DETERJAN KULLANIMI VE KARACİĞER KANSERİ-DETERGENT USE AND LIVER CANCER

Erkeklerde Kısırlık Nedenlerinden biri vücutta aşırı boron bulunmasıdır. 
Vücutta aşırı borax miktarı 5-10 yıl içerisinde karaciğer kanserine neden olabilir. 
Boron, borax’ın bir bileşimidir. Borax temizlik maddelerinde, kozmetikte ve emaye kaplarda ve “slime” hamurunda kullanılan bir maddedir. Bulaşık makinelerinde aşırı deterjan kullanmak, bulaşıkları tam durulamamak, aşırı makyaj yapmak, sağlığınızı etkileyebilir. 

Borax kullanımını vücut üzerinde aşağıdaki semptomlara neden olabilir:

Ciltte hassasiyet, sivilce, su toplamalar veya sivilceler,

Ağızda enfeksiyon,

Kusma

Gözde hassasiyet ve irritasyon

Mide bulantısı

Solunum sorunları


Borax bazı gıdalarda koruyucu olarak da yasak olmasına rağmen kullanılmaktadır. Bunların başında erişte, köfte ve havyar gelmektedir.

OBEZİTE DÜZEYİ KALORİ ALIMI İLE TERS ORANTILI OLABİLİR Mİ? PSİKOLOJİ OBEZİTE DÜZEYİNİ ETKİLER Mİ?

ABD’de Columbia Business School’da yapılan araştırmalarda yüksek kalorili gıda ile beslenmenin açlık hormonu grelin salgısını durdurarak metebolizmayı hızlandırdığı ve bunun sonucu olarak kilo vermenin daha kolay olduğuna dair tespitler yapıldı.

Gıdaların kalori düzeylerinin bilinenin aksine obezite üzerindeki bu şaşırtıcı etkisine ek olarak, psikolog Alia Crum, psikolojinin metabolizma hızı üzerindeki etkisini de araştırdı.

Bir grup insana 380 kalorilik bir milkshake içmesi söylendi. Denekleri yanıltmak amacıyla, Milkshake kutularının yarısının üzerine kalori değeri olarak 140 kalori, diğer yarısının üzerine ise 620 kalori olduğu yazıldı. 620 kalorilik milkshake’i içtiğini düşünen grup, daha yüksek kalorili bir içecek tükettiğini düşündüğü için bunların metebolizma hızı 140 kalori içtiklerini düşünenlere göre çok daha yüksek olduğu görüldü.

arttı.

BÖBREK HASTALARINDA YÜKSEK CREATININ DÜZEYİNİN YANLIŞ ÇIKMASI SEBEPLERİ VE TEDAVİSİ/FALSE ELEVATED CREATININE VALUES CAUSES AND TREATMENT

BÖBREK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA KAN TESTLERİNDE CREATİNİN DEĞERİNİN YANLIŞ ÇIKMASINA NEDEN OLAN DURUMLAR

Kronik Böbrek yetmezliği bulunan kimselerde kan kreatinin yüksekliği yapılan kreatinin testine göre ve alınan ilaçlara göre yanlış çıkabilmektedir.

  1. Kodak Ektachem metodu kandaki kreatinin değerinini olduğundan yüksek gösterirken, VITROS CREA metodu ile yapılan testler daha gerçekçi sonuç vermektedir.

Kan tahlili yapan laboratuvardan hangi test metodunu kullandığını öğrenerek, vitros crea metodunu kullanan bir labaratuvara kan tahlili yaptırmak suretiyle bu  yanlışlığın önüne geçebilirsiniz.

  1. Test öncesi alınan antibiyotikler (cephalosporinlerler-özellikle cefoxitin and cefazolin; sakinleştiriciler ve kas gevşeticiler (barbiturates) ile kemoterapi ilaçları- flucytosine da creatinin değerini olduğundan fazla gösterebilir.

