAL TREATMENT IN 6 STEPS

KRONİK UYKUSUZLUK (CHRONIC INSOMNIA) RAHATSIZLIĞI VE TEDAVİSİ

ACHE

KRONİK UYKUSUZLUK (CHRONIC INSOMNIA) RAHATSIZLIĞI VE TEDAVİSİ

Yetişkinler için 7-8 saatlik bir uyku normal durumdur. Sebebi belirlenemeyen uykusuzluk uzun süre devam ederse şeker ve kalp-damar ve beyin damar rahatsızlıkları, düşük bağışıklık, kilo sorunu, romatizmal hastalıklar, bellek sorunları, uyku apnesi ve depresyon, panik atak, meme kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın sebebi olabilir ve bunları kronik hale getirebilir.

Uykusuzluk işte ve eğitim hayatınızda başarınızı etkileyebilir. Reflekslerinizi zayıflatarak trafik kazası yapmanıza neden olabilir uyku tedavi edici gücü garanti bedava ilaç gibidir. Uykusuzluk çekiyorsanız aşağıdaki tavsiyeleri  değerlendirebilirsiniz

  1. FİZİKSEL VE MEDİKAL UNSURLAR
  1. Sağlık kontrollerinizi yaptırın; bilmediğiniz bir rahatsızlık uykusuzluğun sebebi olabilir
  2. Hypooxemia, mslt testi (polysomnography and daytıme multıple sleep latency testıng- apnea, paradoxıal ınsomnıa ve parasomnıa için), ve actıgrafi (sirkadian ritm için) gibi ilgili testleri yaptırın.
  3. Boyun ve baş bölgesi muayenesini mutlaka yaptırınız
  4. Uykusuzluğun nedeni genellikle psikolojik sorunlardır. Dostlarınızla veya gerekirse bir psikologla konuşun
  5. Huzursuz bacak sendromunuz (rls: restless leg syndrom), astım, allerji, parkinson, troid, asid reflüsü, böbrek hasarı, kanser, kronik ağrılar uykusuzluğa neden olur; farkında olun ve varsa tedavi olun
  6. “augmentatıon” etkisiyle etkisini kaybeden ilaçları değiştiriniz
  7. Uykusuzluğun bir kalıtsal -gabaa beta 3 geni- veya ffı (fetal famılıal ınsomnıa) ile ilgili prnp (prıon proteın) geni gibi genlerden kaynaklanmadığından emin olun
  8. Fazla kilolarınızdan kurtulun
  9. Özel günlerinizde hormonlarınızı düzenleyecek tedbirler alın
  10. Yatmadan önce ağır spor/egzersiz yapmayın,
  11. Akşama doğru hafif yürüyüşler, bisiklete binme ve yüzmeyi deneyin
  12. Yatmadan önce iç organlarınızı hissedecek kadar gerinme hareketleri yapın
  13. 55 yaş üstü iseniz, haftada 4 defa 20’şer dakikalık yürüyüş, pedal çevirme veya bisiklete binme, uykusuzluğunuzu düzeltebilir.
  14. Hafif masaj yaptırın veya masaj cihazlarından faydalanın
  1. HAYAT TARZI
  1. Uykunun süresinin değil kalitesinin önemli olduğunu unutmayınız
  2. Gündüzleri şekerleme yapmayın; çok isterseniz öğlenleri olsun ve 20 dk.’yı aşmasın
  3. Egzersiz/spor gündüzleri yapın; akşam geç vakit veya gece kaçının
  4. Stres yönetimi konusunda bilinçli olun
  5. Mümkünse vardiyalı çalışmaları tercih etmeyin
  6. İnanç dünyanızın ve dışarıdaki olayların uykunuza etkisinin bilincinde olun
  7. Meditasyon, derin nefes alma, tai çi, hipnoz, aerobik ve kas gevşetme tekniklerinden faydalanın
  8. Stres düzeyiniz yüksekse, gece yarısı uyanır ve uyumazsınız; farkında olun
  9. Kronik ağrılar uykusuzluğa sebep olabilir; tedavi yollarına bakınız
  10. Gün içerisinde zaman zaman hızınızı keserek, dinlenmeye vakit ayırın
  11. Aile, iş, eğitim ve sosyal çevre içinde vakit geçirin
  12. Meletonin hormonu dengesi için günde en az 2 saat güneşte vakit geçirin
  13. Yüksek voltajlı ışıklar altında durmayın, düşük voltajları tercih edin
  14. Dans edin ve/veya dans okullarına katılın
