TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUT NASIL SİNYAL VERİR? HOW CAN YOU UNDERSTAND A TOXIC OR ACIDIC BODY WHICH WEAKENS YOUR IMMUNE SYSTEM?

 

 

 

 

 

20  MADDEDE TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUT NASIL SİNYAL VERİR?  HOW CAN YOU UNDERSTAND A TOXIC OR ACIDIC BODY WHICH WEAKENS YOUR IMMUNE SYSTEM? TOXIC BODY IN 20 STEPS

YAŞLILAR NEDEN KOVİD-19 DAN DAHA FAZLA ETKİLENMEKTEDİR?

WHY ARE OLD PEOPLE MORE SENSITIVE COVID-19?

Yaşlı kişiler korana virüsüne (kovid-19) daha açıktırlar. Çünkü başka hiçbir eşlik eden hastalıkları olmasa dahi, vücutları gençlere göre muhtemelen daha toxiktir.

Cildinizdeki sarı kahverengi lekeler vücudunuzda yaşlanma pigmentlerinin (lipofuscin) arttığının bir göstergesidir.

Hastalık ve yaşlanma nedenlerinin başında asidik vücut ve vücutta toxik madde birikimi gelmektedir. Vücudumuz ne kadar toxik veya asidik bunu nasıl anlarız?

KANSER, KANDİDA, LUPUS DAHİL BİR ÇOK HASTALIĞIN NEDENİ TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUTTUR.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ DE ZAYIFLATAN TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUT NASIL  ANLARIZ?

Cildinizdeki sarı kahverengi lekeler vücudunuzda yaşlanma pigmentlerinin (lipofuscin) arttığının bir göstergesidir.

Hastalık ve yaşlanma nedenlerinin başında asidik vücut ve vücutta toxik madde birikimi gelmektedir. Vücudumuz ne kadar toxik veya asidik bunu nasıl anlarız bu ve daha ötesi için lütfen tıklayınız.

KANSER, KANDİDA, LUPUS DAHİL BİR ÇOK HASTALIĞIN NEDENİ TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUTTUR.

TOXİK VEYA ASİDİK VÜCUT NASIL SİNYAL VERİR?

  1. Aşırı tatlı isteği, Kahve ve çaya aşırı düşkünlük, kafein krizi
  2. Kronik yorgunluk, canın bir şey istememesi, keyifsiz olma
  3. Sık sık sebebi belirsiz, baş, sırt ve eklem ağrıları, migren, artirit
  4. Kronik solunum sistemi sorunları, astım ve sinüs rahatsızlıkları
  5. Anormal vücut veya nefes kokusu, paslı dil
  6. Gıda alerjileri, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kabızlık, geğirme, gaz, Huzursuz bağırsak sendromu, Kolon kanseri, reflü ve mide asidi
  7. Kırılgan saçlar ve tırnaklar, ciltte akne, sedef
  8. Olağan dışı kilo alma, vücutta su toplanması
  9. Aşırı unutkanlık, odaklanamama, kronik uykusuzluk, Aşırı sinirlilik, depresyon
  10. Kokulara karşı aşırı hassasiyet
  11. Yaşlanma hissi ve artan kaygıları, hantallaşan vücut
  12. Ayaklarda üşüme, denge sorunları,
  13. Merkezi sinir sistemi sorunları
  14. Göğüs ve kolon kanseri riskinin artması
  15. Görme bulanıklığı
  16. Erkeklerde düşük testosteron düzeyi
  17. Kronik böbrek sorunları, Kronik idrar yolu enfeksiyonları
  18. Düşük bağışıklık sistemi
  19. İnsülin yetersizliği
  20. Yüksek tansiyon

 

https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

KORANAVİRÜS (KOVİD-19), SOĞUK ALGINLIĞI (COLD) VE GRİP/NEZLE (FLUE) ARASINDAKİ TEK VE EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?

https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js

KORANAVİRÜS (KOVİD-19), SOĞUK ALGINLIĞI (COLD) VE GRİP/NEZLE (FLUE) ARASINDAKİ TEK VE EN ÖNEMLİ FARK NEDİR?

WHAT IS THE ONLY DIFFERANCE BETWEEN CORONAVIRUS, COLD AND FLUE?

 

 

Bugünlerde koronavirüs semptomları/belirtileri ile soğuk algınlığı ve grip/nezle belirtileri birbirine çok karıştırılabilir. Bu durum ailelerde paniğe neden olabilir, hastaneler bu sebeple de gereksiz yere meşgul edilebilir. Gerçekten bu hastalıkların belirtileri bazısında az bazısında çok olsa da benerdir. Ancak burada ayrıntı yaratan çok önemli bir fark vardır.  Soğuk algınlığında ve korona virüste hapşırma görülmezken, grip/nezle/flue durumlarında hapşırma görülür.

Ateş, yorgunluk, kuru öksürük, vücutta ağrı-sızı, burun akıntısı,  baş ağrısı, nefes darlığı ve tat duygusu kaybı gibi durumlar her 3 hastalık belirtisi için mümkün olabilir. Bunla birlikte genel olarak değerlendirildiğinde; ishal, bazen çocuklar hariç, korona-19’da görülebilir, soğuk algınlığında görülmez. Nefes darlığı ise koronavirüs (covid-19) için önemli bir semptom olup, soğuk algınlığında ve gripte görülmez.

Bununla birlikte her insanın durumu kendine özgü olarak değerlendirilmeli ve her durumda bir uzman doktor tavsiyesi alınmalıdır.

KORANAVIRUS (COVID-19) SÜRECİNDE TANSİYON İLAÇLARI NASIL KULLANILMALIDIR/ HOW CAN HYPER TENSION DRUGS BE USED IN RESPECT TO THE NEW CORONAVIRUS (COVID-19)

KORANAVİRÜS (COVİD-19) BULAŞMA SÜRECİNDE TANSİYON DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR NASIL KULLANILMALIDIR?

