HÜCRELERİMİZ OKSİJEN ÜRETİMİNİ DESTEKLEMEKTEDİR/OUR CELL SUPPORTS OXYGEN PRODUCTION

Benim de eğitim aldığım ABD’daki Harvard Üniversitesi’nden Prof. William Kaelin 2019 yılı Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.Prof. Kleain yaptığı çalışma ile, hücrelerimizin ne kadar zeki olduğunu gösterdi. Prof. Kleain’e nobel getiren çalışma ile, hücrelerimiz kanda oksijen miktarı düşünce Oksijen üretimini teşvik edici ve üretilen oksijenin hücrelere kadar ulaşması için ilgili merkezlere gerekli uyarıları yaparak vücutta dengenin sağlanmasına çalıştığı gösterildi.

Prof. William Kaelin was awarded the 2019 Nobel Prize in medicine.Prof. With his work, Kleain showed how intelligent our cells are. Prof. The study that brought kleain to the nobel Prize showed that the amount of oxygen in our cells is thought to stimulate oxygen production and work to achieve balance in the body by making the necessary warnings to the relevant Centers for the oxygen produced to reach the cells.

ŞEKER HASTALARI İÇİN ORGAN KURTARAN TEDAVİLER/ SAMPLE TREATMENTS INSTEAD OF DIABETIC AMPUTATION

Kuru, sulu ve gazlı gangren olmak üzere 3 türlü gangren/ülserleşme/kanserleşme vardır.

Şeker hastalarının özellikle el ve ayak parmaklarında oluşan gangrenler için bir uzman Homeopatist doktora görünmeleri durumunda, bu hastaların bir amputasyon geçirmeden uzuvlarına kavuşma ihtimalleri yüksektir.


Homeopati ülkemizde yasal bir zemin kazanmış olup, tedavide etkin bir şekilde yararlanılmaktadır. Homeopatide kullanılan tedavi edici maddeler ilaç değildir. Kişinin iyileşme gücünü yükselten etken maddesi, 30-200 milyonda bir gibi aşırı düşük maddelerdir. Bu maddeler seçilirken kişinin kendine özgü durumunu dikkate alınır.

Bu konuda bir örnek olmak üzere bir bayan hastada yapılan uygulamayı aktarmak isterim.

Şeker hastası (212 mg/dL) olan bir bayanın ayak altında, yanlarında ve ayak baş parmağında aşırı ülserleşme vardır. Ülserleşen yerlerin ampute edilme seçeneği dışında kendisine bir seçenek sunulmamaktadır. Bu bayan hastanın kan dolaşımında sorun vardır ve kocasına karşı ilgisi aşırı azalmıştır. El ve ayaklarında aşırı üşüme vardır. Battaniye istemektedir. Dudaklarında kuruma ve aşırı susuzluk vardır. Sol tarafında uyumaktadır. Sık sık idrara çıkmaktadır.

3.11.2001 tarihinde tedaviye alınan hastaya durumu dikkate alınarak, sırasıyla değişik zamanlarda değişik dozları uygulanmak suretiyle 30 C sepia, 30 C slicea ve 30 C sulphur uygulanmıştır. Bu hasta 11.02.2002 tarihinde bir ameliyata gerek kalmaksızın ülserli kısımlar iyileştirilerek taburcu edilmiştir.

SAĞLIĞIMIZI ETKİLEYEN GEN YAPIMIZ DEĞİL… GEN YAPIMIZI ETKİLEYEN DÜŞÜNCE YAPIMIZDIR-IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

Vücudumuzda 50 trilyon ile 100 trilyon arasında hücre bulunmaktadır. Biz hücreler topluluğundan oluşan bir bütünüz. Her hücremiz hücre içerisinde negatif, hücre zarında pozitif enerji taşımaktadır. Negatif ve pozitif elektrik yükleri arasındaki fark 1,4 volttur. Yani vücudumuzdaki her hücre sanki bir küçük pil gibi 1,4 volt elektrik yüklüdür. Her hücrenin 1,4 voltluk bir manyetik alanı vardır. Ortalama bir insanın 75 trilyon hücre sahibi olduğunu düşünürsek, vücudumuzda yaklaşık toplam 1 milyar volt civarında bir elektrik yükü vardır.