  15. Yapılacak işlerin bir listesini tutun ve tamamladıkça silin; iş yükü size belirsizlik ve stres yaratmasın
  16. Gündüzleri orman içinde veya çim üzerinde yürüyüşler yapın
  17. Geceleri arkasında aydınlatıcı olan ıpad gibi cihazlar kullanmayın, pc.’nizin ışık düzeyini düşürün
  18. Sizi uykuya daldıracak, size özel bir teknik bulun ve bunu kullanın
  19. Uykusuzluğun ailesel, iş yeri, okul, imtihan, maddi sorunlar veya sosyal kaynak gibi hangi kaynaklardan beslendiğini tespit edin. Ona göre çareler üretin
  20. Uykusuzluğun madde bağımlılığından kaynaklanmadığından emin olun
  1. GIDA VE VİTAMİN DESTEKLERİ
  1. Yatmadan 2 saat önce su içmeyiniz
  2. Saat 8’den sonra yemek yememeye gayret ediniz
  3. Geceleri ağır yemekler yemeyiniz
  4. Uykunuzu bozan gıdalardan uzak durun; süt ürünleri gibi.
  5. Kahve ve çay gibi kafeinli ve sigara gibi nikotinli ürünler tüketmeyin
  6. Meletonin ve serotonin üretimi için l-triptofanlı gıdalar alın: 1- 2 küçük hafif kızartılmış tam buğday ekmeği gibi.
  7. Bir bardak ballı papatya çayı için
  8. Şeker ve pastane ürünlerinden uzak durun, akşamları aşırı baharat tüketmeyin
  9. Alkol almayın; derin uykuya dalmanızı engeller
  10. B vitaminleri kompleksi (özellikle b9 ve b12), demir ve magnezyumdan yararlanın
  11. Doktor kontrolünde ve geçici bir süre için valerian çayından faysalanabilirsiniz
  12. Çok açsanız, yatmadan hemen önce çok hafif birşeyler yiyin, çok aç veya çok tok olmayın.
  1. İLAÇLAR VE YARDIMCI TEDAVİLER
  1. Kalp-damar, solunum, nörolojik metebolik rahatsızlıklar başta olmak üzere uykusuzluğun medikal kaynaklarını araştırın.
  2. Şeker hastalığı ve allerji ilaçları, stimulantlar (rıtalın), kortikosteroidler, ağrı kesiciler, virüslere karşı kullanılan damlalar ve zayıflatan haplar, aşırı ilaç kullanımı ve bazı ilaçların etkileşimleri uyku düzeninizi bozabilir
  3. Sorunun kaynağını gizleyen ve bağımlılık yapan uyku ilaçlarından uzak durun; zolpıem, xanax, ativan, restoril gibi… Üzerlerinde daha çok çalışma yapılması gerekliliğine rağmen, bunlar üzerinde yapılan öncü bilimsel çalışmalar, bunların kansere ve ölüme neden olabileceğini göstermektedir.
  4. Anti-histaminik (öksürük baskılayıcı gibi) ilaçlardan uzak durun. Bağımlılık yapabilirler
  5. Uyku ilaçları yerine bilişsel davranış terapisi (cognıtıve behavorıal therapy) alın
  6. Anti-depresanlar ve bulantı karşıtı ilaçlar huzursuz bacak sendromunu tetikleyerek uykunuzu bozabilir
  7. Doktor kontrolünde ve geçici bir süre için meletonin desteği alınız. Meletoninin etkili olması için bir miktar glikoz ile birlikte alınız.
  8. Akapunktur ve homeopati tedavisi konusunda doktorunuzla görüşün
  9. Yaş ilerledikçe uykusuzluk artabilir; abartılı ise tedbir alın
  10. Pozitif düşünün, negatif düşünceler uykuzluğa neden olur
  11. Gerçekçi olmayan hayaller kurmayın
  12. Bilinç altında yatan bir olay olup olmadığını araştırın. Bu konuda uzman desteği alın
  13. Yatmadan önce ılık bir duş almayı deneyin
  14. Uykuyu kolaylaştırıcı pasifilora, kedi otu gibi çayları deneyin.
  15. Her insanın uyku sorunu birbirinden farklıdır. Homeopatik preparatlar insandan insana değişen uyku bozuklukları için özel semptomları dikkate alarak hazırlanırlar. aşağıdaki link bu konuda önemli bir çalışmadır.

