PROSTAT BÜYÜMESİ SEBEPLERİ VE ÇOK YÖNLÜ TEDAVİSİ- BENIGN PROSTAT HYPERPLASIA (BPH) CAUSES AND MULTI-FACETED TREATMENT, PRACTICE ESSENTIALS

PROSTAT NEDİR?

Prostat idrar torbasından sonra gelen idrar yolu üzerinde erkek menisine kayganlık sağlayan sıvıyı üreten hormonal bir organdır. Büyümesi durumunda tedavi edilmezse kansere kadar uzanan bir rahatsızlık yaratır. Büyüme semptomlarından en önemlisi idrar yapma sıklığı, sıkıntısı ve düzeyindeki anormal değişikliklerdir. Gece sık sık idrara çıkma ihtiyacı ile birlikte hayat konforu bozulur.

Prostat büyümesi ile idrar torbasında fazla idrar kalması böbreklere zarar verir. İdrar torbası içerisinde ürik asit taşlarını oluşumuna yol açar. idrar yolları ve mesanede enfeksiyonlar oluşturabilir.

prostat image

BÜYÜMÜŞ PROSTAT                                                      SAĞLIKLI PROSTAT

Yaşla birlikte ama yaşa tamamen bağımlı olmaksızın prostat büyümesi yaşanmaktadır. Büyüyen prostat erkeklerde idrar atımını zorlaştırmaktadır. Bu durumda gece idrara çıkma sıklığı artmakta ve uyku düzensizlikleri yaşanmaktadır.

Bu durum tedavi edilmez ise idrar yolu rahatsızlıkları başlayabilir. Ama en önemlisi böbrekler zarar görebilir.

Bunun başlıca sebeplerinden biri stresli bir hayat sürmektir. Stres düzeyinin geçici olarak yüksekliği veya düşüklüğü bu rahatsızlığa neden olmaz. Stresin düşük dozda ama sürekli olması, kronik stres, bu rahatsızlığı tetiklemektedir. Diğer bir faktör günün çoğunda oturarak çalışmak veya dinlenmektir.

Çok yağlı gıdalar, obezite ve bunun sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklar, hareketsiz bir hayat, pozitif hayat sevinci eksikliği, cinsel uyumsuzluk, cinsel ilişki azlığı prostat büyümesinin diğer nedenleri arasındadır.

Alkol ve ama bundan daha önemlisi şarap ve bira prostat büyümesinde çok etkilidir. Triptofan hormonundaki artış da prostat büyümesine neden olan faktörler arasındadır.

Kadmiyum sigara dumanında bol miktarda bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalar kadmiyumun prostat büyümesi üzerine olan etkileri konusunda karışık olmakla birlikte, prostat büyümesini olan olumsuz etkileri göz ardı edilmemeli ve sigara dumanından uzak durulmalıdır.

Prostat büyümesine yol açan faktörler vardır; Vücutta erkeklik hormonu androjenin azalır, dişilik hormonu estrojen, prolaktin, LH ve FSH arttar, hipofiz hormon düzeyindeki değişiklikler ortaya çıkar. Bu süreç sürdükçe erkeklik hormonu testesteron düşer ve prostatta birikmeye başlar. Biriken testosteron hormonu vücuttan bir şekilde atılamazsa,süreç içerisinde artan 5 alpha redüktaz hormonunun etkisi ile, dihidrotestesterona dönüşür. Prostatı büyüten durum, prostat içerisinde artan bu dihidrotestosteron düzeyidir. Dihidrotestesteronun vücuttan atılabilmesi için 5 alpha redüktaz hormonunun artması ve artan dişilik hormonu estrojen düzeyinin düşürülmesi olarak görülmektedir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Bitkisel Tedavi

Bitkisel tedaviler idrar torbasında kalan idrar miktarının 150 cc’den az olması halinde etkili olmaktadır. Bu tedaviler hafif ve orta düzeydeki vakalarda önemlidir.

