KARACİĞER SAĞLIĞI VE KARACİĞERDE DETOX SÜREÇLERİ-LIVER HEALTH AND DETOXIFICATION IN LIVER

LİVER

KARACİĞER SAĞLIĞI VE DET0X SÜRECİ/LIVER HEALTH AND DETOX PROCESS

KARACİĞERDE DETOX SÜRECİ

Bağırsak toplardamarlarından emilen gıda ve toksinler portal toplar damar ile karaciğere gelir. Kanda bulunan antijen-antikor sentezleri, bağırsaklardan emilerek gelen bakteri ve bakterilerin çıkardıkları toksinler ve diğer toksik maddeler karaciğerde filtre edilir. Bunlar karaciğerde bir dizi işlemden geçerler. Bu süreçte birçok zararlı hormon ve mikrop ya pasif hale getirilir veya parçalanarak dışarı atılacak duruma getirilir. Yine bu süreçte aldığımız gıdalar vitamin ve mineral olarak depolanır, sentezlenir, karonhidrat, yağ ve proteinler metebolize edilir, ilaçlar ve zararlı maddeler detox edilir.

Birçok madde yağda eridiği için vücut bunları normal süreçlerle dışarı atamaz. Bunların 2 ayrı fazda enzimlerle nötralize edilerek suda eriyebilir hale getirimesi gerekir. Karaciğerde işlenen bütün bu toksinler  2 ana fazda işlem görerek ya redüksiyon yoluyla veya detox yoluyla etkisiz hale getirilir. Bu iki olaya redox denmektedir. Sağlıklı bir karaciğerdeki redox süreci, % 99 oranında ilk fazda gerçekleşir.  Sağlıksız bir karaciğerde ise bunların çoğu karaciğer Faz 2’de işlem görmek üzere beklerler.

Karaciğerdeki detox sürecinde önemli bir konu da günlük, doğal metebolik süreçler sonucu veya başkaca sebeplerle vücuda giren veya vücutta ortaya çıkan serbest radikallerdir. Serbest radikaller elektron eksiği bulunan moloküllerdir. Bu eksikliklerini gidermek için hücrenin DNA’sı dahil, zarından, iç yapısındaki atomlardan, moloküllerden elektron çalarak bunların yapısını dengesiz hale getirirken, diğer yandan kendileri oksitlenmiş-paslanmış toksik oluşumlar oluştururlar. Kronik hastalıkların ve yaşlanma sürecinin en büyük sebebi bu olarak görülmektedir.

Vücudumuzun eczanesi ve laboratuvarı olan ve ağır bir yük altında çalışan karaciğerin önemli bir görevi bu serbest radikalleri redüksiyon sonucu etkisiz hale getirimektedir.

Karaciğer hem redüksiyon-indirgeme (reduction) hem de detox sürecini birlikte yürütmektedir; buna redox denmektedir. Aşağıda açıklandığı üzere karaciğerin hem serbest rakikalleri etkisiz hale getirme (redüksiyon) hem de toksik maddeleri vücuttan atma (detox) sürecinde önemli desteklere ihtiyacı bulunmaktadır. İki sürece aynı zamanda destek veren Glutatyon bu süreçte en önemli aktör olarak görünmektedir. Bu süreç içerisinde glutatyon;

  1. Serbest radikallerin elektron ihtiycını karşılayarak onları avlayıp, etkisiz hale getiriyor ve diğer moloküllerin yapılarının bozulmasını önlemektedir.
  2. Metebolik süreçte enerji üretimini desteklemektedir.
  3. Kurşun, civa, kadmiyum ve bakır gibi toksik ürünleri vücuttan temizleyerek detox görevi görür.
  4. Katı ve sıvı gıdalarla, hayvansal ve bitkisel ürünlerle, temizlik ajanları dahil çeşitli yollarla aldığımız kimyasal atıkları ve bulaşıkları, hormonları, antibiyotikleri etkisiz hale getirir.
  5. Sigara dumanı dahil çevresel kirlilikle aldığımız toksinleri temizler.
  6. Avakado, kuşkonmaz, portakal, domates ve hodan yağı desteğinde, ciltte melanin düzeyini düşürerek cildin beyazlaştırarak, parlak bir görünüm kazanmasını sağlar.

Karaciğerde toksik madde temizliği 2 fazda yapılmaktadır. 1. Faz detox sürecinde aşırı serbest radikal üretilir. Bu serbest radikaller bir şekilde dengelenerek ortadan kaldırılmadıkça, 2 faz detox süreci için çok büyük bir tehlike arz ederler. Bu durum, 2 faz detox faaliyetlerini sekteye uğratır. Bunun üzerine bir de 2. Faz detox sürecinde gerekli enzim faaliyetlerinde yavaşlama veya duraksama şeklinde aksaklıklar olursa bu kişiler çevreden gelen kirliliğe karşı aşırı duyarılı olurlar. Bunlara patolojik detox gereksinimi olan kişiler denir. Bunlar, ya kısa sürede aşırı toksik madde almışlardır veya düşük dozda ama uzun süre toksik madde almışlardır. Bunlar, 2. Faz detox enzimleri tükenme noktasında geldikten sonra durum ciddileşir. Ara ürün olarak ortaya çıkan serbest radikaller karaciğeri tıkanma noktasına getirir. Bu kişiler, durum patolojik görüntü arz edinceye kadar, durumlarından habersiz olarak yaşarlar.

Alınan ilaçlar size etki etmiyorsa, aşırı etki ediyorsa veya ters etki ediyorsa, ilaç değiştirerek vücutta başkaca rahatsızlıklara meydan vermemek çok önemlidir. Bunun için karaciğer enzimlerinizle birlikte, karaciğerde gerçekleşecek 8 aşamalı detox süreci için gerekli olan vitamin, mineral madde, aminoasit ve enzimlerin vücuttaki durumu dikkate alınmalıdır.

DETOX SÜRECİNDE GENEL OLARAK İHTİYAÇ DUYULAN GIDA VE GIDA DESTEKLERİ

Sağlığı sarsılan karaciğer birçok nedenle hızla yağlanmaya başlar. Karaciğerde yağlanmaya neden olan başlıca etmenler; aşırı alkol, yanlış beslenme tarzı, toksik madde ve ilaçlara karşı ters reaksiyon, hareketsiz bir yaşam, stres ve hepatit virüsü olarak sayılabilir. Bu durumda detox sürecini suratle kontrol altına almak gerekir. Bu süreçte en çok ihtiyaç duyulan vitamin ve mineral takviyeleri yapılmalıdır. Bunlar arasında öne çıkan vitminler olarak;

