STRES HÜCRELERİMİZE NASIL GİRER? HOW DOES THE STRESS ENTER TO OUR CELLS

 

TEHDİT VE MÜCADELE STRESİNİN GENETİK SAĞLIKLA İLİŞKİSİ- THREAT AND FIGHT STRESS AND GENETIC HEALTH

 

positive stress

 

STRES HÜCRELERİMİZE NASIL GİRER?

HOW DOES THE STRESS GET INTO OUR CELLS?

Tehdit stresi damarları büzerek vücuda daha az kan ve oksijen akışına neden olurken, mücadele stresi damarları genişleterek vücuda daha fazla kan ve oksijen akımına sebep olur.
Tehdit stresi genetik yıkımlara sebep olurken, Mücadele stresi, genetik sağlığı korur. Kalifornia San Fransisko Hastanesinde yapılan araştırmalar bu neticeleri doğrulamaktadır.

KRONİK TEHDİT VEYA KORKU ALTINDA YAŞANAN STRESİN NETİCELERİ?

Algılanan tehdit tepkisi insanı kapanmaya ve acıya dayanmaya hazırlar. Korku veya tehdit altında vagus siniri devre dışı kalır. Vagus siniri , iç organlarımıza emniyet duygusu vererek onların sakin kalmalarını sağlayan beyinden doğrudan kalp, akciğer ve böbrek gibi iç organlara doğrudan erişim sağlayan sinirdir. Kendimizi sürekli bir tehdit altında hissettiğimiz zaman, genetik yapımız olan DNA bütünlüğümüzü koruyan kromozonların uçlarındaki telomer boyları kısalır. Bunun sonucu olarak hücrelerimizdeki DNA bütünlüğü bozulmaya başlar. Hücreler programlandığı gibi görevlerini yerine getiremezler ve hastalık riski yükselir. Kronik stres altında karşılaşacağımız önemli risklerin bazıları aşağıda açıklanmıştır:

1.KALP VE BEYİN DAMAR HASTALIKLARI İLE KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Korku veya tehdit altında kan damarlarımız daralır. Çünkü tehdit bize zarar verdiği zaman vücuttan fazla kan akmaması lazımdır. Bunun sonucu olarak, tansiyonumuz yükselir, kalp atışlarımız artar. Beynimize akan kan miktarı azalır. Kalp, beyin ve damar hücreleri yeteri kadar beslenemez. Buradaki hücrelerin kromozom uçlarındaki telomerler kısalmaya başlar ve zaman içerisinde genetik yapı bozukluklarına sebep olur. Hücre yapıları bozulur; kalp, beyin ve damar rahatsızlıkları riski artar.

  1. KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ: Böbrekler seçmeli süzgeç görevi gören özel hücreleri ile kanı süzerler. Böbrekler çok ince kılcal damarlara sahiptirler. Süreli yüksek tansiyon neticesinde bu damarlar ve hücrelerde genetik kırılmalar ortaya çıkar ve böbrek kandan dışarı atılması gereken toksik atıkları süzemediği gibi vücudun ihtiyacına göre bir denge içerisinde yürüteceği süzme görevini de yerine getiremezler. Diyalize girme riski artar.
  2. AKCİĞER RAHATSIZLIKLARI RİSKİ: Korku veya tehdit altında vagus siniri devre dışı kaldığı için, ihtiyaç duyulan aşırı oksijen nedeniyle nefes sıklığımız artar. Artan nefes sıklığı, vücuda daha çok oksijen vermesi gerekirken, sığ nefes almalar sonucu akciğer tabanında daha fazla karbondioksit yatağı oluşur. Vücudun artan ihtiyacına karşılık yeterli oksijen temin edilemez. Zaman içerisinde akciğer hücreleri başta olmak üzere, tüm hücrelerde oksijen eksikliğinden doğan genetik kırılmalar ortaya çıkar. Vücutta giderek kronikleşen kan ve oksijen miktarındaki düşüş, genetik kırılmaları daha da yükselterek kanser riskini artırır.
  3. KARACİĞER ve PANKREAS RAHATSIZLIĞI RİSKİ: Böbrek üstü bezlerimiz kortizol salgılar. Kortizol tehdit altında ihtiyaç duyduğumuz aşırı enerji için kanda glikoz (şeker) miktarını yükseltir. Hissedilen tehdit veya korku süresi, şiddeti düşse de, uzun zaman devam ederse karaciğerimiz yağ bağlamaya başlar, pankreasımız yağlanır ve insülin üretim kapasitesi düşer. Şeker hastalığı riski artar.
  4. RUHSAL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL RAHATSIZLIKLAR RİSKİ: Kronik stres altında beyinin yeteri kadar kan ve oksijen ile beslenememesi ve toksik maddelerin beyinden atılamaması sonucu beyin hücrelerinde de aynı şekilde genetik kırılmalar ortaya çıkar. Beynin temel görevlerinden olan ruhsal, duygusal ve zihinsel sağlıkta bozulma riski artar.