Günde 2 defa 160 mg. saw palmetto ekstraktı 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. Saw palmetto en önde gelen bitkisel destek olmakla birlikte Phyllanthus Emblica (amla veya Hint bektaşi üzümü), cernilton (arı poleni ekstesi), pygeum (afrika eriği) ve urtica (ısırgan otu) önem sırasına göre kullanılan diğer bitkisel takviyelerdir. Bir kişi birinden tam fayda temin edemez ise bunlardan birini de deneyebilir.  Bunlardan amla isimli bitkisel destek, prostat büyümesi yanında, Tip-2 şeker hastalığının tedavisinde, saçların canlandırılmasında, kalp damar hastalıklarının tedavisinde ve vücuttaki yangılanmaların tedavisinde de başarılı bir destek durumundadır. Kalite, fiyat  ve uygunluk açısından yaptığım araştırmada İngiltere’de bulunan aşağıdaki internet sitesi tercih edilecek bir alım merkezi olarak öne çıkmaktadır.

https://www.buywholefoodsonline.co.uk/rewardsref/index/refer/id/270022/

Tedavide iz elementlerin kullanılması

İz element olarak vücutta çinko eksikliğinin giderilmesi ve çinko desteği alınması çok önemlidir. Hormon metabolizmasında kilit rol oynadığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. 5-alpha redüktaz hormon düzeyini düşürdüğü, androjen hormonunun sitosola ve nükleer androjen reseptörlerine bağlanmasını önlediği için için ek çinko takviyesinin prostat büyümesini engelleyebileceği gösterilmiştir.

Çinko takviyesi, hipofiz tarafından prolaktin hormonunun üretimini engellediği için ayrıca önemlidir. Prolaktin hormonu testosteronun prostatta tutulumunu arttırmaktadır.

Böcek ve bitki ilaçlarından uzak durulması ve esansiyel yağ asitlerinin tüketilmesi önemlidir. Kolesterol seviyesinin 200 mg/dl altında tutulmasına da ayrıca özen gösterilmelidir.

Esansiyel yağ asitlerinin (EFA) düzenli bir şekilde takviye olarak alınması prostat büyümesinde 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. 19 vakadan 12 si böyle bir tedavi sonucunda idrarını tamamen boşaltabilmektedir.

Bu süreçte diyet de önemli bir etmendir.

Yüksek Protein diyeti

Yüksek Protein diyeti takip edilmelidir. %44 Protein, %35 karbonhidrat %21 yağ içeren bir diyet vücutta 5 alpha reductaz enziminin düşük tutulmasını sağlayabilir.

%10 protein, %70 karbonhidrat %20 lik bir yağ diyeti ise 5 alpha redüktaz hormonunu arttırdığı için prostat büyümesini tahrik edebilir.

Amino asit tedavisi

Amino asitler nörotransmiterlara olan etkileri nedeni ile ve idrar torbası dolu hissini normalleştirmeleri ile etkili olabilmektedir.

Glicin, alenin ve glutamik asit amino asitlerinin belli dozda kullanılması tedavi konusunda çok önemlidir. Glutamik asit alımı 2 hafta boyunca günde 3 defa 390 mg’lık 2 kapsül ve ondan sonra günde 3 defa 1 kapsül olarak düzenlenebilir. Boyle bir tedavi ile gece idrara çıkmada % 95,  idrar zorlamasında %81 ve idrar sıklığı % 73, idrarda gecikme %71 düzeyinde düzelmiştir.

Prostat büyümesini önlemek üzere ticari ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar ciddi yan etkileri dikkate alınarak kullanılmalıdır.

Kolesterol tedavisi

Yüksek kolesterolün prostat büyümesine yol açtığı bilinmektedir. Kolesterol yüksekliği önemli bir sebep olarak mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’lerle tedavi

Soya fasulyesinde bulunan İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’ler estrojen reseptörleri üzerine olan etkileri ve 5-alpha redüktaz enzim düzeyini düşürmeleri açısından tedavide önemli bir yer edinmektedir.