  1. B vitamin kompleksleri birçok enzimin oluşması için hayati öneme haizdir. Vitamin B2 (riboflavin) bir yandan ilaç ve diğer vucuda yabancı maddelerin metabolizmasında, yağ metebolizmasında rol alırken diğer yandan anti oksidan etkisi ile glutatyonun geri kazanımında rol oynar. Vitamin B3’ün doz aşımında karaciğer enzimleri artar. Vitamin B5, CoA’nın yapısı taşı olup, onun aktif halidir. CoA’nın glutatyon üretiminde önemli bir rolü vardır. Vitamin B5, karaciğerde glutatyon sentezi ve Co-enzim A (CoA), Co-Enzim1 ve Co-enzim Q 10 sentezi için önemlidir. Gulutatyonun yapı taşlarından biri olan sistein ve magnezyum, CoA’nın sentezinde kullanılır.
  2. Vitamin C, serbest radikal oluşumunu engelleyerek, detox sürecinin en iyi şekilde işlemesine katkı sağlar. Eksikliği süreci aksatır. C vitamini glutatyon peroksidaz, superoksit dismutaz, katalaz gibi antioksidan enzimlerin oluşumunda rol oynar. Oksitlenmiş E vitaminini onararak antioksidan etkisini arttırır. Vücutta glutatyon sentezinde genetik bozulmalar sonucu eksiklik olduğunda lökosit, eritrosit ve sinir hücreleri zarar görür. C vitamini, kanser hastalarında önemli bir gösterge olan glutatyon seviyesindeki düşüklüğü yüksetlme açısından glutatyon ve NAC (n-acetyl cysteın) gibi çok pahalı desteklerle kıyaslandığında daha maliyet etkin olduğu araştırmalarla bulunmuştur. Sağlıklı insanlarda c vitaminin yüksek dozlarında pro oksidan (oksitleyen) etki görülmediği halde,  hastalık durumundaki kısıtlı yararın  tersine, NAC’ın yüksek dozlarının pro-oksidan etki yaptığı ve hücresel stresi %83 oranında arttırdığı gözlenmiştir. Kanser hastalarında intervenöz uygulamanın sınırlı etkisine rağmen, günlük 3 gr oral glutatyon takviyesin plazmada eksilen  glutatyon, sistein ve glutamin düzeylerinde önemli bir fark yaratmamaktadır. Buna karşılık, sağlıklı insanlarda günlük 500 mg c vitamini glutatyon seviyesini optimal dozaj olarak arttırmakta ve sürdürebilmektedir. Bu sebeple glutatyon desteği yerine C vitamini desteği tercih edilebilir.
  3. Vitamin E ve selenyum güçlü bir antioksidan olmaları yanında glutatyon peroxidaz enzim oluşumu için gereklidir.
  4. Genel olarak C, A, E, B (B6, B9 ve B12) ve Minerallerden Ca ve iz elementler detox sürecinde önemlidir. Lipotropik formüllü destekler, kolin, betain, metionin, vitamin B6, B9, B12 yağların karaciğerden atılmasında ve safranın karaciğerdeki süreçlerinde önemlidir. Hepatit, siroz ve toksik karaciğer için lipotrofik formüllü destekler karaciğerde glutatyon ve metionin seviyelerini yükseltebilirler.
  5. Karaciğer sağlığından lesithinin önemli bir yeri vardır. Her öğünden önce 1200 mg alınması (kollestrolün düşürülmesi, yağların eritilmesi, yağda eriyen vitaminlerin emiliminin arttırılması, enerjinin yükseltilmesi, karaciğer fonksiyonlarının iyileştirilmesi, hücre zarı sağlığının yükseltilmesi, beyin koruyucu zarının, adalelerin ve sinir hücrelerinin güçlendirilmesi için ve genel olarak karaciğer fonksiyonlarının güçlendirilmesi açısından önemli görülmektedir. Lipoic asidin glutatyon ile birlikte E vitaminini tekrar kazanarak hücre zarlarını koruma ve güçlendirmesinde c vitamini gereklidir.
  6. Karaciğerde detox süreci için önemli gıdalar arasında aynı zamanda içerdikleri indol-3-karbinol sayesinde güçlü bir anti-ükanser besin olan lahanagillerden lahana, brüksel lahanası ve brokoli başta gelmektedir. Portakal ve mandalina içlerinde bulunan limonen enzimi ile karaciğer 1 ve 2 faz enzimlerinin detox kabiliyetlerini yükseltirler. Bunlar aynı zamanda kanser önleyici/tedavi edici enzimlerdir.
  7. Karaciğerdeki redox sürecinde bir diğer önemli destek ise deve dikeni (sillymarine-milk thistle) ekstresidir. Deve dikeni ekstresinin detox sürecine ve karaciğer sağlığına olan etkileri bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Deve dikeni ekstresi;
  8. Önemi bir antioksidan olarak çoğu kez vitamin C ve E’den daha güçlüdür.
  9. Antioksidan etkisiyle karaciğerde doku hasarını tedavisinde ve glutatyon sentezinin artmasında önemli bir destektir.
  10. Karaciğeri, aminata toxin, galaktosamin, karbon tetraklorid, galactosamine ve and praseodymium nitrate toksinlerine karşı korur.
  11. Karaciğeri siroz, yağlanma ve hepatite karşı korur, safra yolu iltihaplanmalarını önler.
  12. Karaciğerde redox süreçleri sonucu glutatyon yapısındaki bozulmaları önler v azalan glutatyon düzeyini % 35 civarında yükseltir.
  13. Karaciğerdeki redox sürecinde asidik gıdalar süreci yavaşlatır. Alkali gıdalar ise normalleştirmeye yardımcı olur. Karaciğer sağlığı için, karaciğer rengine uygun olarak, koyu yeşil,kahverengi ve siyah besinleri tercih etmek gerekir. Yapıları, içerdikleri hormon, mineral madde ve vitaminlerle karaciğer sağlığına önemli destek veren gıdaların başında;
  14. Enginar ekstresi (50 mg., günde 1 adet )
  15. Kereviz
  16. Kırmızı pancar
  17. Lahanagiller
  18. Co-enzim A içermeleri nedeniyle; mantar, peynir, kırmızı elma, kırmızı şarap, avakado
  19. Haftada veya 10 günde 1 kez kuzu karaciğeri yenmesi.
  20. Isırgan otu ekstresi (100 mg, günde 1 adet),
  21. Yoğurt, kefir
  22. Muz,
  23. Keten tohumu yağı
  24. Siyah turp
  25. Brewer’s yeast,
  26. Siyah erik,
  27. Siyah üzüm,
  28. Yulaf ezmesi
  29. Su teresi
  30. Maydanoz
  31. Karaciğer yağlanmasını önlemek ve troid fonksiyonunu göçlendirmek için (karaciğerde T4’ün, T3’e çevrilmesini sağlamak için) önemli etmenler:
  32. Düşük karbonhidrat ve düşük yağlı yiyeceklerin alımı, kaliteli protein alımı
  33. Beyaz ekmek, beyaz şeker ve katı yağlardan, hazır yiyeceklerden uzak durulması
  34. Yulaf ekmeği eşliğinde bol posalı bir diyet takip edilmesi porsiyonların küçültülerek karaciğer yükünün azalatılması.
  35. Kereviz, ananas, enginar, dereotu özellikle yenmeli.
  36. Yoğurt ve kefirin fırsat buldukça diyete dahil edilmesi