MÜCADELE TEPKİSİNİN YARATTIĞI STRES

Bir olaya karşı mücadele etmeye karar verildiğinde, vücuttaki tüm güçler bir araya getirilmeye çalışılır. Yine kalp atışımız hızlanır ancak tehdit tepkisinin aksine kan damarları genişler ve vücuda daha fazla oksijen pompalanmaya başlar.

SONUÇ: Olayları değerlendirirken veya düşüncelerimize yön verirken, korku dolu bir yaklaşım bizi genellikle başarısızlığa götürür. Sürekli korku altında yaşamak ise genetik yapımızda geri dönülmez hasarlara yol açabilir. Korku ağırlıklı yaklaşımlar yerine kazanma ağırlıklı yaklaşımlar ise bizi başarıya ve genetik sağlığın sürekliliğine götürür.

Bazen iki duygu bir arada yaşanabilir. Bu durumda korku ağırlıklı yaklaşımın mücadele ağırlıklı yaklaşıma galip gelmesine izin verilmeden, olayın gerektirdiği tedbirleri de alarak mücadele ağırlıklı bir yaklaşımla yönümüzü tayin etmemiz gerekir.

NEDEN ERKEN YAŞLANIRIZ? YAŞLANMANIN SEBEBİ NEDİR? /WHY DO WE GET OLDER UNTIMELY? WHAT IS THE CAUSE OF GETTING OLDER?

NEDEN ERKEN YAŞLANIRIZ ?
YAŞLANMANIN BAŞLICA NEDENİ NEDİR ?
OLDER
 
Telomerler genetik bütünlüğümüzü koruyan kromozomların başlıklarıdır. Kromozomlar DNA taşıyıcı yapılarıdır. Başta kanser olmak üzere, bağışıklık sistemi rahatsızlıklarının, kalp-damar rahatsızlıklarının ve şeker hastalığının kökeninde genellikle hasara uğrayarak kısalmış telomerlerin sebep olduğu kronik iltihaplanma yatar. İltihap, telomerlerin kısalmasına neden olur; saçlar erkenden ağarır.  Kısalmış telomerler:
 
1. Vücuda sürekli iltihap mesajları gönderir,
2. Hücre yaşlanmasına sebep olur; ciltte kırışık ve buruşukluklar görülür, 
2. Yaşlanan hücrelerin ölümlerini uzatarak vücudu tıkar,
 
Yaşlı hücreler, daha fazla iltihaplanmaya neden olur.
 
kronik iltihaplanma, hayatın hastalıklarla geçen süresinin başlıca sebepleri arasındadır.

BUNAMA (ALZHEIMER) HASTALIĞI, BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE 12 MADDEDE TEDAVİSİ/ALZHEIMER DISEASE SIGNS, CAUSES AND ITS TREATMENT IN 12 ITEMS

 

UNUTKANLIK BUNAMA (ALZHEIMER) BELİRTİSİ OLABİLİR

Eğer yaşınız orta yaşın üzerindeyse ve geçmişi hatırlıyor, yeni olayları hatırlamakta zorluk çekiyorsanız doktorunuzla görüşmeniz uygun olacaktır. Bu durum, farkına varmakta geciktiğiniz takdirde hızla ilerleyebilecek olan Bunama (Alzheimer) hastalığının başlangıcı olabilir.

Alzheimer hastalığının nedeni beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantıyı kesmesidir. Bağlantısı kesilen sinir hücreleri giderek ölür ve bunun neticesinde beyin küçülmeye başlar.

