KORANAVİRÜS (KOVİD-19), SOĞUK ALGINLIĞI (COLD) VE GRİP/NEZLE (FLUE) ARASINDAKİ TEK VE EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?

https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

KORANAVİRÜS (KOVİD-19), SOĞUK ALGINLIĞI (COLD) VE GRİP/NEZLE (FLUE) ARASINDAKİ TEK VE EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?

WHAT IS THE ONLY DIFFERANCE BETWEEN CORONAVIRUS, COLD AND FLUE?

 

 

Bugünlerde koronavirüs semptomları/belirtileri ile soğuk algınlığı ve grip/nezle belirtileri birbirine çok karıştırılabilir. Bu durum ailelerde paniğe neden olabilir, hastaneler bu sebeple de gereksiz yere meşgul edilebilir. Gerçekten bu hastalıkların belirtileri bazısında az bazısında çok olsa da benerdir. Ancak burada ayrıntı yaratan çok önemli bir fark vardır.  Soğuk algınlığında ve korona virüste hapşırma görülmezken, grip/nezle/flue durumlarında hapşırma görülür.

Ateş, yorgunluk, kuru öksürük, vücutta ağrı-sızı, burun akıntısı,  baş ağrısı, nefes darlığı ve tat duygusu kaybı gibi durumlar her 3 hastalık belirtisi için mümkün olabilir. Bunla birlikte genel olarak değerlendirildiğinde; ishal, bazen çocuklar hariç, korona-19’da görülebilir, soğuk algınlığında görülmez. Nefes darlığı ise koronavirüs (covid-19) için önemli bir semptom olup, soğuk algınlığında ve gripte görülmez.

Bununla birlikte her insanın durumu kendine özgü olarak değerlendirilmeli ve her durumda bir uzman doktor tavsiyesi alınmalıdır.

KORANAVIRUS (COVID-19) SÜRECİNDE TANSİYON İLAÇLARI NASIL KULLANILMALIDIR/ HOW CAN HYPER TENSION DRUGS BE USED IN RESPECT TO THE NEW CORONAVIRUS (COVID-19)

KORANAVİRÜS (COVİD-19) BULAŞMA SÜRECİNDE TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR NASIL KULLANILMALIDIR?

Bilgi kirliliğinin çok fazla olduğu bir ortamda, koranavirüs (covid-19) bulaşıcılığını önlemek üzere doktorunuzun tavsiyesi ile aldığınız kalp-damar ilaçlarını (ACE1 inhibitörleri) ile anjiotenjin reseptör blokerların kullanımı konusunda çok dikkatli olunması gerekmektedir.  Sorumlu doktorun tavsiyesi bu konuda çok önemlidir ve mutlaka uyulması gerekir. Bununla birlikte genel olarak bir yaklaşım gerekirse;

ACE1 inhibitörü veya angio-tension receptor blocker (ARB) etken maddeli bir kalp-damar ilacı kullanılıyorsa:

Kontrolü güç bir yüksek tansiyon yok, kontrol edilebilir bir tansiyon yüksekliği varsa ve bulaşma riski standart/ortalama bir risk kadarsa;

  1. Kovid-19 testi negatif (hastalık bulaşmamış) ise, İlaçlar kullanılmaya devam edilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif (hastalık bulaşmış) ise ilaçlar bırakılabilir.
  3. Hastalık atlatılmış ise ilaçlar kullanılmaya devam edilmelidir.

Kontrolü güç bir yüksek tansiyon yok, kontrol edilebilir bir tansiyon yüksekliği varsa ancak ailede enfekte bir kişi bulunması veya sağlık meslek mensubu olma gibi bulaşma riski yüksekse;

  1. Kovid-19 testi negatif (hastalık bulaşmamış) ise ilaçların kesilmesi değerlendirilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif ise, ilaçların kesilmesi gerekir.
  3. Hastalık atlatılmış ise, ilaçlara tekrar başlanmalıdır.

Tansiyon tehlikeli düzeyde yüksekse;

  1. Test sonuçları negatif ise, ilaçlara devam edilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif ise, ilaçlara devam edilmelidir.
  3. Hastalık atlatılmış ise, ilaçlara devam edilmelidir.

TEKNİK BİLGİ: Her ne kadar ACE2 reseptörleri virüsün giriş noktası olsa da, tansiyon ilaçlarının etkin madde grubu olan ACE1 inhibitörleri vücutta anjiotensin 1 düzeyini arttırır. Bu durumda ACE2 aşırı düzeyde etken olur (upregulate) ve özellikle kalp sağlığı risk altına girebilir.

