ORTOPEDİK AYAKKABILAR DAMAR SAĞLIĞI İÇİN ZARARLI OLABİLİR -ORTHOPEDIC SHOES CAN BE DANGEROUS FOR VASCILAR HEALTH

 

ORTOPEDİK AYAKKABILAR SAĞLIĞA NE KADAR YARARLI ?

Ortopedik ayakkabılar doktorlar tarafından önerilmedikçe giyilmemelidir. Çünkü kan dolaşımını olumsuz etkiler…
Ayaklarınız, elleriniz çok soğuksa, kan dolaşımınızda sıkıntılar olabilir.
ortohpedic

HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI ; ÖNEMLİ BİR BESİN DESTEĞİ: CELL HEALTH COMES THE FIRST; ONE IMPORTANT NUTRITIONAL SUPPORT: ALPHA LIPOIC ACID

 

HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI – 

HÜCRE SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ BİR DESTEK – ALFA LİPOİK ASİT (ALA)

ALPHA LIPOIC ACID IS VERY IMPORTANT IN CELL HEALH

ALA Almanya’da diabetik nöropati hastalarında kullanılması resmen tavsiye edilmiştir.Eczanelerde kolayca bulunan ve reçetesiz satılan bu yağın mahareti sayılmakla bitmez. Ama ben yine de sizin ilginizi çekebilecek faydalarını yazmaya çalıştım.

-Şeker hastalarında yüksek şekeri dengeler, ayakların altındaki yanmaları (diyabetik nöröpati), karıncalanmaları ve kaşınmaları önler. (3-5 hafta boyunca günlük doz 600-1800 mg arasında değişebilir )
-Şeker hastalarında sinir kaynaklı kalp hasarlarından ani ölümlerin önlenmesinde faydalıdır.
-HIV ve karaciğer rahatsızlıklarında etkilidir.
-Hem yağda ve hem suda erir. Bu özelliği ile multi-vitaminlerin etkinliğini arttırır.
-Kol ve bacaklardaki uyuşukluğu önler
-Beyin fonksiyonlarının iyileşmesinde ve alzheimer hastalığının geriletilmesinde (günlük 600 mg’lık doz) faydalıdır.
-Antioksidan besinlerin aşamadığı, beyin-kan bariyerini aşarak tüm vücuda fayda sağlar.
-Acetyl L Carnitin ile birlikte kullanıldığında yüksek tansiyonu düşürür ve hücrelerin ömrünü uzatır.
-Kasları geliştirir, kronik yorgunluğu önler
-Kanser hastalarında bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinde homosistein seviyelerini yükselterek kanserli hücrelerin ölümünü sağlamak suretiyle tedaviyi destekler
-Kanser hastalarında radyo terapinin yan etkilerini hafifletir (Food and Chemical Toxicology dergisi, 2000 yılı)
– Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçların karaciğere verdiği zararı hafifletir. (2000 yılı Cancer Biotherapy and Radiopharmaceuticals Dergisi)
-Hepatit B ve C vakaları dahil, karaciğer hücre sağlığı için faydalıdır. Karaciğerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
-Milk thistle ve selenyumla birlikte kullanıldığında Hepatit C tedavisinde faydalıdır.-
-Cildi canlandırır; birçok kremin içine konmaya başlanmıştır.
-Göz rahatsızlıklarında etkilidir. Glakom, retina dejenerasyonu (retininitis pigmentosa), makula dejenerasyonu ve kataraktın önlenmesinde (%60) ve tedavisinde (%45) çok etkilidir.
-Vücutta oksitlenmenin yarattığı zararları önler
-Zayıflamaya yardımcı olur (20 hafta boyunca günde 1800- 3000 mg civarında alınabilir.)
– Diğer anti-oksidanların kullanım düzeyini arttırır
-C vitamini dahil bazı vitaminlerin vücutta yeniden yapımını sağlar
-Gıdalardan enerji üretilmesinde B vitaminin etkinliğini arttırır.
-Hücre içindeki genetik şifreyi koruyarak kanserin önlenmesinde faydalıdır.
-Karbonhidratların parçalanmasına yardım ederek bunların enerji kaynağı olarak kullanılmasını kolaylaştırır. Kilo vermede faydalıdır.
-Kan beyin bariyerini geçebildiği için beyin hasarlarının tedavisinde faydalıdır.
-By-pass ameliyatlarında Q enzim 10, magnezyum, omega 3 ve selenyumla birlikte ameliyattan 2 ay önceden ve 1 ay sonraya kadar kullanılması durumunda komplikasyonların önlenmesinde faydalıdır.
-Troid hastalarında qercetin ve resveratrol ile birlikte alındığında normal tiroid hormonu salgısının salınmasına yardımcı olur
-Civa, bakır ve demir gibi toksik metal iyonlarına bağlanarak onların vücuttan atılmalarını kolaylaştırır.
-Günde 1000 mg. Vitamin C ve 400 IU E vitamini ile birlikte alındığında anti oksidant özellik açısından vücutta en iyi soncu verir.
-Romatizmal eklem hastalığının tedavisinde ağrı ve yangıyı önler, kıkırdak yapıları korur ve tedavi eder.
-Yaşlılıağa bağlı eklem sorunlarında (osteoarthritis) eklem tutukluluğunu giderir ve hareketleri kolaylaştırır.
-Vucutta glutatathion yapımını artıtırırak karaciğeri ve antioksidanları korur
-Bel fıtığı ve bel ağrıları dahil, kıkırdak, kemik, eklem rahatsızlıklarında faydalıdır.
-Depresyon ve içe kapanıklık durumlarında 4-6 haftalık bir kullanım sonucu çok rahatlama sağlar