Bilgi kirliliğinin çok fazla olduğu bir ortamda, koranavirüs (covid-19) bulaşıcılığını önlemek üzere doktorunuzun tavsiyesi ile aldığınız kalp-damar ilaçlarını (ACE1 inhibitörleri) ile anjiotenjin reseptör blokerların kullanımı konusunda çok dikkatli olunması gerekmektedir.  Sorumlu doktorun tavsiyesi bu konuda çok önemlidir ve mutlaka uyulması gerekir. Bununla birlikte genel olarak bir yaklaşım gerekirse;

ACE1 inhibitörü veya angio-tension receptor blocker (ARB) etken maddeli bir kalp-damar ilacı kullanılıyorsa:

Kontrolü güç bir yüksek tansiyon yok, kontrol edilebilir bir tansiyon yüksekliği varsa ve bulaşma riski standart/ortalama bir risk kadarsa;

  1. Kovid-19 testi negatif (hastalık bulaşmamış) ise, İlaçlar kullanılmaya devam edilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif (hastalık bulaşmış) ise ilaçlar bırakılabilir.
  3. Hastalık atlatılmış ise ilaçlar kullanılmaya devam edilmelidir.

Kontrolü güç bir yüksek tansiyon yok, kontrol edilebilir bir tansiyon yüksekliği varsa ancak ailede enfekte bir kişi bulunması veya sağlık meslek mensubu olma gibi bulaşma riski yüksekse;

  1. Kovid-19 testi negatif (hastalık bulaşmamış) ise ilaçların kesilmesi değerlendirilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif ise, ilaçların kesilmesi gerekir.
  3. Hastalık atlatılmış ise, ilaçlara tekrar başlanmalıdır.

Tansiyon tehlikeli düzeyde yüksekse;

  1. Test sonuçları negatif ise, ilaçlara devam edilmelidir.
  2. Test sonucu pozitif ise, ilaçlara devam edilmelidir.
  3. Hastalık atlatılmış ise, ilaçlara devam edilmelidir.

TEKNİK BİLGİ: Her ne kadar ACE2 reseptörleri virüsün giriş noktası olsa da, tansiyon ilaçlarının etkin madde grubu olan ACE1 inhibitörleri vücutta anjiotensin 1 düzeyini arttırır. Bu durumda ACE2 aşırı düzeyde etken olur (upregulate) ve özellikle kalp sağlığı risk altına girebilir.

15 ADIMDA KORONA VİRÜSE KARŞI GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ; POZİTİF VE NEGATİF FAKTÖRLER / HOW CAN WE BOOST OUR IMMUNE SYSTEM AGAINST CORANA VIRUS (COVID-19); CONS AND PROS IN 15 STEPS?

 

KORANA VİRÜS (COVİD-19) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDEN DAHA GÜÇLÜ DEĞİLDİR.

15 MADDEDE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

Temiz hava, temiz su, temiz gıda, temiz düşünce ve hareket 5 önemli korunma aracı olup, bağışıklık sistemini ayakta tutan direklerdir. Vücudun bir bütün halinde dengede olması (homeostatis) sadece virütük hastalıklar için değil, tüm rahatsızlıklar için tedavide ilk önce önemle dikkate alınması gereken bir faktördür. Hiçbir hastalık bu denge kurulmadan tam olarak tedavi edilemez. Hekim öncelikle vücutta fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal faktörler başta olmak üzere dengeyi bozan faktörleri tespit ederek bu dengeyi sağlamaya yönelik bir tedavi planı geliştirmelidir. Ancak bundan sonra yine de hastalığa özel bir işlem gerekirse ona göre hareket edilmelidir.

Her türlü bulaşıcı ortamlardan uzak durulması yanına temizlik kurallarına son derece dikkat edilmesi ön şarttır. Bunun yanında, ilacı bulunmayan bu pandemi için bağışıklık sistemimizin sağlıklı ve dengeli olması korona virüse karşı en etkili ilaç/çare olarak öne çıkmaktadır. İşte bağışıklık sistemini zayıflatan ve güçlendiren faktörler

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ ZAYIFLATAN FAKTÖRLER

15 FACTORS KEEPING IMMUNE SYSTEM WEAK AND OUT OF BALANCE

  1. Ne yaparsanız yapın ama stres yapmayınız! Stresli ortamlardan uzak durunuz. Sürekli moralinizi bozan televizyon haberleri izlemek dâhil stresli ortamlardan uzak durunuz. Stresi azaltmak için doktor tavsiyesi olmadan ilaç, sigara ve alkol gibi ürünler kullanmayınız.
  2. Her türlü basit şeker ve bunlardan yapılan besinlerden uzak durunuz. Şeker bağışıklık sistemini baskılar; virüslerin hızla üremesine neden olur.
  3. Et ve et ürünlerinden uzak durunuz. Bu besinler vücutta iltihabi süreçlere sebep olarak bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır.
  4. İshal veya kabızlık durumundan kaçınınız. Bağışıklık hücrelerinin % 80 ini bağırsaklarda bulunduğundan bu durumlar bağışıklık sistemini zayıflatır.
  5. Başta sigara (akciğer düşmanı) ve alkol (lenfosit düşmanı) olmak üzere varsa sağlığınıza zararlı her türlü kötü alışkanlıklarınızdan vaz geçiniz.
  6. Her türlü uzun ömürlü paketlenmiş/işlenmiş ürünlerden uzak durunuz.
  7. Asidik gıdalardan uzak durunuz.
  8. Allerjik gıdalardan uzak durunuz
  9. Mümkün olduğu kadar evde kalarak, seyahatlerinizi erteleyiniz.
  10. İklim değişikliklerinden kaçınınız, rüzgârda, nemde, aşırı sıcak ve soğukta kalmaktan kaçınınız.
  11. Aşırı yorucu işleri erteleyiniz.
  12. Vücudu susuz bırakmayınız. Ağırlığınıza göre yeterli miktarda kaliteli su içiniz.
  13. Kilo almamaya özen gösteriniz.
  14. Tansiyonunuzu normal sınırlar içinde tutunuz.
  15. Havadaki nem oranı belli bir seviyenin altına düştüğünde odayı nemlendiriniz.

