SAĞLIĞIMIZI ETKİLEYEN GEN YAPIMIZ DEĞİL… GEN YAPIMIZI ETKİLEYEN DÜŞÜNCE YAPIMIZDIR-IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

Vücudumuzda 50 trilyon ile 100 trilyon arasında hücre bulunmaktadır. Biz hücreler topluluğundan oluşan bir bütünüz. Her hücremiz hücre içerisinde negatif, hücre zarında pozitif enerji taşımaktadır. Negatif ve pozitif elektrik yükleri arasındaki fark 1,4 volttur. Yani vücudumuzdaki her hücre sanki bir küçük pil gibi 1,4 volt elektrik yüklüdür. Her hücrenin 1,4 voltluk bir manyetik alanı vardır. Ortalama bir insanın 75 trilyon hücre sahibi olduğunu düşünürsek, vücudumuzda yaklaşık toplam 1 milyar volt civarında bir elektrik yükü vardır.

Hücrelerin birleşerek vücudumuzu şekillendirmesi sonucu organizmamız oluşur ve bu organizmanın  sahip olduğu 1 milyar voltluk bir enerji tüm hücrelerin etkileyen ortak bir manyetik alanı oluşur. Gerçekte vücudumuz hücrelerin kişisel manyetik alanı altında değil, bu ortak manyetik alanın etkisi altındadır. Vücudumuz kendi manyetik alanını dalgalar halinde dış dünyaya yayar. Kuantum fiziği bizim fiziksel bir yapı değil, manyetik dalgalar olduğumuzu söylemektedir. Tüm kâinat ve içindekiler bu manyetik alan dalgalarını kullanarak sürekli bir iletişim içindedir. Düşünce ve davranışlar ve netice olarak sağlık bu iletişime göre şekillenmektedir.

Hücrelerimizin yarattığı bu ortak manyetik alan dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları ile iç içedir ve onlarla etkileşim altındadır. Aslında manyetik alanlar elektrik akımları gibi birbirlerinden ayrılamazlar. Taşıdıkları bilgi her yerdedir. Her şey, her şeyin bilgisine sahiptir… Dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları içindeki bilgiler bizim manyetik alanımız içindeki bilgilerle sürekli etkileşim altındadır. Bu etkileşim sonucu ortaya çıkan zihinsel durumumuz tüm hücrelere an be an iletilmektedir.

Manyetik dalgalar, elektrik akımı gibi birbirlerinden ayrı değil, iç içedir. İşte tam da bu sebeple, ağaçlarla ağaçlar, ağaçlarla insanlar, böceklerle böcekler, böceklerle insanlar gibi her şey yaydığı manyetik dalgaların taşıdıkları bilgiler ile birbirlerine kaynaşmış vaziyette, iç içe ve iletişim halindedir.

Köpek neden korkan insana saldırır? Korkan insan korkuyu manyetik bilgi halinde köpeğe iletir. Köpek onun hakkından geleceğine inanarak ona saldırır. Onun için insanlar ateş üzerinde yürümelerine rağmen bir acı duymazlar… Onun için insanlar kaplanlarla iç içe yaşar… Onun için çıngıraklı yılanlar dahi insanlara saldırmaz veya  zehirleri insanları öldürmez…

Düşüncelerimiz beynimizin içinde kalmıyor. Ne düşünüyorsak radyo dalgaları gibi etrafımıza yayıyoruz. Kiminle aynı frekansta yayın! Yapıyorsak, onunla doğrudan iletişim haline geçiyoruz.  İşte, resimde görüldüğü gibi, MEG ile beyin taraması, EEG yerine daha hassas ayrıntıları görebilmek için kullanılmaktadır. Çünkü MEG ile tarama, EEG’de olduğu gibi cilt üzerine probları yapıştırmak yerine, beynin dışına salınan bu elektro manyetik dalgaların içerdiği bilgileri okuyarak yapılmaktadır.