VÜCUTTA KRONA VİRÜS VAR MI? NASIL ANLARIZ? NASIL KORUNMALIYIZ? NE KELLE PAÇA NE BAŞKASI, TADAVİDE EN ETKİLİ FAKTÖRLER NELERDİR? EN ÖNEMLİ 10 TEDBİR VE DİĞERLERİ. HAVE YOU INFECTED WITH CORONA VIRUS? HOW CAN YOU UNDERSTAND THIS AND HOW CAN YOU DEFEND YOURSELF? HOW SHOULD BE THE TREATMENT? THE TEN ON TOP AND OTHERS.

HAVE YOU INFECTED WITH CORONA VIRUS? HOW CAN YOU UNDERSTAND THIS AND HOW CAN WE DEFEND OURSELVES? HOW SHOULD BE THE TREATMENT?

Vücutta krona virüs (cavid 19) varlığından süphelenmek için  yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı, ishal, aksırma, burun akıntısı, yorgunluk, göğüste ağrı, bulantı ve kusma semptomlarının bulunması gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde akciğer rahatsızlığı ile öne çıkar ve ağır akut solunum yolu yetersizliği neticesinde, başta böbreklerin iflası olmak üzere, çoklu organ ölümüne kadar giden bir sürece neden olabilir.

Virüsün vücuda bulaşma durumu tıbbi araştırmalarla kesinleşmesi esastır. Bununla birlikte nefesinizi 10 saniye kadar tuttuğunuz zaman bir rahatsızlık hissetmiyorsanız akciğerlerde fibroz oluşmadigini anlayabiliriz. Diger taraftan Virüsün semptomları belirginleşmişse veya bir şüphe durumu varsa acilen bir sağlık kuruluşuna muracaat etmek gerekir.

Vürüsten korunmak için;

  1. Hastalık şüphesi varsa acilen tıbbi destek alınmalıdır. Bununla birlikte;
  2. Bağışıklık sistemini güçlü tutacak şekilde beslenilmelidir. Bağışıklık sistemini güçlendirecek en önemli ekonomik besin tavuk eti çorbasıdır.

İngiltere’de Pirbright Enstitüsü tarafından yapılan ve Frontiers in Cellular and Infection Microbiology dergisinde yayınlanmış bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; tavuk etinde bulunan PD 1 (Programmed death cell 1) ve PD_L1 (Programmed Cell Death Ligand 1) proteinleri bağışıklık sistemini aktive veya inaktive ederek virütik hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor veya engelliyor.

Tavuğun (büyük ihtimalle bu anlamda büyük benzerlik gösteren insanın da) T bağışıklık hücresi zarındaki PD 1 protein reseptörü ile sağlıklı hücre zarındaki PD L 1 reseptörü snaps (bağlantı) yaptığında, PD L 1 reseptörü inaktive olmakta ve  bağışıklık hücreleri devre dışı kalmakta (inactivation); bu durumda sağlıklı hücreler zarar görmemektedir.

Virüsten etkilenmiş hücreler PD L1 reseptörlerini yok etmekte ve böylece kendilerinin ölümü pahasına bağışıklık hücrelerinin virüslere saldırarak yok olmalarına yardımcı olmaktadırlar.

Bazı  virütik hastalıklarda virüs, sağlıklı hücre zarındaki PD L 1 reseptörünün (almacının) sayısını hızla arttırarak bağışıklık hücrelerinin bunları yok etmeseni engelleyebilmekte ve kendileri bu yolla hücre içerisinde gizlenerek hızla yayılabilmektedir.

Tavuk vürüs salgınlarına karşı sağlıklı hücrelerini koruyacak özel proteinler (antibodiler) sentezleyerek kendini büyük ölçüde koruyabilmektedir. Bu mekanizmanın nasıl çalıştığına dair bilimsel çalışmalar sürmektedir. Bugün tam olarak bilinmemesine rağmen, sağlıklı tavuk etinden yapılan çorbaların içinde, tavuklarda olduğu gibi, insanlarda da bağışıklık sistemini virüslere karşı güçlendiren proteinlerin varlığı bilinmektedir. Tavuk etinin virüs salgınlarındaki etkinliği ise buna yorumlanmaktadır.

Bol baharatlı, şehriyeli, domatesli tavuk çorbasının virüs vucuttan temizleninceye kadar her öğün içilmesi tedaviye destek açısından faydalıdır.

Bunun dışında;