 

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ SAĞLIKLI VE DENGELİ TUTAN FAKTÖRLER

15 STEPS TO KEEP YOUR IMMUNE SYSTEM HEALTY AND IN BALANCE

 

  1. Ruh halinizi dengede tutunuz. Her olumsuzda olumlu bir yanın da bulunduğunu unutmayınız; bunu ön plana çıkarınız. Pozitif düşününüz. Hayata olumlu bakınız. Şükürdar olunuz. Duanın tedavi edici etkilerinden yararlanınız.
  2. Gülünüz. Gülmek kadar bağışıklık sistemini güçlendiren etkili bir araç/ilaç yoktur. Duygusal, zihinsel ve ruhsal sağlığınızı koruyunuz. Sevdiklerinizle doğrudan veya sosyal medya aracılığıyla hoş sohbetler ediniz. Komedi filmler ile komik oyunlar izleyiniz. Sevdiğiniz işleri yaparak evde hoş vakit geçirmeye çalışınız.
  3. Virüse karşı her türlü temizlik önlemlerini alınız. Kişiler arası bulaşma önlemlerini tavizsiz uygulayınız.
  4. Günde 30-60 dakika arasında hafif spor ve/veya meditasyon yapınız. Bahçe işleri ile uğraşınız. Bunlar stres düzeyinizi düşürür ve bağışıklık hücrelerinizin vücudunuzda devriye gezmesine ve virüsleri kolayca avlamasına yardımcı olur.
  5. Yeteri kadar güneşte kalınız. Temiz hava için odanızı havalandırınız. Derin nefes egzersizleri yapınız.
  6. Ilık bir duş ve rahatlatıcı bir müziği takiben günde ortalama 7 saat uyuyunuz.
  7. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için göğüs bölgemizdeki timüs bezi üzerine hafifçe vurarak masaj yapınız.
  8. Lenf sisteminizi çalıştırmak için vücudunuzun tüm bölgelerine hafif yüzeysel masaj yapınız.
  9. Arda arda 3 gün ve her öğünden önce bol baharatlı, şehriyeli tam tavuk çorbası içiniz.
  10. Vitamin A, B, C, D ve E başta olmak üzere vücudunuzun ihtiyacına göre magnezyum ve Çinko başta olmak üzere mikro vitamin ve mineral desteklerinden yararlanınız. Bu vitaminlerin zengin olduğu gıdaları ön plana çıkarınız. Soğan, sarımsak, kırmızı biber, kale, astragalus, ekinezya, selenyum, adaçayı, kızılcık, yaban mersini, çilekgiller, turpgiller, lahanagiller, baklagiller, ginseng, marul, deve dikeni, havuç, parlak renki sebzeler, kara mürver, brokoli, narenciye, yoğurt, zerdeçal, zencefil, ıspanak, badem, ayçiçeği tohumu, kabak çekirdeği, yeşil çay, papaya, kivi, kemik suyu, kekik yağı bu anlamda öne çıkan gıdalardır.
  11. Anti-oksidan gücü yüksek gıdaları öncelikle alınız.
  12. Alkali gıdalardan, sebze ve meyvelerden ve tam tahıllardan faydalanınız.
  13. Koyu renkli sebze ve meyve ağırlıklı “Akdeniz Usulü Diyet” uygulayınız. Bu besinler içerisinde ihtiyaç duyduğumuz vitamin ve mineral maddeler daha boldur.
  14. Kalp damar sağlığımız için zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar kullanınız. Yağlı balıklar yiyiniz. Omega-3 zengini keten tohumu ve incir çekirdeği yağından da faydalanınız.
  15. Barsak sağlığımızı güçlendirecek yoğurt, ayran, kefir, turşu gibi ürünler tüketiniz.

 

Not: Yukarıdaki tavsiyelerin kişinin özel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebileceğini lütfen unutmayınız.

 

THE KORANA VIRUS (COVID-19) IS NO STRONGER THAN THE IMMUNE SYSTEM.

HOW DO WE STRENGTHEN THE IMMUNE SYSTEM IN ARTICLE 15?

Clean air, clean water, clean food, clean thinking and movement are 5 important protection tools and are the pillars that keep the immune system afloat. It is important to be aware of the fact that homeostatis is not only a factor for viral diseases, but also for all ailments. No disease can be fully cured without this balance being established. The physician should first develop a treatment plan to achieve this balance by identifying the factors that upset the balance, especially the physical, emotional, mental and spiritual factors in the body. However, after this, the disease should be treated accordingly if a special procedure is required.

It is a prerequisite to stay away from all kinds of infectious environments, as well as to pay close attention to the rules of cleanliness. In addition, the healthy and balanced immune system for this pandemic that does not have a drug, stands out as the most effective drug/remedy against the virus. Here are the factors that weaken and strengthen the immune system

FACTORS THAT WEAKEN OUR IMMUNE SYSTEM

Whatever you do, don’t stress! Avoid stressful environments. Stay away from stressful environments, including watching television news that constantly depresses you. Do not use products such as drugs, cigarettes and alcohol without the advice of a doctor to reduce stress.
Avoid all kinds of simple sugars and foods made of them. Sugar suppresses the immune system; it causes viruses to reproduce rapidly.
Avoid meat and meat products. These foods weaken the immune system by causing inflammatory processes in the body.
Avoid diarrhea or constipation. Since 80% of the immune cells are present in the intestines, these conditions weaken the immune system.
Avoid any bad habits that are harmful to your health, especially smoking (lung enemy) and alcohol (lymphocyte enemy).
Avoid any long-lasting packaged / processed products.
Avoid acidic foods.
Avoid allergic foods
Stay at home as long as possible and postpone your travels.
Avoid climate changes, wind, humidity, extreme heat and cold.
Delay over-strenuous work.
Do not leave the body dehydrated. Drink enough quality water according to your weight.
Take care not to gain weight.
Keep your blood pressure within normal limits.
When the humidity in the air falls below a certain level, moisten the room.
FACTORS THAT KEEP THE IMMUNE SYSTEM HEALTHY AND BALANCED

Keep your mood balanced. Keep in mind that there is a positive side to every negative; bring it to the fore. Think positive. See life positively. Fortunately, be thankful. Take advantage of the healing effects of prayer.
Laugh. There is no effective tool/drug that strengthens the immune system as much as laughing. Protect your emotional, mental and mental health. Have pleasant conversations with your loved ones directly or via social media. Watch comedy movies and funny games. Try to have a nice time at home by doing the things you love.
Take all cleaning measures against the virus. Do not compromise on measures of interpersonal transmission.
Do light sports and/or meditate for 30-60 minutes a day. Keep yourself busy with yard/garden/garage work. These lower your stress level and help your immune cells patrol your body and hunt down viruses easily.
Stay in the sun long enough. Air your room for fresh air. Do deep breathing exercises.
Sleep for an average of 7 hours a day following a warm shower and relaxing music.
To strengthen the immune system, massage by tapping on the thymus gland in our chest area.
To operate your lymph system, massage all parts of your body slightly superficial.
3 days in a row and before each meal, eat full chicken soup with lots of spiced noodles.
Benefit vitamin A, B, C, D and E, especially according to the needs of your body, especially magnesium and zinc, including micro and macro vitamin and mineral supplements and foods rich in these vitamins.

