İSLAMDA BİN AY NEDİR? WHAT IS THE ONE THOUSAND MONTH IN ISLAM?

BİN AY NEDİR ?

 

Kur’an der ki; “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır”
Bin ay nedir? Bin yıl değil, on bin yıl değil,
Bin ay belki, yaratılanla olmaktır hem sevgili hem saygılı,                                                     Bin ay belki, Yaradan’a secd ile geçen bir ömürdür; ki o da sayılı,                                                                                                 

Bin ayın sırrı, ilimde, irfanda Kur’an’da yazılıdır;
Bin ay, belki bir ışık demetinin bin ayda aldığı yolun hâsılıdır…
Bin ışık yılı boyunca kalplerimize kazınmış Kadir sıfatının aşısı,
İman ve hikmetle dolu kalplerimizin ışıltısıdır…
Bin ışık yılı yol,
Belki bir gecede varlıktan yokluğa, yokluktan varlığa uzanan yol,
Kadir gecesinde kalbe düşen kor, Kuran’a kapı açan iman dolu kol,
Bin ışık yılı yol, belki bir secde ile görülebilen bütün “Ol”dur.

Dr. Şahin Kesikminare 03.06 2018 saat 03.05KADİRGECESİ

SAĞLIKLI YAŞAM NEDİR? NEDEN ETKİLENİR? WHAT IS A HEALTHY WAY OF LIVING? WHAT EFFECTS IT THE MOST?

RUH SAĞLIKLI YAŞAMIN BAŞ YÖNETİCİSİDİR…  THE SOUL IS THE HEAD ACTOR OF THE HEALTHY LIVING…

Sağlıklı Yaşam Nedir?
Bir bilgisayar düşünelim. Bilgisayar kasası ve içindeki elektronik devreler insanın fiziki varlığını temsil edebilir. Ama bu haliyle bir bilgisayar çalışamaz. İşletim ve uygulama programlarını yüklememiz lazım. İşletim programını biz göremeyiz. O arka planda çalışır. İşletim programını bilinç altımızda olan ve bizi etkileyen olaylar ve bilgiler ile kalp atışlarımız gibi bilinç dışı yaşadığımız bedensel fonksiyonlara benzetebiliriz. Uygulama programları ise bilinçli olarak planladığımız faaliyetler gibidir. Uygulama programlarının çalışabilmesi için, fiziksel donanımın ve işletim sisteminin amaca uygun tasarlanmış olması ve düzgün çalışması gerekir.

Bizim de sağlıklı olabilmemiz için fiziksel sağlığımızın, bilinç altı durumumuz ile bilinçli uygulama planlarımızın normal olması sağlıklı yaşamın ilk şartıdır. Ama sağlıklı yaşam için yeterli değildir. Çünkü bu haliyle ne bir bilgisayar kendi başına çalışabilir, ne de bir insan fonksiyonel olabilir. Nasıl bilgisayar için bilinçli bir kullanıcı lazımsa, insan sistemini de idare edecek bir yönetici gerekir. Peki insandaki bu yönetici kimdir? Beyin midir? hayır.. Beyin fiziksel bir organdır. Ruh ile vücut arasında bir arayüzdür. Vücut sistemini yöneten, ona emirler veren ruhumuzdur…

Kur’an’da ve hemen hemen bütün dinler ve inançlarda ruhun varlığı teyit edilmektedir.

Ruh, beynimizde değildir; bütün vücudumuz kaplamaktadır. Gözlerinizi kapatın… ve zihninizde bir araba canlandırın. sonra gözleriniz kapalı halde iken, arabının tamponunun bulunduğu yeri elinizle işaret etmeyi deneyin. İşaret ettiğiniz yere baktığınızda arabanın tamponunun zihninizde olmadığını göreceksiniz:) Arabanın tamponunu alnımız olarak değil, göbeğimiz olarak işaretleriz:) Ruh bütün vücudu kapladığından yaşadığımız her şey o anki ruh halimize göre çalışır. Ruh halimiz, fiziksel,duygusal ve zihinsel olarak iç ve dış faktörlerin etkisi altına şekillense de kontrolümüz dışında değildir ve olmaması gerekir. Sağlıklı yaşamın baş aktörü olan ruhumuzu eğiterek, sağlığımızı her yönüyle kontrol altına alabileceğimiz zaman, hayatımız, sağlığımız, teşhis ve tedaviler bugünkünden çok daha farklı olacaktır.

Harward Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre yalnızlık şeker hastalığı riskini 2 kat arttırıyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor, yaşlılıkta bunamayı tetikliyor ve daha birçok hastalığı davet ediyor. Harward üniversitesi şiddetle öneriyor: Sosyalleşin… Yalnızlık ile ruhsal durum arasındaki ilişki ruhun vücudu nasıl etkilediğine bir başka örnek…

Soru şu? Modern tıp nedir ve bugün itibariyle vücudumuzu tanıma ve onu kendi gücümüzle kontrol etme ve yönetme etme açısından tıbbın neresindeyiz?
Bilmem anlatabildim mi:)?

Otomatik alternatif metin yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü

KUR’AN IN İNDİRİLİŞ NEDENİ? LEHFİ MAHFUZ VE ŞİFRE KONUSU

 

KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ NEDENİ, LEHFİ MAHFUZ VE ŞİFRE KONUSU

 

Sevgili Okurlarım,

Fizikten metafiziğe yolculukla ilgili bir teori geliştirmek üzere, Kutsal Kitabımız Kur’an’ı derinlemesine araştırmam devam etmektedir. Bu aşamada sizlerle paylaşmak istediğim bir şey var…

Hiç şüphe yoktur ki; Kur’an Allah’ın hükümleridir.

 

BİRİNCİ BÖLÜM

KUR’AN HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ BİR AÇIKLIKTA MIDIR?

 

KUR’AN KİM TARAFINAN NE İÇİN İNDİRİLMİŞTİR?

NİSA SURESİ 174. AYET: 

“Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an’ı) indirdik.”

Kur’an’ın esas indiriliş amacı, bizleri dünya ve ahiret hakkında Hz Peygamber vasıtası ile aydınlatmak, müjdelemek ve uyarmaktır.

KUR’AN ANLAMI GİZLİ BAZI AYETLER İÇERMEKTE MİDİR?

Kur’an’ın bazı hükümlerinin şifreli olduğu, bunların anlaşılamadığı, bazı ayetlerin özellikle gizli hükümler içerdiği konusu her zaman gündemde olmuştur.

Bizleri aydınlatmak amacıyla indirilen Kur’an’ın bazı ayetlerinin gizlilik içermesi veya şifreli olması Kur’an’ın indiriliş amacına ters görünmektedir.

Kur’an’ın Hay (Yaşayan Kur’an) özelliği, Kur’an hükümlerinin her zaman geçerli olması demektir. Felsefi bir bakış açısını geliştirme yeteneğimizin yeterli olmaması veya bilgi eksikliğimiz dolayısıyla bugün açıklayamadığımız, manası gizli zannedilen bir ayet, yarın bu eksikliğimizin tamamlanması ile mutlaka açıklanacaktır.  Burada sorun ayetin şifreli olduğu değil, bizim o ayeti anlayacak olgunluğa erişemememizdedir.

KUR’AN HEPİMİZİN ANLAYACAĞI AÇIKLIKTA MIDIR?

Kur’an hemen hemen her süresinde ve bu sürelerin değişik ayetleri içerisinde inanılmaz bir sıklıkta, Kur’an’ın bize şifresiz olarak indirildiği ve gayet açık seçik bir anlatıma sahip olduğu ifade edilmektedir.

Kur’an’ın apaçık bir ifade ile indirildiği ve Hz. Muhammed’in Kur’an’ı apaçık olarak uyarıcı mahiyette insanlara tebliğ ettiği,  hemen hemen her sûrede birçok kez belirtilmiştir.  

REHBER BİR PEYGAMBER EŞLİĞİNDE  AYDINLATICI, MÜJDELEYİCİ VE UYARICI APAÇIK BİR KUR’AN İNDİRİLMİŞTİR.

Bu konuda yine Kur’an ayetlerine Kur’an’ın kelime manaları ile bir bakalım. Kur’an hükümlerinde ve buna dayalı olarak Hz. Peygamber’in ifadelerinde bir şifre, gizlilik, gizli mana olup olmadığını, Peygamber’in esas görevinin ve amacının ne olduğunu Kur’an ayetleri ile öğrenelim.