BUNAMANIN BELİRTİLERİ

Başlangıç safhası:

  1. Kelimeleri unutmak veya eşyaların yanlış yerlere koymak
  2. Okuduğu şeyi hemen unutmak
  3. Aynı şeyi defalarca sormak
  4. Giderek sorun çıkaracak işlere girmek
  5. Yeni kişilerle karşılaştığında isimlerini hemen unutmak

Orta şiddette bunama belirtileri:

  1. Kendisi hakkında ayrıntıları unutma
  2. Senet veya çek üzerine yanlış tarih ve rakamları yazma
  3. Hangi ay ve hangi mevsim olduğunu unutma
  4. Yemek pişirmede zorluk
  5. Yemek siparişi vermede zorluk

Orta üst şiddette bunamanın belirtileri

  1. Saatin kaç olduğunu unutmak
  2. Adresini, telefon numarasını, gittiği okulu unutmak
  3. Mevsim gereği veya özel o gün için hangi elbiseyi giyeceğini bilememek

Bunamaya neden olan etmenler:

Bunamaya neden olan etmenler:

Vücutta artan oksidatif hasar bunamanın başlıca nedeni olarak görülmektedir.Yaşın ilerlemesi ile birlikte doğal olarak oraya çıkması.

  1. Yaşın ilerlemesi ile birlikte doğal olarak veya genetik vb. nedenlerle beyin sinir hücre sağlığının bozulması.
  2. Genetik nedenlerle beyin sinir hücre sağlığının bozulması.
  3. Baş bölgesinde bir travmanın yaşanması.
  4. Vücutta silikon düzeyinin artması
  5. Vücutta serbest radikal düzeyinin artması
  6. Beyin damar rahatsızlıkları
  7. Beyinde alüminyum düzeyinin yükselmesi. Alüminyum pişirme kapları ve kağıtlarından dolayı alüminyum bulaşık gıdalar, sütten yapılmayan kremalar, kabartma tozu, sofra tuzu, Alüminyum merdaneler arasından geçen beyaz pirinçler bu açıdan dikkatle yenmelidir. Başlıca alüminyum kaynakları olarak su, gıdalar, antiasitler ve deodorantlar sayılabilir. Bazı içme sularının temizlenmesi için alüminyum “alum” olarak kullanılmaktadır. Yerel otoritelerden içme suyunda ne kadar “alüminyum” olduğunu öğrenebilirsiniz. Sitrik asit ve kalsiyum sitrat sudan ve gıdalardan alınan aliminyum oranını arttırabilir,

TEDAVİSİ

  1. Hastalığın başında, 2 yıl boyunca desferrioxamin’in kasa şırınga edilmesi ile vücuttaki aliminyumun desferrioxamine bağlanarak idrarla atılmasının sağlanması.
  2. Antioksidanlar hastalığın başlamasını geciktirmektedir. Günde 3000 mg. vitamin C ve 3200 IU vitamin E kullanılması bunamaya karşı kullanılan ilaçlara başlama süresini 5-6 yıl civarında geciktirmektedir.
  3. Magnezyum zengini gıdalarla beslenilmesi veya magnezyum desteklerinden yararlanılması. Magnezyum, alüminyum emilimini alüminyuma rakip olması nedeniyle azaltır.
  4. İşlenmiş her türlü gıdadan uzak durulması. Magnezyum zengini oldukları için koyu yeşil renkli sebzeler, fındık fıstık gibi çerez ve tohumlar yenilmesi.
  5. Acetylcolin nörolojik iletişimi ve dolayısıyla hafıza gücünü arttırır. B1 vitamini (thiamin) beyinde acetylkolin gibi işlev görür. Başta Thiamin olmak üzere B vitaminleri takviyesi yapılması. Günde 3-8 gram aralığında kullandırılırsa hastaların hafıza gücü kuvvenlendirilebilir.
  6. Metilkobalamin ve adonesil kobalamin formatında B12 vitamini kullanılması
  7. DNA sağlığı ve süperoxid dismutaz enzimi gibi vücut için gerekli birçok enzimin yapısında bulunan ve DNA kopyalanması ve tamirinde önemli rol oynayan Çinko desteklerinden yararlanılması. Zink aspartat olarak günde 27 mg. Alınabilir.
  8. Lesitinin yapısında bulunan, fosfatidil kolin desteklerinden yararlanılaması. Fosfatidil kolin, beyinde sinir hücreleri arasındaki iletişimi güçlendiren asetilkolin seviyesini yükseltmektedir. 15-25 gr/gün dozajında alınabilir. Bu konudaki bilimsel çalışmalar birbirini teyit etmediği için, 15 günlük bir kullanım sonucu bir fayda görülmezse kullanıma son verilmelidir.
  1. Beyin hücre zarlarını kuvvetlendirici olarak fosfatidilserin düzeyinin güçlendirilmesi. Genel olarak fosfatidilserin beyin tarafından üretilmektedir. Ancak beyinde B9 ve B12 vitaminlerinin eksik olması durumunda bu üretim yeterli olamamaktadır. Bu desteklerin alınması ile fosfatidilserin düzeyi de yükselmektedir. Fosfatidilserin düzeyi yüksek olan hastaların huyları iyileşmekte, davranışları düzelmekte ve hafıza güçleri yükselmektedir.
  2. L-Asetlkarnitin beyin hücrelerinde enerji düzeyini yükseltmekte, hücre zarlarını stabilize etmektedir. Destek olarak verilebilir.
  3. DHEA beyinde çok yoğun bir şekilde bulunur. Hafızayı güçlendirir. Yaşlılıkla birlikte hızla azalamaya başlar. DHEA gıda desteği olarak verilebilir. DHEA, vücuttaki faaliyetleri düzenleyen tüm steroid hormonların (sex hormonları, kortikosteroidler vb) kaynağıdır. 50 yaşlarındaki erkekler için 25-50 mg, bayanlar için günde 15-25 mg. Kullanılabilir. Yaş ilerledikçe bu dozlar daha da arttırılabilir. DHEA, şeker hastalığının tedavisinde, obezitede, yüksek kolestrol tedavisinde, kalp rahatsızlıklarında ve artrit tedavisinde önemli bir destektir. Yüksek dozlarda vücutta akne görülmesi durumunda dozaj düşürülmeli veya desteğe son verilmelidir.
  4. Zihinsel faaliyetlerin sağlık düzeyini yükseltmek için keten tohumu yağı ve gingo biloba ekstresi (günde 3 defa 80 mg) destek olarak kullandırılabilir.