Give priority to 0nion, garlic, red pepper, kale, astragalus, echinacea, selenium, sage, cranberry, blueberry, Berry, cruciferous, cabbage, beans, ginseng, milk thistle, carrots, brightly colored vegetables, black elderberry, broccoli, citrus fruits, yogurt, turmeric, ginger, spinach, almonds, sunflower seeds, pumpkin seeds, green tea, papaya, kiwi, bone broth, oregano oil in this sense, the featured foods.
Consume and prefer  high anti-oxidant foods.
Take advantage of alkaline foods, vegetables and fruits and whole grains.
Use a “Mediterranean diet” with dark vegetables and fruits. Vitamin and mineral substances we need in these foods are more abundant.
Use healthy oils such as olive oil for our cardiovascular health. Eat oily fish. Use Omega-3 rich flaxseed and fig seed oil.
Consume products such as yogurt, buttermilk, kefir, pickles to strengthen our bowel health.
Note: Please note that the above recommendations may vary depending on a person’s particular health condition.

ALA HASTALIĞI (VITILIGO) 6 AYLIK BİR SÜREDE TEDAVİ EDİLEBİLİR. VITILIGO CAN BE TREATED IN 6 MONTHS

Yüz bölgesindeki ciltte beyaz lekelerle belirgin Ala (vitiligo) hastalığının tıpta

tedavisi çok zordur.

hücre gençleştirme yaklaşımı ile yapılan öncü çalışmalarda, 6 aylık bir sürede başarıyı yakalamak mümkün görünmektedir.

Bu yaklaşım sonucu resimdeki kişide 6 aylık bir sürede yüzde mevcut renk açılmaları tamamen kaybolmuştur. Ellerdeki renk açılmaları ise tedaviye olumlu cevap vermektedir.

VÜCUTTA KRONA VİRÜS VAR MI? NASIL ANLARIZ? NASIL KORUNMALIYIZ? NE KELLE PAÇA NE BAŞKASI, TADAVİDE EN ETKİLİ FAKTÖRLER NELERDİR? EN ÖNEMLİ 10 TEDBİR VE DİĞERLERİ. HAVE YOU INFECTED WITH CORONA VIRUS? HOW CAN YOU UNDERSTAND THIS AND HOW CAN YOU DEFEND YOURSELF? HOW SHOULD BE THE TREATMENT? THE TEN ON TOP AND OTHERS.

HAVE YOU INFECTED WITH CORONA VIRUS? HOW CAN YOU UNDERSTAND THIS AND HOW CAN WE DEFEND OURSELVES? HOW SHOULD BE THE TREATMENT?

Vücutta krona virüs (cavid 19) varlığından süphelenmek için  yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı, ishal, aksırma, burun akıntısı, yorgunluk, göğüste ağrı, bulantı ve kusma semptomlarının bulunması gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde akciğer rahatsızlığı ile öne çıkar ve ağır akut solunum yolu yetersizliği neticesinde, başta böbreklerin iflası olmak üzere, çoklu organ ölümüne kadar giden bir sürece neden olabilir.

Virüsün vücuda bulaşma durumu tıbbi araştırmalarla kesinleşmesi esastır. Bununla birlikte nefesinizi 10 saniye kadar tuttuğunuz zaman bir rahatsızlık hissetmiyorsanız akciğerlerde fibroz oluşmadigini anlayabiliriz. Diger taraftan Virüsün semptomları belirginleşmişse veya bir şüphe durumu varsa acilen bir sağlık kuruluşuna muracaat etmek gerekir.

Vürüsten korunmak için;

  1. Hastalık şüphesi varsa acilen tıbbi destek alınmalıdır. Bununla birlikte;
  2. Bağışıklık sistemini güçlü tutacak şekilde beslenilmelidir. Bağışıklık sistemini güçlendirecek en önemli ekonomik besin tavuk eti çorbasıdır.

İngiltere’de Pirbright Enstitüsü tarafından yapılan ve Frontiers in Cellular and Infection Microbiology dergisinde yayınlanmış bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; tavuk etinde bulunan PD 1 (Programmed death cell 1) ve PD_L1 (Programmed Cell Death Ligand 1) proteinleri bağışıklık sistemini aktive veya inaktive ederek virütik hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor veya engelliyor.

Tavuğun (büyük ihtimalle bu anlamda büyük benzerlik gösteren insanın da) T bağışıklık hücresi zarındaki PD 1 protein reseptörü ile sağlıklı hücre zarındaki PD L 1 reseptörü snaps (bağlantı) yaptığında, PD L 1 reseptörü inaktive olmakta ve  bağışıklık hücreleri devre dışı kalmakta (inactivation); bu durumda sağlıklı hücreler zarar görmemektedir.

Virüsten etkilenmiş hücreler PD L1 reseptörlerini yok etmekte ve böylece kendilerinin ölümü pahasına bağışıklık hücrelerinin virüslere saldırarak yok olmalarına yardımcı olmaktadırlar.

Bazı  virütik hastalıklarda virüs, sağlıklı hücre zarındaki PD L 1 reseptörünün (almacının) sayısını hızla arttırarak bağışıklık hücrelerinin bunları yok etmeseni engelleyebilmekte ve kendileri bu yolla hücre içerisinde gizlenerek hızla yayılabilmektedir.

Tavuk vürüs salgınlarına karşı sağlıklı hücrelerini koruyacak özel proteinler (antibodiler) sentezleyerek kendini büyük ölçüde koruyabilmektedir. Bu mekanizmanın nasıl çalıştığına dair bilimsel çalışmalar sürmektedir. Bugün tam olarak bilinmemesine rağmen, sağlıklı tavuk etinden yapılan çorbaların içinde, tavuklarda olduğu gibi, insanlarda da bağışıklık sistemini virüslere karşı güçlendiren proteinlerin varlığı bilinmektedir. Tavuk etinin virüs salgınlarındaki etkinliği ise buna yorumlanmaktadır.

