KANDA POTASYUM EKSİKLİĞİNİN (HYPOKALEMİA) SEMPTOMLARI-HYPOKALEMIA CAUSES

 

KANDA POTASYUM EKSİKLİĞİNİN (HYPOKALEMİA) SEMPTOMLARI
Kanda potasyum eksikliği, potasyumun hücre içerisine girmesi, bağırsaklardan ve safra kanalından kayıplar, böbrek yoluyla potasyumun atılması ve düşük potasyum alımından kaynaklanabilir.
1. Kanda potasyum eksikliği aşağıdaki durumlarda görülür:
 İshal, kusma, terleme
 Aç kalma, kötü beslenme
 Bartter sendromu
 Akan yaralar
 Sistik fibroz hali
 Ağır yanıklar
 Birincil Aldesteronizm
 Kronik alkolizm
 Osmotik hiperglisemi
 Akciğerlerden kaynaklanan alkolosis
 Böbrek tübülerlerinden kaynaklanan asidosis
 Diüretik, antibiotik ve mineralokortikoidlerin alımı
 Barium klorid zehirlenmesi
 Megaloblastik aneminin vitamin B12 ve folik asit ile tedavisi
 Her gün 0.1-0.2 mEq/L potasyum kaybı ilerleyen bir potasyum kaybı rahatsızlığını işaret eder.

2. Potasyum eksikliğinin en önemli nedeni bağırsak sisteminden kayıplardır.

YAŞLANMAYA SON/REVERSE IN AGING

cellular-reprogramming-boosts-lifespans-2-1068x601

California Stalk Enstitüsü Biyoloji  laboratuvarlarında yapılan deneylerde kanser dahil yaşlılıkla artan birçok ölümcül hastalığa çare olmak yanında, gençleşme veya genç kalabilme adına umut verici gelişmeler elde edilmektedir.

Yaşlanmanın epigenetik (DNA sekansını değiştirmeyip DNA, protein ve RNA’ların fonksiyonunun ve regulasyonunun değişimi ile sonuçlanan) süreçlerden kaynaklandığı yönünde bilim dünyasında giderek artan bir görüş hakimdir.

Bu değişimler sonucu, genlerimiz daha aktif veya daha tembel olabilmektedir. Hücresel aktiviteyi düzenleyen faktörler bu süreçte gen yapımıza birşeyler eklemekte veya ondan birşeyler koparmaktadır. Sigara başta olmak üzere, hava kirliliği gibi bir dizi dışsal veya beslenme tarzımız, aldığımız ilaçlar gibi birçok içsel faktör genlerimizin daha yavaş veya daha hızlı davranmasına neden olmaktadır. Bu birikimler sonucu, kaslarımız gevşemekte, unutkanlık başlamakta ve giderek artan bir yaşlanma sürecine girmekteyiz.

Stalk laboratuvarlarında fareler üzerinde yapılan deneylerle kimyasal birşey kullanmadan 4 adet genin (Yamanaka Factors)  davranışlarını hızlandırmak suretiyle, pankreas ve hasarlı kasların hücrelerini gençleştirerek ömürlerini %30 uzatmayı başardılar. Aktiviteleri hızlandıran bu genler çocuklarda hızlı yaşlanmaya neden olan genlerdi.

Epigenetik faktörleri düzenleyerek, değişimlerini kontrol altına alma yönündeki çalışmalar herhangibir kimyasal kullanmadan insanları gençleştirerek yaşlılık hastalıklarının önüne geçmek konusunda ve/veya gençlik ve güzelliğin devamında devrim niteliğinde gelişmelere yol açacağa benziyor.

Kaynak: https://hi-med.org/2017/03/30/yaslanma-sonreverse-in-aging

https://www.scientificamerican.com/article/aging-is-reversible-at-least-in-human-cells-and-live-mice/

“Turning back time: Salk scientists reverse signs of aging

New technique rejuvenated organs and helped animals live longer

LA JOLLA—Graying hair, crow’s feet, an injury that’s taking longer to heal than when we were 20—faced with the unmistakable signs of aging, most of us have had a least one fantasy of turning back time. Now, scientists at the Salk Institute have found that intermittent expression of genes normally associated with an embryonic state can reverse the hallmarks of old age.

This approach, which not only prompted human skin cells in a dish to look and behave young again, also resulted in the rejuvenation of mice with a premature aging disease, countering signs of aging and increasing the animals’ lifespan by 30 percent. The early-stage work provides insight both into the cellular drivers of aging and possible therapeutic approaches for improving human health and longevity.