DÜŞÜNCE ENERJİMİZ SAĞLIĞIN REHABİLİTASYONUNDA GİDEREK ARTAN ÖLÇÜDE KULLANILMAKTADIR…

Dikkat ederseniz buraya kadar hiç fiziksel bir yapıdan bahsetmedik. Elektrik yükümüz ve manyetik alanımızdan bahsediyoruz. Fiziksel durum tabi ki önemli… Çünkü hücreyi bir elektrik piline benzettiğimizde, bu pilin enerji düzeyi düşünce yapımız ile fiziksel sağlığımızın durumuz göre şekillenir. Ancak fiziksel sağlığımız düşünce yapımızı etkilemezken, düşünce yapımız fiziksel sağlığımızı doğrudan etkilemektedir.

Biz,  manyetik dalga olarak bir ” verici ve alıcı istasyonu gibiyiz. Durumumuzu, konumumuzu özetle her şeyimizi yaydığımız elektromanyetik dalgalarımızla dış dünyaya yaymaktayız.

Duygularımız, düşüncelerimiz, zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlığımız dışarıdan aldığımız elektromanyetik bilgi altında şekillenmektedir.  

Diğer canlılar bu radyo dalgaları ile “hiçbir yanlış anlaşılma olmadan” haberleşirken, kullandığımız dil acaba duygularımızı saklamak için mi icat edildi? Bu sebeple mi diğer birçok canlının kullandığı gibi, duygularımızla konuşmayı geliştirmeyerek, daha ötesi köreltip,  konuşarak haberleşiyoruz?

Bir arkadaşımızı çok özlediğimizi hissediyor ve onu arayamadığımızı düşünüyorsak, bir bakıyoruz ki; o bizi arıyor. Diğer taraftan bilmeliyiz ki; birisini nefretle anarsak, o da bizi nefretle anar… İşte bu sebeple düşünce ve duygularımızı kontrol edebilmek çok önemlidir. Düşünce ve duygularımızın sadece bizi ilgilendirmez, onlar evrenseldir ve her yere ve herkese ulaşır… Duygularımızın yaydığı elektromanyetik bilgi ile bir bardağı kırabilir, bir kaşığı eğebiliriz…

Kendimize ve çevremize veya hayatımıza giren her şeye ne kadar güveniyorsak, ne kadar korkusuz yaşıyorsak, ne kadar çok seviyorsak o kadar sağlıklıyız ve o kadar pozitif enerji üretiyor ve çevremizi olumlu bir şekilde etkiliyoruz. Test amacıyla kullanılan etken maddesi “şeker” olan plesebo ilaçların sağlığımıza olan olumlu etkilerini, bu ilaçların plesebo ilaç olduğunu bilmememize borçluyuz. Çünkü doktorumuz “bu ilacı kullan iyileşeceksiniz” dediği için, ona güvenerek alıyor ve iyileşiyoruz.

Okunan bir dua ve içirilen normal bir su ile normal olarak operasyon dışında bir çaresi olmayan bir çocuğun ellerindeki siğillerin bir gün içinde kaybolmasına bakalım.  Çocuğa bir merasimle bir dua okunur ve okunmuş bir su içirilir. Çocuğun ellerindeki siğiller bir gün içinde mısır patlar gibi patlayarak yok olur. Çünkü çocuğun bu şekilde şifa bulacağına dair inancı sarsılmazdır. Bu düşünce gücü hücrelere iletilerek siğiller patlayarak yok olurlar…

İyi ama, bu düşünce yapısı hücre sağlığımızı nasıl etkilemektedir? İşte modern tıbbın önünde yeni bir yol ortaya çıkıyor.

