BAĞIRSAKLARDAKİ İLTİHAP HANGİ ORGANLARI ETKİLER?- WHICH ORGANS ARE EFFECTED FROM INTESTINAL INFLAMATION?

 

BAĞIRSAKLARDAKİ İLTİHAP HANGİ ORGANLARI ETKİLER?- WHICH ARE THE ORGANS AFFECTED FROM INTESTINAL INFLAMATION?

Karaciğerde toksik arındırma azalır, karaciğer rahatsızlıkları başlar (hepatit ve siroz), cillte özellikle yüzde kırmızı lekeler oluşur (gangren cinsi), cilt rahatsızlıkları artar (pyoderma gangrenosum gibi), damar sağlığı bozulur; uç noktalara kan akışı azalır, göz rahatsızlıkları başlar (episcleritits, iritis ve uveitis), böbrek ve safra taşları oluşablilir ve çocuklarda gelişme geriliği görülebilir.

BAĞIRSAK İLTİHAPLARINA NEDEN OLABİLECEK İLAÇLAR -DRUGS THAT MAY CAUSE INFLAMATORY BOWEL DISEAS

 

BAĞIRSAK İLTİHABINA YOL AÇABİLECEK İLAÇLAR

Kanserle neticelenebilecek kadar bağırsaklarda İltihabi süreci hızlandıracak ilaçlar arasında corticosteroidler, sufasalazinler ve cholesthraminler başta gelmektedir.

BAĞIRSAK İLTİHAPLARINDA İLAÇLARIN YAN ETKİSİ VE VİTAMİN MİNERAL DENGESİZLİĞİNİN KAYNAKLARI -SIDE EFFECTS OF THE DRUGS AT INTESTIONAL INFLAMATIONS AND SOURCE OF IMBALANCE OF VITAMINS AND MINERALS

BAĞIRSAK İLTİHABINDA KULLANILAN İLAÇLAR KALSİYUM VE FOSFOR EMİLİMİNİ AZALTABİLİR – DRUGS USED FOR INTESTINAL INFLAMATIONS MAY CAUSE MALABSORBITON OF CALCIUM AND PHOSPHOR.

BAĞIRSAK İLTİHABINDA İLAÇLARIN OLUMSUZ ETKİSİ VE
VİTAMİN VE MİNERAL DENGESİZLİKLERİNİN KAYNAKLARI

Bağırsak İltihabında İlaçların İstenmeyen Yan Etkileri bir şekilde ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü:
1. Prednisone gibi kortigosteroid grubu ilaçlar, proteinlerin parçalanmasını arttırır buna karşılık sağlık için hayati öneme haiz olan protein sentezini baskılarlar. Kalsiyum ve fosfor emilimini azaltır, c vitamininin, kalsiyumun, potasyumun ve çinkonun idrarla atılımını arttırırlar, kanda şeker düzeyini, trigliseridi ve kolestrolü yükseltirler. Vitamin B6, askorbik asit, folat ve Vitamin D ihtiyacını arttırırlar. Kemik oluşumunu ve yara iyileşmesini olumsuz etkilerler.
2. Sulfasalazin grubu ilaçlar (sulfasalazine), vücutta folat emilimini ve taşınmasını azaltırlar, kandaki demir ve folat düzeyini düşürürler ve askorbik asidin idrarla atılmasını hızlandırırlar.

Bir hastaya bir ilaç yazılmadan önce vücutta bir denge durum analizi (homeostatis) yapılmasının neden bu kadar önemli olduğunu unutmamak lazımdır. Çünkü vücudun mevcut dinamikleri ile kullandığımız ilaçlar arasında sıkı bir etkileşim vardır.

BAĞIRDAK AMELİYATLARINDAN SONRA GIDA REJİMİ – NUTRITIONAL DIET AFTER INTESTINAL OPERATIONS

 

BAĞIRSAK OPERASYONU GEÇİRENLERDE GIDA REJİMİ

Bağırsak operasyonu geçiren veya özellikle bağırsağının bir bölümü operasyonla alınan hastalar zaman zaman mutlaka vitamin, mineral ve hormon dengelerinin bozulup bozulmadıklarını yaptıracakları özel test’lerle kontrol ettirmelidirler. Böylece, bağırsaklarda emilim azlığından, mikrofloranın bozulmasından veya bu operasyon sonucu bozulan başka nedenlerden dolayı ortaya çıkacak diğer rahatsızlıkların önüne geçilebilir.

HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI ; ÖNEMLİ BİR BESİN DESTEĞİ: CELL HEALTH COMES THE FIRST; ONE IMPORTANT NUTRITIONAL SUPPORT: ALPHA LIPOIC ACID

 

HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI – 

HÜCRE SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ BİR DESTEK – ALFA LİPOİK ASİT (ALA)

ALPHA LIPOIC ACID IS VERY IMPORTANT IN CELL HEALH

ALA Almanya’da diabetik nöropati hastalarında kullanılması resmen tavsiye edilmiştir.Eczanelerde kolayca bulunan ve reçetesiz satılan bu yağın mahareti sayılmakla bitmez. Ama ben yine de sizin ilginizi çekebilecek faydalarını yazmaya çalıştım.

-Şeker hastalarında yüksek şekeri dengeler, ayakların altındaki yanmaları (diyabetik nöröpati), karıncalanmaları ve kaşınmaları önler. (3-5 hafta boyunca günlük doz 600-1800 mg arasında değişebilir )
-Şeker hastalarında sinir kaynaklı kalp hasarlarından ani ölümlerin önlenmesinde faydalıdır.
-HIV ve karaciğer rahatsızlıklarında etkilidir.
-Hem yağda ve hem suda erir. Bu özelliği ile multi-vitaminlerin etkinliğini arttırır.
-Kol ve bacaklardaki uyuşukluğu önler
-Beyin fonksiyonlarının iyileşmesinde ve alzheimer hastalığının geriletilmesinde (günlük 600 mg’lık doz) faydalıdır.
-Antioksidan besinlerin aşamadığı, beyin-kan bariyerini aşarak tüm vücuda fayda sağlar.
-Acetyl L Carnitin ile birlikte kullanıldığında yüksek tansiyonu düşürür ve hücrelerin ömrünü uzatır.
-Kasları geliştirir, kronik yorgunluğu önler
-Kanser hastalarında bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinde homosistein seviyelerini yükselterek kanserli hücrelerin ölümünü sağlamak suretiyle tedaviyi destekler
-Kanser hastalarında radyo terapinin yan etkilerini hafifletir (Food and Chemical Toxicology dergisi, 2000 yılı)
– Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçların karaciğere verdiği zararı hafifletir. (2000 yılı Cancer Biotherapy and Radiopharmaceuticals Dergisi)
-Hepatit B ve C vakaları dahil, karaciğer hücre sağlığı için faydalıdır. Karaciğerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
-Milk thistle ve selenyumla birlikte kullanıldığında Hepatit C tedavisinde faydalıdır.-
-Cildi canlandırır; birçok kremin içine konmaya başlanmıştır.
-Göz rahatsızlıklarında etkilidir. Glakom, retina dejenerasyonu (retininitis pigmentosa), makula dejenerasyonu ve kataraktın önlenmesinde (%60) ve tedavisinde (%45) çok etkilidir.
-Vücutta oksitlenmenin yarattığı zararları önler
-Zayıflamaya yardımcı olur (20 hafta boyunca günde 1800- 3000 mg civarında alınabilir.)
– Diğer anti-oksidanların kullanım düzeyini arttırır
-C vitamini dahil bazı vitaminlerin vücutta yeniden yapımını sağlar
-Gıdalardan enerji üretilmesinde B vitaminin etkinliğini arttırır.
-Hücre içindeki genetik şifreyi koruyarak kanserin önlenmesinde faydalıdır.
-Karbonhidratların parçalanmasına yardım ederek bunların enerji kaynağı olarak kullanılmasını kolaylaştırır. Kilo vermede faydalıdır.
-Kan beyin bariyerini geçebildiği için beyin hasarlarının tedavisinde faydalıdır.
-By-pass ameliyatlarında Q enzim 10, magnezyum, omega 3 ve selenyumla birlikte ameliyattan 2 ay önceden ve 1 ay sonraya kadar kullanılması durumunda komplikasyonların önlenmesinde faydalıdır.
-Troid hastalarında qercetin ve resveratrol ile birlikte alındığında normal tiroid hormonu salgısının salınmasına yardımcı olur
-Civa, bakır ve demir gibi toksik metal iyonlarına bağlanarak onların vücuttan atılmalarını kolaylaştırır.
-Günde 1000 mg. Vitamin C ve 400 IU E vitamini ile birlikte alındığında anti oksidant özellik açısından vücutta en iyi soncu verir.
-Romatizmal eklem hastalığının tedavisinde ağrı ve yangıyı önler, kıkırdak yapıları korur ve tedavi eder.
-Yaşlılıağa bağlı eklem sorunlarında (osteoarthritis) eklem tutukluluğunu giderir ve hareketleri kolaylaştırır.
-Vucutta glutatathion yapımını artıtırırak karaciğeri ve antioksidanları korur
-Bel fıtığı ve bel ağrıları dahil, kıkırdak, kemik, eklem rahatsızlıklarında faydalıdır.
-Depresyon ve içe kapanıklık durumlarında 4-6 haftalık bir kullanım sonucu çok rahatlama sağlar

