SÜT FAYDALI MI ZARARLI MI? IS MILK GOOD OR BAD FOR THE HEALTH

 

SÜT KEMİK ERİMESİNE NEDEN OLUR MU?

IS THE MILK CAUSES OSTEOPOROSİS?KEMİKERİMESİ

 

Şimdi batı diyetinde en çok tartışmaya konu olmuş ve yanlış anlaşılmış kısma geldik.

 

Doğulular ve Afrikalılar geleneksel olarak, müshil amaçlı kullanımı hariç sütten uzak durmuşlardır. Ama batı dünyasında insanlara hayatları boyunca her gün süt içmeleri söylenir.

 

Doğaya baktığımızda, yavruların diğer yiyeceklerle sütten kesildiği zamana kadar yalnızca sütle beslendiğini görürüz. Sütün sindirimini sağlayan laktaz enziminin, ergenliğe geçişle birlikte insan sisteminden kendiliğinden yok olması; yetişkin insanların süte besin olarak kaplanlardan ya da şempanzelerden daha fazla ihtiyacı olmadığını gösteriyor.

 

Süt, çiğ olarak tüketildiğinde tam protein besin olmasına rağmen yağ da içerdiği için kendinden başka bir besinle zor karışır. Buna rağmen günümüzde yetişkinler diğer yiyecekleri devamlı soğuk sütle “yıkarlar”. Süt mideye girdiğinde hemen kesilir ve mevcut başka bir yiyecek varsa kesilmiş süt tanecikleri diğer yiyecek taneciklerinin etrafında pıhtılaşır, onları mide özsularından yalıtırak sindirimi geciktirir, çürüme başlangıcına ortam sağlar. Bu yüzden süt tüketimi ile ilgili ilk ve en önemli kural şudur: “Ya tek başına iç, ya da içme.”

 

Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, daha da sindirilemez hâle gelmiştir.

 

Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.

 

Şişeyle beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.

 

1930’larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.

 

Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroid bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.

 

Ama Dr. Pottenger’in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı.

 

Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular. Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.

 

Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten tiksindiği, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta* içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.

 

Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika’da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.

 

Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak “zararsız” hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

 

Dr. Pottenger’in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de öyle yayılmıştır ki, Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır.

 

Işin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını önlemek için süt “homojenize” ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolestrolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.

 

Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız!

 

Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz. Büyük miktarlarda pastörize süt ürünleri tüketen Amerikalı kadınlar, dünyanın en yüksek sayıdaki kemik erimesi vakalarından muzdariptirler.

 

Örneğin, çiğ lahana; herhangi bir miktar pastörize süt, yoğurt, çiftlik peyniri veya doğal niteliği bozulmuş diğer süt ürünlerinden daha fazla kalsiyum sağlar.

 

Kuzey Dakota’nın Grand Folks şehrindeki Insan Araştırma Merkezi’nde yapılan yeni çalışmalar gösteriyor ki, boron elementi kalsiyumun besinlerden emilmesinde ve kemik yapımında kullanılmasında temel bir role sahiptir.

 

Daha da dikkate değer bir nokta şudur: Yeterli miktarda boron verildiğinde kadınların kanındaki östrojen seviyesi, Batı’da kemik erimesine karşı genel bir geçici önlem olan östrojen yenileme terapisine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak, iki katından daha fazla arttı. Boronu nereden bulabiliriz?

 

Özellikle elma, armut, üzüm, fındık, lahana ve diğer lifli sebzeler gibi kasiyumu da bulduğumuz taze meyve ve sebzelerden. Doğa zaten ihtiyacımız olan hayâtî besin kaynaklarının tümünü birbirini tamamlayan şekilde bolca sağlamıştır ama insan onları öldürene kadar pişirmekte ve işlemekte ısrar eder ve sonra diyetinin neden “işe yaramadığını” düşünür durur.

 

Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.

 

Çocukları “güçlü ve sağlıklı” büyüsünler diye pastörize sütle tıka basa doldurmak düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, onlar içindeki besinleri ayrıştıramazlar.

 

Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan; erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.

 

Inek sütü buzağılar içindir ve bebekler de sütten kesilene kadar anne sütüyle beslenmelidir. Doğa her iki tip sütü ve sindirim sistemini buna göre tasarlamıştır.