https://www.homeopathycenter.org/insomnia

https://www.homeopathycenter.org/insomnia

  1. YATAK ODANIZ
  1. Yatak odasınızın hijeyn olduğundan emin olun
  2. Yatak odasındaki yatağın, yastık ve yorganın rahat ve sağlıklı olduğundan emin olun.
  3. Yatak odanız huzur versin
  4. Epifiz bezini uyararak, uyku hormonlarını etkiledikleri için tüm elektrik/elektronik cihazları kapatın
  5. Oda sıcaklığı 22 derece civarında olsun; fazla sıcak ve soğuk uykuyu keser
  6. Yatak odanız sessiz ve karanlık olsun.
  7. Dalga sesli müzik gibi rahatlatan müzikler dinleyin
  8. Lavanta yağı gibi, sakinleştirici aromatik yağlar sürün
  9. Odanızda tv. Pc. Gibi cihazlar kullanmayın; yatmadan 1 saat önce tv’yi kapatın
  10. Yatağınız sadece uyuma içindir; günlük işleri oraya taşımayın
  11. Uyuduğunuz süre içinde yatakta olun, uyumadığınız zaman yatakta durmayın
  12. Uykusuzluk endişenizi yenin; bu sizi daha çok uykusuz yapabilir
  13. Çoktandır kullandığınız yatma ortamını yer, yön ve içerik olarak zaman zaman değiştirin
  14. Yastıklarınız dahil yatağınız rahat olsun
  15. Yorganınız ne çok hafif ne de çok ağır olsun. Kış günleri biraz ağır olsun
  16. Yatakta dönüp durmamak için, uykunuz iyice gelince yatağa girin, aksi halde girmeyin. 15 dk. İçinde uyuyamazsanız, yatak odanızdan çıkın
  17. Uyuyamıyorsanız zorlamayınız ve yatak odasından çıkınız
  1. HUZURLU BİR GECEYE GİRİŞTE DESTEKLER
  1. Erken yatın; gece yarısından önce her 1 saatlik uyku, 2 saate bedeldir
  2. Yarın yapılacakları planlayarak, 1 saat önce dünyadan kop
  3. Ilık bir duş, masaj, dinlendirici bir müzik gibi rahatlatan birşeylerle geceye başla
  4. Her gece aynı saatte yat ve aynı saatte kalk; vücüdunu şaşırtma! Panik yaptırma!
  5. Aklın çok meşgulse, bunları bir yere not ederek, aklından çıkarıp gözlerini kapa
  6. Sizi sürüklemeyen, normalde okumak istemediğiniz birşey okuyun
  7. Vücut detoxu sabaha karşı yapar, ona vakit vermek için erken yatın
  8. Uyku ilaçları yerine size özgü seçilecek bir homeopatik tedavinin yan etkisi sıfırdır. Homoeopatiden istifade edin. Örneğin: kafea cruda (coff), kahve kaynaklı uykusuzluğu önleyebilir.
  9. Akşama doğru daha çok huzur veren konulara yoğunlanın; komik programlar izleyin
  10. İşinizdeki veya eğitiminizdeki başarısızlıkları büyütmeyin; her günün yeni bir başlangıç ve her şeyin mutlaka bir sonu olduğunu unutmayın
  11. Yatağa girdiğiniz zaman ayaklarınız üşüyorsa çorap giyin
  12. Oda tam karanlık değilse, göz maskesi takın
  13. Gürültü uykunuzu kaçırıyorsa, kulaklık takın
  14. Alarm saatinizi göremeyeceğiniz bir yere koyun
  15. Yaşadığınız gün ne şekilde olursa olsun şükretmesini bilin ve yarın yaşayacağınız güzellikler için dua edin

If your complaints are the same as the following patient, you can benifit of the recommendation below.  The sample patient’s complaints were as follows:

She does not fall asleep and/or she does not stay asleep. She just tosses and turnes every night.  She feels crabby or simply worn out. She usually awakens feeling unrefreshed, which takes a toll on her ability to function during the day.  Her quality of life gets worse and worse. The complaints goes on especially about daytime fatique, Irritability, depression or anxiety, difficulty paying attention or focusing on tasks, increased errors or accidents, ongoing worries about sleep.

Typical complications for diagnosis of insomnia can be summarized as lower performance on the daily activities, slowed reaction time while driving and higher risk of accidents, psychiatric problems, such as depression or an anxiety disorder, overweight or obesity, poor immune system function, stress related hair loss, increased risk and severity of long-term diseases, such as high blood pressure, heart disease and diabetes. All these symptoms but obesity have been witnessed on this patient.

She has been also asked/checked especially for the chronic pain, breathing difficulties or a need to urinate frequently, that might develop insomnia and for the arthritis, cancer, heart failure, lung disease, gastroesophageal reflux disease (GERD), hyper or hypoactive thyroid, stroke, parkinson disease and Alzheimer’s disease all which might also be linked to the insomnia. Making sure that her medical conditions are well treated may help with her insomnia.

After a thru physical examination and thru conversation with the patient, ongoing stressful events in her life has been evaluated as primary reason for insomnia. She had lost her father 8 years ago and her husband 1 month ago because of a first time heart attack.  Chronic depression was not allowing her to relax.  It was causing imbalances in the brain and and at the end, some chemical changes on cellular basis of different tissues.

Our assessment has been summarized to the patient as follows:

a)     You have a mental health disorder.

b)     You’re under a lot of stress.

c)     You do not have a good sleep quality.

d)     You may suffer from sleep Apnea.

1.   THERAPEUTICS /RESULTS:

a)     Keep On Regular Exercise

b)    Try a Life Without Medications.

c)     Take care for Sleep Hygiene and keep Away from Caffeine, nicotine.

d)    Try not to change the work schedule.

e)     Mind for Sleep Hygiene and/or Avoid of Poor sleep habits.

f)      Avoid from the ‘Learned’ insomnia.

g)     Do not eat too much late in the evening but a light snack before the bedtime.

h)    Know that some sort of insomnia is a fact with aging

i)      Be aware that Restless Legs Syndrome (RLS) can be a partial cause for the insomnia

j)      Take care the pills used. They may be good or bad for insomnia

We have recommended melotonin for insomnia (5 milligrams a day for 2 months) and an antidepressant with a sedative effect, mirtazapine (Remeron), 30 mg per day, to use for every other day in return for melatonin.