DİKKAT EDİLECEK ÖNEMLİ KONULAR

-ALA ışığa ve oksijene karşı çok çabuk etkisini azaltabildiğinden koyu renkli şişelerde bulunanları toz halinde satılanlara tercih ediniz.
-Genellikle aç karınına yemeklerden 1 saat önce veya 2 saat sonra alınız.
–ALA’nın yarılanma ömrü çok kısa olduğundan günlük dozajın hepsi aynı anda veya 2 defada değil de, günde 4-6 defa birer çay kaşığı sıvı yağ olarak alınması daha uygundur.
-ALA’nın R versiyonu doğal olup S versiyonu sentetiktir. Siz R versiyonunu tercih edebilirsiniz. yatıncaya kadar 6 eşit zamanda 100 mg lık drajeler halinde de kullanabilirsiniz.
– Alfa lipoik asit ile alfa linoloik asit (keten tohumu yağı) birbirine karşıştırılmamalıdır. Bunlar farklı farklı yağ asitleridir.
-Şeker hastaları doktor tavsiyesi altında kullanmalıdır.
-Aşırı alkol kullanan kişilerde B1 vitamini eksikliğinden dolayı bu kişilerin kullanması önerilmez.
-Yüksek dozda alınması halinde kan şekerini hızla düşürebilir, mide bulantısı ve ishal yapabilir.
-Uykusuzluk yaratabilir. Bu gibi durumlarda akşamları almaktan kaçınılmalıdır.
-Bazı kişilerde allerji yapabilir
-Şelatlama etkisi olduğundan kalsiyum, magnezyum ve demirin alımını engelleyebilir. Bu gıdalarla birlikte alınmaması uygundur.

Yüksek miktarda ALA içeren gıdalar sırasıyla şunlardır:
ıspanak, dana böbreği, dana kalbi, brokoli, domates, bezelye,
brüksel lahanası, dana dalağı ve pirinç kepeği.

Otomatik alternatif metin yok.

MİDEDE ŞİŞKİNLİK VE GAZ ŞİKAYETLERİNİN NEDENLERİ – CAUSES FOR BLOATING AND GAS IN THE STOMACH

 

Midede şişkinlik şikayetlerimiz arttı. Aşırı gaz çıkaran bir toplum olduk:) İşte nedenleri:

