DÜŞÜNCELERİN ALFABESİNİ ÇÖZMEK/TO DECIPHERING ALPHABET OF THE THOUGHTS

Gottfriet Leibniz : insan düşüncelerinin bir alfabesi vardır… Düşüncelerimiz bu alfabeye dayalı olarak kurulan basit kavramların kombinasyonudur.”

Düşüncenin alfabesi aynı olsa da düşünce tarzı her insana göre değişiklik gösterebilir. Bununla birlikte aklımızda hiçbirşey yokken, bir düşünceyi doğuran şeyin ne olduğu, doğmadan önce nasıl bir sürecin işlediği ve sonraki gelişim sürecinin sistematiğini anlamak çok önemlidir. Düşünce ve sağlık konusundaki korelasyonu anlamak için yapılması gereken araştırmaya değer konular da vardır. Bunların başında; düşünce alfabesine göre kurulan basit kavramların nasıl kombine oldukları ve düşünce yoğunluğunun ölçülmesi, bir düşüncenin hangi yoğunluğa geldiğinde bizi fiziksel olarak nasıl etkilediği, bu etkilerin hangi yoğunlukta kaybolduğu, tamamen kaybolup olmadığı, hangi düşüncelerin bilinç altına yerleşip bilinç üstünü gizlice etkilediği konularıdır.

Düşünce alfabesinden başlayarak bu konularda yapılacak araştırmalar , zihinsel, duygusal ve ruhsal faaliyetler ve bunun neticesi olarak sağlık düzeyindeki değişimlerin yönetimi açısından önemlidir.

Even though the alphabet of thought is the same, the way of thinking can vary according to each person. However, when we have nothing in mind, it is very important to understand what gives rise to a thought, how a thought works before it is born, and the systematic of the subsequent development of the thought. There are also topics worth investigating that there is need to understand the correlation in thought and health. At the beginning of these; how simple concepts that are formed according to the alphabet of thought and are combined later and measuring the intensity of thought, how a thought physically affects us when it comes to a certain intensity and what is its measured value, at which intensity these effects disappear, whether they are completely lost, or which thoughts settle under consciousness and secretly affect the top of consciousness.

Research on these issues , starting from the alphabet of thought, is important for the management of mental, emotional and spiritual activities and as a result of these changes in the level of Health.

DETERJAN KULLANIMI VE KARACİĞER KANSERİ-DETERGENT USE AND LIVER CANCER

Erkeklerde Kısırlık Nedenlerinden biri vücutta aşırı boron bulunmasıdır. 
Vücutta aşırı borax miktarı 5-10 yıl içerisinde karaciğer kanserine neden olabilir. 
Boron, borax’ın bir bileşimidir. Borax temizlik maddelerinde, kozmetikte ve emaye kaplarda ve “slime” hamurunda kullanılan bir maddedir. Bulaşık makinelerinde aşırı deterjan kullanmak, bulaşıkları tam durulamamak, aşırı makyaj yapmak, sağlığınızı etkileyebilir. 

Borax kullanımını vücut üzerinde aşağıdaki semptomlara neden olabilir:

Ciltte hassasiyet, sivilce, su toplamalar veya sivilceler,

Ağızda enfeksiyon,

Kusma

Gözde hassasiyet ve irritasyon

Mide bulantısı

Solunum sorunları


Borax bazı gıdalarda koruyucu olarak da yasak olmasına rağmen kullanılmaktadır. Bunların başında erişte, köfte ve havyar gelmektedir.

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ? / ARE DNA SEQUENCES OF HOMEOPATİC MEDICINES GOOD FOR AUTOIMMUNE DISTURBANCES

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ?


Çok basit şekilde belirtmek gerekirse, DNA sekansları kromozomlar üzerinde bulunan DNA moloküllerimizi oluşturan cytosin, adenin, guanin ve thymin isimli proteinlerin kendi aralarında değişik dizilim ve değişik uzunlukta oluşturdukları dizilimlerdir. Her özgün dizilim bir geni temsil etmektedir. Genetik kodlarımız bu dizilimlere göre her kişide kısmen değişik olarak şekillenmektedir. Bugüne kadar vücudumuzda yaklaşık 24 000 civarında gen tarif edilmiştir.