“Our study shows that aging may not have to proceed in one single direction,” says Juan Carlos Izpisua Belmonte, a professor in Salk’s Gene Expression Laboratory and senior author of the paper appearing in the December 15, 2016, issue of Cell. “It has plasticity and, with careful modulation, aging might be reversed.”

As people in modern societies live longer, their risk of developing age-related diseases goes up. In fact, data shows that the biggest risk factor for heart disease, cancer and neurodegenerative disorders is simply age. One clue to halting or reversing aging lies in the study of cellular reprogramming, a process in which the expression of four genes known as the Yamanaka factors allows scientists to convert any cell into induced pluripotent stem cells (iPSCs). Like embryonic stem calls, iPSCs are capable of dividing indefinitely and becoming any cell type present in our body.”

Sourse: Reverse in aging and a new way in treatment

7 NCI TIP DEVRİMİ; SİBERNETİK TIP MÜHENDİSLİĞİ /7 th ERA OF THE MEDICINE; CYBERNETIC MEDICAL ENGINEERING

cancermeta

Belki birçoğumuz Yedinci Tıp Devriminin ayak seslerini hissetmiyordur. Bana göre Yedinci Tıp Devriminin adını koyma vakti artık gelmiştir. Bu isim “Frekans/bilgi/dalga/enerji Kontrollü Tıp” olacaktır. Önümüzdeki yüzyıl, hastalık etmenleri ve hastalık bazında bio-iletişim merkez ve ağlarının (bio-sybernetics) frekans etkileşimini araştırarak teşhis ve tedavide kullanma yüzyılı olacaktır. İşin daha ilginç yönü, bu devrim tüm iletişim (communication) sektörünü derinden sarsacak ve cep telefonlarının çöpe atılmasına ve bugünkü her düzeydeki savunma anlayışının şekil değiştirmesine yol açacaktır.

PARKINSON VE DEPRESYON TEDAVİSİNDE GELİŞMELER PARKINSON AND DEPRESSION TREATMENT, NEW OPPORTUNITIES

parkins

PARKINSON, VE DEPRESYON HÜCRESEL TEDAVİ İLE RAHATLATILABİLİR Mİ? GELECEGE UMITLE BAKIYORUZ,

Hücrede mitokondiral aktiviteyi yükselterek hücresel sağlığı desteklemek üzere, damardan, günde 50 mg NADH (nikotinamid adenin dinükleotit) enzimi enjekte edilen Parkinson hastalarının %71 oranında daha sağlıklı göründüklerini biliyor musunuz?

Hücre sağlığında NADH enzimi çok önemlidir. Bu enzimin ana proteini B3 vitamini olup hücrede diğer gerekli şartlar oluştuğu takdirde NADH sentezlenir.  Alzheimer hastalarının ve depresif hastaların da bundan fayda gördükleri Açık Tecrübelerle (Open Trial) gösterilmiştir.

Bu tedavi, vücutta eksilen B3 vitaminin  ve NADH’in tekrar vucuda kazandırılması ve sadece bu iki etmene dayalı biyolojik homostatisin tekrar tesis edilmesine dayanır.

Kaynaklardan biri: Muzuno Y. Ikebe S, Hattorik N et al.  Role of mitochondria in the etiology and pathogenesis of Parkinson’s disease. Bıochem Biophys. 1995; 1271; 265-274.

CAN PARKINSON AND DEPRESSION BE MORE DURABLE BY CELLULAR CARE? WE ARE LOOKING FORWARD…

In one Open Trial, 71% of parkinson’s patients responsed positively to daily intravenous administration of 50 mg of NADH. Enzyme NADH (nikotinamid adenin dinükleotit) is very important for cellular health. Together with vitamin B3, the others are very important for NADH synthesis in the cell.   Similar results has been reported  by other investigators for Alzheimer, depression and energy deficits. It is quite clear that the treatment is based on partial biological osmosis

 

A WAY OF TREATMENT FOR HIGH LEVEL CHOLLESTEROL/ YÜKSEK KOLLESTROLÜN BİR TEDAVİ ŞEKLİ

This text has been prepared only for information and is not a substitute for professional medical advice in any way.
Nothing on this site is a recommendation as to how to treat any particular disease or health-related condition.
Not all conditions will respond to a specific treatment. Continue reading