Vücutta iki sebeple gaz oluşur. Ya aldığımız nefesle veya bağırsaklarda yaratılan gaz.
Eğer günde 20 defadan az gaz çıkarıyorsanız bu normaldir.
Bundan fazla ise sorun vardır.
1. Aldığımız nefes, fazla gaz çıkarmamıza neden olmaz.
2.Bağırsaklarımızdaki bakteriler şekeri ve ince bağırsaktan geçerken sindirilemeyen selülozu ve nişasta gaz yapar.
3. Sütteki şeker, düşük kalorili gıdalarda kullanılan sorbitol ve içeceklerde kullanılan mısır şurubu-fruktoz çok gaz yapan gıdalardır.
4. Tam buğday ekmeği beyaz ekmeğe göre içindeki kepek yüzünden fazla gaz yapar
5.Baklagiller ve lahana ince bağırsakta sindirilemeyen lifler ihtiva ettikleri için kalın bağırsakta bakteriler tarafından işlenirken aşırı gaz çıkar
6. Baklagiller, soğan, sarmısak, pırasa, marul, süt, dondurma, peynir, margarin, elma, incir, armut, karpuz çok gaz yapan gıdalardan bazılarıdır
7. Gaz yapan bakteri cinsi kişiden kişiye değişir: Bazıları iyi huyludur fazla rahatsız etmez. Bazıları kötü huylu:)
8. Bağırsaklarınıza gönderdiğiniz gıda ne kadar çiğ yani az çiğnenmiş ise o kadar çok gaz yapar. Ağzımıza aldığımız her şeyi en az 49 defa çiğnemek gerekir.
9. Eğer bunu yapmazsanız laktoz intoleransı, çölyak hastalığı, ve pankreas yetersizliği ortaya çıkar. Pankreas yetersizliğinde Pankreatic Enzymes ismiyle eczanelerde satılan gıda takviyelerini kullanabilirsiniz.
10. Kalın bağırsakta aşırı bakteri artışı sonucu, bunların ince bağırsağa doğru taşması ve ince bağırsağa geçen bu bakterilerin henüz sindirilmemiş ve emilmemiş besinleri kullanmasıyla aşırı gaz oluşur. Bu aşırı gaz ince bağırsaklardan kana geçebilir.Bunun bir kısmı akciğerler tarafından atılsa da bir kısmı vücutta toksik etki yapabilir.
11. Mide ile batın arasında bir yerde gaz sıkışması ile karın bölgesinde şişkinlik ve ağrılar oluşabilir.
12. Mide çıkışındaki bir daralma (pyloric stenosis) ile gıdaların mideden çıkamaması yine karın/mide bölgesinde şişliğe neden olabilir.
13. Genellikle bağırsak operasyonları sonrasında bağırsaklarda yapışma veya daralma, veya tıkanma sonucu mide ve bağırsakta artan salgı karın ağrısı ve şişkinliği yapabilir.
14. Aşırı kabızlık karın ağrısı yapabilir.
15. Mide ve bağırsaklarda hareketi sağlayan (peristalsis) kasların zayıflığı, gıdaların hareketlerini yavaşlatacağı için şişlik yapabilir.
16. Şeker hastalarında görülen mide tutulmaları (gastroparesis
17. Bağırsaklarda sunni kas tutulmaları (chronic intestinal pseudo-obstruction)
18. Çocuklarda görülen bağırsakta sinirsel bir rahatsızlık nedeniyle bağırsakların yavaş hareket etmesi-Hirshsprungs hastalığı
19. Huzursuz bağırsak sendromundaki gibi, ince bağırsakta birikmiş gazların yarattığı şişkinlik. Bu gazlar akşam üstü daha fazla ortaya çıkar.
20. Fazla yağlı yiyecekler bağırsaktaki gıda hareketini yavaşlatır. Bu da gaza ve şişkinliğe sebep olur.
21. Diyet olarak alınan lifli gıda takviyeleri, bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir. Bunlar hem gaz yapar ve hem de gazın atılmasını zorlaştırarak şişkinliğe neden olur.
22. Şişkinlik sürekli ise; karın bölgesindeki organlarda büyümeden, karın içerisinde sıvı birikiminden veya bir tümörden şüphelenilebilir.
23. Karın içindeki şişkinlikle birlikte aşırı gaz varsa, bakteri faaliyetinden ve aşırı gazdan şüphe edilebilir.
24. Karındaki gaz eğer bakteri fazlalığından ise, antibiyotiklerle veya probiyotik (laktobasilus bakterileri gibi)
veya prebiyotiklerle tedavi edilebilir.
25. Eczanelerden alınabilecek bazı enzimlerle bazı gaz ve şişkinlik tipleri azaltılabilir.

26. Aşırı genirme hava yutmadan olabilir. Bu durumda yiyecek ve içecekleri yavaş yavaş yemek ve içmek gerekir

27 Reflü aşırı genirmeye neden olabilir.

28. Kronik genirmeye karın ağrısı ve mide yanması eşlik ederse  helicobacter pylori bakterisi sebep olabilir

29. Genirme gastrit rahatsızlığından olabilir.

30. Genirmeye sebep olan etmenler; bira ve gazlı ve asidik içecekler, sakız çiğnemek veya sert şekerli şeyler yemek, sigara, takma dişler, yemekten sonra hareketsizlik, midede asit fazlalığı

31. Bağırsak gazlarının nedenleri; kolonda gıda artıklarının kalması, karbonhidratların emilememesi/sindirilememesi, kabızlık,  laktoz veya fruktoz intoleransı, çölyak hastalığı.

32. Aşırı gaz çıkarmayı önlemek için; çok çeşitli gıdaları aynı anda almamak, baklagiller, lahanagiller, soğan, tam tahıllar ve çok lifli gıdalar gibi gaz yapan gıdalardan uzak durmak, şeker ilavesiz gıdalarda bulunan sorbitol gibi katkı maddeleri, yağlı yiyecekler sindirimi yavaşlatır, daha az yağlı gıda alınması, laktoz intoleransına karşı eczaneden ilaç almak,

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta ve yakın çekim
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta

B12 VITAMINI VE MIDEYE OLAN ETKİSİ- VITAMIN B12 AND INFLUNCE ON STOMACK HEALTH

B 12 VİTAMİNİ VE SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ- VITAMIN B12 AND DIGESTIVE SYSTEM

Sayın Prof. Dr. Alagozlu’na göre mide operasyonu ile zayiflamak isteyenlerin 2 kez dusunecekleri bir konu…. Prof. Alagözlü’ye teşekkür ederek görüşlerini sizlerle paylaşıyorum.