Kan yağlarını düşürücü- kolesterol ve trigliserit düşürücü ilaçlar- fibrates) da kronik böbrek hastalarının dikkatle kullanmaları gereken ilaçlardır. Bu ilaçlar ,böbrek içi kan akış dinamiklerini (vasodilatory prostaglandins) olumsuz etkileyerek, böbreğin süzme kabiliyetine (GFR) zarar verebilmektedir.

Kronik Böbrek yetmezliği hastalarında kreatinin değerini olduğundan yüksek gösterebilen bir diğer etken mide asit koruyuculardır. Bunlar böbrek tübüllerinde kreatinin salınımını engelleyerek kanda kreatinin yükselmesine neden olurlar.

Kronik böbrek yetmezliği olan hastaların proton pump inhibitörleri (PPI) yerine histamin H2 blokerları kullanılması daha uygun olabilir. Bu gruptaki ilaçlar arasında pepcid, Pepcid AC, Tagamet, Tagamet HB, Zantac, Zantac, 150, Zantac 150 Efferdose, Zantac 25 cimetidine, famotidine, nizatidine ve ranitidine isimli ilaçlar bulunmaktadır.

Yukarıda yazılan ilaç gruplarından birini kullanıyorsanız doktorunuzla görüşerek onun bilgisi dahilinde ve önerilerini dikkate alarak ilaç kullanımı konusunda endişelerinizi gideriniz. Doktorunuzdan bunların yerine kullanabileceğiniz ilaç veya diyet programı konusunda görüş alırsanız bir yandan tedavi görürken diğer yandan tedaviyi engelleyici bir durumdan kurtulabilirsiniz.

Faydalanılan kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3383162/

PROSTAT VE MEME KANSERİ İÇİN ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ İLAÇ HAYATIMIZA GİRMEK ÜZERE/ A CURATIVE AND PREVENTIVE DRUG FOR PROSTATE AND BREAST CANCER ON THE WAY

 

PROSTAT VE MEME KANSERİNE KESİN ÇARE OLAN İLAÇ HAYATIMIZA GİRMEK ÜZERE

Prof. Fahri Saatçioğlu’nun  Oslo Üniversitesi’ndeki prostat kanserinin durdurulması konusundaki “Nature Communications, 24 Ocak 2019’ da yayınlanan başarısı hepimizi gururlandırdı.

KANSER

Prof. Saatçioğlu, prostat kanserinin beslenme ve oksijen yollarını tıkayarak prostat kanserini önleme yolunda önemli bir başarıya imza attı.

Prostat kanseri meme kanseri gibi diğer kanserler de de görüldüğü üzerei hızla büyür. Bu sebeple de çok fazala besin maddesine ve okisjene ihtiyaç duyar. Vucudumuzda yaklaşık 70 trilyon civarında hücre vardır. Bu hücreler de besin maddesine ve okisjene ihtiyaç duymaktadır. Kanser hücresi yeterli oksijeni ve besin maddesini bulamayınca bunları bulmak üzere alternatif yollar kullanmaktadır.

Hayvan denemelerinde başarılı olan ilaç, kanser hücrelerinin kullandıkları bu alternatif yolları tıkamada başarılı olmuştur. İlacın İnsanlar üzerinde de kullanılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu ilacın başarısı yanında, kanserin önlenmesinde hareketli bir yaşam, özellikle kasları çalıştıran hareketli bir yaşam önemlidir. Kas hücreleri normal hücrelere göre birkaç katı daha fazla mitekondiriye sahiptir. Mitekondriler hücrede besinleri yakarak enerji sağlayan bir nevi hücrenin aküleridir. Kasların çalışması ile birlikte büyük miktarda besine ve oksijene ihtiyaç duyulur. Eğer yeteri kadar besin ve oksijen olmazsa, kaslarımızda ağrılar başlar ve yorulduğumuzu hissederiz.