 

Anne ineğin pastörize sütü ile beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü bilimsel olarak belgelenmiştir ki, bu da pastörize inek sütünün buzağı için olduğu gibi, insan için de sağlığa yararlı ve hayat veren bir besin olmadığını gösterir. Buna rağmen, yetişkin insanlar doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu salgıyı hem bebeklerine içirirler hem de kendileri tüketirler.

 

Inek sütü, insan sütünün 4 katı protein ve sadece yarısı kadar karbonhidrat içerir. Pastörizasyon, inek sütünün içinde bulunan yoğun proteinin sindirilmesini sağlayan doğal enzimi yok eder. Böylece; bu fazla süt proteini, bağırsakları çamurla tıkayarak, insanın sindirim yolunda çürür.

 

Bu çamurun bir kısmı kana sızar. Süt ürünlerinin günlük tüketimleriyle bu kokuşmuş çamur biriktikçe, vücut çamurun bir kısmını deriden (sivilce, leke ile) ve ciğerlerden (nezle ile) dışarı atarken kalanı içeride iltihaplanır, enfeksiyonlara sebep olan mukoz oluşturur, alerjik tepkilere yol açar, eklemleri kalsiyum tortularıyla sertleştirir.

 

Kronik astım, alerji, kulak enfeksiyonları ve sivilcenin birçok çeşidi süt ürünlerini diyetten çıkarmakla kolayca iyileştirilebilir.Inek sütü ürünleri özellikle kadınlar için zararlıdır. Süt kadınların vücudundan dışarı akmalıdır, içeri değil.

 

Pastörize inek sütünün kadınları güçten düşüren etkileri, süt üretimini arttırmak için ineklere enjekte edilen sentetik hormonlarla daha da şiddetlenir. Bu kimyasallar titizlikle dengelenmiş dişi endokrin sistemine çok zarar verir. Besin ve Iyileşme (Food and Healing) adlı kitabında besin terapisti Anne Marie Colbin süt ürünlerinin kadınlar için yarattığı felaketi şöyle açıklar: “Süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi süt ürünlerinin tüketimiyle; yumurtalık tümörünü ve kistlerini, vajinal akıntıları ve enfeksiyonları da kapsayan dişi üreme sistemindeki çeşitli hastalıklar kuvvetle bağlantılıdır. Bu bağlantının, süt ürünlerinin tüketimine son verdiklerinde problemlerin azaldığını veya yok olduğunu bildiren tanıdığım sayısız kadın tarafından defalarca doğrulandığını görüyorum. Lifli tümörlerin geçtiğini veya dağıldığını, rahim kanserinin durduğunu, adet düzensizliklerinin düzeldiğini duyuyorum. Kısırlık bile bu >yaklaşımla birkaç örnekte ortadan kalkmış görünüyor.”

 

Birçok kadın ve erkek, doktorları iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylediği için süt ürünleri tüketiyor. Bu bâtıl bir tavsiyedir.

 

Doğrudur, 100 gramında 33 gram kalsiyum bulunan insan sütü ile karşılaştırıldığında, inek sütü her 100 gramında 118 mg kalsiyum içerir.

 

Ama ayrıca, inek sütü 100 gramında insan sütünde 18 mg bulunan fosfordan 97 mg içerir. Fosfor, sindirim yolunda kalsiyum ile birleşir ve aslında kalsiyumun emilimini önler.

 

New York Devlet Üniversitesi tıp merkezinin pediatri bölüm başkanı Dr. Frank Oski şöyle diyor: “Yalnızca Kalsiyum-Fosfor oranı 2-1 olan besinler temel kalsiyum kaynağı olarak kullanılmalıdır. Insan sütünün oranı 2.35’e 1, inek sütününki yalnızca 1.27’ye 1. Inek sütü ayrıca 100 gramında 16 mg sodyum içeren insan sütü ile karşılaştırıldığında 50 mg sodyum içerir, yani süt ürünleri muhtemelen modern batı dünyası diyetinin en yaygın aşırı sodyum kaynaklarından biridir.”

 

Bununla beraber, inek sütü daha iyi sindirilen ve sağlığa yararlı olan diğer besinler kadar iyi bir kalsiyum deposu değildir. 100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütünü diğer besinlerin 100 gramı ile karşılaştırın:

Badem (254 mg), brokoli (130 mg), kıvırcık lahana (187 mg), susam tohumu (1,160 mg), bir tür su yosunu olan kelp (1,093 mg) ve sardalya balığı (400 >mg).