Prof.Dr. Hakan Alagözlü
B12 VİTAMİN EKSİKLİĞİ VE MİDE  iLİŞKİSİ

B12 eksikliğinin en sık nedeni pernisiyöz anemi olarak bilinen hastalıktır. Pernisiyoz anemide vücut pariyetal hücrelere saldıran ve onları yok eden antikorlar üretir.

.
Bunlar mide çeperinde bulunan ve intrensek faktör yapan hücrelerdir. İntrensek faktör midede yapılan ve B12 vitamininin bağırsaktan emilmesine yardımcı olan bir proteindir.
.
Pernisiyöz anemide bu antikorlar intrensek faktöre veya bu faktörü üreten parşyetal hücrelere saldırır. Bu otoimmun yanıtın sebebi bilinmemektedir.
.
Pernisiyoz anemide, %90 anti-pariyetal hücre antikorları (APA), %60 anti-intrensek antikorlar (AİA) pozitiftir.
.
.Bu durumda, midede bir çeşit otoimmün gastrit gelişir ve vitamin B12 emiliminde görev yapan intrensek faktör yapılamaz. Bu da B12 emilimini bozarak anemiye yol açar.
.
.B12 vitamini ağızdan yeterli alsak bile B12 eksikliği gelişir. Otoimmün Gastrit, kronik gastritlerin %10 ‘unu oluşturur. Hipokloridi (midede asit azlığı), aklorhidri (midede asit yokluğu) yüksek serum gastrini ile seyreder.
.
.Hazımsızlık mide asit azlığından dolayı görülür.
Özellikle midede korpus ve fundusta glandüler atrofi ve metaplazi baskındır.
.
. Tipik olarak antrumda görülmez. Antrumda görülen atrofi daha çok “Helicobacter Pylori” nedenlidir.
.
.Submukozal kan damarları, incelmiş atrofik mukoza nedeniyle net görünebilir Lamina propriada diffüz ve derin lenfoplazmositik infiltrasyon görülür. İlerlemiş ya da son dönem incelemelerinde korpus ve fundusta pililer düzlemiştir ya da izlenmezler Ameliyatla midesi çıkartılanlarda B12 eksikliği ortaya çıkar.
.
.
Eritrositlerin (alyuvarların) normal ve sağlıklı bir şekilde üretilebilmeleri için B12 vitaminine ihtiyaç vardır.
.
Eğer B12 eksikliği olursa eritrositlerin (alyuvarların) sayısı azalır, hacimleri artar.
.
Aynı zamanda, hashimato tiroiditi gibi ek otoimmün hastalıklar görülebilir. B12 vitamini eksikliğinin en sık nedeni atrofik gastrittir.. .
Bu hastalarda mide kanseri riski artmıştır.
Bu nedenle bir gastroenterolog doktora başvurmak gerekebilir.

B12 vitamin eksikliği belirtileri

Dinlenmeyle geçmeyen yorgunluğun nedeni B12 vitamini eksikliği, buna bağlı olarak gelişen kansızlık ya da depresyon olabilir.
.
Kobalamin olarak adlandırılan B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir.
Vücutta depolanır.
Unutkanlık, yorgunluk ve uyuşukluk hissi ile belirti verir.
.
Ağır derecede B12 eksikliği ise yorgunluktan çok daha ağır sorunlara neden olabilir.
.Dilde glossit denilen enflamasyona (iltihaba) yol açarak kırmızı renkte, pürüzlerini kaybetmiş bir dile yol açabilir.
.
Özellikle yaşlılarda B12 vitamini eksikliği daha fazla hissedilir. Çabuk yorulma, eforla gelen nefes darlığı, çarpıntı, solukluk, isteksizlik görülür.
.
Anemisi derin olanlarda baş dönmesi, kulak çınlaması ve göz kararması gibi şikayetler de bulunabilir.
.
El ve ayak uçlarında karıncalanmalar, denge duyusu bozukluğu ve bunamaya benzer tablolar yapabilir.
.
Sinir sistemi bulgularının erken tanısı çok önemlidir.
.
Vitamin B12 hayvansal kaynaklı bir vitamindir.
.
Günlük gereksinim 1 mikrogramdır. B12 vitamini sinir hücrelerini korur ve ileri yaşlarda depresyon ve Alzheimer riskini düşürür.
.
Ama mide kökenli olan B12 vitamin eksikliğinde ağızdan alınan B12 vitaminleri B12 düzeyini yükseltmez.
.
O zaman parenteral (iğne) şeklinde tedavi verilir.
.
Bu nedenle mide B12 vitamin eksikliğinin nedeninin mide kökenli olup olmadığını anlamak tedavi yöntemi açısından önemlidir.