Allah’ın ayetleri apaçıktır…

  1. TALÂK SURESİ 11. AYET:

İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın APAÇIK ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

Kur’an zaten apaçık bir ifadeye sahiptir. Peygamberin görevi daha iyi idrak etmenizi sağlamaktır…

 

  1. MAİDE SURESİ 15. AYET:

Ey ehl-i kitap! Resulümüz size, sizin Kitap’ınızdan sadece açıklanması gerekenleri açıklamak üzere geldi; birçoğu zaten açık olduğu için bunlar geçilmiştir. Gerçekten size Allah’tan bir nur (Aydınlatıcı Peygamber), APAÇIK bir kitap geldi.

Hz. Peygamberin görevi her şeyi açıklayarak uyarmaktır.

  1. HİCR SURESİ 89. AYET:

De ki: “Şüphesiz ben APAÇIK bir uyarıcıyım.”

  1. ANKEBUT SURESİ 50. AYET:

“Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.

Kur’an bir şiir değildir; O apaçık anlayacağımız şekilde yazılmış bir öğüttür.

  1. YASİN SURESİ 69. AYET:

Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve APAÇIK bir Kur’an’dır.

Kur’an Allah’ın bizleri Peygamber vasıtası ile uyarması için gönderilmiştir.

  1. SÂD SURESİ 70. AYET: Ben ancak APAÇIK bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.

 

  1. AHKÂF SURESİ 9. AYET:

Hz. Peygamber de Kur’an hükümlerine uyar. O’nun görevi Kur’an vasıtasıyla bizleri uyarmaktır.

De ki: “Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.”

Hz. Peygamberin görevi açık bir uyarıcılıktır.

  1. TAĞABUN SURESİ 12. AYET:

Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen APAÇIK bir duyurmadır.

VE ALLAH KUR’AN’DA APAÇIK DİYOR Kİ; “KUR’AN HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ APAÇIK BİR DİLLE İNDİRİLMİŞTİR…

Elif Lam Ra (bir şifre değil) Kur’an’ın diğer ayetleri gibi bir ayetidir:

  1. YUSUF SURESİ 1. AYET:

Elif. Lam. Ra. Bunlar, APAÇIK Kitap’ın (Levh-i mahfuz ve Kur’an’ın)  ayetleridir.

  1. HİCR SURESİ 1. AYET:

Elif. Lam. Ra. Bunlar Kitab’ın ve APAÇIK bir Kur’an’ın ayetleridir.

Kur’an’ın tüm ayetleri anlamak isteyenler için anlayacakları açıklıktadır:

  1. BAKARA SURESİ 99. AYET:

Andolsun ki sana APAÇIK ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.

  1. BAKARA SURESİ 118. AYET:

Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri APAÇIK gösterdik.

  1. SEBE’ SURESİ 43. AYET:

Onlara APAÇIK ayetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.

  1. HADÎD SURESİ 9. AYET:

 Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna APAÇIK ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

 

 

  1. MÜCÂDELE SURESİ 5. AYET:

Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz APAÇIK ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

  1. BAKARA SÛRESİ 159. AYET:

İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlar APAÇIK gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder.

  1. ZUHRUF SURESİ 15. AYET:

Apaçık Kitap’a andolsun ki;

(Diğer Peygamberlere gönderilen) Kur’an’dan önceki kutsal kitaplar da apaçıktı:

  1. SAFFAT SURESİ 117. AYET:

Her iki (Peygamber’e) de APAÇIK anlaşılan bir kitabı (Tevrat’ı) verdik.

  1. MÜMİN SURESİ 83. AYET:

(Daha önceki ümmetlerin) Peygamberleri onlara APAÇIK bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşeri) bilgiye güvendiler (ve onları alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.


 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KUR’AN’DA ŞİFRE KONUSU VE LEVH-LEVH-İ MAHFUZ

Kur’an’daki 29 surenin birinci ayetlerinde geçen elif, lam, mim, nun, ta, ha, kaf, sad gibi mukata kur’an harfleri’nin anlamı nedir? Bunlar bir şifre midir?

Kur’an’da tek başlarına bulunan ve bir mana atfedilemeyen Kur’an ayetleri vardır. Bunlar Mukata Harfleri’dir. (Huruf-u mukatta’dır.) Bunların Kur’ân-ı Kerimdeki yerleri aşağıda verilmiştir:

Mukata harflerinin bulunduğu sûreler:

6 sûrede “elif-lâm-mîm” vardır. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûreleridir.  Ârâf sûresinde de “Elif-lâm-mîm-sâd” bulunmaktadır.

5 sûrede “elif-lâm-râ” vardır. Bunlar: Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim ve Hicr Sûreleridir. Ra’d Sûresinde de “elif-lâm-mîm-râ” vardır.

6 sûrede “hâ-mîm” vardır. Bunlar: mü’min, Fussilet, Zuhruf, Duhân, Câsiye ve Ahkaf sûreleridir; Şûrâ sûresinde de “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf” bulunmaktadır.

Ayrıca, Şuarâ ve Kasas Sûrelerinde “tâ-sîn-mîm“, Neml Sûresinde “tâ-sîn“, Meryem Sûresinde “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“, Tâhâ Sûresinde “tâ-hâ“, Yâsin Sûresinde “yâ-sîn“, Sâd Sûresinde “sâd“, Kaf Sûresinde “kaaf“, Kalem Sûresinde de “nûn” harfi bulunmaktadır.

 

kur’an Sadece Müjdeleyici, Yol Gösterici ve Uyarıcıdır; Öyleyse şifreler İçerebilir mi?

Bir önceki kısımdaki  ayetler  ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Allah Kur’anı  bizlere öncelikle müjdeleyici sonra da yol gösterici ve uyarıcı olarak indirmiştir.

Allah’ın sıfatlarına ve Kur’an ayetlerine baktığımızda, bunların hiç birinde Allah’ın kullarının bilmesi gereken şeyleri kullarından saklama vasfının ve niyetinin olmadığını görmekteyiz. Yüce Allah’ın böyle bir sıfatının olması mantığa da terstir. Uyarıcı bir kitap ve Peygamber gönderildiği bir zamanda, bu kitap ve Peygamber tarafından bazı şeylerin şifrelenmiş olarak verilmesi anlaşılması güç bir konudur.

Öyleyse Mukata Harf’lerinin Manası Nedir? Bu soruya cevap bulabilmek için Levh-i Mahfuz kavramının manasına bir bakalım.

Levh-i Mahfuz Nedir?

Levh-i Mahfuz’un kelime anlamı saklı kitap, lahika, sayfa doküman manalarına gelmektedir.  

Levh-i mahfuz, Allah katında, maddi ve manevi âlemde Allah’ın yarattığı tüm mevcudatın geçmişinin bugünün ve geleceğinin ve bunların düzeninin, yaratılış hikmetlerinin,  görünen ve görünmeyen manalarının ve bunlarla ilgili tüm tasarruf ve tahayyüllerin ve olayların bulunduğu ilahi bir filmi anımsatır. İlahi âlemin Kaderler Boyutudur.

Levh-i mahfuz’a, Ana Kitap, Levh-i Mahfuz veya yarattığı her şeyi kapsayan mevcudatının kaderine ait film, yeri göğü kaplayan ilmi içerisinde Kaderler Boyutu, bu boyutta Kaderler Âleminin Seyir Defteri veya Akış Filmi de diyebiliriz.

Bu boyutun “filminde” verilen mesajların, bilgilerin ve/veya gösterilmiş, gösterilen veya gösterilecek olan sahnelerin hangisinin ne zaman kullarının bilgisinde olacağı her zaman Allah’ın takdirindedir.   Bu film, ilahi âlemin kaderler boyutuna aittir; insan dahil, tüm yaratılmışların bir nevi geçmiş, şimdi ve gelecekteki kader filmidir. Ancak değişmez de değildir. Bu sahnenin (yarattıklarının davranışlarına veya niyetlerine göre şefaat, merhamet, af, cezalandırma sonucu) kısmen veya tamamen leyhlerine veya aleylerine değişmesi her zaman Allah’ın takdirindedir.