 

Kemik erimesine gelirsek, bunun daha çok beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, özelikle şeker gibi kemiklerden ve dişlerden kalsiyumu süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını görürüz.

 

Şeker, et, rafine nişasta ve alkolün tümü, kanda sürekli bir asit ortamı yaratır ve asidik kanın kemiklerden kalsiyumu çözdüğü bilinir. Osteoporozu düzeltmek için en iyi yol, yukarıda belirtilen süt ürünü haricindeki kalsiyumca zengin besinleri tüketirken aynı zamanda kemiklerden kalsiyum çalan asit arttırıcıları diyetten çıkarmaktır. 3 mg boron minerali takviyesinin de kemiklerin kalsiyumu emmesine ve tutmasına yardım ettiği görülür.

 

Geleneksel Çin tıbbı açısından bakarsak, süt bir çeşit “cinsel öz”dür. Insan türünün başka bir türün cinsel özünü içmesi özellikle kadınlar için sadece hastalığa yol açar, çünkü içerdiği hormonlar insanın endokrin sisteminin hassas dengesini bozar.

 

Eğer süt ürünleri içmekte ısrarlıysanız, en iyi tercihiniz insan sütünün besinsel karışımına ve dengesine yaklaşan keçi sütü olmalıdır.

 

Inek sütünden yapılmış yegane tehlikesiz ürünler sindirilebilen bir yağ olan taze tereyağı, laktobakteri tarafından sizin için önceden sindirilmiş taze mayalanmış yoğurttur. Ama bunlar bile mâkul ölçülerde ve mümkünse çiğ, pastörize olmayan sütten yapılmış olmalıdır.

 

Kaynak:

http://www.hps-online.com –> Food & dieting –> The science of food combining –>

Milk and dairy

http://www.hps-online.com –> Food & dieting –> Food profiles –> Dairy

>

Çeviren:

Hakan Arabacýoğlu

iletisim@arabacioglu.com

>

Tavsiye edilen linkler:

http://www.notmilk.com

>

Dosyanın orijinaline http://www.arabacioglu.com/arsiv/sut.doc adresinden de

ulaşabilirsiniz.

D VİTAMİNİ VE TARÇIN ŞEKER HASTALARINI RAHATLATIR – VITAMIN D AND CINNAMON IS GOOD FOR DIABETICS

KALP ÇARPINTISI, KANSER, MS, HAMİLELİK, BUNAMA, YORGUNLUK, OBEZİTE DÂHİL BİNBİR DERDE DEVA VİTAMİN: D VİTAMİNİ

VITAMIN D AS EFFECTIVE PANACEA OR ALL-CURE INCLUDING CANCER, MS, PRAGNANCY, ALZHEIMER.

fibrillation

Sevgili Okurlarım,

D vitaminin vücudumuzda kullanılabilmesi için mutlaka güneşe çıkmamız gerekmektedir. Yani vitamin D, C vitamini gibi dışarıdan alınmaz, vücut güneş ışığı altında bunu kendisi üretir. Dışarıdan alınan vitamin D, ancak güneş ışığı altında yararlı (aktive edilmiş) vitamin D’ye dönüşür (calcitriol).

Yapılan araştırmalara göre, Okumaya devam et

CHECK-UP BULGULARININ MANALARI/ THE MEANING OF CHECK UP ITEMS

BAŞLICA CHECK UP KALEMLERİ VE ANLAMLARI

Kanser Taraması

CEA

AFP

LDH

CA 125

CA 19-9

CA 15-3

Kalsiyum (Ca)

Kalsiyum Hiperparatiroidizm, maling hastalıklar, vitamin D intoksikasyonu, Paget hastalığı, Paget hastalığı(Kemik Deformasyonu), immobilizasyon, tirotoksikoz da düzeyleri Kemik erimesi, tiroid(guatr) hastalıkları, böbrek yetmezliği, magnezyum düşüklüğü, böbrek fonksiyon bozuklukları v.s

Romatizma Tetkikleri

ASO (Anti-Steptolizin-O)

ASO Geçirilmiş streptokok infeksiyonunu gösterir. Romatizmal araştırma testidir.