2.   SUGGESTED SUPPLEMENTATION /TREATMENTS:

We recommended her also the other behavior therapies which can be summarized as follows:

1.     To follow a regular sleep schedule.

2.     To take a cognitive behavioral therapy.

3.     Do not remain passively awake.

4.     To take a Stimulus Control Therapy.

5.     To take a relaxation training.

6.     To record the biofeedback.

7.     To Keep a sleep diary.

8.     Avoid of napping .

9.     Take into consideration these tips for a better sleep
a)     Find ways to relax.
b)    Make the bed comfortable.
c)     Create a sleep-friendly space in your bed room.
d)    Hide the clocks.
e)     Get out of bed if you’re not sleeping.
f)      Use your bed and bedroom only for sleeping or sex.
g)     Spend a little time in the sun.
h)    Exercise and stay active.
i)      Drink less before the bedtime.
j)      Have a comfortable bed room.
k)    Manage stress of daily life.
l)      Have a routine and enough relaxing bedtime.
m)   Prevent interruptions in the sleep.
n)    Tai chi and Yoga will help to relax.
o)     Don’t skip meals, especially breakfast. Change your eating habits.
p)    Don’t go to bed hungry.  Avoid large, high-fat meals late in the day.
q)    Learn problem-solving skills.
r)     Be social.
10.   Alternative Medicine
a)   Valerian.  (400 to 900 mg daily with an extract containing 0.4 to 0.6 percent of valerenic acid)

b)  Take an acupuncture treatment.

c)   Take a reflexology treatment.

3.        NOTES FOR FURTHER CONSİDERATION:

a)    Do not allow for an “Adjustment Disorder”

b)   Stop multi-tasking, focus on your “to do list”

c)    Cut back your screen time

d)   Mind your screen time

e)    Take care your other risk factors associated with the insomnia

EKZEMA NEDEN OLUR, 3 AYLIK BİR TEDAVİ İLE NASIL TEDAVİ OLUR? WHAT IS THE SOURCE OF ECZEMA AND HOW COME YOU GET RID OF THAT IN A THREE-MONTH PERIOD?

KAÇAMAK YAPMADAN, 3 AY SÜRECEK BİR TEDAVİ İLE EGZAMADAN KURTULABİLİRSİNİZ.

EKZEMA SEBEPLERİ VE PRATİK ÇÖZÜM YOLLARI

ECZEMA SOURCES AND PRACICAL TREATMENT WAYS.

Egzema sebepleri ve pratik çözümler:
DÜNYA GÖRÜŞÜNÜZ, YEDİKLERİNİZ İÇTİKLERİNİZ İLACINIZ, İLACINIZ DÜNYA GÖRÜŞÜNÜZ, YEDİKLERİNİZ İÇTİKLERİNİZ OLSUN.
Bilim insanları genetik yapımızda insana ait olmayan 145 tane gen buldular. Bunlar yediklerimiz, içtiklerimiz ve duygusal, zihinsel, ruhsal etkileşimlerimizle görüşümüzle genlerimize yerleştiler ve yerleşmeye devam ediyorlar…
Egzema, vücudu içten veya dıştan etkileyen bir rahatsızlığın cilde yansımasıdır. Asıl tedavi olarak dıştan tedavi değil de sebebi ortadan kaldıracak tedaviler izlenmelidir.
STRESTEN UZAK DURUNUZ ve;
1. Cildinizi mutlaka nemli tutunuz.
2. Özellikle deterjan kullanımında, mutlaka eldiven takınız.
3. Tırnaklarınızı kısa ve düz kesiniz ki; kaşınan yeri kaşırken daha fazla tahrişe neden olmasın.
4. Banyo ve mutfakta sıcak değil, ılık su kullanın.
5. İşiniz biter bitmez ellerinize nemlendirici merhemler sürün.
6. kolonya gibi, alkol içeren ürünler kullanmayınız.
7. sıcaktan ve aşırı terlemekten kaçının.
8. Her türlü baharattan kaçının.
9. Kaşıntınızı arttıran şeylerden uzak durunuz.
10. Aşırı kuru ve aşırı nemli ortamlar kaşıntıyı arttırır. Uzak durunuz.
11.Evde çiçek ve hayvan beslemeyiniz.
12. Pişmiş besinleri bekletmeden tüketmeye çalışınız.
13. Pişen besinleri iyi pişiriniz.
14. Boyalı ürünlerden uzak durunuz.
15. Astım, saman nezlesi, karaciğer, böbrek ve bağırsak rahatsızlıklarınızı tedavi ettiriniz.
16. Aldığınız ilaçları kontrol ediniz, egzama yan etkili ilaçlardan uzak durunuz.
17. Beslenme tarzınızı alkali beslenmeye çeviriniz, asidik ve proteinli gıdalardan uzak durunuz.
18. Genetik yatkınlığınız var mı? kontrol ediniz.
19 . Nikel ile temastan kaçınızınız.
20. Beyaz ekmek ve glutenli ürünlerden uzak durunuz.
21. Her türlü paketlenmiş ürünlerden uzak durunuz.
22. Her türlü işlenmiş et ürünlerinden uzak durunuz.
23. Yoğurt ve kefir gibi ürünler hariç, süt ve süt ürünlerinden (laktoz)
24. Bol elbise ve iç çamaşırları giyiniz.
24. Evinizdeki akarları yok edecek yöntemler uygulayınız.
25. Evin içindeki canlı cansız çiçeklerin kaşıntınıza olan etkilerini dikkate alınız.
26. Egzemanın neden olduğu şey, çoğu durumda kişiden kişiye değişir. Sizde egzema semptomlarını arttıran şeylerin neler olduğunu tespit ederek, bunlardan uzak durunuz.
27. Her türlü kızartmalardan uzak durunuz.
28. Her türlü gazlı içeceklerden uzak durunuz.
29. Kolon ve ince bağırsak sağlık kontrolünüzü yaptırınız.
30. Manganez, bakır ve sülfür oligo element düzeyiniz düşük olabilir. kontrol ettiriniz.
31. Vitamin B eksikliği vardır. Vitamin B desteklerinden yararlanmanız gerekebilir.
PRATİK RAHATLATMA YOLLARI
-Salyangozun öz suyunu kulak çubuğu ile alınız, ve etkilenmiş bölgeye sürünüz.
-Yarım litre klorsuz suda bir avuç beyaz dut kurusu bir taşım kaynatılıp. egzemalı bölgelere sürünüz.
-1 ay civarında akşamları ısırgan otu çayı içiniz.
– Bol miktarda yoğurt ve kefir tüketiniz.
– Canlı bakteri içeren prebiyotikler tüketiniz.
– Başta beyaz ekmek olmak üzere, buğday ve buğday ürünlerinden uzak durarak, gluten intoleransının neden olduğu kaşıntının önünü kesiniz.
– Temiz hava, temiz gıda, temiz su ve temiz düşünceye odaklanınız.
– Her fırsatta gülünüz… Sizleri güldürecek fıkralar öğrenip, dostlarınızla paylaşınız.
– Başta ağır metal detoxu olmak üzere, bilinçli bir detox programı uygulayınız.
ve;
1. Ellerinizi sirke, ingiliz tuzu, sofra tuzu, yulaf ezmesi veya kabartma tozu eklenmiş su ile yıkayınız.
2. Nemlendirici olarak hindistan cevizi yağı kullanınız.
3. Her gün toplam 1 avuç badem ve kabak çekirdeği tüketiniz. Katı yağlar ve margarinler yerine, bitkisel yağlar kullanınız.
4. Her gün 1 adet Silly Marine bitkisel draje alınız.
5. Karaciğer dostu (enginar, kereviz, ananas gibi) gıdalar tüketiniz.
6. B vitamini zengini koyu renkli sebze ve meyveler tüketiniz. Bu meyvelerin/sebzelerin lezzeti hafif ekşi veya hafif tatlı olsun. B vitamini desteklerinden ve manganez, bakır ve sülfür eksikliği varsa, bu desteklerden yararlanınız.
7. “Seramid” oranı yüksek nemlendiriciler kullanınız. (Eczacınız bu konuda size yardımcı olabilir)
8. Sarmısak, turşu, karabiber ve pulbiber gibi sıcak gıdalardan ve sıcak içeceklerden uzak durunuz.

KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) VE DAMAR SERTLİKLERİNE KARŞI İLAÇ GİBİ BİR VITAMIN; K2 VE 1 DEMET MAYDANOZUN SİHRİ-VITAMIN K2 AND PARSLEY AGAINST OSTEOPOROSIS AND MIRACLE OF A BUNCH OF PARSLEY

 

Kemik erimesine (osteoporoz) ve kalp damar ve beyin damar tıkanıklıklarını önlemede ilaç gibi bir vitamin; K2 ve ilaç gibi bir sebze: Maydanoz
 
1. K2 vitamini kemiklerimizin ana dolgusu olan kalsiyumun emilimi için çok önemli bir vitamindir. K2 vitamini ile birlikte alınan kalsiyum, kemik ve dişlerde kalsiyum eksikliği için önemli olan osteokalsin proteinini aktive eder. Böylece kalsiyum kemik ve dişlere yerleşebilir.
 
2. Kalsiyumun fazlası vücut için tehlikelidir. damarlarımızda ve böbreklerimizde çökerek birikmesi buralarda tıkanıklıklara neden olur. Kalp damar rahatsızlıkları ile böbrek rahatsızlıkları başlar. K2 vitamini kalsiyumun buralarda çökmesini önleyen matris gla proteinini aktive ederek bu çökmeyi engeller. Maydanoz içerisinde bulunan bol miktardaki B vitamin komplexleri, kemikleri zayıflatan homocystein protein düzeyini düşürürerek kemik sağlığına ayrıca yardımcı olmaktadır.
 
3. Böbrek yetmezliği sonucu ortaya çıkan damar kireçlenmelerinin tedavisinde K2 vitamininin önemi bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.
 