Hücrelerin birleşerek vücudumuzu şekillendirmesi sonucu organizmamız oluşur ve bu organizmanın  sahip olduğu 1 milyar voltluk bir enerji tüm hücrelerin etkileyen ortak bir manyetik alanı oluşur. Gerçekte vücudumuz hücrelerin kişisel manyetik alanı altında değil, bu ortak manyetik alanın etkisi altındadır. Vücudumuz kendi manyetik alanını dalgalar halinde dış dünyaya yayar. Kuantum fiziği bizim fiziksel bir yapı değil, manyetik dalgalar olduğumuzu söylemektedir. Tüm kâinat ve içindekiler bu manyetik alan dalgalarını kullanarak sürekli bir iletişim içindedir. Düşünce ve davranışlar ve netice olarak sağlık bu iletişime göre şekillenmektedir.

Hücrelerimizin yarattığı bu ortak manyetik alan dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları ile iç içedir ve onlarla etkileşim altındadır. Aslında manyetik alanlar elektrik akımları gibi birbirlerinden ayrılamazlar. Taşıdıkları bilgi her yerdedir. Her şey, her şeyin bilgisine sahiptir… Dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları içindeki bilgiler bizim manyetik alanımız içindeki bilgilerle sürekli etkileşim altındadır. Bu etkileşim sonucu ortaya çıkan zihinsel durumumuz tüm hücrelere an be an iletilmektedir.

Manyetik dalgalar, elektrik akımı gibi birbirlerinden ayrı değil, iç içedir. İşte tam da bu sebeple, ağaçlarla ağaçlar, ağaçlarla insanlar, böceklerle böcekler, böceklerle insanlar gibi her şey yaydığı manyetik dalgaların taşıdıkları bilgiler ile birbirlerine kaynaşmış vaziyette, iç içe ve iletişim halindedir.

Köpek neden korkan insana saldırır? Korkan insan korkuyu manyetik bilgi halinde köpeğe iletir. Köpek onun hakkından geleceğine inanarak ona saldırır. Onun için insanlar ateş üzerinde yürümelerine rağmen bir acı duymazlar… Onun için insanlar kaplanlarla iç içe yaşar… Onun için çıngıraklı yılanlar dahi insanlara saldırmaz veya  zehirleri insanları öldürmez…

Düşüncelerimiz beynimizin içinde kalmıyor. Ne düşünüyorsak radyo dalgaları gibi etrafımıza yayıyoruz. Kiminle aynı frekansta yayın! Yapıyorsak, onunla doğrudan iletişim haline geçiyoruz.  İşte, resimde görüldüğü gibi, MEG ile beyin taraması, EEG yerine daha hassas ayrıntıları görebilmek için kullanılmaktadır. Çünkü MEG ile tarama, EEG’de olduğu gibi cilt üzerine probları yapıştırmak yerine, beynin dışına salınan bu elektro manyetik dalgaların içerdiği bilgileri okuyarak yapılmaktadır.

DÜŞÜNCE ENERJİMİZ SAĞLIĞIN REHABİLİTASYONUNDA GİDEREK ARTAN ÖLÇÜDE KULLANILMAKTADIR…

Dikkat ederseniz buraya kadar hiç fiziksel bir yapıdan bahsetmedik. Elektrik yükümüz ve manyetik alanımızdan bahsediyoruz. Fiziksel durum tabi ki önemli… Çünkü hücreyi bir elektrik piline benzettiğimizde, bu pilin enerji düzeyi düşünce yapımız ile fiziksel sağlığımızın durumuz göre şekillenir. Ancak fiziksel sağlığımız düşünce yapımızı etkilemezken, düşünce yapımız fiziksel sağlığımızı doğrudan etkilemektedir.

Biz,  manyetik dalga olarak bir ” verici ve alıcı istasyonu gibiyiz. Durumumuzu, konumumuzu özetle her şeyimizi yaydığımız elektromanyetik dalgalarımızla dış dünyaya yaymaktayız.

Duygularımız, düşüncelerimiz, zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlığımız dışarıdan aldığımız elektromanyetik bilgi altında şekillenmektedir.  

Diğer canlılar bu radyo dalgaları ile “hiçbir yanlış anlaşılma olmadan” haberleşirken, kullandığımız dil acaba duygularımızı saklamak için mi icat edildi? Bu sebeple mi diğer birçok canlının kullandığı gibi, duygularımızla konuşmayı geliştirmeyerek, daha ötesi köreltip,  konuşarak haberleşiyoruz?