GENLER SAĞLIĞIMIZI DEĞİL ZİHİNSEL YAPIMIZ GENLERİMİZİ ETKİLEYEREK SAĞLIĞIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR…

Düşünce yapımıza göre genlerimiz kendilerini ifade etmektedir. Düşüncelerimiz/beynimiz hücrelere ne yapması gerektiğini, nasıl bir hayat tarzı sürmesi gerektiğini emretmektedir. Beynimiz, hücrelerimizin genlerini ve dolayısiyle hayat tarzını belirlemektedir. Yoksa normal şartlarda gen yapımız sağlığımızı düşünüldüğü kadar da etkilememektedir.

Kronik stres altındaki insanların gen yapılarındaki kromozomları bir arada tutan telomerlerinin süratle dağılarak kromozomların yapısının ve dolasıyla genlerin ifade şeklini etkilemesi buna örnektir.

Bir başka ifade ile beyin neye inanıyorsa onu yaşıyoruz. Sağlığımız 2 uç arasında gidip gelmektedir; iyileşeceğimize inanıyorsak iyileşiyor, öleceğimize inanıyorsak ölüyoruz.

Yoğun bakımda bir hastanın ölebilmesi için beynin tüm hücrelere “öl” emri göndermesi, bunun en büyük delilidir.

IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

There are between 50 trillion and 100 trillion cells in our body. We are a collective of cells. Each cell in the cell membrane of positive energy within the cell is negative. The difference between negative and positive electric charges is 1.4 volts. In other words, every cell in our body is loaded with 1.4 volts of electricity, as if it were a small battery. Each cell has a magnetic field of 1.4 volts. If we think that the average person has 75 trillion cells, our body has an electrical charge of about 1 billion volts.

As a result of cells merging and forming our bodies, our organism is formed and this organism has a 1 billion volts of energy that forms a common magnetic field that affects all cells. In reality, our bodies are not under the personal magnetic field of cells, but under the influence of this common magnetic field. Our bodies radiate their magnetic field to the outside world in waves. Quantum physics says that we are magnetic waves, not a physical structure. The entire universe and its contents are in constant communication using these magnetic field waves. Thoughts and behaviors and ultimately health are shaped according to this communication.

This common magnetic field created by our cells is intertwined with magnetic field waves from the outside world and interacts with them. In fact, magnetic fields cannot be separated from each other like electric currents. The information they carry is everywhere. Everything has the knowledge of everything … the information within the magnetic field waves from the outside world is constantly interacting with the information within our magnetic field. As a result of this interaction, our mental state is transmitted to all cells moment by moment.

Magnetic waves, like electric current, are not separate from each other, but are teeming. For this reason, trees and trees, trees and people, insects and insects, insects and people are all fused together, intertwined and in communication with the information carried by the magnetic waves they emit.

Why does a dog attack a man who is afraid? The frightened person transmits the fear to the dog in magnetic information. The dog attacks him, believing he will take him down. For him, even rattlesnakes don’t attack people or their venoms don’t kill people.…

Our thoughts don’t stay inside our brains. Whatever we’re thinking, we’re spreading it around like radio waves. Broadcast on the same frequency as who! If we do, we go into direct communication with him.  Here, as pictured, a brain scan with MEG is used to see more sensitive details rather than EEG. Because scanning with MEG is done by reading the information contained in these electro-magnetic waves released out of the brain, rather than gluing probes onto the skin as in EEG.

OUR THOUGHT ENERGY IS INCREASINGLY BEING USED IN HEALTH REHABILITATION…

Mind you, we’ve never talked about a physical structure. We’re talking about our electric charge and magnetic field. The physical state is of course important… because when we compare the cell to an electric battery, the energy level of this battery is shaped according to our thinking structure and the state of our physical health. However, while our physical health does not affect our thinking structure, our thinking structure directly affects our physical health.

We are like a ” transmitter and receiver station ” as a magnetic wave. In summary, we are spreading everything to the outside world with our electromagnetic waves.

Our emotions, thoughts, mental, spiritual and physical health are shaped by the electromagnetic information we receive from outside. 