K2 vitamini en çok maydanozda bulunmaktadır. 1 demet maydonozda günlük ihtiyacımızın 10 katı kadar K2 vitami ve %14’ü kadar kalsiyum içermektedir.
Maydanozun faydaları bununla da bitmez;
– Maydanozun antioksidan değeri (ORAK) 74000 olup, en üst sıralarda bulunmaktadır. Bu özelliği ile etkin bir kanser önleyicidir.
– İçerisinde bulunan C, A ve K vitaminleri ile bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Vitamin A, özellikle lenfositlerin ve beyaz kan hücrelerinin etkilerini arttır.  Yükselern bağışıklık sistemi, romatizmal rahatsızlıkları önler.
– Yüksek lif içeriği ile bağırsak sağlığı için önemlidir. Bağırsakta yüksek lif miktarı kanda kollestrol seviyesinin düşmesine yardımcı olur.
– İçerisinde bulunan apigenin flavonoidi ile öğrenme ve hafızayı güçlendirir. Beyin nöronlarının sağlığını koruyarak bunamayı ( alzheimer) önler.
– Maydanoz ıspanağın 2 katı demire sahiptir. Günlük demir ihtiyacımızın %34’ünü karşılar. Demir, kırmızı kan hücrelerimizin oksijen taşıma kapasitesinin artmasına yardımcı olur. Kansızlığı önler.
-Maydanozun içinde portakaldan 3 kat fazla ve günlük ihtiyacımızın %60 kadarını karşılayacak kadar C vitamini, %50 kadarını karşılayacak A vitamini bulunur.
– Maydanoz göz sağlığı için de önemlidir. Gözde makula dejenarasyonunu ve kataraktı önleyen lutein ve zeaxanthin içerir.
-Maydanozda, metebolik sürecin sağlıklı işleyebilmesi için gerekli olan bakır ile karaciğer sağlığı için önemli olan manganez (super-antioxidant superoxide dismutase) vardır.
-Maydanoz enzim yönünden de zengindir. İçerisinde protein ve yağların sindirilmesine yardımcı enzimler vardır.
-Maydanoz vücuttan fazla suyun atılmasında ve kilo vermede çok etkilidir.
– Maydanozun içindeki B9 vitamini (folat) kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına ve  sağlıklı genetik yapının ortaya çıkmasında önemlidir.
– Maydanoz idrar söktörücü etkisi ile, yüksek tansiyonun önlenmesinde ve vücuttan toksinlerin atılmasında önemlidir. Vücutta ödemi ve idrar yolu enfeksiyonlarını önler.
-Maydanoz çayı, kolit, hazımsızlık ve bağırsak gazlarının önlenmesinde çok yararlıdır.
-Maydanoz, kanı temizler; özellikle vücuttaki zararlı civanın temizlenmesinde önemlidir.
-Maydanoz içerisinde bulunan myricetin enzimi ile kan şekerinin düşürülmesinde, insülin direncinin kırılmasında önemlidir.
– Maydanoz etkin bir antiseptiktir. Diş eti rahatsızlıklarının önlenmesinde faydalıdır.
– Maydanoz etkin bir karaciğer temizleyicisidir. Karaciğer detoxu için önemidir. Karaciğer detox sürecinde çok önemli bir enzim olan limonen enzimini ihtiva eder.
– Maydonoz yüksek miktarda potasyum içeriği ile, vücutta mineral madde dengesizliğini önlemede çok etkin rol oynar.
-Maydanoz, sinir hücrelerindeki kadmiyumparsley toksiditesini önleyerek, sağlıklı bir sinir sistemi için çok önemlidir.
– Maydanoz ciltteki yağ üretimini düzenler. Bu açıdan etkin bir akne savaşçısıdır.
-Düzendli içilen maydanoz çayı vücutta ürik asit düzeyini düşürerek yangısal süreçleri önler.
– Maydanozun içinde bulunan apigenin enzimi, prostat, kolon ve kolorektal kanserlerini tedavi ve önlenmesinde çok etkilidir; bu enzim kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektedir.( kaynak: oncotarget). maydanoz içerisinde bulunan myristicin enzimi ise vücuttaki serbest radikalleri avlayarak kanserojen maddelerin bağlanmasında etkili olmaktadır.
-Maydanoz, safra üretimini ve mide öz sularını arttırarak bağırsak gazlarının önlenmesinde, şişkinlikte, mide bulantısında, hazımsızlıkta ve reflünün önlenmesinde önemli bir bitkidir.
-Maydanoz, bayanlarda hormonal dengesizlikleri ve özel gün kramplarını önler.
-Maydanoz tohumu pastası, keratin ve kolejen üretimini arttırarak saç sağlığına katkı sağlar.
Not: Hamile bayanların aşırı tüketimi sakıncalı olabilir. Maydanoz yüksek miktarda oxalat ihtiva ettiğinden böbrek taşı oluşumuna ve gut ataklarının artmasına neden olabilir.

STRES HÜCRELERİMİZE NASIL GİRER? HOW DOES THE STRESS ENTER TO OUR CELLS

 

TEHDİT VE MÜCADELE STRESİNİN GENETİK SAĞLIKLA İLİŞKİSİ- THREAT AND FIGHT STRESS AND GENETIC HEALTH

 

positive stress

 

STRES HÜCRELERİMİZE NASIL GİRER?

HOW DOES THE STRESS GET INTO OUR CELLS?

Tehdit stresi damarları büzerek vücuda daha az kan ve oksijen akışına neden olurken, mücadele stresi damarları genişleterek vücuda daha fazla kan ve oksijen akımına sebep olur.
Tehdit stresi genetik yıkımlara sebep olurken, Mücadele stresi, genetik sağlığı korur. Kalifornia San Fransisko Hastanesinde yapılan araştırmalar bu neticeleri doğrulamaktadır.