KARACİĞER SAĞLIĞI BOZULMUŞ KİŞİLERİN İLK 2 AY İÇERİSİNDE AĞIRLIKLI OLARAK ALMASI GEREKEN GIDALAR

  1. Kereviz, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, su teresi, tatlı patates, limon, maydanoz (günde 2 bağ),  avakaso, ceviz, kabak çekirdeği, badem, zeytin, chia tohumu ve çekilmemiş keten tohumu, elma, bütün sarımsak ve soğan (hafif pişmiş olabilirler), ıspanak, kara lahana, kıvırcık lahana, pazı, roman marulu, roka, kale (kıvırcık lahana), alfaalfa, karahindiba, çilekgiller (frambuaz böğürtlen, çilek, mantar, kabak çekirdeği (günde 1 avuç geçmeyecek), brezilya fıstığı (brazıl nuts), dut vb), deniz yosunu, rezene, küncü, ananas (bromolaın için), kıyılmış aleovera yaprağı, papaya (pataın enzimi), reyhan, zerdeçal, kırmızı biber, kimyon, biberiye, zaman zaman çok az olmak kaydıyla ateşte çok hafif öldürülmüş domates veya domates salçası (likopen), yulaf ezmesi, badem sütü, sarı, kırmızı, yeşil renkli kalifornia çan biberi (californıa bell pepper), kivi, bal kabağı, ay çiçeği çekirdeği, yaban mersini, tatlı patates, buğday özü (wheat germ)),çam fıstığı, erik, siyah erik, nar,kantalup, kudret narı, dere otu, kırmızı soğan. Bu listede yer almayan gıdaları bunlarla birlikte yemeni z gerekebilir. Bu durumda bu gıdalardan alkali olanlarını yemelisiniz. Bunların arasında salatalık, kuşkonmaz, pırasa, biber, patates, tüm sebze filizleri, domates, turp, turp yaprakları sayılabilir.
  2. Balzamik elma veya limon sirkesi
  3. Şeker yerine az miktarda stevia yapraklarını, akça ağaç şurubu
  4. Yiyeceklerin üzerine buğday kepeği, yulaf kepeği ve buğday özü serpilmesi
  5. Meyve ve sebze suyu yerine meyve ve sebzeleri tüketilmesi.
  6. 2 çay kaşığı balzamik elma sirkesini 1 kaşık bal, yarım çay kaşığı arı poleni veya bir kaşık akça ağaç şurubu ile karıştırıp bunun bir bardak suda eriterek diyet kokteyl yapılması
  7. Yenmesi gerekenler hakkında özel durumlar
  8. Verilen liste dışında kalan meyve, sebze, tahıllardan sadece alkali olanlar yenecek
  9. Fındık, fıstık, cevizgünde toplam 15 adedi geçmeyecek şekilde yenirken, günde yarım bardak badem, 1 bardak kabak çekirdeği yenecek.
  10. Her öğün 1 dilim kızarmış tam tahıllı yulaf ekmeği
  11. Sabah kalkınca bir bardak organik apple cider vinegar, öğle yemeğinden ve akşam yemeğinden 1 saat önce birer bardak içilecek. İçerisine bir miktar organik akça ağaç şurubu veya organik polenli bal konabilir. Gün içerisinde 1,5 bardak posalı havuç suyununun içerisine 1 çay kaşığı keten tohumu yağı konarak içilecek
  12. Not: çiğ yiyeceklerin ilk önce gaz yaparak rahatsızlık vermesi, vücudun asidik olduğunu gösterir. Alkali oldukça bu geçer
  13. İçilecek su ve çaylar;
  14. Yeşil çay, sıvı klorofil, deve dikeni (milk thıstle) çayı, rezene çayı, zencefril çayı, ekinazya çayı, 1 bardağı geçmeyecek şekilde  meyan kökü şerbeti. Poşet çaylar sıcak suda 1-2 dk. Arasında tutulduktan sonra bardaktan çıkarılmalı, ılıdıktan sonra içilmesi
  15. Alınmaması daha uygun olmakla birlikte, günde en fazla 1 bardak siyah çay, günde en fazla 1 fincan türk kahvesi,
  16. Günde 25 kg. ağırlık başına 1 litre sıvı/doğal su tüketilmesi az 3 litre doğal temiz su içilmesi gelmektedir.
  17. Karaciğer sağlığında protein desteği olarak esansiyel amino asitler yüksek biyo yararlanıma sahiptir. Bu aminoasitlerin ihtiyaç çerçevesinde destek olarak kullanılması karaciğer sağlığı açısından önemlidir. Bunlar parçalandıklarında karaciğerde ve böbreklerde baskı yapmazlar.
  18. Karaciğer sağlığında karbonhidratler da önemlidir. Çok fazla kabonhidrat alındığında karaciğer ve kaslarda depolanır. Glikoz fazlası yağ hücrelerinde trigliserit olarak depolanır. Bu durum karaciğere hantallık kazandırarak, sağlığını olumsuz etkiler.

 

KARACİĞER SAĞLIĞINI BOZAN GENEL KONULAR

  1. AKTİVİTE EKSİKLİĞİ

Aşırı kilo, düşük aktivite yanında karaciğer sağlığını bozan etmenlerin başında ruhsal ve bedensel toksik ortamlardan uzak durulması, zihinsel ve duygusal stres düzeyinin bilinçli bir şekilde yönetilmesi gelir. Her gün yaşadığımız stres, besin maddelerinin emilimini bozmada olan etkileri ile vücudumuzdaki toksik madde miktarını arttırarak karaciğer sağlığını olumsuz etkiler.

Her gün 3 km. gidiş, 3 km. geliş olmak üzere 6 km tempolu yürüyüş yapılması, yürürken zaman zaman hafif hızda koşma ataklarının yapılması, günde iki kez iç organları ve özellikle karaciğeri ve dalağı hissedecek şekilde kasların gerilmesi ve karın kaslarını geliştirici hareketlerin yapılması, yoga ve yüzme gibi sporlara, futbol, veleybol veya başka takım oyunlarına iştirak edilmesi bu anlamda faydalı olacaktır.

  1. VÜCUTTA OKSİJEN EKSİKLİĞİ

Günde ortalama 20 dk. Doğrudan güneş ışığı alınması, günde 3 defa temiz havada 5 dakikalık derin nefes egzersizi yapılması karaciğer sağlığını destekleyecektir.

  1. KARACİĞER SAĞLIĞI İÇİN ZARARLI OLABİLECEK GIDALAR VE GIDALARIN ALIM TARZI

Yemeklerde veya içeceklerde durumu kötüleştiren bir gıda türünlerinden uzak durulması gerekecektir Bazı gıdalar genel olarak allerjik etiketli olup, size olabilecek allerjik etkilerini takip ederek hayatınız boyunca dikkatle kullanmanız gerekebilir.  Bu gıdalar arasında çiftlik ve kümes ürünleri, dip deniz (kabuklu) balıkları, narenciye, (limon hariç), kavun, çilek, brüksel lahanası, kereviz, patlıcan, baklagiller, soğan, patates, ıspanak, domates, fındık, ceviz, çikolata, keten tohumu yağı (günde bir yemek kaşığından fazla), tuz ve baharatlar sayılabilir.

Serbest radikal üreten yiyeceklerin yenmemesi (aşırı ısınmış yağda üretilen yiyecekler, ızgarada yanmış yiyecekler, katı yağlar, her türlü hazır yiyecekler gibi)

Başlıca zararlı gıdalar:

  1. Şeker ve şekerli ürünler,
  2. Her türlü katı yağ,
  3. Kahve, çay, alkol,
  4. Çiftlik, deniz ve kümes ürünleri (et, balık, yumurt vb)
  5. Beyaz ekmek, pastane ürünleri dahil, beyaz undan yapılan her şey,
  6. Yuksek protinli yiyecekler,
  7. Soda dahil tüm gazlı içecekler
  8. Greyfurt suyu karaciğer 1. Faz enzim faaliyetlerini engelleyen naringenin ihtiva etmesi nedeniyle enzim faaliyetini yavaşlatır. Bu durum özellikle ilaçların metebolize süresini uzatarak etkilerini artırabilir ve toksik bir etki oluşmasına neden olabilir. Bu sebeple dikkatli kullanılmalıdır.

 

  1. GIDALARIN ALINMA TARZI

 

Gıdaların alınma tarzı karaciğer sağlığını yakından ilgilendirmektedir. Her zaman sofradan tam olarak doymadan kalkılması. Gıdaların ağızda iyice ve yeterli sürede çiğnenmesi, Yemek esnasında katı yiyeceklerle birlikte yarım bardaktan fazla ılık su alınmamaması. Yemeklerden 1 saat sonra ve önce ılık su içebilir. Soğuk su içilmemesi, yemeklerin ılık yenmesi sindirim sistemi sağlığı ve bunu etkileyen karaciğer sağlığı için önemlidir.

 

Karaciğer sağlığı için gıdaları birlikte alırken içerdikleri vitamin ve mineral maddelerin birbirine olan etkilerini dikkate almak gerekir.Gıda çeşitliliği yaratılırken faydalı olanların birlikte alınması, birlikte alındıklarında toksik oluşumlara veya gıda kayıplarına neden olan gıdaların ise ayrı ayrı alınması önemlidir.

 

  1. ÖDEM

Vücutta aşırı ödem oluşması, doku arası sıvıların artmasına neden olduğundan karaciğere baskı yaparak gücünü düşürür; faaliyetini yavaşlatır. Ödem arttırcı gıda ve hayat tarzından uzak bir yaşam gerekmektedir.

  1. İLAÇLAR

Karaciğer sağlığını etkileyen ilaçların aşırı tüketimi, tüketiminde dikkate alınması gereken konulara özen gösterilmemesi ve aşırı ilaç kullanımı karaciğer sağlığını olumsuz etkilemektedir.

    

KARACİĞER 1. FAZ DETOX SÜRECİ

Karaciğer 1 faz detox sürecinde, tembel yani az çalışarak-enzim aktivasyonu düşükse, sağlıklı çalışmıyor demektir. Bu durumda kafeine ve kimyasallara karşı rahatsızlık gelişir; kahve içen kimsenin uykusu bir türlü gelmez. Karaciğerin bir şeyi metebolize etmesi demek onu suda eriyebilir hale getirerek, böbreklerden atılmasını sağlamaktır. Bu durumda karaciğer kafeini metebolize (detox) etmekte zorlanmaktadır.  Yavaşlayan 1. Faza bir başka örnek de parfümdür; parfüm kokusu sizi hasta eder.