Bir arkadaşımızı çok özlediğimizi hissediyor ve onu arayamadığımızı düşünüyorsak, bir bakıyoruz ki; o bizi arıyor. Diğer taraftan bilmeliyiz ki; birisini nefretle anarsak, o da bizi nefretle anar… İşte bu sebeple düşünce ve duygularımızı kontrol edebilmek çok önemlidir. Düşünce ve duygularımızın sadece bizi ilgilendirmez, onlar evrenseldir ve her yere ve herkese ulaşır… Duygularımızın yaydığı elektromanyetik bilgi ile bir bardağı kırabilir, bir kaşığı eğebiliriz…

Kendimize ve çevremize veya hayatımıza giren her şeye ne kadar güveniyorsak, ne kadar korkusuz yaşıyorsak, ne kadar çok seviyorsak o kadar sağlıklıyız ve o kadar pozitif enerji üretiyor ve çevremizi olumlu bir şekilde etkiliyoruz. Test amacıyla kullanılan etken maddesi “şeker” olan plesebo ilaçların sağlığımıza olan olumlu etkilerini, bu ilaçların plesebo ilaç olduğunu bilmememize borçluyuz. Çünkü doktorumuz “bu ilacı kullan iyileşeceksiniz” dediği için, ona güvenerek alıyor ve iyileşiyoruz.

Okunan bir dua ve içirilen normal bir su ile normal olarak operasyon dışında bir çaresi olmayan bir çocuğun ellerindeki siğillerin bir gün içinde kaybolmasına bakalım.  Çocuğa bir merasimle bir dua okunur ve okunmuş bir su içirilir. Çocuğun ellerindeki siğiller bir gün içinde mısır patlar gibi patlayarak yok olur. Çünkü çocuğun bu şekilde şifa bulacağına dair inancı sarsılmazdır. Bu düşünce gücü hücrelere iletilerek siğiller patlayarak yok olurlar…

İyi ama, bu düşünce yapısı hücre sağlığımızı nasıl etkilemektedir? İşte modern tıbbın önünde yeni bir yol ortaya çıkıyor.

GENLER SAĞLIĞIMIZI DEĞİL ZİHİNSEL YAPIMIZ GENLERİMİZİ ETKİLEYEREK SAĞLIĞIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR…

Düşünce yapımıza göre genlerimiz kendilerini ifade etmektedir. Düşüncelerimiz/beynimiz hücrelere ne yapması gerektiğini, nasıl bir hayat tarzı sürmesi gerektiğini emretmektedir. Beynimiz, hücrelerimizin genlerini ve dolayısiyle hayat tarzını belirlemektedir. Yoksa normal şartlarda gen yapımız sağlığımızı düşünüldüğü kadar da etkilememektedir.

Kronik stres altındaki insanların gen yapılarındaki kromozomları bir arada tutan telomerlerinin süratle dağılarak kromozomların yapısının ve dolasıyla genlerin ifade şeklini etkilemesi buna örnektir.

Bir başka ifade ile beyin neye inanıyorsa onu yaşıyoruz. Sağlığımız 2 uç arasında gidip gelmektedir; iyileşeceğimize inanıyorsak iyileşiyor, öleceğimize inanıyorsak ölüyoruz.

Yoğun bakımda bir hastanın ölebilmesi için beynin tüm hücrelere “öl” emri göndermesi, bunun en büyük delilidir.

IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

There are between 50 trillion and 100 trillion cells in our body. We are a collective of cells. Each cell in the cell membrane of positive energy within the cell is negative. The difference between negative and positive electric charges is 1.4 volts. In other words, every cell in our body is loaded with 1.4 volts of electricity, as if it were a small battery. Each cell has a magnetic field of 1.4 volts. If we think that the average person has 75 trillion cells, our body has an electrical charge of about 1 billion volts.

As a result of cells merging and forming our bodies, our organism is formed and this organism has a 1 billion volts of energy that forms a common magnetic field that affects all cells. In reality, our bodies are not under the personal magnetic field of cells, but under the influence of this common magnetic field. Our bodies radiate their magnetic field to the outside world in waves. Quantum physics says that we are magnetic waves, not a physical structure. The entire universe and its contents are in constant communication using these magnetic field waves. Thoughts and behaviors and ultimately health are shaped according to this communication.