Bol baharatlı, şehriyeli, domatesli tavuk çorbasının virüs vucuttan temizleninceye kadar her öğün içilmesi tedaviye destek açısından faydalıdır.

Bunun dışında;

  1. Bağışıklık sistemini zayıflatan en büyük neden olarak stresten uzak durmak önemlidir.
  2. Şeker ve şekerli gıdalardan, market ürünlerinden uzak durulmalıdır.
  3. Alkali gıdalarla beslenmeye dikkat edilmelidir.
  4. Tereyağı ile birlikte C, A, D ve E vitaminleri desteklerinden faydalanılmalıdır.
  5. Evcil hayvanlar ara taşıyıcı olduklarından bu konuda son derece dikkatli olunmalıdır.
  6. İnsandan insana bulaşmayı önlemek için, çok kalabalık yerlerde veya muhtemel riskli alanlardan uzak durulması ve  maske kullanılması önemlidir. Temizlik şartlarına kesinlikle uymak gerekir. Eller sık sık sabunla yıkanmalı ve/veya alkolle temizlenmelidir. Boğaz bölgesi sürekli nemli tutulmalı ve sık sık su içilmelidir. İçilen su ile birlikte virüslerin akciğer yerine mideye nakli sağlanabilir. Burada mide asidi ile ortadan kaldırılabilirler.
  7. Sigara içilmemesi ve içilen yerlerden uzak durulması, yaşam alanlarının sık sık havalandırılması, bol oksijenli açık alanların tercih edilmesi
  8. Vücudun aşırı yorulmaması, dinlenme için yeterli zaman ayrılması
  9. Vücuttaki akut veya kronik iltihap düzeyi  kontrol edilmeli, eğer yüksekse tıbbi destek alınmalı,
  10. Virüse karşı daha dikkatli olması gerekenler:
  • Zorlu şartlarda aşırı tehlike altında hissediyorsanız ve/veya çocukluğunuz olumsuz yaşam tecrübeleri ile dolu ise,
  • çocukluğunuzda ihmal edilmiş biri iseniz, telomer boylarınız yaşınıza göre daha kısalmıştır. Virüsün sizi etkilemesi için genetik yatkınlığınız artmış olabilir  Hemen paniklemeyin Telomerler kısalabilir ve yeniden uzayabilir de ancak yine de aşağıdaki örnek önlemleri süratle almalısınız.Bunun için yapmanız gereken basit önlemler:
    1. Hızla meditasyon teknikleri ile stres düzeyinizi düşürmeniz ve böylece telomer boylarını normalleştirmek üzere telomeraz enziminizi arttırmanız gerekir.
    2. Her türlü egzersiz özellikle kalp-damar sağlığınız için önerilen egzersizleri önemle yapmanız lazımdır.
    3. Yalnızlıktan sıyrılıp, sosyalleşmeniz, zevkle yapacağınız sosyal aktivitelere zaman ayırmanın zamanı gelmiştir.
    4. Güven veren kişi ve ortamlarda bulunmalısınız.
    5. Çocuklarınızı sevgi dolu, güven veren bir ortamda büyüterek, daha başlangıçta kısa telomerlerle hayata başlamalarını engelleyiniz. Aksi halde, bu çocuklar, kısa sürede ortaya çıkacak genetik bozulmalardan dolayı, bir dizi kronik hastalıklara aday olabilirler.
    6. Anne ve baba zorlu hayat şartlarında yaşamışlarsa, onların zorlu şartlardan dolayı yumurta ve sperm hücrelerindeki kısalmış olan telomerleri, kromozomlar yoluyla size geçmiş olabilir.
    7. Salam, sosis ve sucuk gibi hazır gıdalar ve gazlı içecekler telomer boylarını kısaltmaktadır. Bunlardan uzak durulmalıdır.

 

<script data-ad-client=”ca-pub-6508821863020777″ async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js”></script&gt;

YÜKSEK TANSİYON, KOLESTEROL VE TRİGLİSERİT DÜZEYİ NE İLE DÜŞER/WHAT IS THE MOST IMPORTANT WAY TO LOWER HIGH BLOOD PRESSURE, TRIGLYCERIDES and CHOLESTEROL

 

Birçoğumuzun kendisinde veya yakınlarında mevcut olan özellikle yüksek tansiyonun düzenlenmesine, kolestrol ve trigliserit düzeyinin düşürülmesine yardımcı önemli 2 enzim nedir?

Yüksek tansiyon, trigliserit yüksekliği için kullandığımız ilaçların yan etkilerinin başında kaslarda erime ve yorgunluk sendromu gelmektedir. Bu ilaçların yan etkilerini azaltmak başta olmak üzere, kaslarda erime, Parkinson hastalığı, kanser, diabet, HIV, kronik yorgunluk sendromu, uyuklama, Bunama (alzheimer), deprasyon, endişe, denge bozukluğu, huzursuzluk ve bağışıklık sistemindeki bozukluklara karşı Coenzyme Q10 ve Coenzyme A isimli enzimlerden “doktorunuza danıştıktan sonra” yararlanmanız faydalı olacaktır.

Coenzyme Q10’in kandaki şeker düzeyini etkilemesi nedeni ile, seker hastası olan dostlarım özellikle doktorlarına danıştıktan sonra doktor tavsiyesinde bu enzimlerden faydalanabilirler.

her iki enzim birlikte hücre düzeyinde yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenleyerek hücre bazında enerji üretimini başlatmaktadır.

Özellikle diğer metebolik enzimler yanında özellikle kalp rahatsızlıkları, kaslarda erime, Parkinson hastalığı, kanser, diabet, HIV rahatsızlıklarına karşı etkili olan Coenzyme Q 10 enzimini sürece sokan Coenzyme A eksikliği, hücrelerde enerji dönüşümünü bloke ederek, vücudumuzda kilo almak dahil birçok metebolik düzensizliklere neden olmaktadır.

<script data-ad-client=”ca-pub-6508821863020777″ async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js”></script&gt;

UYKUSUZLUK VE DEPRESYON İÇİN KULLANILAN İLAÇLARIN SAĞLIĞIMIZA ZARARLARI /INSOMNIA AND SIDE EFFECTS OF THE INSOMNIA AND ANTI-DEPRESSION DRUGS

UYKUSUZLUK VE ANTİ-DEPRESYON İLAÇLARININ YAN ETKİLERİ

Hindi etinin triptofan isimli amiono asidi, uykusuzluğa iyi gelir. Çünkü triptofan, seretonin ve daha sonra da meletonin isimli uykuyu destekleyen proteinin oluşması için gerekli olan proteindir.