Vücutta yeterli oksijenin bulunması kasların hem besinleri daha çok yakmasına neden olur. Bu durumda aşırı besin maddesi ve oksijen ihtiyacı duyan kanser hücrelerinin beslenmesi ve oksijenlenmesi de giderek zorlaşır; kanserin gelişme hızı düşer. Bu stres kanser hücrelerini besin ve oksijen tedariki konusunda alternatif yollar bulmaya yönlendirir.

Oksijenin kanseri önleme konusundaki rolü bununla kalmaz, ama bundan daha da önemli 2 yönden etkili olmasıdır. Oksijen kansere karşı en büyük savaşı veren bağışıklık sisteminin gücünü yükelterek kanserin önlenmesinde güçlü bir silah olur. Diğer taraftan oksijen hücrelerimizdeki DNA’nın gen ifadesinde çok etkilidir. DNA’nın gen ifadesi demek, hangi genlerin nerede, ne zaman etkili olacağının programlandığı şekilde yaşanmasıdır. Yetersiz oksijen ortamlarında genlerimiz önceden programlandığı şekilde aktif olmaz veya zamansız veya yersiz birşekilde aktif olurlar. Gen ifadesinin yanlış bir şekilde ortaya çıkması kanser dahil çoğu hastalığın da sebepleri arasındadır.

Prostat kanseri hücrelerindeki androjen hormonu almaçı (reseptörü), IRE1-alfa  enziminin üretilmesini sağlayan geni aktif hale getirmektedir. IRE1 alfa enzimi, kanser proteini olan c-MYC’lerin gelişimini hızlandıran XBP1’lerin üretilmesini sağlar. Profesör Saatçioğolu ve ekibinin bulduğu MKC8866 adlı ilaç, XBP1 kanser hücrelerinin giderek artan ancak mevcut ortamda ihtiyacı karşılamayan oksijen ve besin maddesi ihtiyacını karşılamak üzere  alternatif yolları kullanmasını,  bu yolları bloke ederek engellemektedir. Sonuç olarak kanseröjen olan XBP1 proteinlerinin üretimi engellenmektedir.

Prostat kanserinin önlenmesinde bulunan bu yeni yaklaşım ve tedavi şekli, meme kanserinin de önlenmesi için kullanılabilecektir. Çünkü meme kanserinde de, kanserin tedavisinde bulunan bu yeni yaklaşım meme kanseri için de geçerlidir.

ÇIN TIBBININ GÖZDESİ GOTU KOLA’NIN 18 MADDEDE FAYDALARI VE YAN ETKİLERİ/ CHINESE TRADITIONAL MEDICAL HERB GOTU COLA BENIFITS AND SIDE EFFECTS IN 18 STEPS

 

PENTASİLİK TRİTERPEN (PENTACYLIC TRITERPENE) YÜKLÜ GOTU KOLA (CENTELLA ASIETİCA) NIN FAYDALARI VE YAN ETKİLERİ

Gotu kola çin tıbbında da kullanılan önemli bir destektir. Öne çıkan etken maddesi pentasilik triptependir. virütik, bakteriyel ve paraziter rahatsızlıklar yanında ruhsal rahatsızlıklar üzerinde de etkili olduğuna dair bilimsel çalışmalar vardır.

Gotu kola, kan basıncını düşürerek, damarlarda kılcal sirkülasyonu (microcirculation) arttırarak,  anti oksidan olarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek, sinirsel bağlantıları güçlendirerek ve kolajen üretimini arttırarak etkili olmaktadır.

İdrar yolları enfeksiyonları, cilt hastalıkları, kolera, cüzzam, dizanteri, bel soğukluğu-frengi (syphilis), domuz gribi dahil virütik gripler, şistomiyaz (schistosomiasis), karaciğer ve böbrek detoxu ve (bunama) alzheimer rahatsızlıklarının tedavisinde destekleyici rolü üzerinde öncü bilimsel çalışmalar olumlu sonuçlar vermektedir.

Gotu kolanın beyin fonksiyonlarını hafıza ve sinir sistemi üzerindeki pozitif etkileri konusunda bilimsel çalışmalar devam etmekle birlikte, Denekler üzerinde dikkate değer iyileşmeler görülmektedir. Gotu kola, alzheimer hastalarında plakların oluşumunu engelleyerek etkili olmaktadır.