Günlük 100 gr civarında tofu veya başka bir soya ürünü 90 mg. Beta-sitosterol içermektedir. Bu dozaj tedavide önemi bir gelişme sağlayabilmektedir.

Sibernetik Tıpta Prostat Tedavisi

Sibernetik tıpta prostat tedavisi prostat hücrelerinin frekansının incelenmesi ile yapılır. İnceleme sonucu prostat büyümesine neden olan hücrelerin bozulan frekansları sibernetik cihazlarla normalleştirilerek tedavi yapılmaktadır.

Operasyonel Tedavi

Aşırı büyümüş bir prostatın idrar yollarını tamamen tıkamış olması durumunda acil bir ameliyat kararı verilebilir. En son ameliyat teknikleri ile artık cinsel yaşamı fazla etkilemeyecek şekilde prostatın boyutları normalleştirilebilmektedir.  Da Vinci Cerrahi Sistemi bu konudaki en son ameliyat tekniklerinden biridir.

 

ZEYTİNYAĞI ERKEKLERDE TESTESTERON HORMONU DÜZEYİNİ %40 YÜKSELTMEKTEDİR/ OLIVE OIL RAISES THE TESTESTERON LEVEL UP TO 40%

Zeytinyağı erkeklerde testesteron düzeyini % 40 yükseltiyor.
 
Yunanistan’da bilim insanları tarafından yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; günde 9 kaşık ( çeyrek çay bardağı kadar) soğuk sıkma zeytinyağı içenlerde testesteron (erkeklik hormonu) düzeyinin %40 yükseldiği gösterildi. Zeytinyağının kalp ve beyin damar rahatsızlıklarına iyi geldiği zaten biliniyordu. Zeytin yağının bu etkisinin dolaşım sisteminde iyileşme yaratmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Bu sebeple böyle bir etkinin bayanlarda yan etkisi de olmayacaktır; Hatta vajinal bölgenin kanlanmasında iyileşme görülebilecektir. Böyle bir diyetin Akdeniz tarzı diyetle desteklenmesi halinde daha iyi sonuçlar alınacağı bilinmektedir.testesteron1

TIP 2 ŞEKER HASTALIĞININ NEDENİ VE TEDAVİSİ/REASONS OF DIABETUS MELLITUS AND ITS TREATMENT

 

OBEZİTE VE KARACİĞER YAĞLANMASI TİP 2 ŞEKER HASTALIĞININ EN ÖNEMLİ NEDENİDİR.

TİP 2 ŞEKER HASTALIĞI UYGUN BİR TEDAVİ İLE ŞEKERÖNLENEBİLİR.

Şeker hastalığının önlenememesi kalp-damar ve böbrek rahatsızlıkları başta olmak üzere körlük dahil bir çok ciddi rahatsızlıklara neden olur.

En son yapılan bilimsel araştırmalar göstermektedir ki; karaciğer ve pankreastaki yağlanma ile tip-2 diyabet (şeker) hastalığı arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Karaciğerdeki yağ oranı %5 in üzerine çıktığı zaman tip 2 diyabet riski giderek artmakta ve neticede şeker hastalığı başlamaktadır.  Bunun nedeni karaciğerde yağ oranı arttıkça artan yağ,  insülin hormonu sağlayan pankreasa yayılır. Pankreasa yayılan yağ hücreleri insülin hücrelerini sıkıştırarak onların insülin üretimini engeller.

 Karaciğer %10 yağlanmış halde ise, uygun bir tedavi ile bu oran 4 haftada %5 e düşürülebilir ve normalleşebilir.

Uygun bir tedavi ile, karaciğer yağlanmasının önlenmesini takiben, 8 haftada %1 yağ kaybeden pankreas sağlıklı hale gelebilir ve insülin hormonu üreten hücreler insülin hormonu üretmeye başlayabilir. Böylece şeker hastalığı son bulmuş olur.