Allah bu gerçeği Kur’an da açıkça belirtmektedir:

Allah indinde bulunan ana kitap (Levh-i mahfuz veya kaderler filmi, Ayet-ül Kürsi’de belirtildiği gibi, Allah’ın ilmindeki kaderler boyutunda evreni kaplayan ilim deryası) Allah’ın iradesi altında beklemektedir. Allah bu Kaderler Sahnesi üzerinde, kulları dahil yarattığı mevcudatının hal ve hareketlerini dikkate alarak,  mutlak adalet sahibi sıfatı ile irade ettiği her türlü değişikliği her an yapabilir. Bu onun için zor da değildir. Bir televizyon yayını nasıl her evde her istediğimiz her yerde milyonlarca kişi tarafından izlenebiliyorsa, Bunun tersi de mümkündür;  kâinattaki her iradi veya gayri iradi hareket, olay, düşünce, enerji değişimi gibi Allah’ın izlemeyi gerekli gördüğü her şey ortaya çıktığı her noktadan yansımalarla aynı anda Allah katında izlenebilir ve Allah bunlara müdahale de edilebilir.

RAD SÛRESİ 39. AYET:

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder veya olduğu gibi bırakır. Ümmül Kitap  (Ana Kitap, Levh-i mahfuz veya yarattığı her şeyi kapsayan mevcudatının kaderine ait Film, Yeri göğü kaplayan ilmi içerisinde Kaderler Boyutu, bu boyutta Kaderler Âleminin Seyir Defteri veya Akış Filmi), O’nun katındadır.

Allah’ın ilmi yeri göğü kaplamıştır. Her noktada, her zerrede tecelli etmektedir. Rüya tecrübemiz bu ilmi anlamada bize ipuçları vermek üzere yaratılmış olabilir. En uzun rüya 2 saniye sürmekte iken, biz bir rüyada bir ömrü yaşayabilmekteyiz. Bu yaşantının dokümanı yok, hafıza sorunu yok, mekân sorunu yok, senaryo sorunu yok, senaryoyu değiştirme sorunu yok, rüya içerisinde görünmeyen ilahi bir el bizi istediği şekilde akıtıp götürür…

Rüyada bilinçli hareketimiz söz konusu değilken, ahiretteki “rüyamız”  ebedi bir hayat içinde bu dünyanın hesabını verdiğimiz muhtemelen bilinçli bir rüya olabilir. Öldükten sonra bedenimiz yerde iken, kendimizi ve etrafımızdaki olup bitenleri seyrederek nefsimize ait amellerimizle bu yolculuğa başlamış olabiliriz.  Bu gerçek, benim de yaşayan birinden dinlemiş olduğum,  ölüp de tekrar dirilen birçok kimsenin ifade ettiği bir gerçektir.

Daha da ileri gidilirse, Hz Peygamber dahil,  insanın yaşarken bedenini terk ederek bilinçli bir astral seyahat yapabilme ve tekrar bedenine dönebilme kabiliyeti;  bu konu da Allah’ın bize haberdar olup ders almamız  gereken  hikmetlerinden biridir.

İşte ölüm ve sonrası , bedenimize tekrar dönme imkanı olmadan, sadece iyi kötü amellerimizle Allah’a ulaşabilmek üzere, başladığımız semavi bir yolculuk mudur?  Cezalanan veya mükafatlandırılan beden değil de sadece nefs midir? Kur’an’da acaba bu sebeple mi çoğu yerde insan yerine nefis veya nefs ifadesi kullanılmaktadır. Bunları düşünür ve tefekkür edersek, bunun hiç de mantıksız olmadığı görülmemektedir.

Bakınız aşağıda yazılan Ayet-ül Kürsü özetle ne diyor:

Allah’ın ilmi yeri göğü kaplamıştır. O’nu muhafaza etmek O’nun için sorun değildir. İstenildiği anda zaman veya yer veya kapasite sorunu olmadan tüm detayı ile kâinatta sahnelenerek temaşa edilir. Gerek duyulmadığında ortada yokmuş gibidir.  Kullarını olgunlukları nispetinde ilminden haberdar eder. O’nun izni olmadan kullarına kimse yardımcı olamaz.

BAKARA SÛRESİ 255. AYET

“AYET-ÜL KÜRSİ”:

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm, lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard, menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznihi, ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.

Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Her zaman  Hayy’dır Kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Göklerde ve yerde olan herşey O’nundur. O’NUN İZNİ OLMADAN O’NUN KATINDA KİM ŞEFAAT ETME YETKİSİNE SAHİPTİR? O, ONLARIN GEÇMİŞ VE GELECEKLERİNİ BİLİR. VE O’NUN İLMİNDEN, O’NUN İZİN VERDİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY KAVRAYAMAZLAR. O’NUN İLMİ GÖKLERİ VE YERİ KAPLAMIŞTIR (MEKANDAN KAYITTAN YOKSUNDUR.) VE BU İLMİ MUHAFAZA ETMEK KENDİSİNE ZOR GELMEZ ve O çok yücedir, çok büyüktür.

Kur’an Ayetleri veya Kur’an’ın ayrıntılı olarak işlediği konular, bir anayasanın başlıkları altında verilen kapsamlı çerçeve prensip ve hükümler ve olaylar veya sahneler halinde Allah’ın ilmi (Levh-i mahfuz, Kaderler Filmi, Kaderlerin Akış Seyri) kapsamında ezelden mevcuttur.

 

Kur’an Allah’ın bu ilminin geniş kapsamlı değişik başlıklarının gerektiği hallerde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, gerekmeyen durumlarda ise başlık veya sadece ilgili madde/harf numarası ile (onlara ait mukata harfleri ile) atıfta bulunmuştur. Bazen de  mukata harfleri dediğimiz harfler altında bu harflerin ilgili olduğu ana konuyu maddeyi ayrıntılı olarak düzenlemiş,  netice olarak dünya ve ahiret hayatımıza yön veren bir kitap olarak indirilmiştir..

 

LEVH-İ MAHFUZ (KADERLERİN SEYİR DEFTERİ, KADERLER FİLMİ) DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Bir benzetme yapmak gerekirse, bir televizyonun veya video cihazının kumandası ile nasıl bir sahneyi durdurabiliyor, geri sarıyor, ileri alabiliyor veya yavaşlatabiliyorsak veya mevcut bir filme veya senaryoya yeni montajlar yapabiliyor onu istediğimiz şekilde değiştirebiliyorsak, Allah da irade etmesiyle birlikte, levh-i mahfuzdaki “Kaderler Filmi” veya bunun “senaryosu” üzerinde tamamen hükümrandır; bunu istediği şekilde kullanabilir. İsterse olduğu gibi seyredebilir, isterse yakından izleyebilir. İsterse, şahadet amacıyla da olsa, bu dünyada yaşananları (bu dünya filmini) filmde oynayan (olayların failleri) veya senaryoyu yazan (olayların planlayıcıları, fikir sahipleri olan) kulları ile birlikte izleyemeye veya (inkarı önlemek için) sadece onlara izletmeye muktedirdir.

Zuhruf Süresi 4. Ayet:

Ve muhakkak ki O (Kur’ân), katımızda Ümmü-l Kitap’tadır .(Levh-i Mahfuz’dadır, Lefvh-i Mahfuzdan çıkmıştır, Bunun kapsamındadır, Genel İfadeleri buradadır.) Gerçekten yücedir, hüküm ve hikmet doludur.

Bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır ki;  Levh-i Mahfuz Kur’an’ın kaynağıdır. Kur’an,  bu büyük kaderler filminin veya kaderlerin seyir defterinin Allah’ın izin verdiği ölçüde ve izin verdiği kısımları ile, yeryüzüne düşen bir izdüşümüdür.

Levh-i Mahfuz’da Cebrail Aleyhisselam veya bugüne kadar gönderilen peygamberlere irşat olmak üzere,  kainattaki mevcudatı ile ilgili, tıpkı  bir  anayasada olduğu gibi, bazı genel hak ve yükümlülükler yüklenmiş olabilir.

Kur’an ayetlerinde Allah’ın bazen ben bazen de biz zamirlerini kullanması, Cebrail Aleyhisselam’ın  Levh-i mahfuz’da Allah’ın kendisine bildirmiş olduğu bazı temel prensipler ve hak ve yükümlülükler kapsamında,  zımnen Allah’ın adını kullanmış olmasından ileri gelebilir. Biz ifadesi, Allah’ın bazı konularda Cebrail Aleyhisselam’ın şahadetini ayetteki ifadeye dâhil etmiş olmasından da doğmuş olabilir.

Kur’an’da Ümmü-l Kitap (Levh-i Mahfuz) ile İlgili Ayetler

Aşağıdaki ayetlerde Levh-i Mahfuz bir kitap olarak anlaşılsa da, benim Yüce Allah’ın sıfatlarını dikkate aldığımda kanaatim, yukarıda açıkladığım gibi,  levh-i Mahfuz’un bir kitap olmadığıdır.