While other living things communicate with these radio waves “without any misunderstandings”, was the language we use invented to hide our emotions? Is that why we communicate by not improving speech with our emotions, as many other creatures do?

If we feel that we miss a friend so much and we don’t think we can call him, then he’s looking for us. On the other hand, we should know that when we remember someone with hate, they remember us with hate… that’s why it’s so important to be able to control our thoughts and emotions. Our thoughts and feelings don’t just concern us, they are universal and reach everywhere and everyone… with the electromagnetic information that our emotions emit we can break a glass, bend a spoon…

The more we trust ourselves and our environment or everything that comes into our lives, the more fearless we live, the more we love, the healthier we are and the more positive energy we generate and affect our environment in a positive way. We owe the positive effects of plesebo drugs, the active ingredient used for testing, which is “sugar,” to our health, not knowing that these drugs are plesebo drugs. Because our doctor says,” use this medicine and you’ll be fine, ” we take it with confidence and we get better.

With a prayer read and a normal drink of water, let’s look at the warts on the hands of a child who normally has no remedy other than surgery to disappear within a day.  The child is recited a prayer at a ceremony and given a recited water. The warts on the child’s hands will explode like popcorn in a day. Because the child’s belief that this is the way to heal is unshakable. This power of thought is transmitted to the cells and warts disappear by exploding…

But how does this thinking affect our cell health? Here comes a new path ahead of modern medicine.

GENES SHAPE OUR HEALTH BY INFLUENCING OUR MENTAL STRUCTURE, NOT OUR HEALTH…

According to our thinking, our genes express themselves. Our thoughts/brains command the cells to do what they need to do, what kind of lifestyle they need to lead. Our brain determines the genes of our cells and therefore the way of life. Otherwise, under normal conditions, our gene structure does not affect our health as much as thought.

The telomeres that hold chromosomes together in the gene structures of people under chronic stress are rapidly dispersed, affecting the structure of chromosomes and the way genes are expressed.

In other words, we live what the brain believes. Our health commutes between 2 extremes; if we believe we will recover, we will recover, if we believe we will die, we will die.

The greatest evidence of this is that the brain sends a “die” order to all cells so that a patient can die in intensive care

DÜŞÜNCELERİN ALFABESİNİ ÇÖZMEK/TO DECIPHERING ALPHABET OF THE THOUGHTS

Gottfriet Leibniz : insan düşüncelerinin bir alfabesi vardır… Düşüncelerimiz bu alfabeye dayalı olarak kurulan basit kavramların kombinasyonudur.”

Düşüncenin alfabesi aynı olsa da düşünce tarzı her insana göre değişiklik gösterebilir. Bununla birlikte aklımızda hiçbirşey yokken, bir düşünceyi doğuran şeyin ne olduğu, doğmadan önce nasıl bir sürecin işlediği ve sonraki gelişim sürecinin sistematiğini anlamak çok önemlidir. Düşünce ve sağlık konusundaki korelasyonu anlamak için yapılması gereken araştırmaya değer konular da vardır. Bunların başında; düşünce alfabesine göre kurulan basit kavramların nasıl kombine oldukları ve düşünce yoğunluğunun ölçülmesi, bir düşüncenin hangi yoğunluğa geldiğinde bizi fiziksel olarak nasıl etkilediği, bu etkilerin hangi yoğunlukta kaybolduğu, tamamen kaybolup olmadığı, hangi düşüncelerin bilinç altına yerleşip bilinç üstünü gizlice etkilediği konularıdır.

Düşünce alfabesinden başlayarak bu konularda yapılacak araştırmalar , zihinsel, duygusal ve ruhsal faaliyetler ve bunun neticesi olarak sağlık düzeyindeki değişimlerin yönetimi açısından önemlidir.