  1. Bağışıklık sistemini zayıflatan en büyük neden olarak stresten uzak durmak önemlidir.
  2. Şeker ve şekerli gıdalardan, market ürünlerinden uzak durulmalıdır.
  3. Alkali gıdalarla beslenmeye dikkat edilmelidir.
  4. Tereyağı ile birlikte C, A, D ve E vitaminleri desteklerinden faydalanılmalıdır.
  5. Evcil hayvanlar ara taşıyıcı olduklarından bu konuda son derece dikkatli olunmalıdır.
  6. İnsandan insana bulaşmayı önlemek için, çok kalabalık yerlerde veya muhtemel riskli alanlardan uzak durulması ve  maske kullanılması önemlidir. Temizlik şartlarına kesinlikle uymak gerekir. Eller sık sık sabunla yıkanmalı ve/veya alkolle temizlenmelidir. Boğaz bölgesi sürekli nemli tutulmalı ve sık sık su içilmelidir. İçilen su ile birlikte virüslerin akciğer yerine mideye nakli sağlanabilir. Burada mide asidi ile ortadan kaldırılabilirler.
  7. Sigara içilmemesi ve içilen yerlerden uzak durulması, yaşam alanlarının sık sık havalandırılması, bol oksijenli açık alanların tercih edilmesi
  8. Vücudun aşırı yorulmaması, dinlenme için yeterli zaman ayrılması
  9. Vücuttaki akut veya kronik iltihap düzeyi  kontrol edilmeli, eğer yüksekse tıbbi destek alınmalı,
  10. Virüse karşı daha dikkatli olması gerekenler:
  • Zorlu şartlarda aşırı tehlike altında hissediyorsanız ve/veya çocukluğunuz olumsuz yaşam tecrübeleri ile dolu ise,
  • çocukluğunuzda ihmal edilmiş biri iseniz, telomer boylarınız yaşınıza göre daha kısalmıştır. Virüsün sizi etkilemesi için genetik yatkınlığınız artmış olabilir  Hemen paniklemeyin Telomerler kısalabilir ve yeniden uzayabilir de ancak yine de aşağıdaki örnek önlemleri süratle almalısınız.Bunun için yapmanız gereken basit önlemler:
    1. Hızla meditasyon teknikleri ile stres düzeyinizi düşürmeniz ve böylece telomer boylarını normalleştirmek üzere telomeraz enziminizi arttırmanız gerekir.
    2. Her türlü egzersiz özellikle kalp-damar sağlığınız için önerilen egzersizleri önemle yapmanız lazımdır.
    3. Yalnızlıktan sıyrılıp, sosyalleşmeniz, zevkle yapacağınız sosyal aktivitelere zaman ayırmanın zamanı gelmiştir.
    4. Güven veren kişi ve ortamlarda bulunmalısınız.
    5. Çocuklarınızı sevgi dolu, güven veren bir ortamda büyüterek, daha başlangıçta kısa telomerlerle hayata başlamalarını engelleyiniz. Aksi halde, bu çocuklar, kısa sürede ortaya çıkacak genetik bozulmalardan dolayı, bir dizi kronik hastalıklara aday olabilirler.
    6. Anne ve baba zorlu hayat şartlarında yaşamışlarsa, onların zorlu şartlardan dolayı yumurta ve sperm hücrelerindeki kısalmış olan telomerleri, kromozomlar yoluyla size geçmiş olabilir.
    7. Salam, sosis ve sucuk gibi hazır gıdalar ve gazlı içecekler telomer boylarını kısaltmaktadır. Bunlardan uzak durulmalıdır.

 

<script data-ad-client=”ca-pub-6508821863020777″ async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js”></script&gt;

YÜKSEK TANSİYON, KOLESTEROL VE TRİGLİSERİT DÜZEYİ NE İLE DÜŞER/WHAT IS THE MOST IMPORTANT WAY TO LOWER HIGH BLOOD PRESSURE, TRIGLYCERIDES and CHOLESTEROL

 

Birçoğumuzun kendisinde veya yakınlarında mevcut olan özellikle yüksek tansiyonun düzenlenmesine, kolestrol ve trigliserit düzeyinin düşürülmesine yardımcı önemli 2 enzim nedir?

Yüksek tansiyon, trigliserit yüksekliği için kullandığımız ilaçların yan etkilerinin başında kaslarda erime ve yorgunluk sendromu gelmektedir. Bu ilaçların yan etkilerini azaltmak başta olmak üzere, kaslarda erime, Parkinson hastalığı, kanser, diabet, HIV, kronik yorgunluk sendromu, uyuklama, Bunama (alzheimer), deprasyon, endişe, denge bozukluğu, huzursuzluk ve bağışıklık sistemindeki bozukluklara karşı Coenzyme Q10 ve Coenzyme A isimli enzimlerden “doktorunuza danıştıktan sonra” yararlanmanız faydalı olacaktır.

Coenzyme Q10’in kandaki şeker düzeyini etkilemesi nedeni ile, seker hastası olan dostlarım özellikle doktorlarına danıştıktan sonra doktor tavsiyesinde bu enzimlerden faydalanabilirler.

her iki enzim birlikte hücre düzeyinde yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenleyerek hücre bazında enerji üretimini başlatmaktadır.

Özellikle diğer metebolik enzimler yanında özellikle kalp rahatsızlıkları, kaslarda erime, Parkinson hastalığı, kanser, diabet, HIV rahatsızlıklarına karşı etkili olan Coenzyme Q 10 enzimini sürece sokan Coenzyme A eksikliği, hücrelerde enerji dönüşümünü bloke ederek, vücudumuzda kilo almak dahil birçok metebolik düzensizliklere neden olmaktadır.