This common magnetic field created by our cells is intertwined with magnetic field waves from the outside world and interacts with them. In fact, magnetic fields cannot be separated from each other like electric currents. The information they carry is everywhere. Everything has the knowledge of everything … the information within the magnetic field waves from the outside world is constantly interacting with the information within our magnetic field. As a result of this interaction, our mental state is transmitted to all cells moment by moment.

Magnetic waves, like electric current, are not separate from each other, but are teeming. For this reason, trees and trees, trees and people, insects and insects, insects and people are all fused together, intertwined and in communication with the information carried by the magnetic waves they emit.

Why does a dog attack a man who is afraid? The frightened person transmits the fear to the dog in magnetic information. The dog attacks him, believing he will take him down. For him, even rattlesnakes don’t attack people or their venoms don’t kill people.…

Our thoughts don’t stay inside our brains. Whatever we’re thinking, we’re spreading it around like radio waves. Broadcast on the same frequency as who! If we do, we go into direct communication with him.  Here, as pictured, a brain scan with MEG is used to see more sensitive details rather than EEG. Because scanning with MEG is done by reading the information contained in these electro-magnetic waves released out of the brain, rather than gluing probes onto the skin as in EEG.

OUR THOUGHT ENERGY IS INCREASINGLY BEING USED IN HEALTH REHABILITATION…

Mind you, we’ve never talked about a physical structure. We’re talking about our electric charge and magnetic field. The physical state is of course important… because when we compare the cell to an electric battery, the energy level of this battery is shaped according to our thinking structure and the state of our physical health. However, while our physical health does not affect our thinking structure, our thinking structure directly affects our physical health.

We are like a ” transmitter and receiver station ” as a magnetic wave. In summary, we are spreading everything to the outside world with our electromagnetic waves.

Our emotions, thoughts, mental, spiritual and physical health are shaped by the electromagnetic information we receive from outside. 

While other living things communicate with these radio waves “without any misunderstandings”, was the language we use invented to hide our emotions? Is that why we communicate by not improving speech with our emotions, as many other creatures do?

If we feel that we miss a friend so much and we don’t think we can call him, then he’s looking for us. On the other hand, we should know that when we remember someone with hate, they remember us with hate… that’s why it’s so important to be able to control our thoughts and emotions. Our thoughts and feelings don’t just concern us, they are universal and reach everywhere and everyone… with the electromagnetic information that our emotions emit we can break a glass, bend a spoon…

The more we trust ourselves and our environment or everything that comes into our lives, the more fearless we live, the more we love, the healthier we are and the more positive energy we generate and affect our environment in a positive way. We owe the positive effects of plesebo drugs, the active ingredient used for testing, which is “sugar,” to our health, not knowing that these drugs are plesebo drugs. Because our doctor says,” use this medicine and you’ll be fine, ” we take it with confidence and we get better.

With a prayer read and a normal drink of water, let’s look at the warts on the hands of a child who normally has no remedy other than surgery to disappear within a day.  The child is recited a prayer at a ceremony and given a recited water. The warts on the child’s hands will explode like popcorn in a day. Because the child’s belief that this is the way to heal is unshakable. This power of thought is transmitted to the cells and warts disappear by exploding…

But how does this thinking affect our cell health? Here comes a new path ahead of modern medicine.

GENES SHAPE OUR HEALTH BY INFLUENCING OUR MENTAL STRUCTURE, NOT OUR HEALTH…

According to our thinking, our genes express themselves. Our thoughts/brains command the cells to do what they need to do, what kind of lifestyle they need to lead. Our brain determines the genes of our cells and therefore the way of life. Otherwise, under normal conditions, our gene structure does not affect our health as much as thought.

The telomeres that hold chromosomes together in the gene structures of people under chronic stress are rapidly dispersed, affecting the structure of chromosomes and the way genes are expressed.

In other words, we live what the brain believes. Our health commutes between 2 extremes; if we believe we will recover, we will recover, if we believe we will die, we will die.