Karaciğer 1. Fazda aşırı çalışıyorsa kişi kahveye karşı duyarlılığını kaybeder. Örneğin kahve içmek uykusunu etkilemez. Karaciğeri 1. Detox fazında aşırı çalıştıran unsurların başında

  1. Tarım ve böcek ilaçları,
  2. Kafein,
  3. Antibiyotikler (Sulfamidler),
  4. Boya kokuları,
  5. Egzos dumanları ve
  6. Antihistaminikler

gelir.

Bunlar Cytochrome P 450 enzim sistemini aşırı uyararak serbest radikal üretimini hızlandırırlar. Serbest radikallerin artması, karaciğer 2. Fazda bunların çabucak nötralize edilmesini sağlar. Ancak bunun için 2. Fazda detox sürecinin sağlıklı olması gerekir. Aksi halde 2. Fazda da ortaya çıkan serbest radikaller dolayısiyle daha büyük bir serbest radikalli toksik yapı ile karşılaşılır.

Karaciğer 1. Fazda her metebolize edilen toksik moloküle karşı 1 adet serbest radikal üretilir. Bu süreçte serbest radikallere karşı anti-oksidan savunma olmazsa- serbest radikaller karaciğere zarar vermeye devam eder. Bu süreçte en önemi anti oksidan glutatyondur. Aşırı toksik durumda glutatyon stoğu bu fazda tükenirse, karaciğer 2. Faz glutatyon detoxuna yeteri kadar glutatyon kalmabilir ve bu durumda oxidatif stres oluşur bu da karaciğere zarar vererek zaafiyetine yol açar.

Karaciğer, akciğer ve böbrekler toksik yük altında oldukları için glutatyon depolarlar ve aşırı miktarda glutatyon tüketirler. Vücutta magnezyum eksikliğinde glutatyon görev yapamaz. Glutatyon sentezi için gama glutamil sisteyin (γ-glutamyl cysteine), glycine, ATP, and magnesium ionları lazımdır.

Karaciğer 1. Faz detox sürecinde mümkün olan en fazla detox temin edilerek 2. Faz detox sürecinin yükü hafifletilmelidir. Karaciğer 2. Faz detox süreci yavaş ise, 1. Faz detox süreci bundan negatif olarak etkilenir ve toksitisesi yükselir.

Karaciğer 1. Faz detoxunda özellikle cytochrome P 450 (CYP 450) enzimleri kullanılır.

CYP 450 enzimleri dalga boyu 450 nm olan bir grup enzimin genel adıdır. Bunlar, karaciğerde toksik maddelerin temizlenmesinde önemli bir enzim grubudur. Bu enzimler en çok karaciğerde bulunur. Bu enzimler ilaç metebolizmasında önemlidir. Aşırı aktif olmaları durumunda ilaçlar çabucak metebolize olur ve kişiler ilaçlardan bir fayda göremediğini ifade ederler. Yeteri kadar aktif olmadıklarında ise ilaç uzun süre metebolize olmayarak kişiyi aşırı etkiler. CYP 450 enzimlerinin aktivasyon dereceleri bu enzimlerin genetik değişime uğrayıp uğramadıkları ve alınan ilaçların bu enzimler üzerine olan etkileri ve alınan gıda cinsi ile yakından ilgilidir. Örneğin greyfurt meyvesi bu enzimlerin aktivasyon düzeyini düşürerek enzim faaliyetini yavaşlatır. Bu durumda biz ilaçların etkilerini daha ağır hissederiz. Lahanagiller, örneğin brokoli, ise bu enzimlerin aşırı aktif ederler. Bu durumda biz ilaçların etkilerini pek hissetmeyiz. Çünkü çabucak metebolize (suda eriyebilir hale getirilerek vücuttan atılma durumu) edilirler. Bu sebeple lahanagillerin yeterli tüketimi ile göğüs, prostat, akciğer, karaciğer, endometrium, yumurtalık ve kolan kanseri risklerineki düşüş arasında % 70 bir ilişki bulunmuştur.

Cytochrome P 450 enzimlerinin aktive olması için magnezyum, çinko, bakır ile vitamin A ve C gereklidir. Toksinler vücuttan atılabilmesi için öncelikle parçalanır. CYP 450 enzimleri, vücuda yabancı maddeleri detox eder,  gıdaların ve esansiyel yağ asitleri, bitkisel besinler, steroid hormonlar ve A ve D vitaminleri gibi içeride üretilen moloküllerin metebolize edilmesine yardımcı olur.

İlaçlar ve çevresel toksinler P 450 enzimlerinin faaliyetini hızlandırırlar. Bu hızlanma neticesinde karaciğerde ortaya çıkan serbest radikal oranı ve oksidatif stres düzeyi de yükselir.

CYP 450 enzimleri ile, NADH (nicotinamine adenosine dinucleotide) eş etken olarak kullanılmak suretiyle, toksinlerin metebolize edilmesinin 3 amacı vardır.

  1. Parçalanma ile toksinler böbreklerden atılmak üzere oksitlenerek, indirgenerek veya hidrolize edilerek suda eriyebilir hale getirililir.
  2. Parçalamanın diğer amacı toksinleri karaciğer 2. Faz detoxunda atılabilecek şekilde kimyasal olarak aktif hale getirmektir.
  3. Toksinleri daha az zararlı hale getirmektir.

Karaciğer 1. Fazda bağlanan toksinler:

kafein, alleri ilaçları (histaminler), hormonlar, barbükü edilmiş etteki benzopyren, sarı gıda boyaları, ibuprofen, lidocain, codein, diazepam, alkol, cortisone, testosterone, warfarin, reçetesiz satılan birçok ağrı kesici ilaç ile reçeteli satılan bazı ilaçlar, bazı grip ilaçları, yanmış gıdalarla alınan benzopyrene, gıdalara sarı renk vermek için katılan oniline, carbon tetrachloride, böcek ilaçları (aldrin, heptachlor, arachidonic acid) ve sakinleştirici ilaçlar (barbiturants)

KARACİĞER 1. FAZ DETOX SÜRECİNİ AKTİFLEŞTİREN DESTEKLER

Bu toksinlerin etkili bir şekilde temizlenebilmesi için süreci aktifleştiren,  glutatyon başta olmak üzere, etkili destekler:

  1. Lahanagiller familyasından sebzeler (lahana, brokoli,brüksel lahanası)
  2. Deve dikeni
  3. Zerdeçal
  4. Resveretrol
  5. Yeşil Çay
  6. Vitamin B zengini gıdalar (maya ve tam tahıllar)
  7. Vitamin C zengini gıdalar
  8. Greyfurt dışında narenciye grubu meyveler
  9. Cytocrome P 450 enzimler
  10. İlaçlar: alkol, nikotin, phenobarbital, antibiyotikler-sulfonamides, steroidler
  11. Gıdalar: lahana, brokoli, brüksel lahanası,
  12. Mangalda pişirilen etlerde bulunan benzopren,
  13. Yüksek protein diyeti,
  14. portakal ve mandalin
  15. Besin maddeleri: Vitamin B1, B3 ve C
  16. Bitkiler : Kimyon ve dere otu
  17. Çevresel toksinler: Karbon tetrachlorit; egzos dumanı, poya kokkuları, bitki ve böcek ilaçları
  18. Köri ve zerdeçal- sigara dumanının kansorejen etkisine karşı etkilidir.

Olarak sayılabilir.

KARACİĞER 1. FAZ DETOX SÜRECİNİ YAVAŞLATAN/ENGELLEYEN FAKTÖRLER

Aşağıdaki maddeler karaciğer 1. Faz P 450 enzim faaliyetini yavaşlatarak toksinlerin daha uzun süre karaciğerde kalmalarına neden olarak karaciğere zarar vermektedir.

  1. Hareketsizlik ve ve yaşlılık
  2. İlaçlar: benzodiazepinler, antihistamikler, cimetidin ve diğer mide asidi baskılayıcılar, ketoconazol, sulfafenaz.
  3. Gıdalar: Greyfurt suyu, zerdeçal, kapsisin (acı biberin etken maddesi) curcumin from turmeric; eugenol (karanfil yağı), quersetin (soğan)
  4. Botanik bitkiler: Zerdeçal, kırmızı acı biber (kapsaisin), aynı sefa bitkisi (klendula)
  5. Diğer: Bağırsaklarda üretilen zararı bakteriler ve yaşlılık.