KRONİK TEHDİT VEYA KORKU ALTINDA YAŞANAN STRESİN NETİCELERİ?

Algılanan tehdit tepkisi insanı kapanmaya ve acıya dayanmaya hazırlar. Korku veya tehdit altında vagus siniri devre dışı kalır. Vagus siniri , iç organlarımıza emniyet duygusu vererek onların sakin kalmalarını sağlayan beyinden doğrudan kalp, akciğer ve böbrek gibi iç organlara doğrudan erişim sağlayan sinirdir. Kendimizi sürekli bir tehdit altında hissettiğimiz zaman, genetik yapımız olan DNA bütünlüğümüzü koruyan kromozonların uçlarındaki telomer boyları kısalır. Bunun sonucu olarak hücrelerimizdeki DNA bütünlüğü bozulmaya başlar. Hücreler programlandığı gibi görevlerini yerine getiremezler ve hastalık riski yükselir. Kronik stres altında karşılaşacağımız önemli risklerin bazıları aşağıda açıklanmıştır:

1.KALP VE BEYİN DAMAR HASTALIKLARI İLE KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Korku veya tehdit altında kan damarlarımız daralır. Çünkü tehdit bize zarar verdiği zaman vücuttan fazla kan akmaması lazımdır. Bunun sonucu olarak, tansiyonumuz yükselir, kalp atışlarımız artar. Beynimize akan kan miktarı azalır. Kalp, beyin ve damar hücreleri yeteri kadar beslenemez. Buradaki hücrelerin kromozom uçlarındaki telomerler kısalmaya başlar ve zaman içerisinde genetik yapı bozukluklarına sebep olur. Hücre yapıları bozulur; kalp, beyin ve damar rahatsızlıkları riski artar.

  1. KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Böbrekler seçmeli süzgeç görevi gören özel hücreleri ile kanı süzerler. Böbrekler çok ince kılcal damarlara sahiptirler. Süreli yüksek tansiyon neticesinde bu damarlar ve hücrelerde genetik kırılmalar ortaya çıkar ve böbrek kandan dışarı atılması gereken toksik atıkları süzemediği gibi vücudun ihtiyacına göre bir denge içerisinde yürüteceği süzme görevini de yerine getiremezler. Diyalize girme riski artar.
  2. AKCİĞER RAHATSIZLIKLARI RİSKİ: Korku veya tehdit altında vagus siniri devre dışı kaldığı için, ihtiyaç duyulan aşırı oksijen nedeniyle nefes sıklığımız artar. Artan nefes sıklığı, vücuda daha çok oksijen vermesi gerekirken, sığ nefes almalar sonucu akciğer tabanında daha fazla karbondioksit yatağı oluşur. Vücudun artan ihtiyacına karşılık yeterli oksijen temin edilemez. Zaman içerisinde akciğer hücreleri başta olmak üzere, tüm hücrelerde oksijen eksikliğinden doğan genetik kırılmalar ortaya çıkar. Vücutta giderek kronikleşen kan ve oksijen miktarındaki düşüş, genetik kırılmaları daha da yükselterek kanser riskini artırır.
  3. KARACİĞER ve PANKREAS RAHATSIZLIĞI RİSKİ: Böbrek üstü bezlerimiz kortizol salgılar. Kortizol tehdit altında ihtiyaç duyduğumuz aşırı enerji için kanda glikoz (şeker) miktarını yükseltir. Hissedilen tehdit veya korku süresi, şiddeti düşse de, uzun zaman devam ederse karaciğerimiz yağ bağlamaya başlar, pankreasımız yağlanır ve insülin üretim kapasitesi düşer. Şeker hastalığı riski artar.
  4. RUHSAL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL RAHATSIZLIKLAR RİSKİ: Kronik stres altında beyinin yeteri kadar kan ve oksijen ile beslenememesi ve toksik maddelerin beyinden atılamaması sonucu beyin hücrelerinde de aynı şekilde genetik kırılmalar ortaya çıkar. Beynin temel görevlerinden olan ruhsal, duygusal ve zihinsel sağlıkta bozulma riski artar.

MÜCADELE TEPKİSİNİN YARATTIĞI STRES

Bir olaya karşı mücadele etmeye karar verildiğinde, vücuttaki tüm güçler bir araya getirilmeye çalışılır. Yine kalp atışımız hızlanır ancak tehdit tepkisinin aksine kan damarları genişler ve vücuda daha fazla oksijen pompalanmaya başlar.

SONUÇ: Olayları değerlendirirken veya düşüncelerimize yön verirken, korku dolu bir yaklaşım bizi genellikle başarısızlığa götürür. Sürekli korku altında yaşamak ise genetik yapımızda geri dönülmez hasarlara yol açabilir. Korku ağırlıklı yaklaşımlar yerine kazanma ağırlıklı yaklaşımlar ise bizi başarıya ve genetik sağlığın sürekliliğine götürür.

Bazen iki duygu bir arada yaşanabilir. Bu durumda korku ağırlıklı yaklaşımın mücadele ağırlıklı yaklaşıma galip gelmesine izin verilmeden, olayın gerektirdiği tedbirleri de alarak mücadele ağırlıklı bir yaklaşımla yönümüzü tayin etmemiz gerekir.

