PROSTAT VE MEME KANSERİ İÇİN ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ İLAÇ HAYATIMIZA GİRMEK ÜZERE/ A CURATIVE AND PREVENTIVE DRUG FOR PROSTATE AND BREAST CANCER ON THE WAY

 

PROSTAT VE MEME KANSERİNE KESİN ÇARE OLAN İLAÇ HAYATIMIZA GİRMEK ÜZERE

Prof. Fahri Saatçioğlu’nun  Oslo Üniversitesi’ndeki prostat kanserinin durdurulması konusundaki “Nature Communications, 24 Ocak 2019’ da yayınlanan başarısı hepimizi gururlandırdı.

KANSER

Prof. Saatçioğlu, prostat kanserinin beslenme ve oksijen yollarını tıkayarak prostat kanserini önleme yolunda önemli bir başarıya imza attı.

Prostat kanseri meme kanseri gibi diğer kanserler de de görüldüğü üzerei hızla büyür. Bu sebeple de çok fazala besin maddesine ve okisjene ihtiyaç duyar. Vucudumuzda yaklaşık 70 trilyon civarında hücre vardır. Bu hücreler de besin maddesine ve okisjene ihtiyaç duymaktadır. Kanser hücresi yeterli oksijeni ve besin maddesini bulamayınca bunları bulmak üzere alternatif yollar kullanmaktadır.

Hayvan denemelerinde başarılı olan ilaç, kanser hücrelerinin kullandıkları bu alternatif yolları tıkamada başarılı olmuştur. İlacın İnsanlar üzerinde de kullanılması için çalışmalar devam etmektedir.

Bu ilacın başarısı yanında, kanserin önlenmesinde hareketli bir yaşam, özellikle kasları çalıştıran hareketli bir yaşam önemlidir. Kas hücreleri normal hücrelere göre birkaç katı daha fazla mitekondiriye sahiptir. Mitekondriler hücrede besinleri yakarak enerji sağlayan bir nevi hücrenin aküleridir. Kasların çalışması ile birlikte büyük miktarda besine ve oksijene ihtiyaç duyulur. Eğer yeteri kadar besin ve oksijen olmazsa, kaslarımızda ağrılar başlar ve yorulduğumuzu hissederiz.

Vücutta yeterli oksijenin bulunması kasların hem besinleri daha çok yakmasına neden olur. Bu durumda aşırı besin maddesi ve oksijen ihtiyacı duyan kanser hücrelerinin beslenmesi ve oksijenlenmesi de giderek zorlaşır; kanserin gelişme hızı düşer. Bu stres kanser hücrelerini besin ve oksijen tedariki konusunda alternatif yollar bulmaya yönlendirir.

Oksijenin kanseri önleme konusundaki rolü bununla kalmaz, ama bundan daha da önemli 2 yönden etkili olmasıdır. Oksijen kansere karşı en büyük savaşı veren bağışıklık sisteminin gücünü yükelterek kanserin önlenmesinde güçlü bir silah olur. Diğer taraftan oksijen hücrelerimizdeki DNA’nın gen ifadesinde çok etkilidir. DNA’nın gen ifadesi demek, hangi genlerin nerede, ne zaman etkili olacağının programlandığı şekilde yaşanmasıdır. Yetersiz oksijen ortamlarında genlerimiz önceden programlandığı şekilde aktif olmaz veya zamansız veya yersiz birşekilde aktif olurlar. Gen ifadesinin yanlış bir şekilde ortaya çıkması kanser dahil çoğu hastalığın da sebepleri arasındadır.

Prostat kanseri hücrelerindeki androjen hormonu almaçı (reseptörü), IRE1-alfa  enziminin üretilmesini sağlayan geni aktif hale getirmektedir. IRE1 alfa enzimi, kanser proteini olan c-MYC’lerin gelişimini hızlandıran XBP1’lerin üretilmesini sağlar. Profesör Saatçioğolu ve ekibinin bulduğu MKC8866 adlı ilaç, XBP1 kanser hücrelerinin giderek artan ancak mevcut ortamda ihtiyacı karşılamayan oksijen ve besin maddesi ihtiyacını karşılamak üzere  alternatif yolları kullanmasını,  bu yolları bloke ederek engellemektedir. Sonuç olarak kanseröjen olan XBP1 proteinlerinin üretimi engellenmektedir.

Prostat kanserinin önlenmesinde bulunan bu yeni yaklaşım ve tedavi şekli, meme kanserinin de önlenmesi için kullanılabilecektir. Çünkü meme kanserinde de, kanserin tedavisinde bulunan bu yeni yaklaşım meme kanseri için de geçerlidir.