 

KARACİĞER 2. FAZ DETOX SÜRECİ

Bu fazda karaciğer hücreleri toksik maddeleri, böbreklerden atılmak üzere, suda eriyebilir hale getirmek üzere onları sistein, glisin veya sülfür molokülleri gibi başka maddelerle bağlarlar.

Karaciğer 1. Faz detox süreci sonucu ortaya çıkan ürünler, karaciğere gelen toksinlerden bazıları daha fazla serbest radikal durumunda oldukları için daha toksik bir durum arz ederler. Bu sebeple bu kansorejen maddelerin karaciğer 2. Fazdaki süreçlerde hızla nötrleştirilmeleri gerekir. Aksi halde vücutta kanserojen birikimler başlar.

Karaciğer 2. Faz detox sürecinde hayati öneme sahip amino asitler glisin, sistein, glutamin, methionin, taurin, glutamik asit ve aspartik asittir.

Karaciğerde detox faaliyeti yer yer birbirini tamamlaycak şekilde 8 süreçte tamamlanır.

1       KARACİĞER 2. FAZ GLUTATYON (GLUTATHIONE CONGUTATION) DETOX SÜRECİ

GLUTATYONUN ROLÜ

 

Glutatyon vücudun paslanmasına neden olan serbest radikallerin avlanarak etkisiz hale getirilmesinde baş aktördür. Vücudun hastalıklardan korunmasında, toksinlerin vucuttan atılmasında, vücudun pozitif canlılıkla güçlendirilmesinde mekezi konumdadır.

Glutatyon sisteyin, glutamik asit ve glisinden oluşan bir 3’lü aminoasittir.  Karaciğerde yapılır. Glisin et, tavuk ve balıkta bulunur. Sisteyin sağan ve sarmısakta bulunur.

Hücre içinde glutatyon seviyesini yükselten etmenler :

  1. C vitamini,
  2. peynir altı suyu
  3. alfa lipoik asit (ALA)
  4. Glutatyon öncü molokülleri olarak S-Adonosylmethionine (SAMe) ve N-Acetylsisteine (NAC)
  5. Sillymarine- Deve dikeni ekstresi
  6. Yumurta (özellikle döllenmiş yumurta)

glutatyonun hücre içi seviyelerini yükseltmekte kullanılır.

Glutatyon hücre içi redox (indirgeme ve oksitleme) yaparak tampon görevi görür. Hücre içindeki toksinleri temizlemede en önemli rolü oynar. Protein olmayan bir tiyoludur. Glutatyon süreci sağlıklı değilse vücutta toksik yorgunluk işaretleri görünür; vücut canlılığını kaybeder. Bağışıklık sistemi düşer, erken yaşlanma gözlemlenir.

Karaciğer detoxunun % 60 civarındaki süreçleri glutatyon sürecine aittir. Bu süreçte toksinler suda eriyebilir hale gelir. Çok önemli bir antioksidandır. 1. Fazda ortaya çıkan serbest radikalleri elekron vererek oksitler.  Serbest radikalleri yok etmek için elektronlarını onlara vererek etkisini kaybeden glutatyonu C vitamini, Çinko, Coenzim Q 10 ve selenyum gibi antioksidanlar, kaybettiği elektronu ona tekrar kazandırarak, ona tekrar devreye sokarlar.

Glutatyon, magnezyum desteği ile çalışmaktadır. Bu bakımdan vücutta yeterli magnezyum stoklarını olması önelidir. Diğer taraftan metionin, sistein ve glutatyon sentezi için gereklidir.

Glutatyon ya gıdalarla veya dışarıdan destek olarak alınır. Taze meyve, sebze, pişmiş balık ve ette bulunan glutatyon kolayca emilirken destekler için bunu söylemek zordur.

Sentetik glutatyonun hücreler tarafından doğrudan emilmesi çok zordur. Bunun yerine indirenmiş formları olan S-Acetyl Glutatation (S-GSH) veye L- Glutatyon (L-GSH) formu kullanılır.

Glutatyon veya S-GSH veya L-GSH vücut için çok önemli bir anti-oksidandır. Eksikliğinde diyabetten parkinsona ve astımdan böbrek rahatsızlıklarına kadar bir dizi hastalık görülebilir.

Glutatyon yaşlanma sürecini yavaşlatan çok etkili bir antioksidan olmak yanında, glutatyon vücuda aşağıdaki durumlarda destek verir:

  1. Böbreklerde, karaciğerde ve beyinde biriken kurşun, kadmiyum ve civa başta olmak üzere, bunları hücre içi proteinlere bağlayarak, ağır metal detoxu yapar; Civa, selenyum içeren enzimlerin sentezini engelleyerek kansorejen bir sürece yol açabilir.
  2. Peroxitleri vücuttan temizler.
  3. Glutatyon lenfoma hücrelerinde programlı hücre ölümlerini aktive ederek lenf kanserinin tedavisine katkı sağlar;
  4. Metabolik süreçlerde, sinyal üretiminde, gen ifadesinde (expresyonunda) rol alır;
  5. HIV virüsü dahil, latent (uykuda olan) veya aktif Virüslere karşı korur;
  6. Akciğer ve bağırsak yüzeylerindeki sıvıyı toksinlerden arındırı; mukoza sağlığı için önemlidir;
  7. Normal hücrelerde tersini yaparken, kanser hücrelerinde glutatyon düzeyini düşürerek kanserle mücadeleyi kolaylaştırır;
  8. DNA tamirinde rol alır;
  9. Bağışıklık hücrelerini güçlendirir;
  10. Hücrelerin antioksidan kapasitesini arttırır;
  11. İki yönlü denge sağlar (redox); bir yandan redüksion (indirgeme) yaparak toksik maddeleri suda eriyebilir hale getirir, diğer taraftan, bunların böbreklerden atılımın sağlar (detox)
  12. Nicotin, böcek ilaçları (organophosphates); Solventler (solvents), parasetamol, acetaminophen, antibiotikler ve kanserojenler (epoxides) redoxu yapar.
  13. Vitamin C ve E’nin geri dönüşümünü destekler;
  14. Makrofajları aktive eder;
  15. Kronik kilo kaybı ve ilaç toksiditesini önler.
  16. Uykuyu düzenler, odaklanmayı arttırır, stresin etkilerini azaltır.

 

Depresyon, otizm, kronik yorgunluk sendromu, oto-immün rahatsızlıklar ve kronik romatizmal/iltihaplı hastalıklar başta olmak üzere bir dizi rahatsızlık vücutta glutatyon seviyesinin düşüklüğünden kaynaklanabilir.

 

Vitamin C, N acetil sistein (NAC), glisin, metionin glutatyon sentezini arttırır. Günlük 500 mg. Vitamin C, kırmızı kan hücrelerindeki glutatyon düzeyini %50 arttırır.

GLUTATİYON DETOX SÜRECİNİ AKTİVE EDEN ÖNEMLİ DESTEKLER

  1. Glutathione ve öncü enzimleri- glutatyon precursers (Cysteine, Glycine, Glutamic Acid).
    1. Glisin; fasülye, bira mayası, esmer prinç kepeği, deniz ve çiftlik ürünleri (ancak süt değil yoğurt ve kefir), yumurta, baklagiller, tohum kuruyemişler, şeker kamışı, peynir altı suyu ve tam buğday.
    2. -sistein; soğan ve sarmısak, et, yumurta, kırmızı biber ve brokoli.
    3. -Glutamin; tüm baklagiller, maydanoz, pancar, lahana, kıvırcık lahana (kale), ıspanak gibi sebzelerle, buğday ve buğday çimi..
  2. Selenyum,
  3. Vitamin B2 ve B6,
  4. Çinko,
  5. Lahanagiller,
  6. limonen ihtiva eden gıdalar (naranciye ve mandalin kabukları),
  7. Dere otu ve kimyon tohumu yağı,
  8. Esansiyel yağ asitleri (siyah üzüm çekirdeği yağı, keten tohumu yağı, EPA)
  9. Paratiroid dokusu,
  10. Sistein; soğan ve sarımsakta bulunur.