TIP 2 DİYABET (ŞEKER) HASTALIĞINI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

Tip 2 şeker hastaları için karaciğer yağlanmasını önleyecek ve karaciğer yağ oranını %5 in altına düşürecek uygun bir diyet çok önemlidir. Şeker hastalığını önlemek üzere yapılacak tedavide bütün vücut için sibernetik homostatis analizi yapılarak karaciğer ve pankreas yağlanmasına neden olan tüm faktörler belirlenir. Bu faktörler dikkate alınarak yapılacak bir tedavi sonucu  2 aylık bir süre sonunda TIP-2 şeker hastalığı önlenebilmektedir.

ÇOCUKLUK TRAVMALARI VE BUNUN NESİLLER BOYU SÜREN DUYGUSAL, ZİHİNSEL VE RUHSAL DURUM BOZUKLUKLARINA OLAN ETKİSİ/ CHILDHOOD TRAVMAS AND ITS SPIRITUAL, EMOTIONAL AND MENTAL DISTURBANCES ALONG THE GENERATIONS

 

ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİNDE YAŞADIKLARI TRAVMALAR 3 NESİL BOYUNCA

ZİHİNSEL, DUYGUSAL, RUCHİLDHOODHSAL VE FİZYOLOJİK RAHATSIZLIKLARA SEBEP OLMAKTADIR.

ÇOCUK-AİLE İLİŞKİLERİNİN BİLİNÇLİ YÖNETİMİ ÇOCUKLARIMIZIN İLERİDE KARŞILAŞACAKLARI PSİKOLOJOJİK VE NÖROLOJİK SORUNLARIN ÖNLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.

ABD Kolombiya üniversitesinden Dr. Bridget Callahan ve ekibinin yaptığı araştırmalar çocuğun ilk gelişim döneminde yaşadığı duygusal travmaların, “duygusal öğrenme” etkisi nedeni ile, zihinsel ve sindirimsel travmalara neden olduğunu gösterdi.

Bu travmalar sadece çocukla sınırlı kalmayıp, 3 nesil boyunca etkisini sürdürmektedir.

Anne ve babalar çocuklarının duygusal bütünlüğünü korumak ve duygu eksenli nörobiyolojik gelişimini sağlıklı bir şekilde sağlamak için özen göstermelidirler.

Hayvanlar üzerinde ve daha ilk gelişim aşamasında büyük travmalar yaşamış çocuklarda ve çocuk bakım evlerinde kalan çocuklar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar psikolojik, nörolojik ve sindirimsel rahatsızlıkların kökeninin çocukluk çağlarında yaşanan kronik hastalıklardan ve aile içi travmalardan kaynaklandığını göstermiştir.

Stres ve stres kaynaklı bazı rahatsızlıkların da bağırsak sistemindeki mikrobiyom dengesi ile doğrudan ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bağırsaklarımız tıpkı beynimiz gibi duygularımızı ve düşüncelerimizi doğrudan etkilemektedir. Stres düzeyimiz değiştikçe bağırsaklarımızdaki bakteri düzeyi de değişmektedir. Bu durum tersi için de doğrudur.

Bağırsak bakteri düzeyinin hafıza ve beyindeki hipokampüs üzerindeki izlenen etkileri araştırılmaya devam etmektedir.

Bugün itibariyle karşılaşılacak böyle bir durum karşısında en uygun tedavi şekli uygun bir beslenme rejimi ve gıda destekleridir.

AĞIZ VE BOĞAZDAKİ TEKRARLAYAN KANSER YARALARININ  (APTHOUS STOMATITIS) SEBEPLERİ/ REASONS FOR CANKER SORES (APTHOUS STOMATITIS)

 

AĞIZ VE BOĞAZDAKİ TEKRARLAYAN KANSER YARALARININ  (APTHOUS STOMATITIS)

