GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR/THE GENETIC HERITAGE IS NOT A DESTINY

GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR!
ŞİŞMANLIĞIN SADECE %5’İNDEN TEK BİR GEN SORUMLUDUR.
 
Genetik olarak atalarımızdan devraldığımız her şey doğrudan bizim kaderimizi belirlemez. Bunun koşulları vardır. İnsan genlerinde yazılı olan genetik bilgiler hücrede hayat buluncaya kadar bir dizi etkileşimden ve düzenleme veya düzeltmelerden geçmektedir. üstelik genetik yapı statik değil, dinamik (değişken) bir yapıdır. İyi veya kötü bir genin varlık gösterebilmesi için, iç ve dış çevre dahil, diğer genetik faktörlerin de rolü vardır.
Örneğin ailesinden birinde şeker hastalığı olan birinin mutlaka şeker hastası olması gerekmez. Çünkü şeker hastalığının nesilden nesile geçmesini sağlayan gen, yeni nesillerde aile dışı evlilikler başta olmak üzere birçok nedenle etkisini kaybedebilir. Akraba evliliklerinde genetik faktörlerin taşınımı çok büyük bir oranda gerçekleşebilir. Yabancı evliliklerinde ise bu oran giderek düşer.
Bir genin doğrudan yeni nesillere aktarılabilmesi hücre içerisindeki fonksiyonlarla da doğrudan ilgilidir. Haberci RNA’lar olarak adlandırılan mRNA’ların bu gendeki bilgileri hücre içerisine aktararak bu bilgilere göre bir proteinin yapılanması gerekir. Bu dinamik bir süreçtir. Hücre içerisindeki ortam ve zaman değişkeni mRNA’ların  proteine aktaracağı bilgi muhtevasını her zaman etkileyebilecek durumdadır.  Bu süreçte neler olduğu ve bunun nasıl kontrol altına alınabileceği Trankriptome isimli yeni bir bilim dalının konusu olmaya başlamıştır.
Diğer taraftan mRNA’lar tarafından genetik faktörle ortaya çıkabilecek yapıda yer alacak proteinin sentezlenme süreci de yine hücre içerisindeki mevcut durum ve zamanlama açısından  büyük ölçüde değişliğe uğrayabilir. Sözkonusu  protein sentezinin bu süreçte nelerden etkilendiği ve bu etkenlerin nasıl kontrol altına alınabileceği de yeni ortaya çıkan Proteonom bilminin konusudur.
Gerek genler ve haberci RNA’lar ve gerekse Proteonom’ların zaman ve ortam bakımından  her an dinamik bir süreç içerisindedirler.  Zamanla yarışır bir hızda ilerlemesine rağmen hücre içerindeki faaliyetler muhteşem bir kusursuzluktadır. Hücre içerisindeki muhteşem mimari ve kusursuz işleyiş yaklaşık ilk canlının ortaya çıkışından bugüne kadar geçen 2 milyar yıllık bir süreçte gelişerek bu güne gelmiştir.
Bir hücre içersindeki olayların karmaşıklığı ve yoğunluğu çok yüksek düzeydedir.  Prof. Gökhan Hotamişgil’in Nobel yolunda ilerlerken yaptığı çalışmalarda bu nitelik olarak gösterilmiştir.  Bir hücre içerisinde 4 terebaytlık görüntü bilgisi söz konusudur.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, hücre içerisindeki olayları etkileyen faktörler genetik faktörlerin nesilden nesile aktarılmasında hayati bir rol üstlenmektedir. Bu sebeple hücre sağlığını etkileyen faktörler ve metebolik süreç, sağlığın idamesi açısından temel faktörler olup,  son derece önemlidir.
Gerek kanser olsun , gerek şeker hastalığı, kalp-damar rahatsızlığı veya başka bir rahatsızlık genetik faktörlerin bir kader olmadığını artık biliyoruz. En azından yukarıdaki faktörleri dikkate aldığımızda, genetik bir risk var veya yok ise, bunu göz önüne alarak dikkatsiz bir hayat yaşamak büyük sürprizlere gebe olabilir.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.