Yapılan bilimsel çalışmalar gotu kolanın aşağıdaki birçok önemli rahatsızlık durumlarında da etkili olduğunu göstermektedir. Her durumda düşük dozlardan başlayarak, normal dozlara göre kullanmak önemlidir. Bunun dışında cilt üzerinde kullanılacaksa veya vucut allerjiye yatkınsa, tüm cilt üzerinde kullanılan preperatlarda veya çaylarda olduğu gibi, kullanmadan önce ön kolun altındaki bölgede allerji testi yaparak, 24 saatlik bekleme sonunda vücutta allerjik bir durum oluşturup oluşturmadığı kontrol edilmelidir.

  1. Endişe, oksidatif stres ve nöroenflamasyonun önlenmesinde
  2. Kronik depresyon, kalp ritim bozuklukları ve kilo vermede, ömrün uzatılmasında
  3. Ödemin atılmasında ve uçak yolculuklarında oluşan ödemlerde. Lokal ödemlerin masajla giderilmesinde
  4. içerisinde bulunan asiatikosid ve madekaskosid (asiaticoside and madecassoside) sayesinde damarlardaki bağ dokusu üzerine olumlu etkisi ile, damar tıkanıklarında (atherosclerosis), varisli damarların tedavisinde, toplar damar dönüşüm yeterliklerinde (venous insufficiency); 4-8 hafta arası kullanım ile bacaklardaki damar yetersizliklerinde önemli rahatlıklar gözlenmektedir.

5.Endişe, stres ve depresyona olan olumlu katkılarıyla uykusuzluğun (insomnia)                   önlenmeinde. Uyku ilacı alanlar gotu kolayı dikkatli kullanmalıdır; ilacın etkisini               gotu-kola-drink-gotu-kola-asiatic-pennywort-centella-asiatica-ayurveda-herbal-drink-stock-photograph_csp36664497arttırabilir.

  1. Hamilelikte ve şişmanlıkta da görülene benzer tarzda ciltteki çatlaklıkların önlenmesinde
  2. Bağışıklık sistemini iyileştirerek, yaraların tedavisinde
  3. Kolejen eksikliği kaynaklı eklem yangılarında, kıkırdak dokusu ve kemik erimelerinde
  4. Tüberküloz ilacı isoniazidin yan etkilerinin giderilmesinde
  5. Karaciğer detoxunda
  6. Şeker hastalarında ödemin düşürülmesi ve kılcal damar sirkülasyonunun yükseltilmesinde
  7. Sedef (psoriasis), ekzema, skleroderma ve akne hastalarında
  8. Sidik torbası yaralarında (schistosomiasis)
  9. Güneş çarpmalarında
  10. Tonsilit, hepatit, sarılık (jaundice), ishalde
  11. Hazımsızlıkta
  12. Kılcal damar filitrasyonun yükseltilmesinde (capilari filitration), yeni kılcal damar teşkilinde (angiogenesis)
  13. Aşırı asidik yük altında vücutta tıkanmayla birlikte oluşan “aşırı ısınma-excess heat” doku arası kistlerin (interstitail cystisis) “damp heat” tedavisinde, vücudu asidik ortama çevirermek için.

YAŞLANMAYI GECİKTİREN 12 FAKTÖR/ STAY YOUNG IN 12 STEPS- HOW CAN YOU SUSTAIN YOUR YOUTHNESS?