Yüce Allah’ın vasıflarından ve yukarıda mealini verdiğim Ayet-ül Kürsi’den açıkça görüyoruz ki; O’nun bir bilginin muhafazası için kitap, teyp  gibi bir kayıt aracına ihtiyacı olamaz. O, “OL” iradesi ile her şeye zaten kadirdir. Buradaki benzetmenin kullarının anlamasını kolaylaştırmak için yapıldığı muhtemeldir.

Bakınız Yüce Allah bizim bazı şeyleri iyi anlayabilmemiz için her türlü benzetmeyi kullandığını nasıl bildiriyor: Ayeti, ayetin Ruhu ile açıkladığımızda:

BAKARA SURESİ 26. AYET:

Şüphesiz Allah (ayetlerini açıklamak için) SİVRİSİNEK  ve onun da ötesinde bir varlığı misal vermekten çekinmez. İman edenler bu misallerin bir gerçeği anlayabileceğimiz bir şekilde açıklamak için haklı olarak kullanıldığını bilirler. Kâfirler ise, bunun hikmetini anlayamazlar. Allah bu misali anlamamakta direnenlerin doğru yoldan saptırır, anlamaya çalışanları ise doğru yola yöneltir.  Allah ancak verdiği misalleri kötüye kullananları doğru yoldan saptırır.

Yüce Allah’ın neden bir kayda ihtiyacı yoktur? Basit bir örnek:

Kur’anın Hay (Her Zaman Canlı) özelliği gereği zaman içerisinde her şeyi daha iyi kavrayabileceğiz. Bunun nasıl gerçek olduğunu daha iyi anlayabileceğiz. Şimdilik sadece gerçekleşmesi büyük ihtimal olan bir gerçeği hatırlamakta yarar vardır. 

Fizik kanunları gereği zamanın uzayda kırıldığını, yani dünyadaki zaman ile uzaydaki zamanın süre bakımından birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. Bizim için ileri ve geri zamana yolculuk mümkün görünürken, kâinatın yaratıcısı olarak, bu ilmin ezelden sahibi olan Yüce Allah için bunları bilmek tasavvur edebileceğimiz hiçbir şeyle sınırlı olamaz.

Yine Fizikte enerjinin sakınımı kanunundan biliyoruz ki; Enerji şekil değiştirir ama asla kaybolmaz.

Örneğin: Elimizi havaya kaldırdığımız zaman elin hareketi uzayda kaybolmamakta, ancak atmosfer içinde veya semada mikro düzeyde bir enerji olarak bir yerde durmaktadır.  Suya bir taş attığımız da da, b irine bir şey söylediğimizde veya yaptığımızda da durum aynıdır. Su dalgalanmakta ve giderek durulmaktadır. Ancak kolumuzun hareketinde olduğu gibi, dalgalanma hareketini biz durdu zannetsek de asla kaybolmamaktadır. Sadece enerji şekil değiştirmekte ve bizim göremeyeceğimiz bir yerde yine bir şekilde tekrar orijinal hale gelebilecek bir formda mikro enerji olarak varlığını devam ettirmektedir.  

Allah “OL” iradesiyle, kendisine malum olan her şeyin geçmiş ve geleceğini aynı şekilde yeniden yaratmaya muktedirdir. Bu bir resmin mümkün olan en düşük ölçekte muhafazası ve sonra büyütülerek tekrar orijinal boyutlarına getirilmesi gibi kolay bir şeydir.  Allah,  bütün kayboldu zannettiklerimizi veya yaşanacakları bir de bizim için bir anda “OL” iradesiyle orijinal halleriyle bize gösterebilecek güce sahiptir.

Bakara Süresi 255. Ayet “Ayet-ül Kürsi” de belirttiği gibi Allah’ın ilmi sonsuzdur. Yeri Göğü kaplamıştır (Evrensel bir temaşa/sahne) Bu ilmin muhafazası O’nun için çok kolaydır.

“… İzin verdiği ölçüde ilminden haberdar olabilirsiniz …”

Bize izin verip bu ilminden birazcık tattırdığında bunu da tam olarak açıklayabileceğiz.

 

Mukata Harflerinin Manası Ne Olabilir?

Levh-i Mahfuz’un “Kaderler Filmi” içinde küçük bir sahneyi bir prensipler ve ilkeler bütünü anayasaya benzetebiliriz. Anayasanın başlıkları vardır. Bu başlıklar altındaki ilkelerin uygulama esasları da kanunlar, yönetmelikler, tüzüklerle belirlenir.

Mukata Harfleri (Huruf-u mukattaa), sûre başlarında kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı bulunan harflerdir.

Benim bu konuda felsefi (doğruları bulmak için yapılan düşünsel yolculuk) görüşüm Mukata Harfler’in bazı surelerin ilgili olduğu ana kaynağa referans olduklarıdır.

Bu Anayasa’maddesinin! değişik başlıklarının Kur’an da bazı surelerin birinci ayetinde Levh-i Mahfuzun ilgili bölümüne referans olarak geçmesi, Yüce Allah için değildir. Bunun gayesi, Vahiy Meleği olan Cebrail Aleyhisselam için ve/veya Hz. Peygamber için Anayasadaki (Levh-i Mahfuz’daki konu kapsamını veya anayasal bir ilkeyi  hatırlatma niteliğinde olabilir.  Yüce Allah’ın sıfatları dikkate alındığında,  O’nun herhangi bir tasarrufu için yazılı bir metin veya kitaba veya herhangi bir bilgi kaynağına ihtiyacı olmadığı apaçık ortadadır.

Bu anayasadaki veya Kaderlerin Seyir Defterindeki veya Senaryosu Kaderler olan Levh-i Mahfuz’un alt bölümlerin içeriği muhtemelen Hz. Peygambere veya Cebrail Aleyhisselam’a hissettirilmiş, gösterilmiş veya bildirilmiştir. Bir konunun anayasal çerçevesini çizen bu bölümler  “yaşarken ölmüş” yani yaşarken Allah’a ulaşmış ermişlere irşat edilmiş veya edilecek olabilir. Biar başka önemli nokta da, Hz. Peygamber’in sünnetlerinin bir kısmı bu ana kaynağın verdiği ilham ve irşat çerçevesinde kalınarak yaşanmış olabilir.

Mesela Bakara Süre’si birinci Ayeti olan Elif, Lam, Mim harfleri, Bakara Süre’sinin tamamı ile ilgili konuların ana kaynağının (Ana Yasal Zemininin!) Lehv-i Mahfuz’da Elif, Lam, Mim bölümleri olması muhtemeldir. Hz Peygambere ve/veya Cebrail Aleyhisselam’a bu surenin başında bu bölümlerin kapsamı hatırlatılmış veya irşat edilmiş olabilir. Bu durumda bu harfler gizli bir şeyi değil altta detaylı bir şekilde açıklanan ayetin genel kapsamlı referans ayetleri olur. Zaten bu harfler Kur’an da “Bunlar Kur’an ayetleridir” ifadesi ile açıklanmaktadır. Bu açıklama dahi bu referans harflerinin ilgili sûrelerin anayasal referansı olduğunu açıkça göstermektedir.

Ezeli ve Ebedi Her Şey Yüce Allah’ın İlmi ve Bilgisi Dâhilindedir.

EN’AM SURESİ 59. AYET:

Gaybın (bilinmeyenlerin) anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi APAÇIK bir kitaptadır (Levh-i Mahfuz’da).

Ezeli ve Ebedi Her Şey Lefh-i Mahfuz’dadır.

Lehf-i Mahfuz diye isimlendirdiğimiz “Kaderlerin Akış Seyri veya Filmi” ile ilgili aşağıda yazılan 4 ayrı sureye ait ayetlerin temel mesajı, şu şekilde özetlenebilir:

Allah size ancak kaldırabileceğiniz ölçüde ve zamanda hakikatinden haberdar eder, ilminden bir kısmı size verilmiş, zamanı gelince bir gerekli görülen kısmının da keşfine izin verilecektir.  Bu kapsamda olgunlaşmamanız nedeniyle, size bildirilmemiş olanları sadece Allah bilir. Yeryüzünde her şey O’na malumdur. Her şey nasıl tecelli ettiği ve nasıl tecelli edeceği Allah indindeki Levh-i mahfuzda (Kaderler Filminde) apaçık bellidir. Her şey onun izniyle olur. Ondan gizli hiçbir şey olamaz.  Tüm zamanlar ve bunlara ait olaylar ve iyi kötü her şey onun ilmi ve ilahi iradesi dâhilinde tecelli eder…

  1. YUNUS SURESİ 61. AYET:

Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki APAÇIK kitapta (levh-i mahfuz’da) bulunmasın.