The greatest evidence of this is that the brain sends a “die” order to all cells so that a patient can die in intensive care

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ? / ARE DNA SEQUENCES OF HOMEOPATİC MEDICINES GOOD FOR AUTOIMMUNE DISTURBANCES

HOMEOPATİK DNA SEKANSLARI: YAŞLILIKTA ORTAYA ÇIKAN, ZAYIF BAĞIŞIKLIK VE OTOİMMÜN HASTALIKLARA ÇARE Mİ?


Çok basit şekilde belirtmek gerekirse, DNA sekansları kromozomlar üzerinde bulunan DNA moloküllerimizi oluşturan cytosin, adenin, guanin ve thymin isimli proteinlerin kendi aralarında değişik dizilim ve değişik uzunlukta oluşturdukları dizilimlerdir. Her özgün dizilim bir geni temsil etmektedir. Genetik kodlarımız bu dizilimlere göre her kişide kısmen değişik olarak şekillenmektedir. Bugüne kadar vücudumuzda yaklaşık 24 000 civarında gen tarif edilmiştir.

DNA sekansları laboratuvar ortamında homeopatik metotlarla da hazırlanabilmektedir. 300-400 aralığında baz çifte sahip homeopatik özel DNA sekanslarına ait medical DNA sekansları yaşlılıkla ortaya çıkan düşük bağışıklık ve oto-ümmin rahatsızlıkların tedavisinde ümit vadetmektedir.

6 C potansiyelli bu remedilerin genlerin düşük expresyonlarından doğan belli hastalıklarda sözkonusu hasarlı genlerin tedavisinde kullanım çalışmaları başlamıştır.Örnek olarak, KL geninin yaşlılıkla birlikte düşük expresyonu bilinmektedir. Bunun neticesi olarak düşük bağışıklık sistemi, artan yaşlanma semptomları ve oto-immün rahatsızlıklara yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Bunların kullanımları konusundaki gelişmeler özellikler tedavisi çok zor olan veya mümkün olmayan oto-immün rahatsızlıkların tedavisi açısından önem arzetmektedir.

DNA SEKANSI/DİZİLİMİNE BİR ÖRNEK

KANSER DAHİL TEDAVİDE KULLANILAN İLAÇLARIN/REMEDİLERİN DEĞİŞİK DOZAJLARI VEYA DİLİTASYONLARI HEDEF ALDIĞI GEN EXPRESYONLARINI FARKLI ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLMEKTEDİR. DIFFERENT POTETIALS OF REMEDIES MAY CAUSE DIFFERENT GENE EXPRESSIONS INCLUDING CANCER TREATMENT.

İlaçlarda doz ayarlamaları çok önemlidir. Aynı ilaç dilite (sulandırılma) ayarlamaları (veya dilitasyonlar) ile bir durumu yatıştırıcı veya tahrik edici olarak kullanılabilir. Bu durumu en çok etkileyen durum kişinin kendine özel genetik durumudur. Aynı tedavi aracının değişik dilutasyonları genlerin expresyonlarını tamamen zıt şekilde etkileyebilmektedir. Bu özellikleri ile tedavinin yönü değişebilmekte, hedef genlerin aktif ve pasifliği üzerinde etkili olunabilmektedir.
Khuda-Bukhsh ve arkadaşları düşük ve yüksek dozajlı kullanımların genler üzerindeki etkisini araştırdılar. Kanser tedavisinde pozitif HeLA hücreleri (HPV18 hücreleri) üzerinde etki araştırmasında çok düşük dozajdaki Condurango 30’un eş değerlerinde göre daha etkili olduğu görülmüştür.
Hücre toksisitesi ve programlı hücre ölümleri üzerine yapılan araştırmalarda da aynı durum gözlenmiştir. Preethi ve arkadaşları Dalton Lenfoması tümör hücreleri ve diğer tümör hücreleri üzerinde kullanılan dozajların tedavi üzerindeki etkileri ile ilgili yaptıkları araştırmalarda 10 farklı homeopatik ilacın farklı farklı potansiyellerini kullandılar. Sonuç olarak dilite edilmemiş (sulandırılmamış) ilaç ile sulandırılmış olarak kullanılan ilaçlar arasında genleri etkileme açısından büyük farklar tespit etmişlerdir. Örneğin carcinosinum 200C, daha az sulandırılmış olan carcinosinum 30 C’den kanserli hücreleri öldürmede daha başarılı bulunmuştur.