Even though the alphabet of thought is the same, the way of thinking can vary according to each person. However, when we have nothing in mind, it is very important to understand what gives rise to a thought, how a thought works before it is born, and the systematic of the subsequent development of the thought. There are also topics worth investigating that there is need to understand the correlation in thought and health. At the beginning of these; how simple concepts that are formed according to the alphabet of thought and are combined later and measuring the intensity of thought, how a thought physically affects us when it comes to a certain intensity and what is its measured value, at which intensity these effects disappear, whether they are completely lost, or which thoughts settle under consciousness and secretly affect the top of consciousness.

Research on these issues , starting from the alphabet of thought, is important for the management of mental, emotional and spiritual activities and as a result of these changes in the level of Health.

KADER NEDİR? NASIL ŞEKİLLENİR? SAĞLIK, VARLIK VE MUTLULUKLA NE KADAR İLİŞKİLİDİR? WHAT IS FATE AND DESTINY? ARE THEY RELATED TO THE HEALTH AND WEALTH?

YAŞADIĞIMIZ KADER, YAŞAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ KADERDİR.

KADER, SAĞLIK VE VARLIK İLİŞKİSİ
Her sistemin bir idare merkezi vardır. Vücudumuzun idare merkezi de beyindir. Nasıl bir ordunun kaderi komuta kontrol kademesinde ise, bizim kaderimiz de her açıdan beynimizin elindedir. Vücut beyinin “havasına”göre dalgalanır. Bu durum modern tıbbın insan enerjisini esas alan yaklaşımı için yeni bir penceredir. Bizim gerek sağlık ve gerekse varlık açısından bulunduğumuz yer, gerçekte düşünce tarzımızın bir yansımasıdır. Gerisi arka plandadır.

İlahi adalet insanı kadere mahkum etmez… O zaman insanın sorumluluğu kalkar ki; bu başlı başına bir kaostur. Kaderin kaynağı temelde niyetlerimiz ve buna göre şekillenen düşünce tarzımızdır. Öyleyse kader nedir? Aklımıza gelen bir şeyi düşünüp, değerlendirip uygulayarak hayatımıza yansıttığımız şeydir… Bu ise bizim sorumluluğumuz altındadır.

Yalnız şunu unutmamak lazım ki; hiçbir düşüncenin İLK AKLA GELİŞ ANI bizim kontrolümüzde değildir. O ilahi bir kaynaktan gelir… Bu kaynağın özü niyetlerimiz ve ona göre ettiğimiz dualardır. Dualarımız Allah’ın Kadir sıfatına inanarak ümidimizi her zaman ileriye taşıyan dualar olmalıdır. Peki dua ile duanın gerçekleşme süresi arasında bir ilişki var mıdır? Tabi ki vardır.

Süreç Çekim Yasası’na göre işler. Ne kadar çok inanç dolu, duygusal, güçlü ve coşkulu bir dua, o kadar kısa zamanda gerçekleşme demektir. Bizler neler yaşadıklarımızı biliriz ama neleri yaşayacağımızı ancak Allah bilir. Dualarımız gerçekleşsin veya gerçekleşmesin veya farklı bir şekilde gerçekleşsin fark etmez. Hikmetinden şüphe olunmaz; şüphesiz ki bizim için en hayırlı olan şey gerçekleşmiştir. Bu sebeple, her yaşadığımız olayı, sükunetle karşılayıp şükretmeliyiz.

Fikirlerimizin kaynağı olan dualarımız, her zaman ümitlerimizi güçlendiren dualar olsun. Allah, bu fikirleri kararlılıkla uygulamak için bizlere güç ve kuvvet versin ve bu yolda bize yardımcı dostlar nasip etsin… Böylece hem içinde bulunduğumuz topluma yararlı olur, hem de her açıdan mutlu bir hayatımız olur.

RELATIONSHIP BETWEEN FATE AND HEALTH

Each system has an administrative center. Our body’s Administration Center is the brain. Just as the fate of an army is at the controlof commanders, our destiny is, in every aspect, in the hands of our brains. The body fluctuates according to the brain’s “air.” This is a new window for modern medicin, considering the relations of health and human energy.