NOT: Burada verilen gıda desteklerinin dozajları bilimsel çalışmalara konu özel hastalar için kullanılan dozajlardır.  Söz konusu destekler hastaya gerekli testler yapılmadan kullandırılmamalıdır. Belirtilen dozajlar bu testlerden sonra her hasta için uygun doz olarak tespit edilmelidir. Hastanın tedavisi süresince, doz miktarları değişkenlik gösterebilir. Her hasta için, hastanın özel durumuna göre bazılarının verilmesi zararlı olabileceği gibi, verilmesi gerekenler de cins ve dozaj olarak farklılık gösterecektir.

GÖBEK ALTI YAĞI VE CİLT YAĞININ SAĞLIĞA FARKLI ETKİLERİ- BELLY AND SKIN FAT CAUSES DIFFERENT HEALTH RESULTS

ŞEKER HASTALIĞINA VEYA ŞİŞMANLIĞA NEDEN OLAN YAĞ HANGİ YAĞDIR?

Normal bir insanın yağı cilt altında ve karın kısmındadır.
Cilt altındaki yağ % 80 oranındadır. Bu yağ, insan sağlığı için bir tehdit oluşturmaz. ama karının alt bölgesinde bulunan %20 oranındaki yağı önemlidir. Bu yağın giderek artması başta kalp-damar,böbrekler, sinir sistemi ve karaciğer olmak üzere, İnsan sağlığını ciddi olarak tehdit eder. Artan yağ miktarı hücrelerin insüline olan duyarlılığını azaltır bu da tip-2 diabet rahatsızlığına (insülin direncine) neden olur.  Bel altı yağındaki aşırı artış aynı zamanda pankreasta insülin üretimini de düşürerek tip-1 şeker hastalığına neden olur.

İnsülin duyarlılığını yükseltmeyen bir diyet, obeziteyi frenleyemez. Çünkü yağ hücreleri yağla doldukça, insülin yeni yağ hücrelerinin yapılmasına neden olur. Oluşan yağ hücreleri yağ ile dolabilmeleri için beyne sinyal gönderir.

ZAYIFLAMAK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

OBEZLİK SADECE AŞIRI YEMEK YEMEKLE OLMAZ; FARKLI NEDENLERİ DE VARDIR.

ŞİŞMANLIK NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ ÇEŞİT ŞİŞMANLIK VARDIR?