DİKKAT EDİLECEK ÖNEMLİ KONULAR

-ALA ışığa ve oksijene karşı çok çabuk etkisini azaltabildiğinden koyu renkli şişelerde bulunanları toz halinde satılanlara tercih ediniz.
-Genellikle aç karınına yemeklerden 1 saat önce veya 2 saat sonra alınız.
–ALA’nın yarılanma ömrü çok kısa olduğundan günlük dozajın hepsi aynı anda veya 2 defada değil de, günde 4-6 defa birer çay kaşığı sıvı yağ olarak alınması daha uygundur.
-ALA’nın R versiyonu doğal olup S versiyonu sentetiktir. Siz R versiyonunu tercih edebilirsiniz. yatıncaya kadar 6 eşit zamanda 100 mg lık drajeler halinde de kullanabilirsiniz.
– Alfa lipoik asit ile alfa linoloik asit (keten tohumu yağı) birbirine karşıştırılmamalıdır. Bunlar farklı farklı yağ asitleridir.
-Şeker hastaları doktor tavsiyesi altında kullanmalıdır.
-Aşırı alkol kullanan kişilerde B1 vitamini eksikliğinden dolayı bu kişilerin kullanması önerilmez.
-Yüksek dozda alınması halinde kan şekerini hızla düşürebilir, mide bulantısı ve ishal yapabilir.
-Uykusuzluk yaratabilir. Bu gibi durumlarda akşamları almaktan kaçınılmalıdır.
-Bazı kişilerde allerji yapabilir
-Şelatlama etkisi olduğundan kalsiyum, magnezyum ve demirin alımını engelleyebilir. Bu gıdalarla birlikte alınmaması uygundur.

Yüksek miktarda ALA içeren gıdalar sırasıyla şunlardır:
ıspanak, dana böbreği, dana kalbi, brokoli, domates, bezelye,
brüksel lahanası, dana dalağı ve pirinç kepeği.

Otomatik alternatif metin yok.

KANSER TEDAVİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR NÜKSÜ ÖNLÜYOR – NEW APPROACHES IN CANCER TREATMENT PREVENTS THE RECURRENCE

 

KANSER TEDAVİSİNDE SON GELİŞMELER KANSERİ TEDAVİ EDİYOR VE KANSERNÜKSÜ ÖNLÜYOR!