CRP (C-Reaktif Protein)

CRP Romatizmal hastalıklarda aktivasyonun en iyi göstergelerinden biridir. İnfeksiyonun varlığını gösterir.

RF (Romatoid Faktör)

RF Romatoid artirit tanısı (Kalp Romtizması)

Sedimentasyon

Sedimantasyon ;İnflamatuar hastalıklar,romatizmal hastalıklar,akut ve kronik infeksiyonlar, maligniteler, romatoid hastalıklar

Bulaşıcı Hastalıklar – Hepatit

Anti HIV 1+2

HIV 1+2 HIV(Aids) virusünün vucuda alınımından yaklaşık 2 hafta sonra hiv P24 antijeni tesbit edilir.

HIV P24 Antijeni

HIVp24 Hiv 1-2 virusunu yaklaşık 15 -20 gün geriye dönük tesbit eder.Erken tanı testidir.

HBsAg

HBsAg İnsanda bulunan Hepatit B antijeninin niteleyici tespiti için yapılan testtir.

Anti-HBs

Anti-HBs HBsAg´ye karşı oluşmuş antikorları gösteren kantitatif bir testtir. HBs Aşısı kontrolü, bağışıklık kontrolü.

Anti-HCV

Anti HCV (Hepatit C Virüsü) HCV´ ye karşı oluşan antikorların niceleyici tespiti için yapılan kalitatif bir testtir.

Anti HAV

HAV (Hepatit A) virüsüne karşı oluşan antikorların kantitatif tespiti için yapılan testtir.

Risk Faktörleri

Hs-CRP ( Hassas CRP )

Hs-Crp; Doku hasarı, infeksiyon, ya da akut inflamasyona neden olan çeşitli hastalık durumlarında CRP seviyeleri normalin üzerine çıkar. Yüksek duyarlıklı CRP ölçümlerinin aynı zamanda, kardiyovasküler hastalık riskini belirler. Kalp krizi ve inme riski belirleyici.

CK (Creatin Kinaz)

CK; Kalp krizi,kas harabiyatı tanılarında kullanılır.Risk durumunda eklenir.

CK-MB

CK-MB ;Akut kalp krizi(Akut Myokard infarktüs),kas harabiyatı tanılarında kullanılır.Risk durumunda eklenir.

Homosistein

Hiperhomosisteineminin artmış iskemik kalp hastalığı, serebrovasküler atak, periferik arter hastalığı ve derin ven trombozu riskiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Gebelerde ise nöral tüp defekti ve preeklampsi için risk faktörüdür.Damar sertliğ,pıhtı atması,emboli,beyin damar tıkanıklıkları riski,kalp hastalıkları riski gibi birçok önemli hastalığı erken teşhis eder. Sadece birkaç checkup firması bu testi bilinçli olarak yapmaktadır.

Kansızlık Taraması – Tam kan sayımı

(Hemogram18 parametre)

Periferik Yayma

Toplam 18 Kan testinden oluşur

Kan sayımı analizi en sık istenen temel tarama testlerinden biridir.

Kan sayımı bulguları, hematolojik ve diğer sistemlerde ilgili olarak çok önemli bilgiler sağlar. Lökositler (beyaz kan hücreleri) iki temel gruba ayrılır:

Granülösitler nötrofil, bazofil ve eozinofili içerirken, Agranülösitler lenfosit ve monositleri içerir.

Lökositler vücuttaki enfeksiyonlarla savaşır ve fagositoz işlemini gerçekleştirirler.

Eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) görevi oksijenin akciğerden vücut dokularına taşınması ve karbondioksitin de dokulardan akciğerlere geri taşınmasıdır.

Ferritin

Ferritin; daha çok aneminin(kansızlık) tiplendirilmesinde değerlidir. Demir eksikliği anemisinin değerlendirmesinde kullanılır. Demir depolarının doluluk oranını gösterir. Talasemi ve kronik anemilerin teşhisine yardımcıdır.

Folik Asit

Folik Asit ; kansızlığa yol açan Folat eksikliğinin belirlenmesinde kullanılır.

Vitamin B12

Vit B12; kansızlık ve unutkanlık şikayetlerinde Vit B12 değerleri düşer. Böbrek ve Kalp yetmezliği gibi durumlarda Vit B12 belirleyici bir faktördür.

Demir(Fe)

Anemilerin (kansızlık) tiplendirilmesinde kullanılır.