<script data-ad-client=”ca-pub-6508821863020777″ async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js”></script&gt;

UYKUSUZLUK VE DEPRESYON İÇİN KULLANILAN İLAÇLARIN SAĞLIĞIMIZA ZARARLARI /INSOMNIA AND SIDE EFFECTS OF THE INSOMNIA AND ANTI-DEPRESSION DRUGS

UYKUSUZLUK VE ANTİ-DEPRESYON İLAÇLARININ YAN ETKİLERİ

Hindi etinin triptofan isimli amiono asidi, uykusuzluğa iyi gelir. Çünkü triptofan, seretonin ve daha sonra da meletonin isimli uykuyu destekleyen proteinin oluşması için gerekli olan proteindir.

Triptofan vücutta üretilmez; gıdalarla alınması gerekir. Hindi başta olmak üzere kümes hayvanlarında yumurtada, ıspanakta, muzda, mısır ekmeğinde, somon başta olmak üzere tüm yağlı balıklarda bulunur.

Seretonin bağırsaklarda üretilir. Önemli bir kısmı burada kullanılır. Çok az bir kısmı ise  beyne nakledilir. Beyne kolaylıkla taşınabilmesi için karbonhidratlarla birlikte alınmalıdır.

Monoaminoxidaz inhibitörü esaslı antidepresan veya uyku ilaçları peynir ile etkileşerek  özellikle mayalı peynirlerle birlikte alınması, tansiyon yüksekliğine (16 dan 22’ye kadar yükselme), baş ağrılarına, beyin içi kanamalara, aritmiye, kalp krizlerine ve ölümlere varan etkileşime neden olabilir. 

Trisayklik (tricyclic) esaslı (fluoxetine etken maddeli) depresyon veya uyku ilaçları sodyum ve kalsiyumun vücut tarafından emilimini engelleyerek vücutta önemli fonksiyonel bozukluklara yol açabilmektedir.

Söz konusu ilaçların aşırı dozda alınması Seretonin Sendromu denen ve baş ağrısı ile öne çıkan bir çok rahatsızlığa neden olabilir.

INSOMNIA AND SIDE EFFECTS OF THE INSOMNIA AND ANTI-DEPRESSION DRUGS

Turkey meat’s amiono acid, called tryptophan, is good for insomnia. Because tryptophan is the protein needed to form seretonin and then meletonin, the protein that supports sleep.

Tryptophan is not produced in the body; it needs to be taken with foods. It is found mainly in Turkey, poultry, eggs, spinach, bananas, corn bread, salmon and all oily fish.

Seretonin is produced in the intestines. A significant portion is used here. A very small portion is transplanted into the brain. It should be taken with carbohydrates for easy transport to the brain.

Monoaminoxidase inhibitor-based antidepressants or sleep medications may interact with cheese, especially with yeast cheese, causing high blood pressure (up to 16 to 22), headaches, intracranial bleeding, arrhythmias, heart attacks and death.

Depression or sleep medications based on tricyclic (fluoxetine active substance) can prevent the absorption of sodium and calcium by the body, leading to significant functional disorders in the body.

An overdose of these drugs can cause a lot of problems called Seretonin Syndrome, which is prominent with headaches.

KANSER TEDAVİSİNDE YENİ GELİŞMELER-THE LATEST NON-PHARMALOGICAL TREATMENTS AT CANCER TREATMENT

SON TEDAVİ YÖNTEMLERİ, KANSERDE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMEK ÜZERİNE KURULUYOR. KANSER TEDAVİSİNDE BAĞIŞIKLIĞI BASTIRAN TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN SONU MU GELİYOR?


1. ABD Sandiego Üniversitesi’nde Türk Doktor Duygu Özmadenci yumurtalık kanserine bağışıklık sistemini yükselten çalışmasıyla çare buldu. Bu çalışma ile ABD’de her yıl 10 bilim insanına verilen OCRA ödülünün de sahibi oldu.2. İngiltere Cardiff Üniversitesindeki bilim insanları vücuttaki bağışıklık hücrelerini güçlendirerek kansere çare buldular. Bu çalışma sonucu akciğer, deri, kan, kolon, meme, ilik, prostat, rahim ve böbrek hücrelerindeki kanser hücreleri bağışıklık sistemi hücreleri (T hücreleri) ile yok edildi…

Doktor ve hastane mutlaka gerekli ama hastalar alışverişe çıkan bir müşteri gibi de düşünülmemeli…

ABD’de her yıl 50 bin ile 100 bin kişi arasında kişi doktorların yanlış uygulamaları sebebiyle hayatlarını kaybetmektedir.

Artık biliniyor ki; her ilacın yaklaşık %51’i tedavi ederken %49’u yan etkiler adı altında hasta edebilmektedir.