SEBEPLERİCS

  1. VİTAMİN B1: KANSER YARALARINDA (CANKER SORES) B1 VİTAMİNİNİ EKSİKLİĞİNDE  SENTEZLENEMEYEN TRANSKETOLASE ENZİMİ VÜCUTTA EKSİLİR. BU ENZİMİN EKSİKLİĞİNİN KANSER YARALARININ OLUŞMASINDA ETKİLİ OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR. KSE B1 VİTAMİNİ GIDA DESTEĞİ OLARAK ALINSA DAHİ VÜCUTTA DÜŞÜK ÇIKAR.
  2. STRES: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATARAK KANSER YARALARININ OLUŞMASINA NEDEN OLUR.
  3. DEMİR, VİTAMİN B9, VİTAMİN B12, RİBOFLAVİN, PRİDOXİN EKSİKLİĞİ
  4. Q ENZİM 10 (QUERCETIN) EKSİKLİĞİ
  5. DGL EKSTRAKTI, (ŞERBETÇİ OTUNDAN YAPILAN ÖZEL BİR EKSTRAKT), KULLANILMASI DURUMUNDA BU TİP YARALARIN KISA SÜREDE İYİLEŞTİĞİ YAPILAN ÇALIŞMALARDA GÖSTERİLMİŞTİR.

KURDEŞENDEN ASTIMA, KANSER YARALARINDAN EGZEMAYA, SAĞLIĞA SÜPER DOPİNG/A SUPER DOPING TO THE HEALTH; FROM HIVES TO ASTHMA, FROM CANKER SORES TO ECZEMA

wrklsQ enzim 10 veya diğer ismi quercetin olan enzim, sağlığı olumlu etkileyen enzimlerin başında gelmektedir. Bugün çağdaş rahatsızlıkların çoğunda bu enzimin vücutta yeteri kadar bulunmaması yatmaktadır.  Eğer alerjiniz bir türlü geçmiyorsa, vitamin C takviyesi alıyorsunuz ancak yeteri kadar canlanamıyorsanız, hücre zarlarınızda tahribat artmışsa, bağışıklık sisteminiz düşükse, astımla başa çıkamıyorsanız, ağız ve boğaz bölgelerinizde sık sık tekrarlayan kanserli yaralar (canker sores) varsa, ekzemadan şikayetçi iseniz, gut hastalığınız varsa, kurdeşen döküyorsanız

Q ENZİM 10’U BROMELAIN İLE BİRLİKTE KULLANMANIZ FAYDA SAĞLAYABİLİR. BROMELAIN Q ENZİM 10’UN EMİLİMİNİ ARTITIR. ANANASTA BOL MİKTARDA VARDIR. QA0

Q enzim 10 un faydaları bunlarla bitmez, biraz daha belirtmek gerekirse, q enzim 10 ömrü uzatır, kırışıklıkları önler, metebolizmayı hızlandırır, mitokondrilerde katalizör olarak görev alır. En önemlisi ise iyi bir antikanser enzimdir.

C VİTAMİNİNİN UZUN SÜRE AŞIRI ALINMASI SAĞLIĞA ZARARLIDIR. – EXTRA VITAMIN C IS NO GOOD FOR THE HEALTH.

 

C vitimini, güçlü bir  antioksidandır ve VİTAMİN Cbağışıklık sisteminin olmazsa olmazıdır. C vitamini, gençlik ve güzellik için çok önemli olan kolajen sentezi için de önemlidir.
Aşırı stres, sigara, kafein, çevre kirliliği, doğum kontrol hapları ve enfeksiyon ve hastalıklar C vitamini stoklarını süratle eritirler.
C vitamini suda eriyen bir vitamindir.
 
İhtiyaçtan fazla uzun süre C vitamini tüketimi birçok rahatsızlığa neden olabilir
 
C vitaminin günlük dozun üzeride sürekli olarak alınması, kolajen sentezini aşırı arttırarak ciltte ve damarlarda aşırı kolajen birikimlerine neden olabilir. ciltte sertleşme, renk lekeleri ve cilt altında yumrular oluşabilir. Aşırı kolajen üretimi, cilt üstünde ve altında kalsiyum birikintilerine, hücre ve dokularda kılcal damarları boğan birikintilere/sertliklere ve romatoid rahatsızlıklara da neden olabilir; kalp/beyin damar ve böbrek rahatsızlıkları başta olmak üzere birçok rahatsızlığa yol açabilir.