GLUTATYON DETOX SÜRECİNİ YAVAŞLATARAK ETKİSİZLEŞTİREN ÖNEMLİ FAKTÖRLER

Fazla alkol tüketimi ve viral hastalıklar karaciğerin yapısını bozarak karaciğerde glutatyon üretimini düşürürler.

Tahıllarda bulunan gluten ve sütte bulunan kazein sistein sentezini engelledikleri için, glutatyon seviyesini de düşürürler ve süreci yavaşlatırlar. Şizofren, depresyon, otizm, kronik yorgunluk, kas rahatsızlıkları, kronik iltihaplanma ve kronik oto-immün (bağışıklık sistemi) rahatsızlıkları olan kimselerin süt ve glutenli ürünler kullanması rahatsızlıklarını tetikler. Süt mamülleri olarak sadece az yağlı yoğurt ve kefir yenebilir. Bu rahatsızlıkları bulunanlar, süt ve buğday ununu kullanırlarsa karaciğerdeki detox süreci bundan olumsuz etkilenir. Bu hastalıkların iyileşme süreci bundan negatif olarak etkilenir.

Bunlar dışında süreci yavaşlatan etmenler:

  1. Selenium eksikliği,
  2. Vitamin B2 eksikliği,
  3. Glutathione ve çinko eksikliğidir.

 

2. KARACİĞER 2. FAZ AMİNO ASİT (AMİNOACİD CONGUTATION) DETOX SÜRECİ

Bu süreç sağlıklı değilse vücutta Hepatit, alcolik karaciğer, cilt kanserleri (carcinomas),

Kronik artrit (chronic arthritis), hipotroid (hypothyroidism), hamilelik kan zehirlenmesi (pregnancy toxaemia) görülür.

Bu süreçte bağlanan toksinler : Gıda koruyucuları (Benzoate) ve aspirin

AMİNO ASİT DETOX SÜRECİ SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ DESTEKLER

  1. Düşük proteinli gıda rejimi,
  2. Glicin (glicyne) – en çok ihtiyaç duyulan amino asit.
  3. Taurin (taurine),
  4. Glutamin (glutamine),
  5. Arginin ve
  6. Arithin

AMİNOASİT DETOX SÜRECİNİ YAVAŞLATARAK ZAYIFLATAN FAKTÖRLER

Düşük hayvansal ve bitkisel protein diyeti aminoasit sürecini yavaşlatır.

 

  1. KARACİĞER 2. FAZ METİLASYON (METHYLATION) DETOX SÜRECİ

Vücutta 150-200 civarında metil transferaz enzimi vardır. Karaciğerdeki methylasyon süreci düzgün bir gen ifadesi, protein fonksiyonu ve RNA metebolizması düzenlemesi için önemlidir. Metilasyon latent durumdaki virüsleri ve doğuştan gelen kanserojen virüslerle birlikte baskılar. Ağır metal detoxu yapar.

Menepoz sonrası sendromlar (Post menepose syndrom-PMS), aşırı östrojen üretimi (örneğin: cholestasis), Kansızlık, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, doğum anomalileri (spina bifida) ve nöropatiler karaciğer 2. Faz metlilasyon sürecinin önemini daha da arttırmaktadır. Bunların önemli sebeplerinden biri B9 vitamini eksikliği ve buna bağlı olarak metilfolat eksikliği olarak gösterilmektedir.

Vücudumuzda çok önemli görevleri olan B6, B9 ve B12 vitaminleri kanda normal veya yüksek çıkabilir.  Karaciğerdeki glutatyon ve metilasyon detox süreci için bu önemli değildir; çünkü bu süreçlerde aldığımız gıdalarla karaciğere gelen glutation ve metilatın karaciğerdeki glutatyon ve metilasyon detox/redox sürecinde kullanılabilmesi için B6,  B9 ve B12 vitaminlerinin aktif formda olmaları gerekir.

Metioninin bir meteboliti olan homosistein metilasyon sürecinde ortaya çıkar. Homosistein düzeyindeki aşırı artış karaciğerde metionin düzeyini düşürerek kalp damar rahatsızlıklarına ve bunamaya sebep olabilir.

Karaciğerdeki homosistein metilasyon sonucu tekrar metionine mi yoksa  glutatyonu oluşturmak üzere sisteine mi dönüştürülmesi vücudun ihtiyacına göre karaciğerde belirlenir. Denge çok hassastır. Bir yanda karaciğerde metilasyon sürecinin desteklediği gen expresyonu sağlığı diğer yanda ise glutatyon sürecinin desteklediği redox sürecinin sağlıkı işlemesi söz konusudur; örneğin glutatyon, selenyum içeren enzimleri engellediği civa detoxu için önemlidir.

Bu dengenin kurulabilmesi ve karaciğerdeki detox/redox sürecinin sağlıklı işleyebilmesi için B 12 vitaminin aktif formu olan (adenosylB12 and methylB12) ve folatın aktif formu olan metil folat (methylfolate) ile B6 vitaminin aktif formu olan Vitamin B6 (pyridoxal-5-phosphate veya P5P) desteği önemlidir. Örneğin otistik çocuklarda B6 vitaminin aktif formu eksiktir.

Karaciğerdeki glutatyon retox süreci için glutation ve metilasyon detox süreci için metilat alınan gıdalarla karşılansa da, bunların detox sürecine girmesi B6, B9 ve B12 vitaminlerinin aktif halleri ile mümkündür. B12 ve B9 vitaminleri bağırsaktan geçtiklerinde aktif hale gelirler. Bunun için bağırsak sağlığı son derece önemlidir. Bunun dışında glutationun bir formu olan gultationilkobalamin (glutathionylcobalamin) bu vitaminlerin aktif hale gelmesinde katalizör görevi görür.

B12 vitaminin aktif formu olan adenosilB12, hücrelerin aküsü olan mitokondria sağlığı için önemlidir; hücre içi metilmalonil CoA mutaz (methylmalonyl CoA) fazında rol alır. MetilB12 ise metionin sintaz (methionine synthase) enzimi için önemlidir. Karaciğerde glutatyon ve metilasyon detox/redox süreçlerinde görevlerini tamamlayan aktif B vitaminleri tekrar B9 ve B12 formlarına dönerek vücudun diğer bölgelerinde ihtiyaç duyulan yerlerde kullanırlar.

B vitaminin aktif formu olan adenosilB12 hücrelerin aküsü olan mitokondria sağlığı için önemlidir; hücre içi metilmalonil CoA mutaz (methylmalonyl CoA) fazında rol alır. MetilB12 ise metionin sintaz (methionine synthase) enzimi için önemlidir. Karaciğerde glutatyon ve metilasyon detox/redox süreçlerinde görevlerini tamamlayan aktif B vitaminleri tekrar B9 ve B12 formlarına dönerek vücudun diğer bölgelerinde ihtiyaç duyulan yerlerde kullanırlar.

Yapılan testler sonucu vücutta B12 düzeyi normal veya yüksek çıkabilir. Önemli olan bunun vücut tarafından kullanılma durumudur. B12 vitaminin vücut tarafından kullanılabilme durumu idrarda metilmolanikasit testi sonucu belirlenmelidir. Metilmolanikasit düzeyi yüksek çıkmışsa, kanda yeterli miktarda B vitamini olmasına rağmen karaciğerde aktif B vitaminine dönüşemedikleri için karaciğer tarafından kullanılamamaktadır. Bu önemi bir konu olup, teşhis ve tedavilerin planlamasında mutlaka göz önüne alınmalıdır.

Bu fazda bağlanan toksinler: Dopamin (nörotransmiter), epinefrin (adrenal hormonu), thioracil (canser ilacı), östrojen, adrenal hormone, histamine.

METİLASYON DETOX SÜRECİ SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ DESTEKLER

  1. adenosylB12 and methylB12) ve folatın aktif formu olan metil folat (methylfolate)
  2. S-adenosyl-methionine (SAMe); metionin amino asidinin metil veren aktif formu olup depresyon tedavisinde önemlidir. Oksitlenme sonucu yeterli metionin olmazsa SAMe düzeyi de düşebilir.
  3. Lipotropik gıdalar metionin, kolin ve betainin (choline, methionine betaine) metilasyon sürecinde SAM seviyelerini yükselttiğine dair çalışmalar vardır.