  1. Stresten uzak durunuz. Yeteri kadar uyuyunuz.
  2. Yangılanma/iltihaplanma karşıtı besinleri seçiniz. Hayvansal yağlar, trans yağlar, rafine karbonhidratlar, şekerli içeceklerden uzak durunuz. Anti-oksidan zengini besinlerle besleniniz.
  3. Bol oksijenli ortamlarda hareketli bir yaşamı tercih ediniz. Cinsel gücü ilaç almak yanında, aynı şekilde yoga yaparak da kazanabilirsiniz.
  4. İlaçların yan etkilerini dikkate alarak kullanınız.  İlaç yerine cordiseps sinensis desteğinden yararlanmak da BAYAN VE ERKEKLERDE kan dolaşımının tüm organlara yayılması açısından önemlidir. Zehir ile ilaç/destek arasından bir fark yoktur; önemli olan ne kadar doz alınacağıdır. Kırmızı üzümde ve şarapta bulunan resveratrolü 1 gramlık destek olarak alırsanız 667 şişe şarap içmiş kadar resveretrol almış olursunuz.
  5. Vücuttaki eksiklikler dikkate alınarak besin desteklerinden yararlanınız. Omega -3 yağ asitlerinden yeteri kadar faydalanınız. Omega-3 açısından zengin gıdaların başında somon balığı gelir. Tuna balığı, sardalye ve sardunya diğer omega-3 kaynaklarıdır.
  6. Yaşlılıkta göğüs, prostat kanseri başta olmak üzere, kanser riskini azaltmak için D vitamini rezervlerinizi güçlü tutunuz.
  7. Vitamin E desteklerinden yararlanız
  8. Kalsiyum, magnezyum ve çinko desteklerinden yararlanınız.
  9. Probiyotik desteklerden yararlanınız.
  10. Temiz su içiniz. Alkali bir vücut yapısını koruyunuz.
  11. İyice çiğneyiniz. Az, öz ve çeşitli gıdalar ile besleniniz.
  12. Stresten uzak durunuz, yeterince dinleniniz

STAY YOUNG IN 12 STEPS- HOW CAN YOU SUSTAIN YOUR YOUTHNESS?

CAN WE DELAY AGING?

  1. Select foods that are anti-inflammatory.
  2. Avoid animal fats, trans fats, refined carbohydrates, sugary drinks.
  3. Eat foods rich in anti-oxidants.
  4. Choose an active life in plenty of oxygen environments.
  5. In addition to taking pills, you can also gain sexual power by doing yoga. Take this medication by mouth, taking into account the side effects of the medication.  Taking advantage of cordiseps sinensis support instead of medication is also important in terms of spreading the blood circulation to all organs in men and women. There is no difference between the poison and the drug/support; the important thing is how much dose will be taken. If you take the resveratrol in red grapes and wine as a 1 gram supplement, you will receive resveratrol until you have drunk 667 bottles of wine.
  6. Take advantage of nutritional supplements taking into account deficiencies in the body. You should use enough of the omega -3 fatty acids. Omega-3-rich foods at the beginning of the salmon comes from. Tuna, sardines and sardines are other sources of omega-3.
  7. In old age, breast, prostate, including cancer, your vitamin D reserves to reduce the risk of strong.
  8. Benefit from vitamin E supplements
  9. Take advantage of calcium, magnesium and zinc supplements.
  10. Take advantage of probiotic support.
  11. Drink fresh water. Protect an alkaline body structure.
    Must be chewed thoroughly.  Eat and drink in small portions, different kinds foods
  12. Stay away from stress. Enough rest.

MİDEDE ASİT REFLÜSÜ VE AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ :  STOMACH REFLUX AND HELITOSIS/ MALODOR /BAD BREATH/BREATH ODOR.

MİDEDE ASİT REFLÜSÜ VE AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ VE ÇARESİ:  STOMACH REFLUX AND HELITOSIS/BAD BREATH REASONS AND TREATMENT

Ağız kokusu, diş sağlığındaki bozulmalar, kötü diş bakım alışkanlıkları veya başka sağlık sorunlarından kaynaklanabilir. Tüketilen gıdaların cinsi veya sağlıksız bir hayat tarzı da ağız kokusunun nedenleri olabilir.