GÖBEK ALTI YAĞI VE CİLT YAĞININ SAĞLIĞA FARKLI ETKİLERİ- BELLY AND SKIN FAT CAUSES DIFFERENT HEALTH RESULTS

ŞEKER HASTALIĞINA VEYA ŞİŞMANLIĞA NEDEN OLAN YAĞ HANGİ YAĞDIR?

Normal bir insanın yağı cilt altında ve karın kısmındadır.
Cilt altındaki yağ % 80 oranındadır. Bu yağ, insan sağlığı için bir tehdit oluşturmaz. ama karının alt bölgesinde bulunan %20 oranındaki yağı önemlidir. Bu yağın giderek artması başta kalp-damar,böbrekler, sinir sistemi ve karaciğer olmak üzere, İnsan sağlığını ciddi olarak tehdit eder. Artan yağ miktarı hücrelerin insüline olan duyarlılığını azaltır bu da tip-2 diabet rahatsızlığına (insülin direncine) neden olur.  Bel altı yağındaki aşırı artış aynı zamanda pankreasta insülin üretimini de düşürerek tip-1 şeker hastalığına neden olur.

İnsülin duyarlılığını yükseltmeyen bir diyet, obeziteyi frenleyemez. Çünkü yağ hücreleri yağla doldukça, insülin yeni yağ hücrelerinin yapılmasına neden olur. Oluşan yağ hücreleri yağ ile dolabilmeleri için beyne sinyal gönderir.

ZAYIFLAMAK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

OBEZLİK SADECE AŞIRI YEMEK YEMEKLE OLMAZ; FARKLI NEDENLERİ DE VARDIR.

ŞİŞMANLIK NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ ÇEŞİT ŞİŞMANLIK VARDIR?

Şişmanlığa neden olan yağ hücrelerinin kökeni, anne rahminde annenin beslenmesi ve daha sonra çocukluk yıllarındaki beslenmesi ile yakından ilgilidir. Çünkü büyüdükçe yağ hücrelerinin oluşması daha zordur. Hiperplastik obezite denen bu şişmanlık çocuklukta şekillenir.

Hipertorfik obezite, yağ hücrelerinin büyüklüğü ile ilgilidir. Bu tip obezitede yağ hücreleri bel çevresinde toplanmıştır. Şeker, kalp rahatszılıkları, tansiyon gibi birçok ciddi rahatsızlığın nedenidir.

Hiperplastik ve hipertorfik obezitede yağ hücelerinin hem sayısı hem de hacimleri yüksektir.

OBEZİTENİN DEĞİŞİK KAYNAKLARI NELERDİR?

  1. Bazal metebolizma hızını düşürdüğü için transa geçmiş gibi uzun süre televizyon izlenmemeli,
  2. beyindeki serotonin seviyesinin düşüklüğü,
  3. Diyetin tetiklediği termojenesis (kalorilerin yakılması sonucu ısı çıkması), eksikliği
  4. Sempatik sinir sisteminde rahatsızlık,
  5. Yağ hücreleri metebolizmasında düşüklük,
  6. Yürüme dahil her türlü sporun yeterli düzeyde yapılmaması,
  7. Erkeklerde testesteron hormonu düşüklüğü,
  8. Metebolizmada toksik kalıntı bırakan gıdalar,
  9. Yüksek stres düzeyi,
  10. Aşırı tatlı düşkünlüğü,
  11. Karbonhidrat, protein ve yağların dengesiz alınması,
  12. İnsülin direnci,
  13. En fazla enerjiyi kaslarımız tüketir; kas egzersizlerinin azlığı
  14. 5-hydroxytrypthofan düzeyindeki düşüklük,
  15. Efedrin (ephdrine) ve kafein gibi ikililerin az kullanımı sonucu sempatik sinir sistemini uyarılmaması; metebolizma hızının düşmesi, düşük düzeydeki termojenes (alınan kalorilerin yakılma düzeyi,
  16. Doymuş yağlar ve rafine karbonhidratların fazla alınması, karbonhidratların baklagillerden karşılanmaması,
  17. Kahverengi yağ hücrelerinin azlığı,
  18. Kalorisi düşük lifli gıdaların az alınası; öğle ve akşam yemeklerinden önce giderek artan ölçülerde 10 grama kadar guar gum alımı gibi, domates, yeşil biber, brokoli, marul gibi kalorisi düşük lifli gıdalarla beslenme şeker düzeyini ve insülin kullanımını olumlu etkileyerek aşırı kilo alımını önler.
  19. Hücrelerin insülin duyarlılığının arttırılması; krom takviyeleri (krom pikolinat olarak daha etkilidir). Krom takviyeleri hücrelerin insüline olan duyarlılığını arttırdığından obeziteyi engeller,
  20. Orta-zincirli trigliseritler (MCTS) termojenesisi arttırdıkları için obeziteyi engellerler,
  21. Hidroxisitratlar yağ hücrelerinin oluşumunu engelledikleri için obeziteyi de engellerler,
  22. Q enzim-10 kullanımı metebolizmayı hızlandırdığı için obeziteyi engeller,
  23. Yeterli miktarda su içilmesi.