  1. NEML SURESİ 75. AYET:

Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, APAÇIK bir kitapta (Levhi Mahfuz’da) bulunmasın.

  1. SEBE’ SURESİ 3. AYET:

İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, APAÇIK kitaptadır. (Levhi Mahfuz’da) (yazılıdır).

  1. YASİN SURESİ 12. AYET:

Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi APAÇIK bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) sayıp yazmışızdır.

Bilmeden bir yanlış yorumda bulunuyorsak Allah Affetsin.  Niyetimiz temiz, amacımız doğru yaklaşımların ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır.

 

 

 

KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ NEDENİ VE ŞİFRE VARMI YOK MU KONUSU- THE REASON FOR THE KOR’AN

KURAN’IN İNDİRİLİŞ NEDENİ VE ŞİFRE KONUSU

 

Sevgili Okurlarım,

Fizikten metafiziğe yolculukla ilgili bir teori geliştirmek üzere Kutsal Kitabımız Kuran’ı derinlemesine araştırmam devam etmektedir. Bu aşamada sizlerle paylaşmak istediğim bir şey var…

Kuran’ın hemen hemen her süresinde ve bu sürelerin değişik ayetleri  içerisinde inanılmaz bir sıklıkta Kuran’ın bize şifresiz olarak ve gayet açık seçik bir ifade ile gönderildiği  yazılmaktadır. Kuran’ın apaçık bir ifade ile indirildiği ve Hz. Muhammedin Kuran’ı apaçık olarak uyarıcı mahiyette insanlara tebliğ ettiği 41 yerde yazılmaktadır. Bu ayetlerden konuyla yakından ilgili olan birkaçını aşağıya aynen almak istiyorum. Bunu bu konuda bir şüpheniz kalmaması açısından önemli görmekteyim.

KURAN KİMTARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR?

Kur’an bize Allah tarafından indirilmiştir.

NİSA SURESİ 174. AYET:  Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kuran’ı) indirdik.

BİZLERE KUR’AN NE İÇİN İNDİRİLMİŞTİR?

KUR’AN BİR MÜJDELEYİCİ VE UYARICIDIR…

Kur’an bizlere bir MÜJDELEYİCİ ve UYARICI  olarak indirilmiştir.

Biz bu uyarıya katılır veya katılmayız. Bu konuda Peygamber Hz. Muhammet’in de bir sorumluluğu bulunmamaktadır.  Uyarılara katılanlar Allah tarafından kat be kat mükâfatlandırılacak, katılmayanlar ise, af ve mağfireti saklı kalmak kaydıyla, hak ettikleri cezayı göreceklerdir.

TALÂK SURESİ 11. AYET: İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın APAÇIK ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

 

AYDINLATICI BİR PEYGAMBER VE KİTAP:

MAİDE SURESİ 15. AYET: Ey ehl-i kitap! Resulümüz size, sizin Kitab’ızdan sadece açıklanması gerekenleri açıklamak üzere geldi; birçoğu zaten açık olduğu için bunlar geçilmiştir. Gerçekten size Allah’tan bir nur (Aydınlatıcı Peygamber), APAÇIK bir kitap geldi.

HİCR SURESİ 89. AYET: De ki: Şüphesiz ben APAÇIK bir uyarıcıyım.

ANKEBUT SURESİ 50.AYET: “Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.

YASİN SURESİ 69. AYET: Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve APAÇIK bir Kur’an’dır.

SÂD SURESİ 70. AYET: Ben ancak APAÇIK bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.

AHKÂF SURESİ 9. AYET: De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.

TAĞABUN SURESİ 12. AYET: Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen APAÇIK bir duyurmadır.

HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ APAÇIK BİR KUR’AN

YUSUF SURESİ 1. AYET: Elif. Lam. Ra. Bunlar, APAÇIK Kitab’ın ayetleridir.

HİCR SURESİ 1. AYET: Elif. Lam. Ra. Bunlar Kitab’ın ve APAÇIK bir Kur’an’ın ayetleridir.

BAKARA SURESİ 99. AYET: Andolsun ki sana APAÇIK ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.

BAKARA SURESİ 118. AYET: Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri APAÇIK gösterdik.

SEBE’ SURESİ 43. AYET: Onlara APAÇIK ayetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.

HADÎD SURESİ 9. AYET: Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna APAÇIK ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

MÜCÂDELE SURESİ 5. AYET: Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz APAÇIK ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

BAKARA 159. AYET: İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlar APAÇIK gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder.

ZUHRUF SURESİ 15. AYET: Apaçık Kitab’a andolsun ki ,

Kuran’dan önceki kutsal kitaplar da apaçıktı:

SAFFAT SURESİ 117. AYET: Her ikisine de APAÇIK anlaşılan bir kitabı (Tevrat’ı) verdik.

MÜMİN SURESİ 83. AYET: Peygamberleri onlara APAÇIK bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşeri) bilgiye güvendiler (ve onları alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.

KURAN’DAKİ 29 SURENİN BİRİNCİ AYETLERİNDE GEÇEN ELİF, LAM, MİM, NUN, TA, HA, KAF, SAD GİBİ MUKATA KUR’AN HARFLERİ’NİN ANLAMI NEDİR? BUNLAR BİR ŞİFRE MİDİR?

Mukata Harfleri’nin (Huruf-u mukatta’nın) Kur’ân-ı Kerimdeki yerleri aşağıda verilmiştir:

6 sûrede “elif-lâm-mîm” vardır. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûreleridir.  Ârâf sûresinde de “Elif-lâm-mîm-sâd” bulunmaktadır.

5 sûrede “elif-lâm-râ” vardır. Bunlar: Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim ve Hicr Sûreleridir. Ra’d Sûresinde de “elif-lâm-mîm-râ” vardır.

6 sûrede “hâ-mîm” vardır. Bunlar: mü’min, Fussilet, Zuhruf, Duhân, Câsiye ve Ahkaf sûreleridir; Şûrâ sûresinde de “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf” bulunmaktadır.

Ayrıca, Şuarâ ve Kasas Sûrelerinde “tâ-sîn-mîm“, Neml Sûresinde “tâ-sîn“, Meryem Sûresinde “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“, Tâhâ Sûresinde “tâ-hâ“, Yâsin Sûresinde “yâ-sîn“, Sâd Sûresinde “sâd“, Kaf Sûresinde “kaaf“, Kalem Sûresinde de “nûn” harfi bulunmaktadır.

 

kur’an Sadece Müjdeleyici, Yol Gösterici ve Uyarıcıdır; Öyleyse şifreler İçerebilir mi?

Bir önceki kısımdaki  ayetler  ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Allah Kur’anı  bizlere öncelikle müjdeleyici sonra da yol gösterici ve uyarıcı olarak indirmiştir.

Allah’ın isimlerinin manalarına baktığımızda da, bunların hiç birinde Allah’ın kullarının bilmesi gereken şeyleri kullarından saklama vasfının olmadığını görmekteyiz. Yüce Allah’ın böyle bir sıfatının olması mantığa da terstir. Uyarıcı bir kitap ve Peygamber gönderildiği bir zamanda, bu kitap ve Peygamber tarafından bazı şeylerin şifrelenmiş olarak verilmesi anlaşılması güç bir konudur.

Öyleyse Mukata Harf’lerinin Manası Nedir?

Lehf-i Mahfuz Nedir?

Lefh-i Mahfuz, Allah katında tüm mevcudatının geçmiş ve geleceğinin ve bunların düzeninin, yaratılış hikmetlerinin bizim için meçhul olan kısmıdır. Allah Kur’an’daki ayetleri Lefh-i Mahfuz’a göre indirmiştir. Kur’an her ne kadar o zamanki günlük sorunlara da değinen ayetlere de sahipse de, bu sorunlar Yüce Allah’ın ilmi çerçevesinden Levh-i mahfuz kapsamında zaten önceden bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığıda Levh-i Mahfuz’un Tüm kutsal kitapların kaynağı mahiyetinde olması ve bir kurallar ve ilkeler bütünü olması gerekir.

Aşağıdaki ayetlerde Levh-i Mahfuz bir kitap olarak mealen çevrilse de benim Yüce Allah’ın sıfatlarını dikkate aldığımda kanaatim lefh-i mahfuzun bir kitap olmadığıdır. Yüce Allah’ın vasıflarından biliyoruz ki; O’nun bir bilginin muhafazası için kitap gibi bir kayda ihtiyacı olamaz. O, “Ol” iradesi ile her şeye zaten kadirdir. Buradaki benzetme kullarının anlamasını kolaylaştırmak içindir.