The place where we are both in terms of Health and being is actually a reflection of our way of thinking. The rest is in the background. Divine justice does not condemn man to fate… Then the responsibility of Man will be lifted; this is a chaos on its own.

The source of destiny is basically our intentions and the way of thinking shaped accordingly. So what is fate? It is what we reflect on our lives by thinking, evaluating and applying something that comes to our mind… This is our responsibility. However, we must not forget that the first moment of thought is not under our control. That comes from a divine source… The essence of this resource is our intentions and our prayers for him. Our prayers should always be the prayers that carry our hope forward by believing in Allah’s omnipresence.

Is there a relationship between prayer and the duration of prayer? Of course there are. The process works according to the shooting law. The more faith-filled, emotional, strong, and enthusiastic prayer, the sooner it will be realized. We know what we’re going through, but only God knows what we’re going to go through. Whether our prayers happen or not, it doesn’t matter whether they happen in a different way. Surely what is best for us is fulfilled.

For this reason, we must be grateful and grateful for every event we experience. Let our prayers, which are the source of our ideas, always be prayers that strengthen our hopes. May Allah give us strength and emotional power to apply these ideas with determination and may Allah grant us friends who help us in this path… Thus, This will be beneficial to the society in which we are, and we have a happy life in all aspects.

OBEZİTE DÜZEYİ KALORİ ALIMI İLE TERS ORANTILI OLABİLİR Mİ? PSİKOLOJİ OBEZİTE DÜZEYİNİ ETKİLER Mİ?

ABD’de Columbia Business School’da yapılan araştırmalarda yüksek kalorili gıda ile beslenmenin açlık hormonu grelin salgısını durdurarak metebolizmayı hızlandırdığı ve bunun sonucu olarak kilo vermenin daha kolay olduğuna dair tespitler yapıldı.

Gıdaların kalori düzeylerinin bilinenin aksine obezite üzerindeki bu şaşırtıcı etkisine ek olarak, psikolog Alia Crum, psikolojinin metabolizma hızı üzerindeki etkisini de araştırdı.

Bir grup insana 380 kalorilik bir milkshake içmesi söylendi. Denekleri yanıltmak amacıyla, Milkshake kutularının yarısının üzerine kalori değeri olarak 140 kalori, diğer yarısının üzerine ise 620 kalori olduğu yazıldı. 620 kalorilik milkshake’i içtiğini düşünen grup, daha yüksek kalorili bir içecek tükettiğini düşündüğü için bunların metebolizma hızı 140 kalori içtiklerini düşünenlere göre çok daha yüksek olduğu görüldü.

arttı.

GENETİK HASTALIKLAR NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR/WHEN DO THE GENETIC DISEASES BECOME ACTIVE? BİR GENİ 2 SAAT İÇİNDE AKTİFLEŞTİREN ŞEY NEDİR? WHAT ACTIVATES A GENE IN 2 HOURS?

 

 

 

BİR GEN 2 SAAT İÇİNDE YAŞANANLARLA AKTİF OLABİLİR Mİ?

PSIKONÖROİMMÜNOLOJİ BİLİMİ BUNA CEVAP VERİYOR…YOGA

Karakterimiz yanında zihinsel, duygusal ve ruhsal durumumuzun bağışıklık, sinir ve endokrin sistemimizi yakından etkilemektedir. Psikonöroimmünoloji bilimi bu etkileri inceleyen bilim dalıdır.

Bu bilim ve ilgili kardeş bilimler sayesinde negatif durumların insan sağlık sistemini çökerterek hastalıkların, pozitif durumların ise eksik durumları tamamlayarak sağlığın ve mutluluğun kaynağı olduğunu öğreniyoruz.