2000 YIL ÖNCE HİPOKRAT TEMEL TEDAVİ YÖNTEMİNİ KOYDU:

HİPOKRAT: YEDİĞİNİZ İÇTİĞİNİZ, İLAÇLARINIZ, İLAÇLARINIZ YEDİĞİNİZ İÇTİĞİNİZ OLSUN …

YENİ ÇAĞDAKİ TIBBİ TRENDİN AYAK SESLERİNİ DUYUN: TEMİZ HAVA, TEMİZ SU, TEMİZ GIDA, TEMİZ DÜŞÜNCE VE HAREKET : İŞTE BU “LIFE STYLE MEDICINE-HAYAT TARZI TIBBI…

HÜCRELERİMİZ OKSİJEN ÜRETİMİNİ DESTEKLEMEKTEDİR/OUR CELL SUPPORTS OXYGEN PRODUCTION

Benim de eğitim aldığım ABD’daki Harvard Üniversitesi’nden Prof. William Kaelin 2019 yılı Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.Prof. Kleain yaptığı çalışma ile, hücrelerimizin ne kadar zeki olduğunu gösterdi. Prof. Kleain’e nobel getiren çalışma ile, hücrelerimiz kanda oksijen miktarı düşünce Oksijen üretimini teşvik edici ve üretilen oksijenin hücrelere kadar ulaşması için ilgili merkezlere gerekli uyarıları yaparak vücutta dengenin sağlanmasına çalıştığı gösterildi.

Prof. William Kaelin was awarded the 2019 Nobel Prize in medicine.Prof. With his work, Kleain showed how intelligent our cells are. Prof. The study that brought kleain to the nobel Prize showed that the amount of oxygen in our cells is thought to stimulate oxygen production and work to achieve balance in the body by making the necessary warnings to the relevant Centers for the oxygen produced to reach the cells.

ŞEKER HASTALARI İÇİN ORGAN KURTARAN TEDAVİLER/ SAMPLE TREATMENTS INSTEAD OF DIABETIC AMPUTATION

Kuru, sulu ve gazlı gangren olmak üzere 3 türlü gangren/ülserleşme/kanserleşme vardır.

Şeker hastalarının özellikle el ve ayak parmaklarında oluşan gangrenler için bir uzman Homeopatist doktora görünmeleri durumunda, bu hastaların bir amputasyon geçirmeden uzuvlarına kavuşma ihtimalleri yüksektir.


Homeopati ülkemizde yasal bir zemin kazanmış olup, tedavide etkin bir şekilde yararlanılmaktadır. Homeopatide kullanılan tedavi edici maddeler ilaç değildir. Kişinin iyileşme gücünü yükselten etken maddesi, 30-200 milyonda bir gibi aşırı düşük maddelerdir. Bu maddeler seçilirken kişinin kendine özgü durumunu dikkate alınır.

Bu konuda bir örnek olmak üzere bir bayan hastada yapılan uygulamayı aktarmak isterim.

Şeker hastası (212 mg/dL) olan bir bayanın ayak altında, yanlarında ve ayak baş parmağında aşırı ülserleşme vardır. Ülserleşen yerlerin ampute edilme seçeneği dışında kendisine bir seçenek sunulmamaktadır. Bu bayan hastanın kan dolaşımında sorun vardır ve kocasına karşı ilgisi aşırı azalmıştır. El ve ayaklarında aşırı üşüme vardır. Battaniye istemektedir. Dudaklarında kuruma ve aşırı susuzluk vardır. Sol tarafında uyumaktadır. Sık sık idrara çıkmaktadır.

3.11.2001 tarihinde tedaviye alınan hastaya durumu dikkate alınarak, sırasıyla değişik zamanlarda değişik dozları uygulanmak suretiyle 30 C sepia, 30 C slicea ve 30 C sulphur uygulanmıştır. Bu hasta 11.02.2002 tarihinde bir ameliyata gerek kalmaksızın ülserli kısımlar iyileştirilerek taburcu edilmiştir.

SAĞLIĞIMIZI ETKİLEYEN GEN YAPIMIZ DEĞİL… GEN YAPIMIZI ETKİLEYEN DÜŞÜNCE YAPIMIZDIR-IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

Vücudumuzda 50 trilyon ile 100 trilyon arasında hücre bulunmaktadır. Biz hücreler topluluğundan oluşan bir bütünüz. Her hücremiz hücre içerisinde negatif, hücre zarında pozitif enerji taşımaktadır. Negatif ve pozitif elektrik yükleri arasındaki fark 1,4 volttur. Yani vücudumuzdaki her hücre sanki bir küçük pil gibi 1,4 volt elektrik yüklüdür. Her hücrenin 1,4 voltluk bir manyetik alanı vardır. Ortalama bir insanın 75 trilyon hücre sahibi olduğunu düşünürsek, vücudumuzda yaklaşık toplam 1 milyar volt civarında bir elektrik yükü vardır.