Yenen yiyeceklerin sebep olduğu ağız kokusu:

Yiyeceklerin sindirimi ağızda başlar. Yiyecekler sindirildikçe ve sonrasında kana karıştıkça, yiyeceklerin kokusu, kan dolaşımı ile akciğerlere ulaşır ve oradan da alıp verdiğimiz nefese yansır.  Soğan ve sarımsak gibi gıdaların kokusu, fırçalama veya gargara ile geçici olarak gitse de, esas itibariyle bu kokular, bu gıdalar sindirilerek metabolizmadan geçmedikçe devam eder.

Kötü alışkanlıkların neden olduğu ağız kokusu:

Dişlerin günlük olarak fırçalanmaması, yiyecek artıklarının dişlerin çevresinde diş ve diş eti arasında ve dil üzerinde kalarak bakteri gelişimi için uygun bir ortam yaratmasında ve netice olarak kokuşmasına ve dolayısıyla ağız kokusuna neden olabilir. Anti bakteriyel ağız gargaraları bu tür bir ağız kokusunu önleyebilir. Bununla birlikte ağızda koku yapan bakteriler ve yiyecek artıklarının kendisi da ağızda istenmeyen bir koku yaratabilir.

Sağlık sorunlarının neden olduğu ağız kokusu:

Sürekli ağız kokusu veya ağızda kötü tat duygusu, bir diş hastalığı neticesi ortaya çıkabilir. Ağız kokusuna sebep olan diş eti rahatsızlığı, diş etinin yumuşak dokusundaki bir rahatsızlıktan (gingivitis) veya alt diş etinin dokusunda veya dişi tutan kemikte bir hasardan (periodontisis) meydana gelebilir.

Diş eti rahatsızlıklarının nedenleri arasında, aileden gelen yatkınlık, dişlerin temiz tutulmaması, tütün ürünlerinin tüketimi,  bağışıklık sistemini zayıflatan şeker, lösemi,  aids,  stres veya sağlıksız beslenme sayılabilir. Sürekli olan ağız kokularının nedeni genellikle diş kemiklerine kadar uzanan doku ve kemiklerde görülen bozukluklardır. Diş diplerindeki plak ve tartarların sürekli temizlenmesi bu tip bir ağız kokusunun önlenmesi açısından önemlidir.

Takma damak ve dişler de ağız kokusuna sebep olabilir.

Ağızdaki bakterilerden oluşan koku kükürt kokusuna benzer.

Antibioyotikler, şeker hastalığı, zayıf bağışıklık sistemi, solunan corticosteroids ağız kokusunu ve özellikle pamukçuk veya mantar mayasının (yeast) sebep olduğu ağız kokusunu arttırabilir.

Siyah tüylü gibi görünen dil, antibioyotik kullanımından, sigara içmekten, ağız sağlığının zayıflığından, çok çay ve kahve içmekten ve ağız kuruluğuna neden olan az tükürük üretiminden dolayı meydana gelen bakteri birikimleri ağız kokusuna yol açabilir.

Uyurken burun açıcı bir sprey alıp, ağızdan değil burundan nefes alınması ağız kuruluğundan doğan ağız kokusunu önlemede yardımcı olur.

Diş üzerinde bulunan çukurcuklar ve diş diplerinde bulunan aralıklarda oluşan plaklar, bakterilerin, karbonhidrat (şeker ve nişasta) içeren gıda artıklarının bakteriler tarafından sindirilmesi sonucu ortaya çıkan asit,  gıda artığı ve burada bulunan bakteriler diş plağı dediğimiz diş taşlarını oluşturur.

Diş dibinde kalan yiyecek artığının koklanması, ağız kokusunun ağızdan mı kaynaklandığını bulma açısından bir yöntemdir.

Ağız kokularının %80’i ağız bölgesinden kaynaklanan sorunlardan meydana gelmektedir.

Bademcikler, diş oyukları ve diş eti rahatsızlıkları birer ağızdan kaynaklanan koku kaynağıdır.