DNA sekansları laboratuvar ortamında homeopatik metotlarla da hazırlanabilmektedir. 300-400 aralığında baz çifte sahip homeopatik özel DNA sekanslarına ait medical DNA sekansları yaşlılıkla ortaya çıkan düşük bağışıklık ve oto-ümmin rahatsızlıkların tedavisinde ümit vadetmektedir.

6 C potansiyelli bu remedilerin genlerin düşük expresyonlarından doğan belli hastalıklarda sözkonusu hasarlı genlerin tedavisinde kullanım çalışmaları başlamıştır.Örnek olarak, KL geninin yaşlılıkla birlikte düşük expresyonu bilinmektedir. Bunun neticesi olarak düşük bağışıklık sistemi, artan yaşlanma semptomları ve oto-immün rahatsızlıklara yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Bunların kullanımları konusundaki gelişmeler özellikler tedavisi çok zor olan veya mümkün olmayan oto-immün rahatsızlıkların tedavisi açısından önem arzetmektedir.

DNA SEKANSI/DİZİLİMİNE BİR ÖRNEK

KANSER DAHİL TEDAVİDE KULLANILAN İLAÇLARIN/REMEDİLERİN DEĞİŞİK DOZAJLARI VEYA DİLİTASYONLARI HEDEF ALDIĞI GEN EXPRESYONLARINI FARKLI ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLMEKTEDİR. DIFFERENT POTETIALS OF REMEDIES MAY CAUSE DIFFERENT GENE EXPRESSIONS INCLUDING CANCER TREATMENT.

İlaçlarda doz ayarlamaları çok önemlidir. Aynı ilaç dilite (sulandırılma) ayarlamaları (veya dilitasyonlar) ile bir durumu yatıştırıcı veya tahrik edici olarak kullanılabilir. Bu durumu en çok etkileyen durum kişinin kendine özel genetik durumudur. Aynı tedavi aracının değişik dilutasyonları genlerin expresyonlarını tamamen zıt şekilde etkileyebilmektedir. Bu özellikleri ile tedavinin yönü değişebilmekte, hedef genlerin aktif ve pasifliği üzerinde etkili olunabilmektedir.
Khuda-Bukhsh ve arkadaşları düşük ve yüksek dozajlı kullanımların genler üzerindeki etkisini araştırdılar. Kanser tedavisinde pozitif HeLA hücreleri (HPV18 hücreleri) üzerinde etki araştırmasında çok düşük dozajdaki Condurango 30’un eş değerlerinde göre daha etkili olduğu görülmüştür.
Hücre toksisitesi ve programlı hücre ölümleri üzerine yapılan araştırmalarda da aynı durum gözlenmiştir. Preethi ve arkadaşları Dalton Lenfoması tümör hücreleri ve diğer tümör hücreleri üzerinde kullanılan dozajların tedavi üzerindeki etkileri ile ilgili yaptıkları araştırmalarda 10 farklı homeopatik ilacın farklı farklı potansiyellerini kullandılar. Sonuç olarak dilite edilmemiş (sulandırılmamış) ilaç ile sulandırılmış olarak kullanılan ilaçlar arasında genleri etkileme açısından büyük farklar tespit etmişlerdir. Örneğin carcinosinum 200C, daha az sulandırılmış olan carcinosinum 30 C’den kanserli hücreleri öldürmede daha başarılı bulunmuştur.

KADER NEDİR? NASIL ŞEKİLLENİR? SAĞLIK, VARLIK VE MUTLULUKLA NE KADAR İLİŞKİLİDİR? WHAT IS FATE AND DESTINY? ARE THEY RELATED TO THE HEALTH AND WEALTH?

YAŞADIĞIMIZ KADER, YAŞAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ KADERDİR.

KADER, SAĞLIK VE VARLIK İLİŞKİSİ
Her sistemin bir idare merkezi vardır. Vücudumuzun idare merkezi de beyindir. Nasıl bir ordunun kaderi komuta kontrol kademesinde ise, bizim kaderimiz de her açıdan beynimizin elindedir. Vücut beyinin “havasına”göre dalgalanır. Bu durum modern tıbbın insan enerjisini esas alan yaklaşımı için yeni bir penceredir. Bizim gerek sağlık ve gerekse varlık açısından bulunduğumuz yer, gerçekte düşünce tarzımızın bir yansımasıdır. Gerisi arka plandadır.