Hücrelerin birleşerek vücudumuzu şekillendirmesi sonucu organizmamız oluşur ve bu organizmanın  sahip olduğu 1 milyar voltluk bir enerji tüm hücrelerin etkileyen ortak bir manyetik alanı oluşur. Gerçekte vücudumuz hücrelerin kişisel manyetik alanı altında değil, bu ortak manyetik alanın etkisi altındadır. Vücudumuz kendi manyetik alanını dalgalar halinde dış dünyaya yayar. Kuantum fiziği bizim fiziksel bir yapı değil, manyetik dalgalar olduğumuzu söylemektedir. Tüm kâinat ve içindekiler bu manyetik alan dalgalarını kullanarak sürekli bir iletişim içindedir. Düşünce ve davranışlar ve netice olarak sağlık bu iletişime göre şekillenmektedir.

Hücrelerimizin yarattığı bu ortak manyetik alan dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları ile iç içedir ve onlarla etkileşim altındadır. Aslında manyetik alanlar elektrik akımları gibi birbirlerinden ayrılamazlar. Taşıdıkları bilgi her yerdedir. Her şey, her şeyin bilgisine sahiptir… Dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları içindeki bilgiler bizim manyetik alanımız içindeki bilgilerle sürekli etkileşim altındadır. Bu etkileşim sonucu ortaya çıkan zihinsel durumumuz tüm hücrelere an be an iletilmektedir.

Manyetik dalgalar, elektrik akımı gibi birbirlerinden ayrı değil, iç içedir. İşte tam da bu sebeple, ağaçlarla ağaçlar, ağaçlarla insanlar, böceklerle böcekler, böceklerle insanlar gibi her şey yaydığı manyetik dalgaların taşıdıkları bilgiler ile birbirlerine kaynaşmış vaziyette, iç içe ve iletişim halindedir.

Köpek neden korkan insana saldırır? Korkan insan korkuyu manyetik bilgi halinde köpeğe iletir. Köpek onun hakkından geleceğine inanarak ona saldırır. Onun için insanlar ateş üzerinde yürümelerine rağmen bir acı duymazlar… Onun için insanlar kaplanlarla iç içe yaşar… Onun için çıngıraklı yılanlar dahi insanlara saldırmaz veya  zehirleri insanları öldürmez…

Düşüncelerimiz beynimizin içinde kalmıyor. Ne düşünüyorsak radyo dalgaları gibi etrafımıza yayıyoruz. Kiminle aynı frekansta yayın! Yapıyorsak, onunla doğrudan iletişim haline geçiyoruz.  İşte, resimde görüldüğü gibi, MEG ile beyin taraması, EEG yerine daha hassas ayrıntıları görebilmek için kullanılmaktadır. Çünkü MEG ile tarama, EEG’de olduğu gibi cilt üzerine probları yapıştırmak yerine, beynin dışına salınan bu elektro manyetik dalgaların içerdiği bilgileri okuyarak yapılmaktadır.

DÜŞÜNCE ENERJİMİZ SAĞLIĞIN REHABİLİTASYONUNDA GİDEREK ARTAN ÖLÇÜDE KULLANILMAKTADIR…

Dikkat ederseniz buraya kadar hiç fiziksel bir yapıdan bahsetmedik. Elektrik yükümüz ve manyetik alanımızdan bahsediyoruz. Fiziksel durum tabi ki önemli… Çünkü hücreyi bir elektrik piline benzettiğimizde, bu pilin enerji düzeyi düşünce yapımız ile fiziksel sağlığımızın durumuz göre şekillenir. Ancak fiziksel sağlığımız düşünce yapımızı etkilemezken, düşünce yapımız fiziksel sağlığımızı doğrudan etkilemektedir.

Biz,  manyetik dalga olarak bir ” verici ve alıcı istasyonu gibiyiz. Durumumuzu, konumumuzu özetle her şeyimizi yaydığımız elektromanyetik dalgalarımızla dış dünyaya yaymaktayız.

Duygularımız, düşüncelerimiz, zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlığımız dışarıdan aldığımız elektromanyetik bilgi altında şekillenmektedir.  

Diğer canlılar bu radyo dalgaları ile “hiçbir yanlış anlaşılma olmadan” haberleşirken, kullandığımız dil acaba duygularımızı saklamak için mi icat edildi? Bu sebeple mi diğer birçok canlının kullandığı gibi, duygularımızla konuşmayı geliştirmeyerek, daha ötesi köreltip,  konuşarak haberleşiyoruz?