OBEZİTE DÜZEYİ KALORİ ALIMI İLE TERS ORANTILI OLABİLİR Mİ? PSİKOLOJİ OBEZİTE DÜZEYİNİ ETKİLER Mİ?

ABD’de Columbia Business School’da yapılan araştırmalarda yüksek kalorili gıda ile beslenmenin açlık hormonu grelin salgısını durdurarak metebolizmayı hızlandırdığı ve bunun sonucu olarak kilo vermenin daha kolay olduğuna dair tespitler yapıldı.

Gıdaların kalori düzeylerinin bilinenin aksine obezite üzerindeki bu şaşırtıcı etkisine ek olarak, psikolog Alia Crum, psikolojinin metabolizma hızı üzerindeki etkisini de araştırdı.

Bir grup insana 380 kalorilik bir milkshake içmesi söylendi. Denekleri yanıltmak amacıyla, Milkshake kutularının yarısının üzerine kalori değeri olarak 140 kalori, diğer yarısının üzerine ise 620 kalori olduğu yazıldı. 620 kalorilik milkshake’i içtiğini düşünen grup, daha yüksek kalorili bir içecek tükettiğini düşündüğü için bunların metebolizma hızı 140 kalori içtiklerini düşünenlere göre çok daha yüksek olduğu görüldü.

arttı.

BÖBREK HASTALARINDA YÜKSEK CREATININ DÜZEYİNİN YANLIŞ ÇIKMASI SEBEPLERİ VE TEDAVİSİ/FALSE ELEVATED CREATININE VALUES CAUSES AND TREATMENT

BÖBREK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA KAN TESTLERİNDE CREATİNİN DEĞERİNİN YANLIŞ ÇIKMASINA NEDEN OLAN DURUMLAR

Kronik Böbrek yetmezliği bulunan kimselerde kan kreatinin yüksekliği yapılan kreatinin testine göre ve alınan ilaçlara göre yanlış çıkabilmektedir.

  1. Kodak Ektachem metodu kandaki kreatinin değerinini olduğundan yüksek gösterirken, VITROS CREA metodu ile yapılan testler daha gerçekçi sonuç vermektedir.

Kan tahlili yapan laboratuvardan hangi test metodunu kullandığını öğrenerek, vitros crea metodunu kullanan bir labaratuvara kan tahlili yaptırmak suretiyle bu  yanlışlığın önüne geçebilirsiniz.

  1. Test öncesi alınan antibiyotikler (cephalosporinlerler-özellikle cefoxitin and cefazolin; sakinleştiriciler ve kas gevşeticiler (barbiturates) ile kemoterapi ilaçları- flucytosine da creatinin değerini olduğundan fazla gösterebilir.

Kan yağlarını düşürücü- kolesterol ve trigliserit düşürücü ilaçlar- fibrates) da kronik böbrek hastalarının dikkatle kullanmaları gereken ilaçlardır. Bu ilaçlar ,böbrek içi kan akış dinamiklerini (vasodilatory prostaglandins) olumsuz etkileyerek, böbreğin süzme kabiliyetine (GFR) zarar verebilmektedir.

Kronik Böbrek yetmezliği hastalarında kreatinin değerini olduğundan yüksek gösterebilen bir diğer etken mide asit koruyuculardır. Bunlar böbrek tübüllerinde kreatinin salınımını engelleyerek kanda kreatinin yükselmesine neden olurlar.

Kronik böbrek yetmezliği olan hastaların proton pump inhibitörleri (PPI) yerine histamin H2 blokerları kullanılması daha uygun olabilir. Bu gruptaki ilaçlar arasında pepcid, Pepcid AC, Tagamet, Tagamet HB, Zantac, Zantac, 150, Zantac 150 Efferdose, Zantac 25 cimetidine, famotidine, nizatidine ve ranitidine isimli ilaçlar bulunmaktadır.

Yukarıda yazılan ilaç gruplarından birini kullanıyorsanız doktorunuzla görüşerek onun bilgisi dahilinde ve önerilerini dikkate alarak ilaç kullanımı konusunda endişelerinizi gideriniz. Doktorunuzdan bunların yerine kullanabileceğiniz ilaç veya diyet programı konusunda görüş alırsanız bir yandan tedavi görürken diğer yandan tedaviyi engelleyici bir durumdan kurtulabilirsiniz.

Faydalanılan kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3383162/