Dini ritüller ve yoga başta olmak üzere,  vücut-zihin (Body-mind) egzersizleri, zihinsel, ruhsal ve duygusal  durumun fiziksel durumla entegrasyonu sağlamaktadır. Bu entegrasyon sonucu oluşan pozitif atmosferin sağlık üzerindeki etkisi çok yüksektir. Vücut-zihin uyumunun genlerin hastalıklar üzerindeki olumsuz etkilerini önledikleri psikonöroimmünobiyoloji bilimi alanında yapılan çalışmalarda gösterilmektedir.

Vücut-Zihin uyum çalışmalarında nefes teknikleri, meditasyon teknikleri ve fiziksel hareketler önemlidir.

Psikonöroimmünoloji uzmanı Osla Üniversite’sinden  Prof. Saatçioğlu sayesinde, vücut-zihin uyumu veya uyumsuzluğu çerçevesinde, genlerin aktif gelmesi veya pasif halde kalması için  2 saatlik bir sürenin yeterli olduğunu biliyoruz.  Buradan hareketle kronik stresin nelere kadir! olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktur.

ÇIN TIBBININ GÖZDESİ GOTU KOLA’NIN 18 MADDEDE FAYDALARI VE YAN ETKİLERİ/ CHINESE TRADITIONAL MEDICAL HERB GOTU COLA BENIFITS AND SIDE EFFECTS IN 18 STEPS

 

PENTASİLİK TRİTERPEN (PENTACYLIC TRITERPENE) YÜKLÜ GOTU KOLA (CENTELLA ASIETİCA) NIN FAYDALARI VE YAN ETKİLERİ

Gotu kola çin tıbbında da kullanılan önemli bir destektir. Öne çıkan etken maddesi pentasilik triptependir. virütik, bakteriyel ve paraziter rahatsızlıklar yanında ruhsal rahatsızlıklar üzerinde de etkili olduğuna dair bilimsel çalışmalar vardır.

Gotu kola, kan basıncını düşürerek, damarlarda kılcal sirkülasyonu (microcirculation) arttırarak,  anti oksidan olarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek, sinirsel bağlantıları güçlendirerek ve kolajen üretimini arttırarak etkili olmaktadır.

İdrar yolları enfeksiyonları, cilt hastalıkları, kolera, cüzzam, dizanteri, bel soğukluğu-frengi (syphilis), domuz gribi dahil virütik gripler, şistomiyaz (schistosomiasis), karaciğer ve böbrek detoxu ve (bunama) alzheimer rahatsızlıklarının tedavisinde destekleyici rolü üzerinde öncü bilimsel çalışmalar olumlu sonuçlar vermektedir.

Gotu kolanın beyin fonksiyonlarını hafıza ve sinir sistemi üzerindeki pozitif etkileri konusunda bilimsel çalışmalar devam etmekle birlikte, Denekler üzerinde dikkate değer iyileşmeler görülmektedir. Gotu kola, alzheimer hastalarında plakların oluşumunu engelleyerek etkili olmaktadır.

Yapılan bilimsel çalışmalar gotu kolanın aşağıdaki birçok önemli rahatsızlık durumlarında da etkili olduğunu göstermektedir. Her durumda düşük dozlardan başlayarak, normal dozlara göre kullanmak önemlidir. Bunun dışında cilt üzerinde kullanılacaksa veya vucut allerjiye yatkınsa, tüm cilt üzerinde kullanılan preperatlarda veya çaylarda olduğu gibi, kullanmadan önce ön kolun altındaki bölgede allerji testi yaparak, 24 saatlik bekleme sonunda vücutta allerjik bir durum oluşturup oluşturmadığı kontrol edilmelidir.