THE LATEST RESEARCH TREATS THE CANCER AND THE RECURRENCE’

Nature Cell Biology Dergi’sinde yayınlanan buluş Dr. Stephan Tait başkanlığındaki İskoç araştırmacılar tarafından gerçekleştirildi.
Kanser tedavisinde kemoterapi, imminoterapi ve radyoterapiden daha etkili yeni bir tedavi metodu buldular. Mevcut tedavi ile, kanser hücrelerinin tamamı öldürülemediğinden hastalık nüksedebiliyordu. KASPAS BAĞIMSIZ HÜCRE ÖLÜMÜ (CICD) ismi verilen tedavi metodu ile kanser hücrelerinin tamamı öldürülebiliyor. Tedavi bağışıklık sistemini uyarıyor ve harekete geçen bağışıklık sistemi geri kalan tüm kanser hücrelerini öldürüyor. Bu metodun bir yan etkisi de bulunmuyor.

YAĞI AZ YİYENLERİN ÖMRÜ DAHA AZ OLUYOR ! NOT TO EAT OR TO EAT INSUFFICIENT AMOUNT OF FAT CAUSES A SHORTER LIFE

 

YAĞI AZ YİYENLERİN ÖMRÜ DAHA AZ OLUYOR !

TO EAT LITTLE AMOUNT OF FAT CAUSES A SHORTER LIFE

Kanadalı araştırmacıların 135 bin kişi üzerinde yaptıkları ve Lancet Tıp dergisinde yayınlanan küresel bir araştırmaya göre, yağı az yiyenlerin erken ölüm riski ile karşı karşıya oldukları belirlendi. Yağı ne az ne çok ancak kararında tüketmek, yağın koruyucu etkileri çok önemlidir. Ancak bundan daha önemlisi, yağ hücre zarı sağlığı açısından son derece gereklidir. Hücre zarının % 55 ‘i yağdan oluşur. Sağlıksız bir hücre zarı, hücre ölümüne neden olabilir !

Otomatik alternatif metin yok.

GÜNDE NE KADAR SEBZE VE MEYVE SAĞLIK İÇİN YARARLIDIR? HOW MUCH VEGY AND FRUIT PER DAY IS GOOD FOR HEALTHY LIFE?

 

NE KADAR SEBZE MEYVE YEMELİDİR?

HOW MUCH VEGY AND FRUIT IS GOOD FOR A DAY?

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmaya göre; meyve sebzede ideal öğün miktarı günde 3 öğündür. Her öğün 125 gr. sebze meyve yemek insan sağlığı açısından ideal durumdur. Bunun dışında az veya çok meyve sebze yemek zarar ve fayda açısından pek fark etmemektedir.

Görüntünün olası içeriği: yiyecek

SİBERNETİK TIP NEDİR? TEŞHİS VE TEDAVİNİN GELECEĞİ – WHAT IS CYBERNETIC MEDICINE? THE FUTURE OF DIAGNOSIS AND TREATMENT

SİBERNETİK TIP NEDİR? TEŞHİS VE TEDAVİNİN GELECEĞİ…

WHAT IS CYBERNETIC MEDICINE? THE FUTURE OF DIAGNOSIS AND TREATMENT …

Sibernetik tıp çok basit anlatımla insanı evrensel sisteminin bir alt sistemi olarak değerlendirir. Son teknoloji makineler, sürücüsüz arabalar ve robotlar çalıştıkları ortamda nasıl kendi kendilerini kontrol edip yönetebiliyorsa, insanlar da bulundukları ortamda kendi kendilerini kontrol ederek yönetmektedir.