Şişmanlığa neden olan yağ hücrelerinin kökeni, anne rahminde annenin beslenmesi ve daha sonra çocukluk yıllarındaki beslenmesi ile yakından ilgilidir. Çünkü büyüdükçe yağ hücrelerinin oluşması daha zordur. Hiperplastik obezite denen bu şişmanlık çocuklukta şekillenir.

Hipertorfik obezite, yağ hücrelerinin büyüklüğü ile ilgilidir. Bu tip obezitede yağ hücreleri bel çevresinde toplanmıştır. Şeker, kalp rahatszılıkları, tansiyon gibi birçok ciddi rahatsızlığın nedenidir.

Hiperplastik ve hipertorfik obezitede yağ hücelerinin hem sayısı hem de hacimleri yüksektir.

OBEZİTENİN DEĞİŞİK KAYNAKLARI NELERDİR?

  1. Bazal metebolizma hızını düşürdüğü için transa geçmiş gibi uzun süre televizyon izlenmemeli,
  2. beyindeki serotonin seviyesinin düşüklüğü,
  3. Diyetin tetiklediği termojenesis (kalorilerin yakılması sonucu ısı çıkması), eksikliği
  4. Sempatik sinir sisteminde rahatsızlık,
  5. Yağ hücreleri metebolizmasında düşüklük,
  6. Yürüme dahil her türlü sporun yeterli düzeyde yapılmaması,
  7. Erkeklerde testesteron hormonu düşüklüğü,
  8. Metebolizmada toksik kalıntı bırakan gıdalar,
  9. Yüksek stres düzeyi,
  10. Aşırı tatlı düşkünlüğü,
  11. Karbonhidrat, protein ve yağların dengesiz alınması,
  12. İnsülin direnci,
  13. En fazla enerjiyi kaslarımız tüketir; kas egzersizlerinin azlığı
  14. 5-hydroxytrypthofan düzeyindeki düşüklük,
  15. Efedrin (ephdrine) ve kafein gibi ikililerin az kullanımı sonucu sempatik sinir sistemini uyarılmaması; metebolizma hızının düşmesi, düşük düzeydeki termojenes (alınan kalorilerin yakılma düzeyi,
  16. Doymuş yağlar ve rafine karbonhidratların fazla alınması, karbonhidratların baklagillerden karşılanmaması,
  17. Kahverengi yağ hücrelerinin azlığı,
  18. Kalorisi düşük lifli gıdaların az alınası; öğle ve akşam yemeklerinden önce giderek artan ölçülerde 10 grama kadar guar gum alımı gibi, domates, yeşil biber, brokoli, marul gibi kalorisi düşük lifli gıdalarla beslenme şeker düzeyini ve insülin kullanımını olumlu etkileyerek aşırı kilo alımını önler.
  19. Hücrelerin insülin duyarlılığının arttırılması; krom takviyeleri (krom pikolinat olarak daha etkilidir). Krom takviyeleri hücrelerin insüline olan duyarlılığını arttırdığından obeziteyi engeller,
  20. Orta-zincirli trigliseritler (MCTS) termojenesisi arttırdıkları için obeziteyi engellerler,
  21. Hidroxisitratlar yağ hücrelerinin oluşumunu engelledikleri için obeziteyi de engellerler,
  22. Q enzim-10 kullanımı metebolizmayı hızlandırdığı için obeziteyi engeller,
  23. Yeterli miktarda su içilmesi.

YAPAY HÜCRE VE YAPAY ORGAN ÇALIŞMALARI; ORGAN-ON-CHIP TEKNOLOJİLERİ İLE SİSTEM TIBBINA GİRİŞ- ARTIFICIAL CELL AND ORGAN TECHNOLGIES; ORGAN-ON-CHIP TECHNOLOGY IS A GATE TO SYSTEM MEDICINE

İLAÇLARI BİZ ALMADAN ÖNCE İÇİ ORGANA AİT CANLI HÜCRELERLE KAPLI FLAŞ BELLEK BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ YAPAY ORGANLAR İLAÇLARIN ÜZERİMİZDEKİ ETKİLERİNİ ÖNCEDEN BİLDİREBİLMEKTEDİR. – BEFORE WE TAKE A MEDICINE, ARTIFICIAL ORGANS, SO BIG AS A FLASH MEMORY, SIMULATE ITS EFFECTS ON US