Şeker hastalığı, karaciğer rahatsızlığı, solunum yolu enfeksiyonları, kronik bronşit,  genellikle mide üst kısmı ile mide kapakçığının diyafram kasının üstünde çıkması ile ortaya çıkan ve mide yanması/ekşimesi şeklinde kendini belli eden asit reflüsü (hiatal hernia), koyu renkli, kötü kokulu geniz akıntısı da vücudumuzdaki bir rahatsızlıktan dolayı ortaya çıkan ağız kokusunun başlıca nedenleri arasında sayılmaktadır.

Asit reflüsüne neden olan olaylar: 

-Yiyeceklerin en az 40 defadan az çiğnenmesi, yemek yedikten hemen sonra yatılması

-Aşırı kilolu veya obez bir yapıya sahip olunması

-Ağır yiyecekler yenmesi ve sırt üstü yatılması, karının üzerine eğilerek oturulması

-Yatma vaktinden önce çerez cinsi bir şeyler atıştırma

-Çay, kahve ve karbonatlı içecekler içilmesi, alkol alınması,

-Sigara içme,

-Gebelik

-Aspirin, ibuprofen, kas gevşeticiler ve tansiyon ilaçlarının içilmesi

Meyve kokusu şeklindeki ağız kokusu şeker hastalığının habercisidir.

Geniz akıntısının katı ve kötü kokusu bakteri enfeksiyonun  habercisidir.

Leş kokusu veya çürümüş, bozulmuş gıda kokusu şeklindeki ağız kokusu alkoldendir.

Yemeklerden sonra kürdan kullanılması ağız kaynaklı ağız kokuları için önemlidir.

Antiseptik ve anti bakteriyel ürünlerle ağızların çalkalanması ağız kokularının önlenmesi açısından önemlidir.

Aşırı aç kalma veya karbonhidrat düzeyi düşük diyetler ağız kokusunu arttırır.

Soğan, sarımsak ve baharatlı yiyeceklerin aşırı tüketilmesi ağız kokusunu arttırır.

Şekersiz ancak doğal tatlandırıcılar (Xlytol) ile tatlılandırılmış sakız çiğnenmesi, tükürük bezlerini çalıştırarak ağız kokusunu önler, diş çukurlarının azalmasına yardımcı olur.

Şekerli içecekler ağız kokusunu arttırır.

Tütün mamulleri ağız kokusunu arttırır.

Bol bol su içilmesi ve yatmadan önce süt içilmesi ağız kokusunu azaltır.

Kahve yerine yeşil çay başta olmak üzere bitki çaylarının içilmesi ağız kokusunu azaltır.

Çiğ havuç, kereviz ve elma yenmesi ağız kokusunu azaltır.

Tükürük bezlerindeki rahatsızlık ağız kokusunu artırır.

Bol sıvı alınmaması veya burun yerine ağızdan nefes alıp vererek teneffüs edilmesi kuru ağıza neden olur. Bu da ağızda bakteri faaliyetini ve dolayısıyla ağız kokusunu arttırır.

Her yemekten sonra dişlerin fırçalanarak bir antiseptik ve antibakteriel sıvı ile ağızın çalkalanması ağız kokusunu azaltır.

Pasta kabartma tozu ağız hijyeni sağlar ve ağız kokusunun önlenmesine yardımcı olur

Bol klorofil ihtiva eden yeşil sebzeler ve özellikle pırasa ağız kokusunu önlemeye yardımcı olur.

Bad breath can be caused by disorders in dental health, poor dental care habits, or other health problems. The type of foods consumed or unhealthy lifestyle may also be the causes of bad breath.

Bad breath caused by eaten foods:

Digestion begins in the mouth. As food is digested and then mixed into the blood, the smell of food reaches the lungs through circulation and is reflected in the breath we take from it.  Although the smell of foods such as onions and garlic may go temporarily with brushing or mouthwash, it is mainly these odors continue to be digested and not metabolized.

Bad habits caused by bad breath:

Failure to brush your teeth daily, food particles between teeth and on the tongue the gums and around the teeth to create an environment suitable for the development of bacteria adhering, and as a result, humming, and hence can contribute to bad breath. Anti bacterial mouthwashes can prevent this type of mouth odor. However, bacteria that smell in the mouth and food residues itself can also create an unwanted odor in the mouth.