İnsan hayatı ve otomatik kontrol ve yönetime sahip bu makine, otomobil veya robotların sistem esaslı çalışma benzerliği sibernetik tıbbın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Henüz zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel bakımdan insan davranışlarını tam olarak yansıtan bir robot üretilememiştir. Ama bu üretilmeyeceği anlamında değildir. İnsan davranışlarının çeşitli zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel etkileşimler sonucu nasıl şekillendiğinin tam olarak bilinememesi bunun en önemli nedenidir. Bir başka anlatımla, insanın davranışlarını yönlendiren bu faktörlerin girdi-çıktı açısından robotlarda olduğu gibi doğrusal işlem olmadığıdır. İnsan davranışlarının temelinde o kadar çok faktör var ki; bunlar doğrusal olmayan çok fonksiyonlu denklemlere konu olmaktadır. Yani robotlarda olduğu gibi ben şu komutu verirsem bu neticeyi alırım demek, insan için çok geçerli değildir.
Ama robot teknolojileri ile insan yaratılışı arasında ortak bir nokta var; ikisi de sistem esaslıdır.
Sistem esaslı demek; iç ve dış dünyalarından gelen sinyalleri değerlendirdikten sonra bir karar verir ve ona göre otomatik/otonom olarak hareket ederler.
Robotların davranışlarını kontrol altına almak ve yönetebilmek için iç dünyaları ve dış dünyaları bir anlamda kontrol edilebilirken, insanda bunu başarma yönündeki çalışmalar henüz emekleme aşamasında bile değildir.

İnsan davranışları zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel sağlığın da bir yansımasıdır. Yani davranış ile sağlık arasında çok yakın bir ilgi vardır. İnsan bir sistem olduğundan girdiler, süreç ve bir de çıktılar vardır. Peki, girdi olarak zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel sağlığı etkileyen faktörlerin tam bir envanteri çıkarılmış mıdır? Kocaman bir hayır… Sağlığın çıktılarını kontrol edebilmek, yani tedavi sürecini yönetebilmek için, bunların girdilerini henüz vücuda girmeden veya giriş noktasında kontrol altına alıp çıkıncaya kadar işlemden geçirmek gerekmez mi? Onların ne olduğunu tam olarak bilmeden ve vücuda olan tek tek veya müştereken etkilerini anlamadan hastalığın sebeplerini nasıl ortaya koyabiliyoruz. Tıbbın birçok ihtisas dalı ilgilendikleri alanda ilerlemeler kaydetmektedir. Her dalın uzmanı kendi gözlüğü ile konuya bakmaktadır. Bu sebeple olaya sistem bazında bütünsel bakamadığımız için koyduğumuz teşhisler de çoğu kez yüzeysel oluyor… Bir yeri yaparken çok yeri yıkma ihtimali artıyor…

Tıpta ihtisaslaşma bütünün, yani sistemin nasıl işlediğine dair yapılması gereken esas çalışmayı geri plana atmıştır. Çünkü bütünün, yani sistemin nasıl işlediği anlaşılmazsa, sadece ihtisas gözlüğü ile yapılan teşhis ve tedaviler pek de doğru neticeler vermeyebilirler.

Sağlık konusu sadece tıp doktorlarını ilgilendiren basit bir konu değildir. İnsan sağlığını anlamak, kontrol etmek ve yönetebilmek için, yani tedavi sürecini doğru yönetebilmek için öncelikle insanın kainat sistemi içerisinde alt ve üst sistemleri olan karmaşık bir sistem olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Davranışlarımızın ve/veya sağlığımızın nelerden etkilendiğini anlamak için, mühendislik başta olmak üzere birçok bilim dalının işbirliğine ihtiyaç vardır.

Benim de
alanım olan, sibernetik tıp, mühendislik ve tıbbın birleşmesiyle ortaya çıkan tıp doktorluğu dalıdır.

Sibernetik tıp, birçok mühendislik dalını beşeri tıp ile entegre ederek teşhis ve tedaviyi sistem bazında başarabilmek amacıyla doğmuştur.