LITTLE LUNG
FLAŞ BELLEK BÜYÜKLÜĞÜNDE YAPAY AKCİĞER- ORGAN-ON-CHIP LUNG
Sağlıkta trend değiştiren çalışmalardan biri de Organ-on-chip teknolojinin gelişmesidir. Organ-on-dip teknolojileri Sistem Tıbbının veya sibernetik tıbbın gerçekleşmesi yolunda atılan adımlardır. Bu teknolojiler insan benzeri robotlar yapılma yolundaki çalışmaların öncüsüdür. Bu günkü aşamada flaş bellek büyüklüğünde organ fonksiyonlarını taklit edebilen çipler yapılabilmektedir.  Bu çiplerin içi organa ait canlı hücrelerle kaplanmaktadır.  Bu çipler kullanılarak örneğin geliştirilen bir ilacın karaciğer üzerindeki etkileri önceden görülebilmektedir.
Bugünkü geldiği aşamada, OrganOrgan-on-chip teknolojileri, hücrenin 3 boyutlu benzeri olan ve hücredeki metebolik olayları aynen taklit edebilen teknolojilerdir.
Dünyada bu konudaki çalışmalar hızla ilerlemektedir. Bu çalışmalar neticesinde, ilaçlar artık hayvanlar üzerinde değil, bu çip-hücrelerde denenecektir.
Obatala Science isimli bir firma diabet, obezite, sindirim sistemi ve kanser hastalıklarında kullanılmak üzere böyle çipler üretmeye başlamıştır.
Hastaya bir ilaç vermeden önce, verilecek ilaç bu çipler üzerinde denenecektir. Böylece ilacın yat etkileri dahil her türlü kullanım durumu önceden görülebilecektir.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDEKİ YAĞ TİP -2 DİYABETE YARARLI MI? ARE MILK AND MILK PRODUCT FATS GOOD FOR DIABETIC PEOPLE?

BÜTÜN KATI YAĞLAR ZARARLI DEĞİLDİR- ALL FATS ARE NOT DANGEROUS FOR THE HEALTH.

Genel olarak aşırı yağlı beslenmenin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bilinmektedir.
Bu çalışmalar henüz başlangıç aşamasındadır ama yanlış olarak bilinen birçok şeyin tahtını sallamak üzeredir.
İngiltere’de gıdaların sağlığımız üzerindeki etkilerini araştıran bir araştırma gıdaların fiziksel ve  psikolojik sağlığımız üzerindeki olan etkilerini göstermesi açısından önemlidir.
Bu çalışmaya göre, yağsız gıdaların stres düzeyimizi arttırdığı ve ruh halimizi olumsuz olarak etkilediği görülmüştür.
İngiltere’de yapılan bu araştırmalar sonucu,  salam sosis içindeki yağların sağlığa zararlı oldukları teyit edilmiştir.   
Diğer yandan bu çalışma göstermiştir ki; süt ve süt ürünleri içindeki yağlar Tip-2 şeker hastalığına iyi gelmektedir. 
Omega-3 isimli yağın vücut için çok önemli bir yağ olduğu konusundaki çalışmalar birbirini teyit etmektedir. Beyin fonksiyonları başta olmak üzere, kalp damar ve beyin damar sağlığı ile cilt sağlığı için omega-3 yağları olmazsa olmaz bir rol üstlenmişlerdir.
Çalışmaların bu aşamasında orantısı makul olmak kaydıyla yağ, karbonhidrat ve protein karışımlı bir diyetin tek yönlü diyetlere göre daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir.
Bir başka bilimsel gerçek de şudur ki; kahverengi yağ hücrelerinin beyaz yağ hücrelerinin yakılmasına destek vermesi açısından vücut için çok önemli yağlardır.  Kahverengi yağ hücrelerinin  beyaz yağ hücrelerinin yakılmasına yardımcı olabilmesi için ortam sıcaklığının 22 derece santigrat veya altında olması gerekmektedir.  Bu durumda spor salonlarında veya zayıflama amaçlı sportif faaliyetlerde vücudu sıkı sıkıya sarmanın yağ yakmaya yardımcı olmadığı ancak vücutta suyun atılmasına destek verdiği unutulmamalıdır.

PROSTAT BÜYÜMESİ SEBEPLERİ VE ÇOK YÖNLÜ TEDAVİSİ- BENIGN PROSTAT HYPERPLASIA (BPH) CAUSES AND MULTI-FACETED TREATMENT, PRACTICE ESSENTIALS

PROSTAT NEDİR?