Bakınız Yüce Allah bizim bazı şeyleri iyi anlayabilmemiz için her türlü benzetmeyi kullandığını nasıl bildiriyor: Ayeti, ayetin Ruhu ile açıkladığımızda:

BAKARA SURESİ 26. AYET:

Şüphesiz Allah (ayetlerini açıklamak için) SİVRİSİNEK  ve onun da ötesinde bir varlığı misal vermekten çekinmez. İman edenler bu misallerin bir gerçeği anlayabileceğimiz bir şekilde açıklamak için haklı olarak kullanıldığını  bilirler. Kafirler ise, bunun hikmetini anlayamazlar. Allah bu misali anlamamakta direnenlerin doğru yoldan saptırır, anlamaya çalışanları ise doğru yola yöneltir.  Allah ancak verdiği misalleri kötüye kullananları doğru yoldan saptırır.

Yüce Allah’ın neden bir kayda ihtiyacı yoktur? Basit bir örnek:

Kur’anın Hay özelliği gereği zaman içerisinde bunun nasıl gerçek olduğunu daha iyi anlayabileceğiz. Şimdilik sadece gerçekleşmesi büyük ihtimal olan bir gerçeği hatırlamakta yarar vardır.  Fizik kanunları gereği zamanın uzayda kırıldığını, yani dünyadaki zaman ile uzaydaki zamanın birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. Bizim için ileri ve geri zamana yolculuk mümkün görünürken bu ilmin ezelden sahibi olan Yüce Allah için bunları bilmek zamanla kayıtlı olamaz. Yine biliyoruz ki; Elimizi havaya kaldırdığımız zaman elin hareketi uzayda kaybolmamakta nihai olarak bir yerde durmaktadır. “Ol” iradesiyle kendisine malum olan her şeyin geçmiş ve geleceğini bir de bizim için bir anda toplayabilecek olan yine Yüce Allah’tır.

Bakara Süresi 255. Ayet “Ayet-ül Kürsi” de belirttiği gibi:

“… İzin verdiği ölçüde ilminden haberdar olabilirsiniz …”

Bize izin verip bu ilminden birazcık tattırdığında bunu da tam olarak açıklayabileceğiz.

 

Mukata Harfleri Ne Olabilir?

Levh-i Mahfuz’u bir ilkeler bütünü anayasaya benzetebiliriz. Anayasanın başlıkları vardır. Bu başlıklar altındaki ilkelerin uygulama esasları da kanunlar, yönetmelikler, tüzüklerle belirlenir.

Benim bu konuda felsefi (doğruları bulmak için yapılan düşünsel yolculuk) görüşüm Mukata Harfler’in bazı surelerin ilgili olduğu ana kaynağa referans olduklarıdır. Bu ana kaynakların ne olduğu muhtemelen Hz. Peygambere veya Cebrail Aleyhisselam’a hissettirilmiş, gösterilmiş veya bildirilmiştir. Sünnetlerin bir kısmı bu ana kaynağın verdiği ilham çerçevesinde kalınarak yaşanmış olabilir.

Mukata Harfleri (Huruf-u mukatta), sûre başlarında kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı bulunan harflerdir.

Mesela Bakara Süre’si birinci Ayeti olan Elif, Lam, Mim harfleri, Bakara Süre’sinin tamamı ile ilgili konuların ana kaynağının (Ana Yasal Zemininin!) Lefhi Mahfuzda Elif, Lam, Mim bölümleri olması muhtemeldir.

Bu Anayasa’nın! değişik başlıklarının Kur’an da bazı surelerin birinci ayeti olarak geçmesi Yüce Allah için değildir. Bu Vahiy Meleği olan Cebrail Aleyhisselam için ve/veya Hz. Peygamber için olabilir.  Yüce Allah’ın sıfatları dikkate alındığında,  O’nun herhangi bir tasarrufu için yazılı bir metin veya kitaba  veya herhangi bir bilgi kaynağına ihtiyacı olmadığı apaçık ortadadır.
Ezeli ve Ebedi Her Şey Yüce Allah’ın İlmi ve Bilgisi Dahilindedir.

EN’AM SURESİ 59. AYET: Gaybın (bilinmeyenlerin) anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi APAÇIK bir kitaptadır (levh-i mahfuz’da).

Ezeli ve Ebedi Her Şey Lefh-i Mahfuz’dadır.

YUNUS SURESİ 61. AYET: Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki APAÇIK kitapta (levh-i mahfuz’da) bulunmasın.

NEML SURESİ 75. AYET: Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, APAÇIK bir kitapta (Levhi Mahfuz’da) bulunmasın.

SEBE’ SURESİ 3. AYET: İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, APAÇIK kitaptadır. (Levhi Mahfuz’da) (yazılıdır).

YASİN SURESİ 12. AYET: Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi APAÇIK bir kitapta (Levh-i mahfuz’da) sayıp yazmışızdır.

Lehf-i Mahfuz ile ilgili yukarıdaki ayetler ruhu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

Allah size ancak kaldırabileceğiniz ölçüde ve zamanda hakikatinden haberdar eder, ilminden bir kısmını keşfetmenize izin verir. Bu kapsamda sizin henüz bilmediklerinizi sadece Allah bilir. Yeryüzünde her şey O’na malumdur. Her şey onun izniyle olur. Ondan gizli hiçbir şey olamaz.  Tüm zamanlar ve bunlara ait olaylar ve iyi kötü her şey onun ilmi dahilindedir.

Bilmeden bir yanlış yorumda bulunuyorsak Allah Affetsin.  Niyetimiz temiz, amacımız doğru yaklaşımların ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır.

RUHLARLA İLGİLİ AYETLER VE AÇIKLAMALARI

 

Bakara Suresi

2/22       O, yeri sizin için döşek, göğü de çardak yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. O, sizin için arzı rahat yaşanılacak bir yer, atmosferi de gökyüzünden gelebilecek zararlara karşı koruyucu bir süzgeç olarak yarattı. Atmosferden indirdiği su ile yeryüzüne hayat verdi. Bütün bunlar aşikâr iken o’na artık başka ilahlar edinerek eş koşmayın.

 

 

                Allah yeryüzünü insanların yaşaması için gerekli her türlü şeyle donattı. Gökyüzünden gelecek tehlikelere karşı da atmosferin bazı tabakalarını süzgeç görevi yapacak şekilde yarattı.

Yağmurun yağması ve bitkisel hayatın var olması onun iradesiyledir.

               

Bakara Suresi

2/29       Yerde ne varsa sizin için yaratan sonra da gökleri yedi gök halinde tasarlayıp yaratan o’dur, o her şeyi bilir.

                  her şeyi ezelden hakkıyla bilen Allah’ın bir şeyi yaratması için zaman, mekan, kaynak, ilim, teknoloji, tasarı gibi dünyevi şeylere ihtiyacı yoktur.  Ayet içerisindeki “sonra ”ve “yedi” kelimelerin Arapçadaki değişik anlamları da dikkate alınarak,  ayetin ruhu: 

 “yeryüzününüm ve  yeryüzünü kubbeler halinde  kat kat kaplayan atmosferi ve üstündeki semaları sizin için  (düşünüp “ol” ) iradesiyle tanzim edip yaratan o’dur. O her şeyi bilir”

 

Şeklinde anlaşılabilir.(bakınız www.kuran.gen.tr bakra 29 ayet açıklaması ve bakara ayet 117)

 

2-insanlar için yaratılan kâinat,  yeryüzünü saran,  kat kat atmosfer ve semalardan oluşmaktadır. Allah her şeyi ezelden bilir, bir şeyi yaratmak isterse iradesiyle yaratır. Zamana, kaynağa, mekana ve tasarıma ihtiyacı yoktur.      Arz Allah tarafından yaratılmıştır. Atmosfer de,  gökten gelen zararlı ışınlar gibi çeşitli zararlı etkenlere karşı, koruyucu bir tabaka olarak yaratılmıştır. Atmosfer dünyaya su vererek hayatı başlatmıştır.

 

Bakara Suresi

2/117     O, göklerin ve yeri yoktan yaratandır. İrade ettiği her şey “ol”dediği anda oluverir.    O her şeyi yaratma ilminin sahibi ve hâkimi olarak, kainatı “ol” iradesiyle hemen yaratandır. Gerçekleştirmeyi irade buyurduğu her şey o anda olur.