Demir Bağlama(Fe B)

Demir eksikliği anemisinde seviyesi yükselir. Demir ile beraber değerlendirilir.

Alerji Testler

Total IgE

Total IgE; Vücudumuzda herhangi bir gıda toz veya maddeye allerjimiz olup olmadığını gösterir.

Troid Fonksiyon Testleri ( Guatr )

İç ve dış guatr teşhisi, Tiroid kanseri ve tiroid hastalıkları, hormon dengesi.

FT3 (Serbest T3)

FT3 Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde ötiroid (sağlıklı), hipotiroid(düşük) ve hipertiroid  (Yüksek) durumlarını ayırmada kullanılır.

FT4 (Serbest T4)

FT4 T4´ün fizyolojik aktif formudur. Tiroit fonksiyon bozukluklarında TSH ile birlikte tercih edilen bir parametredir.

Total T3

TT3 T3 tiroit hormonlarının dokudaki etkisini gösteren ana formudur.

Total T4

Total T4 Tiroid bezinden salgılanan ana hormondur. Tiroidal hormon salgısını direkt olarak gösterir.

TSH – (Ultra Sensitive)

TSH Tiroit hastalıklarının değerlendirilmesinde özgünlük ve duyarlılığı çok yüksektir. Tiroit hormonlarının salgılanmasının düzenlenmesinde merkez rol oynar

Lipid (Yağ) Profili

Lipidler Kandaki yağ ve kolesterol oranlarını belirler

Total Lipid

Kolesterol ve Trigliseridlerden oluşur.

Kolesterol Total

Kolesterol testi, özellikle ateroskleroz ve koroner arter hastalığı riskinin değerlendirilmesi için faydalıdır. Kolesterol, lipid profilinin bir parçasıdır.

Kolesterol HDL (İyi Kolesterol)

Artmış HDL düzeyleri koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu iken, yüksek trigliserid düzeyi ile birlikte azalmış HDL düzeyleri kardiyovasküler hastalık riskinin arttığına işaret eder.

Kolesterol LDL (Kötü Kolesterol)

LDL Özellikle ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı riskini saptamak için kullanılır. LDL-kötü kolesterol düzeyinin yüksek olması, ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı riski ile yakından ilişkilidir

Kolesterol VLDL (Low Kolesterol)

VLDL kolesterol ( Very Low ) çok düşük yoğunluklu kolesterol türüdür. LDL Kolesterol kadar tehlikeli değildir.

Trigliserid (Kan Yağları)

Trigliserit düzeylerinin ve kolesterolün artmış olması ateroskleroz için risk faktörleridir. Trigliserit ve kolesterol değerlerinin beraber değerlendirilmesi daha anlamlıdır. İnsan plazmasının temel yağ elemanıdır.

Biyokimya ve Mikrobiyoloji Tahlilleri

Biyokimyalar “Özellikle İç Hastalıkları Tanısında” kullanılan tahlillerden oluşur. Rutin Biyokimya Tahlilleridir.

Ürik Asit

Üric Acid ;Gut Hastalığı, böbrek yetmezliği, alkolizm, lösemi, açlık, down sendromu, kurşun zehirlenmesi. Ağır egzersiz ve yüksek pürinli diyetlerde yükselebilir.

Sodyum (Na)

Na; Vücuttaki hücre dışı sıvının en önemli katyonudur. Sıvı- elektrolit ve asit-baz dengesinin değerlendirilmesinde kullanılır. Kas çalışmasını sağlamaktadır. Tansiyon hastalıkları erken teşhisi için önemlidir.

Potasyum (K)

Potasyum, hücre içinin ana katyonudur. Sinir ve kas aktivitesi için kritik rolü vardır.Asit Baz, elektrolit dengesi tansiyon hastalıkları erken tanısı için gereklidir.

Klorür (Cl)

Cl; Susuzluk, Cushing sendromu, Diabetes İnsipitus, respiratuar alkalozis, metabolik asidoz (uzun süren ishal sonucu) ve bazı böbrek yetmezliğinde artabilir.Asit baz ve elektrolit dengesi.

Total Bilirubin

Total Bilirubin; Serum bilirubin düzeylerindeki artış, eritrositlerde aşırı bir yıkım olduğunda ya da karaciğer normal miktarda üretilen bilirubini dışarı atamadığında görülür. Ten renginde Sarılık yapar.