Bad breath caused by health problems:

A toothache can be caused by a persistent bad breath or a bad taste in the mouth, as a result of a dental disease. A toothache can be caused by an infection in the soft tissue of the tooth (gingivitis) or a damage to the tissue of the lower gum or the bone that holds the tooth (periodontitis).

Among the causes of gum disease, susceptibility from the family, keeping teeth clean, consumption of tobacco products, weakened immune system sugar, leukemia, aids, stress or unhealthy diet can be counted. The reason for the continuous smell of the mouth usually extends up to the teeth bones and bones are seen in the disorders. It is important to clean the plaque and tartar at the bottom of the teeth continuously to prevent this type of bad breath.

Dentures and teeth can also cause bad breath.

The smell of bacteria in the mouth is similar to the smell of sulfur.

Antibacterial, diabetes, weak immune system, breathable corticosteroids can increase the smell of the mouth and, especially, the smell of the mouth caused by yeast (yeasts) or thrush.

The bacteria that cause the accumulation of bacteria in the mouth due to the use of black-haired language, antibiootic use, smoking, poor oral health, drinking more tea and coffee, and producing less saliva, which causes dry mouth can cause the smell of the mouth.

Breathing through the nose and mouth while you are sleeping helps to prevent the smell of dry mouth.

The bacteria that cause tooth decay are called plaque, which is a sticky, colorless film that forms on the surface of the teeth.

The smell of food residue left at the bottom of the mouth is a method to find out whether the smell of the mouth is caused by the mouth.

80% of oral odors are caused by problems originating from the mouth area.

Tonsils, cavities and gum diseases is the source of the smell from a mouth.

The most common cause of bad breath is the acid reflux (hiatal hernia), which is usually caused by the upper part of the stomach and the valve of the stomach above the diaphragm, and the acid reflux (hiatal hernia), which manifests itself as burning/sour, and a dark, bad smelling nasal discharge, which is caused by a disturbance in our body.

Events that cause acid reflux disease:

-Food should be chewed less than 40 times, bed immediately after eating

-Having a structure that is overweight or obese.

– Heavy eating and lying on the back, sitting on the stomach

-Snacks before bedtime.

– Drinking tea, coffee and carbonated drinks, drinking alcohol,

-Smoke,

-Pregnancy

– Aspirin, ibuprofen, muscle relaxants and blood pressure medications

The mouth odor in the form of fruit odor is the precursor of the disease.

The solid and bad smell of the nasal discharge is the precursor of bacterial infection.

The smell of caries or rotten, spoiled food is alcohol.

The use of toothpastes after meals is important for oral odors originating from the mouth.

Mouth rinsing with antiseptic and anti-bacterial products is important to prevent bad breath.

Over-eating or low-carbohydrate diets increase the smell of the mouth.

Excessive consumption of onion, garlic and spicy foods increases the smell of the mouth.

Chewing sugary but sweetened gum with natural sweeteners (Xlytol) prevents the smell of the mouth by running saliva glands, helping to reduce tooth pits.

Sugary drinks increase the smell of the mouth.

Tobacco products increase the smell of the mouth.

Drinking plenty of water and milk before going to bed reduces the smell of mouth.

Drinking herbal tea, especially green tea instead of coffee, reduces the smell of mouth.

Eating raw carrots, celery and apples reduces mouth odor.

The discomfort in the salivary glands increases the smell of the mouth.

If you do not take plenty of fluids or breathing by mouth instead of nose, it causes dry mouth to breathe. This is also the activity of bacteria in the mouth and, therefore, increases the smell of the mouth.

After each meal, brushing the teeth with an antiseptic and antibacterial liquid and mouth rinsing reduces the smell of the mouth.

Baking soda provides mouth hygiene and helps prevent mouth odor

Green vegetables containing plenty of chlorophyll and especially leeks help prevent mouth odor.