Bir arkadaşımızı çok özlediğimizi hissediyor ve onu arayamadığımızı düşünüyorsak, bir bakıyoruz ki; o bizi arıyor. Diğer taraftan bilmeliyiz ki; birisini nefretle anarsak, o da bizi nefretle anar… İşte bu sebeple düşünce ve duygularımızı kontrol edebilmek çok önemlidir. Düşünce ve duygularımızın sadece bizi ilgilendirmez, onlar evrenseldir ve her yere ve herkese ulaşır… Duygularımızın yaydığı elektromanyetik bilgi ile bir bardağı kırabilir, bir kaşığı eğebiliriz…

Kendimize ve çevremize veya hayatımıza giren her şeye ne kadar güveniyorsak, ne kadar korkusuz yaşıyorsak, ne kadar çok seviyorsak o kadar sağlıklıyız ve o kadar pozitif enerji üretiyor ve çevremizi olumlu bir şekilde etkiliyoruz. Test amacıyla kullanılan etken maddesi “şeker” olan plesebo ilaçların sağlığımıza olan olumlu etkilerini, bu ilaçların plesebo ilaç olduğunu bilmememize borçluyuz. Çünkü doktorumuz “bu ilacı kullan iyileşeceksiniz” dediği için, ona güvenerek alıyor ve iyileşiyoruz.

Okunan bir dua ve içirilen normal bir su ile normal olarak operasyon dışında bir çaresi olmayan bir çocuğun ellerindeki siğillerin bir gün içinde kaybolmasına bakalım.  Çocuğa bir merasimle bir dua okunur ve okunmuş bir su içirilir. Çocuğun ellerindeki siğiller bir gün içinde mısır patlar gibi patlayarak yok olur. Çünkü çocuğun bu şekilde şifa bulacağına dair inancı sarsılmazdır. Bu düşünce gücü hücrelere iletilerek siğiller patlayarak yok olurlar…

İyi ama, bu düşünce yapısı hücre sağlığımızı nasıl etkilemektedir? İşte modern tıbbın önünde yeni bir yol ortaya çıkıyor.

GENLER SAĞLIĞIMIZI DEĞİL ZİHİNSEL YAPIMIZ GENLERİMİZİ ETKİLEYEREK SAĞLIĞIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR…

Düşünce yapımıza göre genlerimiz kendilerini ifade etmektedir. Düşüncelerimiz/beynimiz hücrelere ne yapması gerektiğini, nasıl bir hayat tarzı sürmesi gerektiğini emretmektedir. Beynimiz, hücrelerimizin genlerini ve dolayısiyle hayat tarzını belirlemektedir. Yoksa normal şartlarda gen yapımız sağlığımızı düşünüldüğü kadar da etkilememektedir.

Kronik stres altındaki insanların gen yapılarındaki kromozomları bir arada tutan telomerlerinin süratle dağılarak kromozomların yapısının ve dolasıyla genlerin ifade şeklini etkilemesi buna örnektir.

Bir başka ifade ile beyin neye inanıyorsa onu yaşıyoruz. Sağlığımız 2 uç arasında gidip gelmektedir; iyileşeceğimize inanıyorsak iyileşiyor, öleceğimize inanıyorsak ölüyoruz.

Yoğun bakımda bir hastanın ölebilmesi için beynin tüm hücrelere “öl” emri göndermesi, bunun en büyük delilidir.

IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

There are between 50 trillion and 100 trillion cells in our body. We are a collective of cells. Each cell in the cell membrane of positive energy within the cell is negative. The difference between negative and positive electric charges is 1.4 volts. In other words, every cell in our body is loaded with 1.4 volts of electricity, as if it were a small battery. Each cell has a magnetic field of 1.4 volts. If we think that the average person has 75 trillion cells, our body has an electrical charge of about 1 billion volts.

As a result of cells merging and forming our bodies, our organism is formed and this organism has a 1 billion volts of energy that forms a common magnetic field that affects all cells. In reality, our bodies are not under the personal magnetic field of cells, but under the influence of this common magnetic field. Our bodies radiate their magnetic field to the outside world in waves. Quantum physics says that we are magnetic waves, not a physical structure. The entire universe and its contents are in constant communication using these magnetic field waves. Thoughts and behaviors and ultimately health are shaped according to this communication.

This common magnetic field created by our cells is intertwined with magnetic field waves from the outside world and interacts with them. In fact, magnetic fields cannot be separated from each other like electric currents. The information they carry is everywhere. Everything has the knowledge of everything … the information within the magnetic field waves from the outside world is constantly interacting with the information within our magnetic field. As a result of this interaction, our mental state is transmitted to all cells moment by moment.

Magnetic waves, like electric current, are not separate from each other, but are teeming. For this reason, trees and trees, trees and people, insects and insects, insects and people are all fused together, intertwined and in communication with the information carried by the magnetic waves they emit.

Why does a dog attack a man who is afraid? The frightened person transmits the fear to the dog in magnetic information. The dog attacks him, believing he will take him down. For him, even rattlesnakes don’t attack people or their venoms don’t kill people.…

Our thoughts don’t stay inside our brains. Whatever we’re thinking, we’re spreading it around like radio waves. Broadcast on the same frequency as who! If we do, we go into direct communication with him.  Here, as pictured, a brain scan with MEG is used to see more sensitive details rather than EEG. Because scanning with MEG is done by reading the information contained in these electro-magnetic waves released out of the brain, rather than gluing probes onto the skin as in EEG.