Direkt Bilirubin

Direkt bilirubin değerleri pankreas başı kanseri, koledok kanalı taşları ve Dubin-Johnson Sendromu´nda yükselir.

İndirekt Bilirubin

İndiirekt bilirubin değerleri total bilirubin ile birlikte seyreder.

Total Protein

Protein kaybının arttığı böbrek sendrom, ağır yanık, karaciğer hastalıkları, yetersiz protein alınımında düşer. Artmış düzeyleri, susuzluk ve multiple myolomda görülür. Böbrek ve kraciğer hastalıklarının takibinde kullanılır.

Albumin

Albumin; Akut ve kronik enflamasyonlar, karaciğerin sentez kapasitesinin azalması, nefrotik sendrom, yanık, travma gibi vücut yüzeylerinde kaybın artması, Plazma su konsantrasyonunun azaldığı durumlarda konsantrasyonu yükselir

Globulin

Globulin ;Böbrek ve kraciğer hastalıklarının takibinde kullanılır.

Kan Şekeri (Glukoz)

Glukoz; Şeker hastalığı tanısı, diyabet hastalıkları. Karbonhidrat metabolizmasının değerlendirmesi.

HbA1C

(Glukohemoglobin)

HbA1C ;Üç aylık ortalama glukoz(şeker) değerini gösterir. Gizli şeker tanısında kullanılır.100 mg/dl üstü AKŞ görülürse eklenir.

Dışkı Mikroskopisi

Dışkının mikroskopla incelenmesidir, parazit ve yumurtalarının, kurtçuk ve asalakların tespiti,  teşhisi, sindirim, iltihap ve gizli kanama teşhisi, ishale yol açan mikropların tespiti.

Gaitada Gizli Kan(GGK)

GGK Gizli iç kanama yada mide kanaması gibi hastalıkların teşhisinde kullanılır.

MİDE VE ÜLSER için HPSA

(Helicobacter pylori)

Bu bakterinin asitle birlikte, ülser oluşumunda rol oynayan en güçlü etken olduğu saptanmıştır. Bakteri hem koruyucu faktörleri azaltarak, hem de mide asidinin gücünü arttırarak mide ülserine neden olmaktadır. H.pylori ile infekte ve aşırı asit salınımı olan kişiler mide ülseri, mide kanseri ve duedonum ülseri için büyük risk taşırlar.Mide hastalıklarına yol açan bakteridir.

Böbrek Fonksiyon Testleri

Üre

Üre ;Böbrek fonksiyon yetmezliklerinde düzeyleri yükselir. Düşük protein alımlarında, artmış protein sentezi, ağır karaciğer yetmezliği ve gebelikte düzeyleri düşer.

Kreatinin

Kreatinin düzeyinin yükseldiği durumlar böbrek fonksiyon bozukluğu, kas hastalıları, şok, dehidratasyon, hipertiroidizm,akromegali ve gigantizm, et türü gıdaların alımı kan kreatinin düzeyinin azaldığı durumlar kas kitlesinin azalması, şiddetli karaciğer hastalığı, yetersiz protein alımı ve gebeliktir.

Tam İdrar Anlizi

Tam idrar ;İdrar sedimenti, idrarda şeker, protein, albumin, nitrit, keton, ürobulin, ürobilinojen, PH,Dansite,Renk,yoğunluk,iltihap,taş veya kum dökme gibi böbrek ve idrar yolları hastalıklarının teşhisi.

EGFR

EGFR; Böbreklerin süzme kabiliyetini ölçen bir testtir.

Karaciğer Fonksiyon Testleri

SGOT (AST)

SGOT; Sırasıyla kalp, karaciğer, iskelet kası, böbrek, beyin, pankreas, dalak ve akciğer dokularında oluşan hasarları belirler. Hücre hasarı gerçekleştikten sonra 12 saat içinde seviyeleri yükselir.