Prostat idrar torbasından sonra gelen idrar yolu üzerinde erkek menisine kayganlık sağlayan sıvıyı üreten hormonal bir organdır. Büyümesi durumunda tedavi edilmezse kansere kadar uzanan bir rahatsızlık yaratır. Büyüme semptomlarından en önemlisi idrar yapma sıklığı, sıkıntısı ve düzeyindeki anormal değişikliklerdir. Gece sık sık idrara çıkma ihtiyacı ile birlikte hayat konforu bozulur.

Prostat büyümesi ile idrar torbasında fazla idrar kalması böbreklere zarar verir. İdrar torbası içerisinde ürik asit taşlarını oluşumuna yol açar. idrar yolları ve mesanede enfeksiyonlar oluşturabilir.

prostat image

BÜYÜMÜŞ PROSTAT                                                      SAĞLIKLI PROSTAT

Yaşla birlikte ama yaşa tamamen bağımlı olmaksızın prostat büyümesi yaşanmaktadır. Büyüyen prostat erkeklerde idrar atımını zorlaştırmaktadır. Bu durumda gece idrara çıkma sıklığı artmakta ve uyku düzensizlikleri yaşanmaktadır.

Bu durum tedavi edilmez ise idrar yolu rahatsızlıkları başlayabilir. Ama en önemlisi böbrekler zarar görebilir.

Bunun başlıca sebeplerinden biri stresli bir hayat sürmektir. Stres düzeyinin geçici olarak yüksekliği veya düşüklüğü bu rahatsızlığa neden olmaz. Stresin düşük dozda ama sürekli olması, kronik stres, bu rahatsızlığı tetiklemektedir. Diğer bir faktör günün çoğunda oturarak çalışmak veya dinlenmektir.

Çok yağlı gıdalar, obezite ve bunun sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklar, hareketsiz bir hayat, pozitif hayat sevinci eksikliği, cinsel uyumsuzluk, cinsel ilişki azlığı prostat büyümesinin diğer nedenleri arasındadır.

Alkol ve ama bundan daha önemlisi şarap ve bira prostat büyümesinde çok etkilidir. Triptofan hormonundaki artış da prostat büyümesine neden olan faktörler arasındadır.

Kadmiyum sigara dumanında bol miktarda bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalar kadmiyumun prostat büyümesi üzerine olan etkileri konusunda karışık olmakla birlikte, prostat büyümesini olan olumsuz etkileri göz ardı edilmemeli ve sigara dumanından uzak durulmalıdır.

Prostat büyümesine yol açan faktörler vardır; Vücutta erkeklik hormonu androjenin azalır, dişilik hormonu estrojen, prolaktin, luteinizan hormon (LH) ve folocule stimulateing hormone (FSH) artar, hipofiz hormon düzeyindeki değişiklikler ortaya çıkar. Bu süreç sürdükçe erkeklik hormonu testesteron düşer ve prostatta birikmeye başlar. Biriken testosteron hormonu vücuttan bir şekilde atılamazsa,süreç içerisinde artan 5 alpha redüktaz hormonunun etkisi ile, dihidrotestesterona dönüşür. Prostatı büyüten durum, prostat içerisinde artan bu dihidrotestosteron düzeyidir. Dihidrotestesteronun vücuttan atılabilmesi için 5 alpha redüktaz hormonunun  ve artan dişilik hormonu estrojen düzeyinin düşürülmesi önemlidir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Bitkisel Tedavi

Bitkisel tedaviler idrar torbasında kalan idrar miktarının 150 cc’den az olması halinde etkili olmaktadır. Bu tedaviler hafif ve orta düzeydeki vakalarda önemlidir.

Günde 2 defa 160 mg. saw palmetto ekstraktı 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. Saw palmetto en önde gelen bitkisel destek olmakla birlikte Phyllanthus Emblica (amla), cernilton (arı poleni ekstesi), pygeum (afrika eriği) ve urtica (ısırgan otu) önem sırasına göre kullanılan diğer bitkisel takviyelerdir. Bir kişi birinden tam fayda temin edemez ise bunlardan birini de deneyebilir.  Bunlardan amla isimli bitkisel destek, Türkiye’de yetişen Hint bektaşi üzümünden (Ribes Uva-Crispa)farklıdır. Phyllanthus Emblica (amla) prostat büyümesi yanında, Tip-2 şeker hastalığının tedavisinde, saçların canlandırılmasında, kalp damar hastalıklarının tedavisinde ve vücuttaki yangılanmaların tedavisinde de başarılı bir destek durumundadır. Kalite, fiyat  ve uygunluk açısından yaptığım araştırmada İngiltere’de bulunan aşağıdaki internet sitesi tercih edilecek bir alım merkezi olarak öne çıkmaktadır.