Triptofan vücutta üretilmez; gıdalarla alınması gerekir. Hindi başta olmak üzere kümes hayvanlarında yumurtada, ıspanakta, muzda, mısır ekmeğinde, somon başta olmak üzere tüm yağlı balıklarda bulunur.

Seretonin bağırsaklarda üretilir. Önemli bir kısmı burada kullanılır. Çok az bir kısmı ise  beyne nakledilir. Beyne kolaylıkla taşınabilmesi için karbonhidratlarla birlikte alınmalıdır.

Monoaminoxidaz inhibitörü esaslı antidepresan veya uyku ilaçları peynir ile etkileşerek  özellikle mayalı peynirlerle birlikte alınması, tansiyon yüksekliğine (16 dan 22’ye kadar yükselme), baş ağrılarına, beyin içi kanamalara, aritmiye, kalp krizlerine ve ölümlere varan etkileşime neden olabilir. 

Trisayklik (tricyclic) esaslı (fluoxetine etken maddeli) depresyon veya uyku ilaçları sodyum ve kalsiyumun vücut tarafından emilimini engelleyerek vücutta önemli fonksiyonel bozukluklara yol açabilmektedir.

Söz konusu ilaçların aşırı dozda alınması Seretonin Sendromu denen ve baş ağrısı ile öne çıkan bir çok rahatsızlığa neden olabilir.

INSOMNIA AND SIDE EFFECTS OF THE INSOMNIA AND ANTI-DEPRESSION DRUGS

Turkey meat’s amiono acid, called tryptophan, is good for insomnia. Because tryptophan is the protein needed to form seretonin and then meletonin, the protein that supports sleep.

Tryptophan is not produced in the body; it needs to be taken with foods. It is found mainly in Turkey, poultry, eggs, spinach, bananas, corn bread, salmon and all oily fish.

Seretonin is produced in the intestines. A significant portion is used here. A very small portion is transplanted into the brain. It should be taken with carbohydrates for easy transport to the brain.

Monoaminoxidase inhibitor-based antidepressants or sleep medications may interact with cheese, especially with yeast cheese, causing high blood pressure (up to 16 to 22), headaches, intracranial bleeding, arrhythmias, heart attacks and death.

Depression or sleep medications based on tricyclic (fluoxetine active substance) can prevent the absorption of sodium and calcium by the body, leading to significant functional disorders in the body.

An overdose of these drugs can cause a lot of problems called Seretonin Syndrome, which is prominent with headaches.

KANSER TEDAVİSİNDE YENİ GELİŞMELER-THE LATEST NON-PHARMALOGICAL TREATMENTS AT CANCER TREATMENT

SON TEDAVİ YÖNTEMLERİ, KANSERDE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMEK ÜZERİNE KURULUYOR. KANSER TEDAVİSİNDE BAĞIŞIKLIĞI BASTIRAN TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN SONU MU GELİYOR?


1. ABD Sandiego Üniversitesi’nde Türk Doktor Duygu Özmadenci yumurtalık kanserine bağışıklık sistemini yükselten çalışmasıyla çare buldu. Bu çalışma ile ABD’de her yıl 10 bilim insanına verilen OCRA ödülünün de sahibi oldu.2. İngiltere Cardiff Üniversitesindeki bilim insanları vücuttaki bağışıklık hücrelerini güçlendirerek kansere çare buldular. Bu çalışma sonucu akciğer, deri, kan, kolon, meme, ilik, prostat, rahim ve böbrek hücrelerindeki kanser hücreleri bağışıklık sistemi hücreleri (T hücreleri) ile yok edildi…

Doktor ve hastane mutlaka gerekli ama hastalar alışverişe çıkan bir müşteri gibi de düşünülmemeli…

ABD’de her yıl 50 bin ile 100 bin kişi arasında kişi doktorların yanlış uygulamaları sebebiyle hayatlarını kaybetmektedir.

Artık biliniyor ki; her ilacın yaklaşık %51’i tedavi ederken %49’u yan etkiler adı altında hasta edebilmektedir.

2000 YIL ÖNCE HİPOKRAT TEMEL TEDAVİ YÖNTEMİNİ KOYDU:

HİPOKRAT: YEDİĞİNİZ İÇTİĞİNİZ, İLAÇLARINIZ, İLAÇLARINIZ YEDİĞİNİZ İÇTİĞİNİZ OLSUN …

YENİ ÇAĞDAKİ TIBBİ TRENDİN AYAK SESLERİNİ DUYUN: TEMİZ HAVA, TEMİZ SU, TEMİZ GIDA, TEMİZ DÜŞÜNCE VE HAREKET : İŞTE BU “LIFE STYLE MEDICINE-HAYAT TARZI TIBBI…

SAĞLIĞIMIZI ETKİLEYEN GEN YAPIMIZ DEĞİL… GEN YAPIMIZI ETKİLEYEN DÜŞÜNCE YAPIMIZDIR-IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

Vücudumuzda 50 trilyon ile 100 trilyon arasında hücre bulunmaktadır. Biz hücreler topluluğundan oluşan bir bütünüz. Her hücremiz hücre içerisinde negatif, hücre zarında pozitif enerji taşımaktadır. Negatif ve pozitif elektrik yükleri arasındaki fark 1,4 volttur. Yani vücudumuzdaki her hücre sanki bir küçük pil gibi 1,4 volt elektrik yüklüdür. Her hücrenin 1,4 voltluk bir manyetik alanı vardır. Ortalama bir insanın 75 trilyon hücre sahibi olduğunu düşünürsek, vücudumuzda yaklaşık toplam 1 milyar volt civarında bir elektrik yükü vardır.