SGPT (ALT)

SGPT; Primer olarak karaciğer hastalıklarının tanısında ve bunun yanısıra hepatit tedavisinin, aktif postnekrotik sirozun ve tedavi sonrası ilaç etkilerinin izlenmesinde kullanılır. Herhangi bir sebeple oluşan akut karaciğer hücresi ölümü, ciddi şoklar, kalp yetmezlikleri ve büyük travmalarda seviyeleri çok artar. Siroz, tıkanma sarılığı, karaciğer tümörleri, yaygın myokard infarktüsü, myokardit, muskuler distrofi, preeklampsi, kas travmaları, yağlı karaciğer, kronik alkol kullanımı, şiddetli yanıklar ve ağır pankreatit olgularında seviyeleri yükselir.

Gama Glutamil Transferaz (GGT)

GGT esas olarak böbrek, karaciğer ve pankreas kaynaklı bir enzimdir. Böbrekte dah yoğun olmasına rağmen genellikle karaciğer değerlendirilmesinde kullanılır. Karaciğer hastalıkları, Kolon ve göğüs kanserlerinin tanısı.

Alkalen Fosfataz (ALP)

ALP Karaciğer ve kemik hastalıklarının değerlendirilmesinde, Safra kesesi, intrahepatik ve extrahepatik kolestaz, siroz, hepatitler, infeksiyöz mononukleoz gibi karaciğer hastalıklarında Paget Hastalığı, metastatik kemik tümörleri, kemik kırıkları gibi durumlarda artar Pankreas fonksiyonunu denetler.

Amilaz

Amilaz; Yüksek kan amilaz düzeyi pankreatitte (Pankreas iltihabı) meydana gelir. Ayrıca karın ağrısıyla ortaya çıkan bazı acil hastalıklarda, şiddetli şeker komasında, kabakulakta ve akciğer tümörlerinde.

Lipaz

Lipaz ;Pankreas enzimidir. Yağları yakmamıza yarar, pankreatitler, safra kesesi koliti, strangüle veya enfarkte bağırsak, pankreas kist veya pseudokistleri ve peritonitlerde serum lipaz düzeyi artar.

Prostat Testi

PROSTAT

(Erkekler İçin)

PSA-Prostat Spesifik Antijeni

PSA Total 45 Yaş üstü erkeklerde uygulanır. Prostat bezi iltihabı ve prostat kanseri tanısında kullanılır. Amerikan Kanser Cemiyeti 40 yaş sonrası erkeklerde erken teşhis için digital rectal muayene ile birlikte PSA´yı önermektedir

Görüntüleme Tetkikleri

Bilgisayarlı Spiral Tomografi (BT)

BT; Hastanın istediği bir bölgeye tomografi çekilir. Hasta tomografi çekimlerinden birini doktorunun tavsiyesi doğrultusunda da çektirebilir. Kist, tümör ,eklem veya kas damar hastalıklarının tespiti. Bu çekimi MR’a çevirmek isteyen hastalar fark ödeyerek çevirebilir.

Akciğer Filmi (Grafisi)

Akciğer Filmi Akciğer hastalıkları, Akciğerde tümör ve lezyon belirlenmesi, zatürree ve verem gibi hastalıkların teşhisi.

Kalp Filmi

PA Akciğer ;Kalbin ve aortun radyolojik görüntülenmesi.

EKG (Elektrokardiografi)

EKG Kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin incelenmesi, kalp ritm bozuklukları, kalp krizi teşhisi.

Tüm Batın Ultrasonu (USG)

Tüm Batın USG Tüm iç organların uzman radyoloji doktoru tarafından görüntülenmesi, karaciğer, dalak, safra kesesi, safra yolları ,böbrekler, pankreas, üriner sistem, yumurtalıklar, mesane, prostat v.s .Kum, taş kist gibi oluşumların teşhisi.

Alt Pelvis Ultrasonu (USG)

ALT Karın USG Alt pelvik bölgesinde buluna organların uzman hekim radyolog tarafından görüntülenip değerlendirilmesi.

Troid Ultrasonu (USG)

Troid bezi ultrasonu, guatr hastalıklarının tanısı için uzman hekim tarafından görüntülemesi gerçekleştirilir.

Meme Görüntülemesi

Meme USG Meme hastalıkları ve memelerde oluşabilecek kist ve tümörlerin belirlenmesi.

Doktor değerlendirmesi

Sonuçlar Laboratuvar Uzman Hekimleri Tarafından değerlendirilir, gerekli izahat ve öneriler, tavsiyeler verilir anormal sonuçlar hakkında ilgili branş hekimine yönlendirilir. Normal bulgular varsa muayeneye yönlendirilmemektedir.