İlahi adalet insanı kadere mahkum etmez… O zaman insanın sorumluluğu kalkar ki; bu başlı başına bir kaostur. Kaderin kaynağı temelde niyetlerimiz ve buna göre şekillenen düşünce tarzımızdır. Öyleyse kader nedir? Aklımıza gelen bir şeyi düşünüp, değerlendirip uygulayarak hayatımıza yansıttığımız şeydir… Bu ise bizim sorumluluğumuz altındadır.

Yalnız şunu unutmamak lazım ki; hiçbir düşüncenin İLK AKLA GELİŞ ANI bizim kontrolümüzde değildir. O ilahi bir kaynaktan gelir… Bu kaynağın özü niyetlerimiz ve ona göre ettiğimiz dualardır. Dualarımız Allah’ın Kadir sıfatına inanarak ümidimizi her zaman ileriye taşıyan dualar olmalıdır. Peki dua ile duanın gerçekleşme süresi arasında bir ilişki var mıdır? Tabi ki vardır.

Süreç Çekim Yasası’na göre işler. Ne kadar çok inanç dolu, duygusal, güçlü ve coşkulu bir dua, o kadar kısa zamanda gerçekleşme demektir. Bizler neler yaşadıklarımızı biliriz ama neleri yaşayacağımızı ancak Allah bilir. Dualarımız gerçekleşsin veya gerçekleşmesin veya farklı bir şekilde gerçekleşsin fark etmez. Hikmetinden şüphe olunmaz; şüphesiz ki bizim için en hayırlı olan şey gerçekleşmiştir. Bu sebeple, her yaşadığımız olayı, sükunetle karşılayıp şükretmeliyiz.

Fikirlerimizin kaynağı olan dualarımız, her zaman ümitlerimizi güçlendiren dualar olsun. Allah, bu fikirleri kararlılıkla uygulamak için bizlere güç ve kuvvet versin ve bu yolda bize yardımcı dostlar nasip etsin… Böylece hem içinde bulunduğumuz topluma yararlı olur, hem de her açıdan mutlu bir hayatımız olur.

RELATIONSHIP BETWEEN FATE AND HEALTH

Each system has an administrative center. Our body’s Administration Center is the brain. Just as the fate of an army is at the controlof commanders, our destiny is, in every aspect, in the hands of our brains. The body fluctuates according to the brain’s “air.” This is a new window for modern medicin, considering the relations of health and human energy.

The place where we are both in terms of Health and being is actually a reflection of our way of thinking. The rest is in the background. Divine justice does not condemn man to fate… Then the responsibility of Man will be lifted; this is a chaos on its own.

The source of destiny is basically our intentions and the way of thinking shaped accordingly. So what is fate? It is what we reflect on our lives by thinking, evaluating and applying something that comes to our mind… This is our responsibility. However, we must not forget that the first moment of thought is not under our control. That comes from a divine source… The essence of this resource is our intentions and our prayers for him. Our prayers should always be the prayers that carry our hope forward by believing in Allah’s omnipresence.

Is there a relationship between prayer and the duration of prayer? Of course there are. The process works according to the shooting law. The more faith-filled, emotional, strong, and enthusiastic prayer, the sooner it will be realized. We know what we’re going through, but only God knows what we’re going to go through. Whether our prayers happen or not, it doesn’t matter whether they happen in a different way. Surely what is best for us is fulfilled.

For this reason, we must be grateful and grateful for every event we experience. Let our prayers, which are the source of our ideas, always be prayers that strengthen our hopes. May Allah give us strength and emotional power to apply these ideas with determination and may Allah grant us friends who help us in this path… Thus, This will be beneficial to the society in which we are, and we have a happy life in all aspects.

OBEZİTE DÜZEYİ KALORİ ALIMI İLE TERS ORANTILI OLABİLİR Mİ? PSİKOLOJİ OBEZİTE DÜZEYİNİ ETKİLER Mİ?