                Yaratan, yaratma açısından kavram, tasarım, bilim,  sanat, mühendislik, zaman, mekan, imkan, maliyet, mükemmellik gibi bir şeyi tasarlayıp yapmakla ilgili dünyevi kavramların ötesinde bir güce sahiptir. Sonuç: fizik ötesinde bir şey dilendiği anda gerçekleşebilmektedir.

 

Bakara

2/164     Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

                Muhakkak ki; göklerin ve yerin yaratılmasında,,  insanlığa hizmet için gemileri yüzdüren suyun kaldırma gücünde, Allah’ın emriyle yağarak ölmüş toprağı dirilten yağmurda, yeryüzünde yarattığı canlıların çeşitliliğinde, rüzgarları ve emre amade bulutları yönlendirmesinde düşünenler için aradıkları deliller mevcuttur.

                Kainat yanında,  yeryüzündeki gece gündüz, suyun kaldırma gücü, yağmur, bulut, rüzgar, her çeşit canlı bir hikmete dayalı olarak Allah tarafından yaratılmıştır.

 

Al-i İmran

3/190     Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde düşünce sahipleri için ibretler vardır.                Semaların ve yerin yaratılışı gibi, gece ile gündüzün birbiri ardına gelişinde de bir anlam yüklüdür.

                Kâinat düzeyde semaların ve yerin yaratılışında olduğu gibi, gezegen düzeyinde gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de hassas bir iradenin sonucu olarak bir amaca yöneliktir.

 

Al-i İmran Suresi

3/191     … (insanlar) göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “rabbimiz bunu boşa yaratmadın, seni her türlü eksikliklerden uzak tutarız.

…           Her türlü eksiklikten uzak Allah’ın gökleri ve yeri yaratış şekline bir bakınız. Bunun boş yere bir yaratılış olmadığını anlayacaksınız.

                Gök ve yer Allah tarafından mükemmel bir şekilde bir amaç için yaratılmıştır

 

Maide Suresi

5/143     O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.”         O, hayvanları dişili erkekli yaratandır. Ey Muhammet de ki; “Allah dişi ve erkek hayvanların yenmesini katiyen yasaklamamıştır. Bu konuda yalan söylemeyin.

                Allah dişi ve erkek hayvanları insanların yemesi ve yararlanması için yaratmıştır.

 

En’am Suresi

6/1          Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri rablerine denk tutuyorlar. Hamt semayı ve yeri, görüneni ve görünmeyeni yaratan Allah’a mahsustur. Hal böyle iken inkârcılar başka şeyleri rablerine eş koşuyorlar.

                Kainat ı ve gözle görünen ve karadelikler, ruhlar, melekler gibi gözle görünmeyen mevcudatı yaratan Allah’tır.

 

En’am Suresi

6/14       De ki: “göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” de ki: “bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).” De ki; kâinatı yaratan, rızk verdiği halde rızka ihtiyacı olmayan Allah’tan başka dosta ihtiyacım yoktur. Allah’a teslim olanların ilki olmam emredildi ve Allah’a ortak koşanlardan olmamam istendi.

Kâinatı Allah yarattı. Allah rızkları veren, rızk peşinde olmayan, ortağı bulunmayan tek Allah’tır.

 

Enam Suresi

6/79       Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”               

  1. Ben inanan biri olarak kalbimi yeri ve 7 kat göğü yaratan Allah’a döndürdüm. Allah’a da ortak koşmuyorum.

                Arz ve 7 kat gök Allah tarafından yaratılmıştır.

 

Enam

6/97       O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.            O, karanlıklarda yolunuzu bulasınız diye yıldızları yarattı. Anlayan bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.

                Allah yıldızları yarattığı gibi her şeyi bir sebeple yaratmıştır.

 

Enam Suresi

6/101     Göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısı o’dur. Eşi olması mümkün değilken o’nun çocuğu nasıl düşünülebilir. O, her şeyi yaratmıştır ve herşeyi bilendir.

                O, 7 göklerin ve yerin yoktan var edenidir. Eşi olmadığı halde çocuğu nasıl olabilir. O, her şeyi yaratan ve bilendir.

                Allah kainatı yoktan yaratmıştır. Eşi ve çocukları yoktur. Mevcudatın tamamı onun tarafından yaratılmıştır ve o her şeyi bilir.

 

Enam

6/102     İşte sizin rabbiniz Allah. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise o’na kulluk edin. O her şeye vekildir.    Her şeyin yaratıcısı olan Allah sizin tek rabbinizdir. O’na hamd ile şükredin. O’na güvenerek, o’nu her şeye vekil edin.

                Allah her şeyin yaratıcısı olan Allah tektir. Şükredecek başka ilah yoktur.

 

Enam Suresi

6/141     O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.       Allah her cins ve türden sebze ve meyveleri ve diğer ürünleri yaratandır. Bu sebze ve meyveler size helaldir. Hasat günü israf etmeden fakirlerin hakkını da verin.

                Allah her cins ve türden bitkisel ürünü yaratandır.

 

Araf

7/10       Şanım hakkı için sizi arzda yerleştirdik ve sizin için onda birçok geçimlikler yaptık, siz pek az şükrediyorsunuz

  1. Şanım hakkı için, sizi dünyaya yerleştirdik ve size orada geçim kaynakları yarattık. Neredeyse hiç şükretmiyorsunuz…

                . İnsanlar dünyaya yerleştirilerek orada kendilerine rızk kapıları da açılmıştır..

 

Araf Suresi

7/32       De ki: «Allah’ın kulları için çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?» de ki: «bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur». İşte böylece biz ayetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.

                De ki; “Allah topraktan çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızkları neden haram etsin?” De ki “ bunlar bu dünyada inanlar için, kıyamette de sadece onlar içindir.” İşte biz bu şekilde ayetlerimizi bilen bir topluluğa uzun uzun ve açıkça açıklıyoruz.

                Allah ziynet yapılacak şeyleri ve temiz rızkları inanan insanlar için yaratmıştır; kıyamette  de özellikle bunlar içindir. Kıyamette ziynet eşyası ve rızıklanma vardır.

KAİNATIN YARATILIŞ AYETLERİ/THE VERSUS ABOUT THE CREATION OF THE UNIVERSE

KAİNATIN YARATILIŞI İLE İLGİLİ KUR’AN AYETLERİ

Bakara

2/22       O, yeri sizin için döşek, göğü de çardak yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. O, sizin için arzı rahat yaşanılacak bir yer, atmosferi de gökyüzünden gelebilecek zararlara karşı koruyucu bir süzgeç olarak yarattı. Atmosferden indirdiği su ile yeryüzüne hayat verdi. Bütün bunlar aşikâr iken o’na artık başka ilahlar edinerek eş koşmayın.

 

 

                Allah yeryüzünü insanların yaşaması için gerekli her türlü şeyle donattı. Gökyüzünden gelecek tehlikelere karşı da atmosferin bazı tabakalarını süzgeç görevi yapacak şekilde yarattı.

Yağmurun yağması ve bitkisel hayatın var olması onun iradesiyledir.

               

Bakara

2/29       Yerde ne varsa sizin için yaratan sonra da gökleri yedi gök halinde tasarlayıp yaratan o’dur, o her şeyi bilir.

 

 

                her şeyi ezelden hakkıyla bilen Allah’ın bir şeyi yaratması için zaman, mekan, kaynak, ilim, teknoloji, tasarı gibi dünyevi şeylere ihtiyacı yoktur.  Ayet içerisindeki “sonra ”ve “yedi” kelimelerin Arapçadaki değişik anlamları da dikkate alınarak,  ayetin ruhu: 

 

“yeryüzününüm ve  yeryüzünü kubbeler halinde  kat kat kaplayan atmosferi ve üstündeki semaları sizin için  (düşünüp “ol” ) iradesiyle tanzim edip yaratan o’dur. O her şeyi bilir”

 

Şeklinde anlaşılabilir.(bakınız www.kuran.gen.tr bakra 29 ayet açıklaması ve bakara ayet 117)

 

2-insanlar için yaratılan kâinat,  yeryüzünü saran,  kat kat atmosfer ve semalardan oluşmaktadır. Allah her şeyi ezelden bilir, bir şeyi yaratmak isterse iradesiyle yaratır. Zamana, kaynağa, mekana ve tasarıma ihtiyacı yoktur.      Arz Allah tarafından yaratılmıştır. Atmosfer de,  gökten gelen zararlı ışınlar gibi çeşitli zararlı etkenlere karşı, koruyucu bir tabaka olarak yaratılmıştır. Atmosfer dünyaya su vererek hayatı başlatmıştır.