https://www.buywholefoodsonline.co.uk/rewardsref/index/refer/id/270022/

Tedavide iz elementlerin kullanılması

İz element olarak vücutta çinko eksikliğinin giderilmesi ve çinko desteği alınması çok önemlidir. Hormon metabolizmasında kilit rol oynadığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. 5-alpha redüktaz hormon düzeyini düşürdüğü, androjen hormonunun sitosola ve nükleer androjen reseptörlerine bağlanmasını önlediği için için ek çinko takviyesinin prostat büyümesini engelleyebileceği gösterilmiştir.

Çinko takviyesi, hipofiz tarafından prolaktin hormonunun üretimini engellediği için ayrıca önemlidir. Prolaktin hormonu testosteronun prostatta tutulumunu arttırmaktadır.

Böcek ve bitki ilaçlarından uzak durulması ve esansiyel yağ asitlerinin tüketilmesi önemlidir. Kolesterol seviyesinin 200 mg/dl altında tutulmasına da ayrıca özen gösterilmelidir.

Esansiyel yağ asitlerinin (EFA) düzenli bir şekilde takviye olarak alınması prostat büyümesinde 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. 19 vakadan 12 si böyle bir tedavi sonucunda idrarını tamamen boşaltabilmektedir.

Bu süreçte diyet de önemli bir etmendir.

Yüksek Protein diyeti

Yüksek Protein diyeti takip edilmelidir. %44 Protein, %35 karbonhidrat %21 yağ içeren bir diyet vücutta 5 alpha reductaz enziminin düşük tutulmasını sağlayabilir.

%10 protein, %70 karbonhidrat %20 lik bir yağ diyeti ise 5 alpha redüktaz hormonunu arttırdığı için prostat büyümesini tahrik edebilir.

Amino asit tedavisi

Amino asitler nörotransmiterlara olan etkileri nedeni ile ve idrar torbası dolu hissini normalleştirmeleri ile etkili olabilmektedir.

Glicin, alenin ve glutamik asit amino asitlerinin belli dozda kullanılması tedavi konusunda çok önemlidir. Glutamik asit alımı 2 hafta boyunca günde 3 defa 390 mg’lık 2 kapsül ve ondan sonra günde 3 defa 1 kapsül olarak düzenlenebilir. Boyle bir tedavi ile gece idrara çıkmada % 95,  idrar zorlamasında %81 ve idrar sıklığı % 73, idrarda gecikme %71 düzeyinde düzelmiştir.

Prostat büyümesini önlemek üzere ticari ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar ciddi yan etkileri dikkate alınarak kullanılmalıdır.

Kolesterol tedavisi

Yüksek kolesterolün prostat büyümesine yol açtığı bilinmektedir. Kolesterol yüksekliği önemli bir sebep olarak mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’lerle tedavi

Soya fasulyesinde bulunan İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’ler estrojen reseptörleri üzerine olan etkileri ve 5-alpha redüktaz enzim düzeyini düşürmeleri açısından tedavide önemli bir yer edinmektedir.

Günlük 100 gr civarında tofu veya başka bir soya ürünü 90 mg. Beta-sitosterol içermektedir. Bu dozaj tedavide önemi bir gelişme sağlayabilmektedir.

Sibernetik Tıpta Prostat Tedavisi

Sibernetik tıpta prostat tedavisi prostat hücrelerinin frekansının incelenmesi ile yapılır. İnceleme sonucu prostat büyümesine neden olan hücrelerin bozulan frekansları sibernetik cihazlarla normalleştirilerek tedavi yapılmaktadır.

Operasyonel Tedavi

Aşırı büyümüş bir prostatın idrar yollarını tamamen tıkamış olması durumunda acil bir ameliyat kararı verilebilir. En son ameliyat teknikleri ile artık cinsel yaşamı fazla etkilemeyecek şekilde prostatın boyutları normalleştirilebilmektedir.  Da Vinci Cerrahi Sistemi bu konudaki en son ameliyat tekniklerinden biridir.