  1. Endişe, oksidatif stres ve nöroenflamasyonun önlenmesinde
  2. Kronik depresyon, kalp ritim bozuklukları ve kilo vermede, ömrün uzatılmasında
  3. Ödemin atılmasında ve uçak yolculuklarında oluşan ödemlerde. Lokal ödemlerin masajla giderilmesinde
  4. içerisinde bulunan asiatikosid ve madekaskosid (asiaticoside and madecassoside) sayesinde damarlardaki bağ dokusu üzerine olumlu etkisi ile, damar tıkanıklarında (atherosclerosis), varisli damarların tedavisinde, toplar damar dönüşüm yeterliklerinde (venous insufficiency); 4-8 hafta arası kullanım ile bacaklardaki damar yetersizliklerinde önemli rahatlıklar gözlenmektedir.

5.Endişe, stres ve depresyona olan olumlu katkılarıyla uykusuzluğun (insomnia)                   önlenmeinde. Uyku ilacı alanlar gotu kolayı dikkatli kullanmalıdır; ilacın etkisini               gotu-kola-drink-gotu-kola-asiatic-pennywort-centella-asiatica-ayurveda-herbal-drink-stock-photograph_csp36664497arttırabilir.

  1. Hamilelikte ve şişmanlıkta da görülene benzer tarzda ciltteki çatlaklıkların önlenmesinde
  2. Bağışıklık sistemini iyileştirerek, yaraların tedavisinde
  3. Kolejen eksikliği kaynaklı eklem yangılarında, kıkırdak dokusu ve kemik erimelerinde
  4. Tüberküloz ilacı isoniazidin yan etkilerinin giderilmesinde
  5. Karaciğer detoxunda
  6. Şeker hastalarında ödemin düşürülmesi ve kılcal damar sirkülasyonunun yükseltilmesinde
  7. Sedef (psoriasis), ekzema, skleroderma ve akne hastalarında
  8. Sidik torbası yaralarında (schistosomiasis)
  9. Güneş çarpmalarında
  10. Tonsilit, hepatit, sarılık (jaundice), ishalde
  11. Hazımsızlıkta
  12. Kılcal damar filitrasyonun yükseltilmesinde (capilari filitration), yeni kılcal damar teşkilinde (angiogenesis)
  13. Aşırı asidik yük altında vücutta tıkanmayla birlikte oluşan “aşırı ısınma-excess heat” doku arası kistlerin (interstitail cystisis) “damp heat” tedavisinde, vücudu asidik ortama çevirermek için.

DÜŞÜK VE YÜKSEK TANSİYONUN 2 PSİKOLOJİK KAYNAĞI/ 2 PSYCHOLOGIC SOURCES OF HIGH BLOOD PRESSURE AND LOW BLOOD PRESSURE.

2 PSYCHOLOGIC REASONS FOR HIGH AND LOW BLOOD PRESSURE

Düşük tansiyonun psikolojik kökeni nedir?

  1. Çocukluk çağının sevgiden yoksun olarak yaşanması bir neden olabileceği gibi, tüm ümitlerin kaybolmuş olması da başka bir nedendir. “Hiç bir şey fayda etmez…Ne yararı olacak ki; Nasıl olsa işe yaramaz” yaklaşımları düşük tansiyonun nedenleri arasındadır.
  2. Yüksek tansiyonun fiziksel nedenleri olabilir. Ama genellikle pek çok hastalık öncelikle psikolojik bir sorundan kaynaklanır. Yüksek tansiyonun fiziksel nedenleri yanında altında yatan psikolojik nedene de bakmak lazımdır.Çoktan beri var olan, çözülmemiş psikolojik sorunlar yüksek tansiyonun psikolojik kaynağıdır.

What is the psychological origin of low and high blood pressure?

  1. The fact that childhood can be experienced as a lack of love can be a reason, and that all hope has been lost is another reason. “Nothing is useful…nor will it be useful, however useless” approaches are among the causes of low blood pressure.
  2. High blood pressure can be physical causes. But generally many diseases are primarily caused by a psychological problem. Physical causes of high blood pressure as well as psychological reasons underlying the need to look at.The psychological problems that have already existed, unsolved, are the psychological source of high blood pressure.