Sibernetik tıp, evrenin bir bütün olduğunu, yani özünün aynı olduğunu veya tüm yaratılışın tek birşeyden yaratıldığını esas alır. Buna göre, her şey, başka bir şeyin alt veya üst sistemidir. Sistemler arasında büyük bir etkileşim vardır. Bu etkileşimden dolayı dengeler bozulduğu zaman neticede yeni bir denge kurulur. Hastalıkların teşhis ve tedavisinde her ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olursa olsun insanı kainatın bir alt sistemi olarak görür.

Sibernetik tıp, insan sağlığını veya davranışını içerden ve dışarıdan etkileyen ruhsal, zihinsel, duygusal ve fiziksel faktörler dahil tüm faktörleri girdi olarak görür. Bu faktörleri ve bunların vücutta geçirdikleri değişiklikler ile bunların çıktılarını frekans bazında izler. Çünkü herşeyin temeli enerjidir. Enerji frekanstır; frekans bilgidir. İnsan sağlığının yönetiminde bilgi esastır. Sağlık, hastalık sürecinde netliği kaybolan bilgiye netlik kazandırılarak gerçekleştirilir.

Sibernetik tıp, insan sistemini analiz ederken, girdileri değerlendirirken, hastalık süreçlerini takip ederken ve teşhis koyarken, mühendislik ve tıbbı entegre etmiştir. Bu amaçla, teşhis ve tedavide geniş ölçüde mühendisler ve tıp doktorları tarafından geliştirilen ileri teknoloji cihazlar ile yüksek hızda doğrusal olmayan denklemleri büyük bir doğrulukla (%85-95 güven aralığında) çözebilen ileri teknoloji bilgisayarlar/bilgisayar programları kullanılmaktadır.

Son teknoloji bir otomobilin arızalarını ve bu arızaların sebeplerini artık elektronik cihazlarla hatasız olarak bir çırpıda tespit edebiliyoruz. Sibernetik tıbbın ileriye dönük çalışmaları sonucu insan sistemini etkileyen tüm hastalık girdileri, bunların vücutta geçirdikleri süreçler ve vücuda olan etkileri de bu şekilde tespit edilecektir. Girdilerin hepsine hakim olamasak da, teşhis ve tedavide bu konuda geldiğimiz nokta son derece başarılı görülmektedir.

Otomatik alternatif metin yok.

DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZLE HABERLEŞME BAŞLADI- START OF COMMINICATION WITH BRAIN POWER IS ON THE WAY

 

Düşünce gücümüzle haberleşmeye bir adım daha yaklaştık.

Geçen hafta, ABD’de Maschesettes Institute Of Technology (MIT)’ de yapılan bir araştırma sonucu beynimizden geçen düşünceler yanağımıza ve çenemize konan birer nörokas algılayıcısi ile % 95 doğruluk oranıyla yazılı hale getirilerek okundu.

Çalışmanın temelinde düşüncelerimizin çene ve gırtlak kaslarında titreşimler oluşturmasıydı. Bu titreşimlerin frekanslarını analiz eden cihazlar ve bir bilgisayar programı ile düşüncelerimiz yazıya dökülebildi.

Sıra bu çalışma ile yazıya dökülebilen düşüncelerimizin frekanslarını karşılıklı kullanılacak iki alıcı-vericili kulaklıkla birbirimize aktarabilmekte.. Daha sonra da, unuttuğumuz bir tekniği tekrar öğrenerek 🙂, yani epifiz bezini eski gücüne kavuşturarak doğrudan düşüncelerimizle konuşabilmek, konuştuklarımızı beynimize kaydederek hafıza sorunlarını önlemek ve giderek konuşmayı lüzumsuz görerek unutmakta…

Beyin gücü ile istediğimiz kişi ile nerede olursa olsun doğrudan haberleşmenin sosyal açıdan doğurabileceği etkileri şimdiden düşünmeye başlasak iyi olacak gibi.. tabi ki yine ABD nin peşinden koşmak istemiyorsak…

Sibernetik Tıp teknolojileri ile hücre titreşimlerinin frekanslarını çözerek teşhis ve tedavi amacıyla kullanılmasına zaten başlamıştık:)