METİLASYON DETOX SÜRECİNİ YAVAŞLATAN FAKTÖRLER

Vitamin B9 ve B12 eksikliği metilasyon sürecini yavaşlatır.

  1. KARACİĞER 2. FAZ SULFASYON (SULFATION) DETOX SÜRECİ

Bu fazda sağlıklı çalışmayan bir karaciğerin belirtileri nörolojik rahatsızlıklardır.

Bu fazda bağlanan-metebolize edilen- toksinler: amin grubu nörotransmiterler (amine neurotransmitters), steroid hormonlar (steroid hormones), estrojen (oestrogen), troid hormonları (thyroid hormones) coumarin ve varfarin gibi kan incelticiler, paracetamol, acetaminophen, fenolik maddeler (phenolic compounds), metyhl dopa (Parkinson hastalığı için kullanılan ilaç, sulfonamidler (antibiotikler), mescaline ve suni gıda renklendiriciler-oniline boyaları (artificial food colourings). Non-steroidal anti enflamatuar ilaçlar (Romatizmal ilaçlar -NASİAD- aspirin), sarı renkli gıda boyaları (tetrazine), sülfürlü gıda katkı maddeleri

SULFASYON DETOX SÜRECİ SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ DESTEKLER

  1. Glycine,
  2. Cysteine,
  3. Methionine,
  4. Molibden,
  5. Acetyl-CoA,
  6. Vitamin B2, B5 ve B 9,
  7. Vitamin C

SULFASYON DETOX SÜRECİNİ YAVAŞLATAN ÖNEMLİ FAKTÖRLER

  1. NSIAD (non-steroidal anti-inflammatory drugs) grubu ilaçlar (aspirin),
  2. Tartrazin (gıdalara sarı renk veren gıda boyası),
  3. Molybden eksikliği.

 

5. KARACİĞER 2 FAZ ASETİLASYON DETOX SÜRECİ (ACETYLATION)

Bu süreçte Acetyl Co enzim A tarafından atılan başlıca toksinler: Sulfonamidler (antibiotikler) ve mescalindir.

ASETİLASYON DETOX SÜRECİNİ DESTEKLEYEN ÖNEMLİ DESTEKLER:

  1. Vitamin B5
  2. N-acetylcysteine.
  3. Thiamine,
  4. Pantothenic asid, ve
  5. vitamin C.
  6. Acetyl-CoA,
  7. Molybden,
  8. Iron,
  9. Niacinamide, Vitamin B-2

ASETİLASYON DETOX SÜRECİNİ ENGELLEYEN ÖNEMLİ FAKTÖRLER

  1. Vitamin B2, B5 eksikliği
  2. Vitamin C eksikliği

6. GLUKURONIDASİYON (GLUCURONIDATION) DETOX SÜRECİ

Bu fazda bağlanan toksinler:

  1. menthol,
  2. vanillin (sentetik vanilya),
  3. Guda katkı maddeleri : benzoates, ve bazı hormonlar,
  4. Calcium d-glucurate,
  5. Sigara dumanı,
  6. Doğum kontrol ilaçları (estrogens),
  7. Phenobarbital,
  8. Asprin,
  9. Probenesit,
  10. İlaçlar (steroids, morphine, diazepam, salicylates, paracetemol and NSAIDS),
  11. Acetaminophen,
  12. Morphine, d
  13. Diazepam( sakinleştirici, kas gevşetici) ve

GLUCURONİDASYON  DETOX SÜRECİ SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ DESTEKLER

  1. Balık yağı,
  2. limonen ihtiva eden gıdalar,
  3. Taurin,
  4. Glucuronik asit,
  5. Sigara dumanı
  6. Doğum kontrol hapları.

GLUCURONİDASYON  DETOX SÜRECİNİ ENGELLEYEN FAKÖRLER

  1. Aspirin,

 

7. KARACİĞER 2. FAZ SULFOXIDASYON DETOX SÜRECİ (SULPHOXIDATION)

Bu süreçte bağlanan toksinler: Sulfitler ve sarımsak bileşenleri

Sulfoxidasyon süreci sağlıksız kişiler kuşkonmaz yediklerinde idrarlarında yoğun bir kükürt kokusu hissederler. Bu kokuyu hissetmeyenlerin (Çinliler gibi) karaciğerleri genetik değişime uğramamıştır.

Bu süreçte bağlanan toksinler kuru gıdalara sarı ve taze görünüm vermek için kükürtlemede kullanılan sulfür bileşikleri ile sülfür ihtiva eden ilaçlardır. Bu sürecin sağlıksız olması halinde bu gıdaları alan kişilerde özellikle astım krizleri görülebilir.

SULFOXIDASYON DETOX SÜRECİNDE ÖNEMLİ GIDA DESTEKLERİ

  1. Cystein, methionine, taurine
  2. Molibden eksikliğinin giderilmesi
  3. Acetyl-CoA
  4. Vitamin B2, B5 ve Vitamin C eksikliğinin giderilmesi
  5. KARACİĞER 2. FAZ GLİSİNASYON DETOX SÜRECİ (GLYCINATION)

Bu fazda bağlanan toksinler: salisilik ve benzoik asitlerdir (salicylic and benzoic acids).

Benzoat bir gıda koruyucusudur.

8. GLİSİNASYON DETOX SÜRECİ (GLYCINATION) İÇİN ÖNEMLİ GIDA DESTEĞİ

  1. Glisin (glycine)
  2. Arginase
  3. Gly Co-factors (Folic Acid, Manganese, B-2, B-6/P-5-P)LİVER

GÖĞÜS HİZASINDAKİ TÜY RENGİNE VEYA KULAK UÇLARINIZDAKİ ÇİZGİLER İNCELENEREK KALP-DAMAR SAĞLIĞI NASIL ANLAŞILABİLİR? – HAIR COLOUR AT THE CHEST AND LINES AT THE LOWER END OF EAR CAN BE A SYMPTOM FOR THE CARDIOLOGICAL HEALTH

 

GÖĞÜS HİZASINDAKİ TÜY RENGİNE GÖRE, ERKEKLERDE KALP-DAMAR SAĞLIĞI NASIL ANLAŞILABİLİR?

Kalbinizin üzerindeki bölgede kalp hizasının üzerindeki tüyler beyaz renkli, alt kısmındaki tüyler siyah renkli ise, bir kalp-damar uzmanına görünmenizi gerekebilir.

Diğer taraftan, kulak memelerinizin alt uç kısmında  (tragus kısmından to auricle kısmının arka uç kısmına doğru) derin izler mevcut ise (Frank’franks signs Sign) yine bir kalp- damar veya beyin-damar rahatsızlığınız söz konusu olabilir. Konu ile ilgili bir uzaman doktora görünmenizde fayda olacaktır.

8 ADIMDA POTASYUM HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER- ALL IMPORTANT ABOUT POTASSIUM IN 8 STEPS

 

Ödem sağlığımızda önemli bir konudur. Potasyum rejimi ve ödem arasında da yakın bir ilişki vardır.

POTASYUM HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER- ALL IMPORTANT ABOUT POTASSIUM
1. Günlük potasyum ihtiyacı 80-200 mEq’dür.
2. Hücrelerin içinde ana elektrolittir.
3. Hücre içerisinde ilk asit-baz dengeleyicisidir.
4. % 90 kadarı hücre içerisinde bulunur. Kanda ve kemikte çok az vardır.
5. Hasarlı hücreler içlerindeki potasyumu kana salarlar.
6. Potasyumun % 80-90 civarindaki bir kısmı böbrekler tarafından süzülerek idrara verilir. Geri kalan dışkı ve terle dışarı atılır.
7. Diyet durumundaki gibi, hiç potasyum alınmasa dahi günde 40-50 mEq civarında bir miktar idrarla dışarı atılır.
8. Böbrekler potasyum tutmaz. Yeterli miktarda potasyum alınmaz ise, ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Edema is an important issue in our health. There is also a close relationship between potassium regime and edema.