Hücrelerin birleşerek vücudumuzu şekillendirmesi sonucu organizmamız oluşur ve bu organizmanın  sahip olduğu 1 milyar voltluk bir enerji tüm hücrelerin etkileyen ortak bir manyetik alanı oluşur. Gerçekte vücudumuz hücrelerin kişisel manyetik alanı altında değil, bu ortak manyetik alanın etkisi altındadır. Vücudumuz kendi manyetik alanını dalgalar halinde dış dünyaya yayar. Kuantum fiziği bizim fiziksel bir yapı değil, manyetik dalgalar olduğumuzu söylemektedir. Tüm kâinat ve içindekiler bu manyetik alan dalgalarını kullanarak sürekli bir iletişim içindedir. Düşünce ve davranışlar ve netice olarak sağlık bu iletişime göre şekillenmektedir.

Hücrelerimizin yarattığı bu ortak manyetik alan dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları ile iç içedir ve onlarla etkileşim altındadır. Aslında manyetik alanlar elektrik akımları gibi birbirlerinden ayrılamazlar. Taşıdıkları bilgi her yerdedir. Her şey, her şeyin bilgisine sahiptir… Dış dünyadan gelen manyetik alan dalgaları içindeki bilgiler bizim manyetik alanımız içindeki bilgilerle sürekli etkileşim altındadır. Bu etkileşim sonucu ortaya çıkan zihinsel durumumuz tüm hücrelere an be an iletilmektedir.

Manyetik dalgalar, elektrik akımı gibi birbirlerinden ayrı değil, iç içedir. İşte tam da bu sebeple, ağaçlarla ağaçlar, ağaçlarla insanlar, böceklerle böcekler, böceklerle insanlar gibi her şey yaydığı manyetik dalgaların taşıdıkları bilgiler ile birbirlerine kaynaşmış vaziyette, iç içe ve iletişim halindedir.

Köpek neden korkan insana saldırır? Korkan insan korkuyu manyetik bilgi halinde köpeğe iletir. Köpek onun hakkından geleceğine inanarak ona saldırır. Onun için insanlar ateş üzerinde yürümelerine rağmen bir acı duymazlar… Onun için insanlar kaplanlarla iç içe yaşar… Onun için çıngıraklı yılanlar dahi insanlara saldırmaz veya  zehirleri insanları öldürmez…

Düşüncelerimiz beynimizin içinde kalmıyor. Ne düşünüyorsak radyo dalgaları gibi etrafımıza yayıyoruz. Kiminle aynı frekansta yayın! Yapıyorsak, onunla doğrudan iletişim haline geçiyoruz.  İşte, resimde görüldüğü gibi, MEG ile beyin taraması, EEG yerine daha hassas ayrıntıları görebilmek için kullanılmaktadır. Çünkü MEG ile tarama, EEG’de olduğu gibi cilt üzerine probları yapıştırmak yerine, beynin dışına salınan bu elektro manyetik dalgaların içerdiği bilgileri okuyarak yapılmaktadır.

DÜŞÜNCE ENERJİMİZ SAĞLIĞIN REHABİLİTASYONUNDA GİDEREK ARTAN ÖLÇÜDE KULLANILMAKTADIR…

Dikkat ederseniz buraya kadar hiç fiziksel bir yapıdan bahsetmedik. Elektrik yükümüz ve manyetik alanımızdan bahsediyoruz. Fiziksel durum tabi ki önemli… Çünkü hücreyi bir elektrik piline benzettiğimizde, bu pilin enerji düzeyi düşünce yapımız ile fiziksel sağlığımızın durumuz göre şekillenir. Ancak fiziksel sağlığımız düşünce yapımızı etkilemezken, düşünce yapımız fiziksel sağlığımızı doğrudan etkilemektedir.

Biz,  manyetik dalga olarak bir ” verici ve alıcı istasyonu gibiyiz. Durumumuzu, konumumuzu özetle her şeyimizi yaydığımız elektromanyetik dalgalarımızla dış dünyaya yaymaktayız.

Duygularımız, düşüncelerimiz, zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlığımız dışarıdan aldığımız elektromanyetik bilgi altında şekillenmektedir.  

Diğer canlılar bu radyo dalgaları ile “hiçbir yanlış anlaşılma olmadan” haberleşirken, kullandığımız dil acaba duygularımızı saklamak için mi icat edildi? Bu sebeple mi diğer birçok canlının kullandığı gibi, duygularımızla konuşmayı geliştirmeyerek, daha ötesi köreltip,  konuşarak haberleşiyoruz?

Bir arkadaşımızı çok özlediğimizi hissediyor ve onu arayamadığımızı düşünüyorsak, bir bakıyoruz ki; o bizi arıyor. Diğer taraftan bilmeliyiz ki; birisini nefretle anarsak, o da bizi nefretle anar… İşte bu sebeple düşünce ve duygularımızı kontrol edebilmek çok önemlidir. Düşünce ve duygularımızın sadece bizi ilgilendirmez, onlar evrenseldir ve her yere ve herkese ulaşır… Duygularımızın yaydığı elektromanyetik bilgi ile bir bardağı kırabilir, bir kaşığı eğebiliriz…

Kendimize ve çevremize veya hayatımıza giren her şeye ne kadar güveniyorsak, ne kadar korkusuz yaşıyorsak, ne kadar çok seviyorsak o kadar sağlıklıyız ve o kadar pozitif enerji üretiyor ve çevremizi olumlu bir şekilde etkiliyoruz. Test amacıyla kullanılan etken maddesi “şeker” olan plesebo ilaçların sağlığımıza olan olumlu etkilerini, bu ilaçların plesebo ilaç olduğunu bilmememize borçluyuz. Çünkü doktorumuz “bu ilacı kullan iyileşeceksiniz” dediği için, ona güvenerek alıyor ve iyileşiyoruz.

Okunan bir dua ve içirilen normal bir su ile normal olarak operasyon dışında bir çaresi olmayan bir çocuğun ellerindeki siğillerin bir gün içinde kaybolmasına bakalım.  Çocuğa bir merasimle bir dua okunur ve okunmuş bir su içirilir. Çocuğun ellerindeki siğiller bir gün içinde mısır patlar gibi patlayarak yok olur. Çünkü çocuğun bu şekilde şifa bulacağına dair inancı sarsılmazdır. Bu düşünce gücü hücrelere iletilerek siğiller patlayarak yok olurlar…

İyi ama, bu düşünce yapısı hücre sağlığımızı nasıl etkilemektedir? İşte modern tıbbın önünde yeni bir yol ortaya çıkıyor.