OUR THOUGHT ENERGY IS INCREASINGLY BEING USED IN HEALTH REHABILITATION…

Mind you, we’ve never talked about a physical structure. We’re talking about our electric charge and magnetic field. The physical state is of course important… because when we compare the cell to an electric battery, the energy level of this battery is shaped according to our thinking structure and the state of our physical health. However, while our physical health does not affect our thinking structure, our thinking structure directly affects our physical health.

We are like a ” transmitter and receiver station ” as a magnetic wave. In summary, we are spreading everything to the outside world with our electromagnetic waves.

Our emotions, thoughts, mental, spiritual and physical health are shaped by the electromagnetic information we receive from outside. 

While other living things communicate with these radio waves “without any misunderstandings”, was the language we use invented to hide our emotions? Is that why we communicate by not improving speech with our emotions, as many other creatures do?

If we feel that we miss a friend so much and we don’t think we can call him, then he’s looking for us. On the other hand, we should know that when we remember someone with hate, they remember us with hate… that’s why it’s so important to be able to control our thoughts and emotions. Our thoughts and feelings don’t just concern us, they are universal and reach everywhere and everyone… with the electromagnetic information that our emotions emit we can break a glass, bend a spoon…

The more we trust ourselves and our environment or everything that comes into our lives, the more fearless we live, the more we love, the healthier we are and the more positive energy we generate and affect our environment in a positive way. We owe the positive effects of plesebo drugs, the active ingredient used for testing, which is “sugar,” to our health, not knowing that these drugs are plesebo drugs. Because our doctor says,” use this medicine and you’ll be fine, ” we take it with confidence and we get better.

With a prayer read and a normal drink of water, let’s look at the warts on the hands of a child who normally has no remedy other than surgery to disappear within a day.  The child is recited a prayer at a ceremony and given a recited water. The warts on the child’s hands will explode like popcorn in a day. Because the child’s belief that this is the way to heal is unshakable. This power of thought is transmitted to the cells and warts disappear by exploding…

But how does this thinking affect our cell health? Here comes a new path ahead of modern medicine.

GENES SHAPE OUR HEALTH BY INFLUENCING OUR MENTAL STRUCTURE, NOT OUR HEALTH…

According to our thinking, our genes express themselves. Our thoughts/brains command the cells to do what they need to do, what kind of lifestyle they need to lead. Our brain determines the genes of our cells and therefore the way of life. Otherwise, under normal conditions, our gene structure does not affect our health as much as thought.

The telomeres that hold chromosomes together in the gene structures of people under chronic stress are rapidly dispersed, affecting the structure of chromosomes and the way genes are expressed.

In other words, we live what the brain believes. Our health commutes between 2 extremes; if we believe we will recover, we will recover, if we believe we will die, we will die.

The greatest evidence of this is that the brain sends a “die” order to all cells so that a patient can die in intensive care

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ? / ARE DNA SEQUENCES OF HOMEOPATİC MEDICINES GOOD FOR AUTOIMMUNE DISTURBANCES

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ?


Çok basit şekilde belirtmek gerekirse, DNA sekansları kromozomlar üzerinde bulunan DNA moloküllerimizi oluşturan cytosin, adenin, guanin ve thymin isimli proteinlerin kendi aralarında değişik dizilim ve değişik uzunlukta oluşturdukları dizilimlerdir. Her özgün dizilim bir geni temsil etmektedir. Genetik kodlarımız bu dizilimlere göre her kişide kısmen değişik olarak şekillenmektedir. Bugüne kadar vücudumuzda yaklaşık 24 000 civarında gen tarif edilmiştir.

DNA sekansları laboratuvar ortamında homeopatik metotlarla da hazırlanabilmektedir. 300-400 aralığında baz çifte sahip homeopatik özel DNA sekanslarına ait medical DNA sekansları yaşlılıkla ortaya çıkan düşük bağışıklık ve oto-ümmin rahatsızlıkların tedavisinde ümit vadetmektedir.

6 C potansiyelli bu remedilerin genlerin düşük expresyonlarından doğan belli hastalıklarda sözkonusu hasarlı genlerin tedavisinde kullanım çalışmaları başlamıştır.Örnek olarak, KL geninin yaşlılıkla birlikte düşük expresyonu bilinmektedir. Bunun neticesi olarak düşük bağışıklık sistemi, artan yaşlanma semptomları ve oto-immün rahatsızlıklara yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Bunların kullanımları konusundaki gelişmeler özellikler tedavisi çok zor olan veya mümkün olmayan oto-immün rahatsızlıkların tedavisi açısından önem arzetmektedir.

DNA SEKANSI/DİZİLİMİNE BİR ÖRNEK