WHAT TO KNOW ABOUT POTASSIUM – ALL IMPORTANT ABOUT POTASSIUM
1. Daily potassium needs 80-200 meq’dir.
2. It is the main electrolyte in the cells.
3. This is the first acid-base balance in the cell.
4. 90 % is located within the cell. There are very few in the blood and bone.
5. Damaged cells release potassium into the blood.
6. Some of the potassium is filtered by the kidneys and passed to the urine. The rest of the stool and sweat are thrown out.
7. As with diet, even if no potassium is taken, it is excreted in a small amount of urine around 40-50 mEq per day.
8. Kidneys don’t hold potassium. If sufficient potassium is not taken, serious disturbances may occur.

KANDA DEMİR EKSİKLİĞİ VE MONOTSİT DÜZEYİ- SERUM FERRITIN AND MONOCITE RELATION

LOW LEVEL OF MONCITES IN SERUM IS AN INDICATION OF LOW SERUM FERRITIN

Kan tahlillerinizde kanda monosit düzeyinin düşük olması dikkatinizi çekebilir… Bu durum kanda demir düzeyinin de düşük olduğunun dolaylı bir göstergesidir. Doktorunuza demir düzeyinizin normal olup olmadığını sorun… Demir ihtiyacınızı organik (canlı kökenli) kaynaklardan karşılayınız.

7 NCI TIP DEVRİMİ; SİBERNETİK TIP MÜHENDİSLİĞİ /7 th ERA OF THE MEDICINE; CYBERNETIC MEDICAL ENGINEERING

cancermeta

Belki birçoğumuz Yedinci Tıp Devriminin ayak seslerini hissetmiyordur. Bana göre Yedinci Tıp Devriminin adını koyma vakti artık gelmiştir. Bu isim “Frekans/bilgi/dalga/enerji Kontrollü Tıp” olacaktır. Önümüzdeki yüzyıl, hastalık etmenleri ve hastalık bazında bio-iletişim merkez ve ağlarının (bio-sybernetics) frekans etkileşimini araştırarak teşhis ve tedavide kullanma yüzyılı olacaktır. İşin daha ilginç yönü, bu devrim tüm iletişim (communication) sektörünü derinden sarsacak ve cep telefonlarının çöpe atılmasına ve bugünkü her düzeydeki savunma anlayışının şekil değiştirmesine yol açacaktır.

KANDA ŞEKER TAHLİLİ VE YORUMU-BLOOD CHEMISTRY ANALYSYS AND COMMENTS FOR DIABETICS

 

ŞEKER HASTALARI İÇİN REFERANS BİLGİLER- REFERENCE INFO FOR THE DIABETICS

ŞEKER HASTALARI İÇİN REFERANS BİLGİLER

 

GLÜKOZ (mg/dL)  : 70-115 ARASI EN İYİ CLİNİK DEĞERLER

85-100 ARASI DEĞERLER EN İYİ DEĞERLER

120-150  ARASI GİZLİ ŞEKER

150 VE ÜZERİ ŞEKER HASTALIĞI

  1. GLÜKOZ DEĞERİ 150 DEN YÜKSEKSE:

SEBEPLERİ:

  1. Aminotransferez (ALT veya SGPT) yüksekse Aşırı mineral tüketiminden doğan böbrek üstü bezlerinde tembellik (düşük frekans) ve bunun neticesinde aşırı mineral tüketimi vardır.
  2. Hipotroid değerinde düşüş
  3. B Vitaminleri komplexi
  4. Hamilelik
  5. Astım
  6. Böbrek sorunları
  • GLUKOZ NORMAL DEĞERLERDEN DÜŞÜKSE:

SEBEPLERİ:

  1. LDH (Lactate dehydrogenase) düşükse pankreas kökenlidir.
  2. Kanda şeker düşüktür (hypoglycemia)
  3. ALT normal değerlerden sapmışsa karaciğerde şeker üretimi düşüktür (liverhypoglicemia)
  4. Mide asit derecesi düşmüştür (Hypochloridia)
  5. Yüksek Yağ içeren diyetle beslenilmektedir, kanda yüksek şekere neden olur.
  6. Böbrek üstü bezleri (adrenals) tembeldir.
  7. Troid, aşırı alkol alımı, protein eksikliği
  8. Anti-oksidan eksikliğinden dolayı hızlı bir oksitlenme

 

You will find here one of the blood chemistry tests which will follow up in series. The tests utilize optimal values within the range of the general clinical values for determining basic imbalances in the blood chemistry even before they manifest as a disease process. By the correlation of all factors together from a holistic and scientific perspective, the source of a major symptomatic expression may be determined. This enables you to have an idea how to prevent and/or alleviate the existing imbalance through the process of balancing the functional aspects of the body chemistry. The interpretation of the tests will also provide you with one of the most sophisticated, technical and valid methods of analysis in evaluating your present state of health and existing needs.

ŞEKER HASTALARI İÇİN REFERANS BİLGİLİER- REFERENCE INFO FOR THE DIABETICS

blood_sugar_im

 

GLUCOSE (GLU) CLN: 70-115 OPT: 85 – 100

 

HIGH

 

 

 

 

——– 

LOW

Diabetes:

Pre-diabetic: Above 120

 

Diabetic: Above 150

-SGPT HIGH = Liver

Etiology:

Pancreas=Underactive Adrenals=

=Overactive mineral utilization,

Decreased Hyperthroid, B-Complex,

pregnancy, Asthma, Renal Disturbunces.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

 

 

-LDH (LACTATE DEHYDROGENASE) LOW

=Pancreas

-Hypoglycemia

-SGPT Altered= Liver Hypoglycemia

-Hypochloridia

-High Fat Diet  = Sugar

-Adrenals=Underactive

-Throid, Alcholism, Protein Deficiency,

Rapid Oxidation Rate

 

 

 

Okumaya devam et

SİBERNETİK TIP MÜHENDİSLİĞİ NEDİR/WHAT IS CYBERNETIC MEDICAL ENGINEERING

SİBERNETİK TIP MÜHENDİSLİĞİ, ESAS İTİBARİYLE TIP VE MÜHENDİSLİK DİSİPLİNLERİNİ KENDİSİNE KONU EDİNEN BİR TIBBİ MÜHENDİSLİK DALIDIR. AŞAĞIDA GÖSTERİLENİ İNSAN ÜZERİNDEKİ UYGULAMALAR,  BU MÜHENDİSLİĞİN ÇALIŞMA ALANINA İYİ BİR ÖRNEKTİR.  

fesjournal-1_custom-9bfa4577032acb8697c16d2a6c06fea954bede8f-s600-c85

biyonik1                       biyonik  bionik kulak BİYONİK KULAK…

SİBERNETİK TIP MÜHENDİSLİĞİ BİR NEVİ ENERJİ KONTROL YÖNETİM MÜHENDİSLİĞİDİR. ÇÜNKÜ “NE ZAMAN BİR ŞEYİN BAŞKA BİR ŞEY İLE İLİŞKİSİ OLMADIĞINI DÜŞÜNSEK, KAİNATTA MUTLAKA HERŞEYİN ALT/ÜST SİSTEM OLARAK BİRBİRİ İLE İLİŞKİSİNİ GÖRMEKTEYİZ.  HER ŞEYİN NEDENİ, BU İLİŞKİLER ZİNCİRİNİN POTANSİYEL FARK YARATAN-ANTROPİK ENERJİSİNDE OLAN DEĞİŞİKLİKLERDİR. 

ENTALPİK ENERJİ NEDİR: 

ENTALPİK ENERJİ DENGEYİ BOZACAK ŞEKİLDE POTANSİYEL FARK YARATAN HER TÜRLÜ ENERJİDİR.

enthalpy

VE ANTROPİK ENERJİNİN ORTAYA ÇIKIŞI…

freqz.gif    nls-5.jpg

BU DEMEKTİR Kİ; SAĞLIĞIMIZ,  BİZİ ETKİLEYEN İÇ VE DIŞ FAKTÖRLERİN ETKİSİYLE BİR DENGE ARAYIŞI İÇERİSİNDE ŞEKİLLENMEKTEDİR. Okumaya devam et