ABD’de Columbia Business School’da yapılan araştırmalarda yüksek kalorili gıda ile beslenmenin açlık hormonu grelin salgısını durdurarak metebolizmayı hızlandırdığı ve bunun sonucu olarak kilo vermenin daha kolay olduğuna dair tespitler yapıldı.

Gıdaların kalori düzeylerinin bilinenin aksine obezite üzerindeki bu şaşırtıcı etkisine ek olarak, psikolog Alia Crum, psikolojinin metabolizma hızı üzerindeki etkisini de araştırdı.

Bir grup insana 380 kalorilik bir milkshake içmesi söylendi. Denekleri yanıltmak amacıyla, Milkshake kutularının yarısının üzerine kalori değeri olarak 140 kalori, diğer yarısının üzerine ise 620 kalori olduğu yazıldı. 620 kalorilik milkshake’i içtiğini düşünen grup, daha yüksek kalorili bir içecek tükettiğini düşündüğü için bunların metebolizma hızı 140 kalori içtiklerini düşünenlere göre çok daha yüksek olduğu görüldü.

arttı.

BÖBREK HASTALARINDA YÜKSEK CREATININ DÜZEYİNİN YANLIŞ ÇIKMASI SEBEPLERİ VE TEDAVİSİ/FALSE ELEVATED CREATININE VALUES CAUSES AND TREATMENT

BÖBREK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA KAN TESTLERİNDE CREATİNİN DEĞERİNİN YANLIŞ ÇIKMASINA NEDEN OLAN DURUMLAR

Kronik Böbrek yetmezliği bulunan kimselerde kan kreatinin yüksekliği yapılan kreatinin testine göre ve alınan ilaçlara göre yanlış çıkabilmektedir.

  1. Kodak Ektachem metodu kandaki kreatinin değerinini olduğundan yüksek gösterirken, VITROS CREA metodu ile yapılan testler daha gerçekçi sonuç vermektedir.

Kan tahlili yapan laboratuvardan hangi test metodunu kullandığını öğrenerek, vitros crea metodunu kullanan bir labaratuvara kan tahlili yaptırmak suretiyle bu  yanlışlığın önüne geçebilirsiniz.

  1. Test öncesi alınan antibiyotikler (cephalosporinlerler-özellikle cefoxitin and cefazolin; sakinleştiriciler ve kas gevşeticiler (barbiturates) ile kemoterapi ilaçları- flucytosine da creatinin değerini olduğundan fazla gösterebilir.

Kan yağlarını düşürücü- kolesterol ve trigliserit düşürücü ilaçlar- fibrates) da kronik böbrek hastalarının dikkatle kullanmaları gereken ilaçlardır. Bu ilaçlar ,böbrek içi kan akış dinamiklerini (vasodilatory prostaglandins) olumsuz etkileyerek, böbreğin süzme kabiliyetine (GFR) zarar verebilmektedir.

Kronik Böbrek yetmezliği hastalarında kreatinin değerini olduğundan yüksek gösterebilen bir diğer etken mide asit koruyuculardır. Bunlar böbrek tübüllerinde kreatinin salınımını engelleyerek kanda kreatinin yükselmesine neden olurlar.

Kronik böbrek yetmezliği olan hastaların proton pump inhibitörleri (PPI) yerine histamin H2 blokerları kullanılması daha uygun olabilir. Bu gruptaki ilaçlar arasında pepcid, Pepcid AC, Tagamet, Tagamet HB, Zantac, Zantac, 150, Zantac 150 Efferdose, Zantac 25 cimetidine, famotidine, nizatidine ve ranitidine isimli ilaçlar bulunmaktadır.

Yukarıda yazılan ilaç gruplarından birini kullanıyorsanız doktorunuzla görüşerek onun bilgisi dahilinde ve önerilerini dikkate alarak ilaç kullanımı konusunda endişelerinizi gideriniz. Doktorunuzdan bunların yerine kullanabileceğiniz ilaç veya diyet programı konusunda görüş alırsanız bir yandan tedavi görürken diğer yandan tedaviyi engelleyici bir durumdan kurtulabilirsiniz.

Faydalanılan kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3383162/