GENLER SAĞLIĞIMIZI DEĞİL ZİHİNSEL YAPIMIZ GENLERİMİZİ ETKİLEYEREK SAĞLIĞIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR…

Düşünce yapımıza göre genlerimiz kendilerini ifade etmektedir. Düşüncelerimiz/beynimiz hücrelere ne yapması gerektiğini, nasıl bir hayat tarzı sürmesi gerektiğini emretmektedir. Beynimiz, hücrelerimizin genlerini ve dolayısiyle hayat tarzını belirlemektedir. Yoksa normal şartlarda gen yapımız sağlığımızı düşünüldüğü kadar da etkilememektedir.

Kronik stres altındaki insanların gen yapılarındaki kromozomları bir arada tutan telomerlerinin süratle dağılarak kromozomların yapısının ve dolasıyla genlerin ifade şeklini etkilemesi buna örnektir.

Bir başka ifade ile beyin neye inanıyorsa onu yaşıyoruz. Sağlığımız 2 uç arasında gidip gelmektedir; iyileşeceğimize inanıyorsak iyileşiyor, öleceğimize inanıyorsak ölüyoruz.

Yoğun bakımda bir hastanın ölebilmesi için beynin tüm hücrelere “öl” emri göndermesi, bunun en büyük delilidir.

IT’S NOT OUR GENE STRUCTURE THAT AFFECTS OUR HEALTH … IT’S OUR MIND THAT AFFECTS OUR GENE STRUCTURE.

There are between 50 trillion and 100 trillion cells in our body. We are a collective of cells. Each cell in the cell membrane of positive energy within the cell is negative. The difference between negative and positive electric charges is 1.4 volts. In other words, every cell in our body is loaded with 1.4 volts of electricity, as if it were a small battery. Each cell has a magnetic field of 1.4 volts. If we think that the average person has 75 trillion cells, our body has an electrical charge of about 1 billion volts.

As a result of cells merging and forming our bodies, our organism is formed and this organism has a 1 billion volts of energy that forms a common magnetic field that affects all cells. In reality, our bodies are not under the personal magnetic field of cells, but under the influence of this common magnetic field. Our bodies radiate their magnetic field to the outside world in waves. Quantum physics says that we are magnetic waves, not a physical structure. The entire universe and its contents are in constant communication using these magnetic field waves. Thoughts and behaviors and ultimately health are shaped according to this communication.

This common magnetic field created by our cells is intertwined with magnetic field waves from the outside world and interacts with them. In fact, magnetic fields cannot be separated from each other like electric currents. The information they carry is everywhere. Everything has the knowledge of everything … the information within the magnetic field waves from the outside world is constantly interacting with the information within our magnetic field. As a result of this interaction, our mental state is transmitted to all cells moment by moment.

Magnetic waves, like electric current, are not separate from each other, but are teeming. For this reason, trees and trees, trees and people, insects and insects, insects and people are all fused together, intertwined and in communication with the information carried by the magnetic waves they emit.

Why does a dog attack a man who is afraid? The frightened person transmits the fear to the dog in magnetic information. The dog attacks him, believing he will take him down. For him, even rattlesnakes don’t attack people or their venoms don’t kill people.…

Our thoughts don’t stay inside our brains. Whatever we’re thinking, we’re spreading it around like radio waves. Broadcast on the same frequency as who! If we do, we go into direct communication with him.  Here, as pictured, a brain scan with MEG is used to see more sensitive details rather than EEG. Because scanning with MEG is done by reading the information contained in these electro-magnetic waves released out of the brain, rather than gluing probes onto the skin as in EEG.

OUR THOUGHT ENERGY IS INCREASINGLY BEING USED IN HEALTH REHABILITATION…

Mind you, we’ve never talked about a physical structure. We’re talking about our electric charge and magnetic field. The physical state is of course important… because when we compare the cell to an electric battery, the energy level of this battery is shaped according to our thinking structure and the state of our physical health. However, while our physical health does not affect our thinking structure, our thinking structure directly affects our physical health.

We are like a ” transmitter and receiver station ” as a magnetic wave. In summary, we are spreading everything to the outside world with our electromagnetic waves.

Our emotions, thoughts, mental, spiritual and physical health are shaped by the electromagnetic information we receive from outside. 

While other living things communicate with these radio waves “without any misunderstandings”, was the language we use invented to hide our emotions? Is that why we communicate by not improving speech with our emotions, as many other creatures do?

If we feel that we miss a friend so much and we don’t think we can call him, then he’s looking for us. On the other hand, we should know that when we remember someone with hate, they remember us with hate… that’s why it’s so important to be able to control our thoughts and emotions. Our thoughts and feelings don’t just concern us, they are universal and reach everywhere and everyone… with the electromagnetic information that our emotions emit we can break a glass, bend a spoon…

The more we trust ourselves and our environment or everything that comes into our lives, the more fearless we live, the more we love, the healthier we are and the more positive energy we generate and affect our environment in a positive way. We owe the positive effects of plesebo drugs, the active ingredient used for testing, which is “sugar,” to our health, not knowing that these drugs are plesebo drugs. Because our doctor says,” use this medicine and you’ll be fine, ” we take it with confidence and we get better.

With a prayer read and a normal drink of water, let’s look at the warts on the hands of a child who normally has no remedy other than surgery to disappear within a day.  The child is recited a prayer at a ceremony and given a recited water. The warts on the child’s hands will explode like popcorn in a day. Because the child’s belief that this is the way to heal is unshakable. This power of thought is transmitted to the cells and warts disappear by exploding…

But how does this thinking affect our cell health? Here comes a new path ahead of modern medicine.

GENES SHAPE OUR HEALTH BY INFLUENCING OUR MENTAL STRUCTURE, NOT OUR HEALTH…

According to our thinking, our genes express themselves. Our thoughts/brains command the cells to do what they need to do, what kind of lifestyle they need to lead. Our brain determines the genes of our cells and therefore the way of life. Otherwise, under normal conditions, our gene structure does not affect our health as much as thought.

The telomeres that hold chromosomes together in the gene structures of people under chronic stress are rapidly dispersed, affecting the structure of chromosomes and the way genes are expressed.

In other words, we live what the brain believes. Our health commutes between 2 extremes; if we believe we will recover, we will recover, if we believe we will die, we will die.

The greatest evidence of this is that the brain sends a “die” order to all cells so that a patient can die in intensive care