 

Bakara

2/117     O, göklerin ve yeri yoktan yaratandır. İrade ettiği her şey “ol”dediği anda oluverir.    O her şeyi yaratma ilminin sahibi ve hâkimi olarak, kainatı “ol” iradesiyle hemen yaratandır. Gerçekleştirmeyi irade buyurduğu her şey o anda olur.

                Yaratan, yaratma açısından kavram, tasarım, bilim,  sanat, mühendislik, zaman, mekan, imkan, maliyet, mükemmellik gibi bir şeyi tasarlayıp yapmakla ilgili dünyevi kavramların ötesinde bir güce sahiptir. Sonuç: fizik ötesinde bir şey dilendiği anda gerçekleşebilmektedir.

 

Bakara

2/164     Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

                Muhakkak ki; göklerin ve yerin yaratılmasında,,  insanlığa hizmet için gemileri yüzdüren suyun kaldırma gücünde, Allah’ın emriyle yağarak ölmüş toprağı dirilten yağmurda, yeryüzünde yarattığı canlıların çeşitliliğinde, rüzgarları ve emre amade bulutları yönlendirmesinde düşünenler için aradıkları deliller mevcuttur.

                Kainat yanında,  yeryüzündeki gece gündüz, suyun kaldırma gücü, yağmur, bulut, rüzgar, her çeşit canlı bir hikmete dayalı olarak Allah tarafından yaratılmıştır.

 

Al-i İmran

3/190     Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde düşünce sahipleri için ibretler vardır.                Semaların ve yerin yaratılışı gibi, gece ile gündüzün birbiri ardına gelişinde de bir anlam yüklüdür.

                Kâinat düzeyde semaların ve yerin yaratılışında olduğu gibi, gezegen düzeyinde gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de hassas bir iradenin sonucu olarak bir amaca yöneliktir.

 

Al-i İmran

3/191     … (insanlar) göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “rabbimiz bunu boşa yaratmadın, seni her türlü eksikliklerden uzak tutarız.

…           Her türlü eksiklikten uzak Allah’ın gökleri ve yeri yaratış şekline bir bakınız. Bunun boş yere bir yaratılış olmadığını anlayacaksınız.

                Gök ve yer Allah tarafından mükemmel bir şekilde bir amaç için yaratılmıştır

 

Maide

5/143     O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.”         O, hayvanları dişili erkekli yaratandır. Ey Muhammet de ki; “Allah dişi ve erkek hayvanların yenmesini katiyen yasaklamamıştır. Bu konuda yalan söylemeyin.

                Allah dişi ve erkek hayvanları insanların yemesi ve yararlanması için yaratmıştır.

 

En’am

6/1          Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri rablerine denk tutuyorlar. Hamt semayı ve yeri, görüneni ve görünmeyeni yaratan Allah’a mahsustur. Hal böyle iken inkârcılar başka şeyleri rablerine eş koşuyorlar.

                Kainat ı ve gözle görünen ve karadelikler, ruhlar, melekler gibi gözle görünmeyen mevcudatı yaratan Allah’tır.

 

En’am

6/14       De ki: “göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” de ki: “bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).” De ki; kâinatı yaratan, rızk verdiği halde rızka ihtiyacı olmayan Allah’tan başka dosta ihtiyacım yoktur. Allah’a teslim olanların ilki olmam emredildi ve Allah’a ortak koşanlardan olmamam istendi.

Kâinatı Allah yarattı. Allah rızkları veren, rızk peşinde olmayan, ortağı bulunmayan tek Allah’tır.

 

Enam

6/79       Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”               

  1. Ben inanan biri olarak kalbimi yeri ve 7 kat göğü yaratan Allah’a döndürdüm. Allah’a da ortak koşmuyorum.

                Arz ve 7 kat gök Allah tarafından yaratılmıştır.

 

Enam

6/97       O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.            O, karanlıklarda yolunuzu bulasınız diye yıldızları yarattı. Anlayan bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.

                Allah yıldızları yarattığı gibi her şeyi bir sebeple yaratmıştır.

 

Enam

6/101     Göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısı o’dur. Eşi olması mümkün değilken o’nun çocuğu nasıl düşünülebilir. O, her şeyi yaratmıştır ve herşeyi bilendir.

                O, 7 göklerin ve yerin yoktan var edenidir. Eşi olmadığı halde çocuğu nasıl olabilir. O, her şeyi yaratan ve bilendir.

                Allah kainatı yoktan yaratmıştır. Eşi ve çocukları yoktur. Mevcudatın tamamı onun tarafından yaratılmıştır ve o her şeyi bilir.

 

Enam

6/102     İşte sizin rabbiniz Allah. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise o’na kulluk edin. O her şeye vekildir.                Her şeyin yaratıcısı olan Allah sizin tek rabbinizdir. O’na hamd ile şükredin. O’na güvenerek, o’nu her şeye vekil edin.

                Allah her şeyin yaratıcısı olan Allah tektir. Şükredecek başka ilah yoktur.

 

Enam
6/141     O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.       Allah her cins ve türden sebze ve meyveleri ve diğer ürünleri yaratandır. Bu sebze ve meyveler size helaldir. Hasat günü israf etmeden fakirlerin hakkını da verin.

                Allah her cins ve türden bitkisel ürünü yaratandır.

 

Araf

7/10       Şanım hakkı için sizi arzda yerleştirdik ve sizin için onda birçok geçimlikler yaptık, siz pek az şükrediyorsunuz

  1. Şanım hakkı için, sizi dünyaya yerleştirdik ve size orada geçim kaynakları yarattık. Neredeyse hiç şükretmiyorsunuz…

                . İnsanlar dünyaya yerleştirilerek orada kendilerine rızk kapıları da açılmıştır..

 

Araf

7/32       De ki: «Allah’ın kulları için çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?» de ki: «bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur». İşte böylece biz ayetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.

                De ki; “Allah topraktan çıkardığı ziynetleri ve tertemiz rızkları neden haram etsin?” De ki “ bunlar bu dünyada inanlar için, kıyamette de sadece onlar içindir.” İşte biz bu şekilde ayetlerimizi bilen bir topluluğa uzun uzun ve açıkça açıklıyoruz.

                Allah ziynet yapılacak şeyleri ve temiz rızkları inanan insanlar için yaratmıştır; kıyamette  de özellikle bunlar içindir. Kıyamette ziynet eşyası ve rızıklanma vardır.

INSANIN YARATILIŞ AYETLERİ/ THE VERSUS ABOUT HUMAN CREATION

İNSANLIĞIN YARATILIŞI İLE İLGİLİ SURE VE AYETLER

 

 

BAKARA SURESİ

Ayet  2/21          

Ayetin Kelime Manası:

Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden önceki insanları yaratan rabbinize kulluk ediniz. Böyle yapmakla takva sahibi olursunuz. .      

Ayetin Yorumu:

Bizden önce de bizim gibi insanlar yaratan Rabbimizin yolunda ilerleyerek, O’nun emirlerini yerine getirerek, O’na kulluk ederek bu dünyada Allah’a ulaşma azim ve kararlılığını gösterebiliriz.

Bu ayette takva sahibi olmak ne demektir onu biraz açıklayalım.

Takva sahibi olan kimse yaşarken Allah’a ulaşmayı murat eden kimsedir. Bu kimseler düşünürken, davranırken, konuşurken, özetle ne yaparsa yapsın, yaptığı her şeyle, sadece Allah’ın rızasını kazanarak O’na mümkün olan en kısa zamanda ulaşmayı hedefler.

Takva sahiplerinin istikameti Allah’tır;  bu istikamette ilerlerken irade ve nefisleri ile kendilerini Allah’a teslim etmişlerdir. Takva sahibi olan kimseyi Allah, Furkan yapar. Furkan olan bir kimse hak ve batılı birbirinden ayırabilir.

(Bakınız Bakara 2/194; Al-i İmran 3/76-102; Enam 6/51  

Ayetin Metafizik Yorumu:

Tüm insanlar Allah tarafından yaratılmıştır. “hem sizi hem de sizden öncekileri yaratan” ifadesi insanların bizden önce de iki (veya daha fazla) ayrı yaratılışını işaret edebilir! (bakınız bakara 2/28-30)

Yaşarken Allah’a ulaşmaya çalışmak takva sahibi olmaktır. İnsanlar takva sahibi olduklarında yaşarken Allah’a ulaşabilirler…

 

Bakara Suresi

Ayet : 2/28        

  Continue reading