SAYI İÇİNE SAYI YERLEŞTİRMEK

SAYI İÇİNE SAYI YERLEŞTİRMEK

Bilim adamı Newton soruyor:

5 sayısının içine 4’ü nasıl yerleştirsiniz?

Doktorlar, Hoca şaka yapıyordur diye mırıldanırken,  İşletmeciler ‘İnternette bulamadık’diyorlar.

Avukatlar’ bilirkişi tayin edelim’ diyorlar

Mühendisler hemen ‘Buldık hocam FI(IV)E’ diyorlarJ

EVDE KİMSE YOK BİZE GEL

EVDE KİMSE YOK

Temel gizli gizli görüştüğü aşkı Fadime’yi arıyor ve

-Bu gece evde kimse yok bize gel’ diyor

Fadime sevinçten uçarak heyecanla akşamı bekliyor ve akşam eve gidip zile basıyor.

Zile çalmasına rağmen hakikaten evde kimsenin olmadığını öğrenerek geri dönüyorJ

THE BEST OF DOCTOR FUNNIES/ EN GÜZEL DOKTOR FIKRALARI

DİŞCİ

Diş hekimi, dişçi koltuğunda oturan hastasına ;

– Bu diş çekimi için sizden iki misli daha ücret almak zorundayım hanımefendi.

– Neden, Doktor bey?

– O kadar yaygara yaptınız ki, bekleme odasındaki hastalarımdan ikisi çığlıklarınızı duyunca hemen kalkıp gittiler.

KADIN BEYNİ NEDEN UCUZ

Hastanın durumu çok ağır, yoğun bakımda yatıyor..

Tüm ailesi bekleme odasında doktorlardan haber bekliyor.
Halsiz ve umutsuz bakışlı bir doktor çıkıyor:
“Tek yaşam şanşı var oda beyin nakli.Böyle bir ameliyatı ilk olarak deneyeceğiz, tabii masraflar hastanın ailesine ait.” diyor.
Aile, şaşkın, yorgun, çaresiz…
Aralarından biri :
“Peki ama fiyat nedir?” diyor.
“Değişir” diyor cerrah.

“5000 dolar erkek beyni kullanırsak”
“200 dolar kadın beyni kullanırsak.”

Uzun bir sessizlik çöker. Beyler gülmemeye çalışırlar.
Hanımlarla göz göze gelmekten kaçarlar.
Ama aralarından biri merakını yenemez:
“Peki doktor bu fiyat farkının nedeni nedir?” diye sorar.

Cerrah gülümser:
“Eh tabi, Ömürleri boyunca erkekler kaslarını, kadınlar akıllarını kullanıyor. aynı arabalar gibi, kadın beyinleri ucuz oluyor akıllarını çok kullandıkları için. Kullanılmış akıl, kullanılmış beyin. Erkek beyni hiç kullanılmamış sıfır km araba gibi pahalı oluyor.”

BİR SAĞA BİR SOLA

Uykusuzluktan şikayet eden hasta doktora gider ve der:
-Geceleyin yatakta bir sağa, bir sola dönüyorum. Bir türlü uyuyamıyorum, doktor..

Doktor cevap verir:
-Tabii uyuyamazsınız. Durmadan bir sağa bir sola dönersem bende uyuyamam..

UNUTKANLIK

Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayeneye başlamadan önce sormuş:
-Şikayetiniz nedir?

Hasta:
-Unutkanlık…

-Belirtileri neler?
-Neyin belirtileri?
-Unutkanlık dediniz ya!
-Ne unutkanlığı?

NE TESADÜF

Avrupa da bir genç doğum kliniğine girip danışmaya başvurdu:

– 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek
istiyorum.

Nöbetçi hemşire sordu:

-Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
-Ben mi? Ben, erkek kardeşi…
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:

– Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
de annesiyim…

MAAŞINDAN KESERİZ

Dalgınlığıyla ünlü profesörün karısı, akşam eve gelen kocasına:

“Başımıza geleni hiç sorma,” dedi ve ekledi. “Hizmetçi kız bugün düştü, kolunu kırdı.”

Her zaman ki dalgınlığı içindeki profesör başını salladı:

“Üzülme! Dikkatsiz kız işte. Her gün bir şey kırıyor. Keseriz maaşından kırdığının parasını…”

BAŞARILI RESSAM

Ressam galeri sahibine sergide resimlerinin ilgi görüp görmediğini sordu. Galeri sahibi şöyle cevapladı:

– Sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber şu: Bir beyefendi senin resimleri inceledi ve sen öldükten sonra bu resimlerin kıymetlenip kıymetlenmeyeceğini sordu. Ben de evet dedim. Bunun üzerine 15 resmin tamamını satın aldı.

-Harika!, diye bağırdı ressam:
-Peki kötü haber ne?

– Adam senin doktorundu…

BİR İYİ BİR KÖTÜ HABER

Doktorun biri hastasının yanına gelir ve konuşmaya başlar:

– Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce kötü haberi söyleyeyim isterseniz. Hmm, maalesef yanlış bacağınızı kesmişiz. Çok üzgünüz.
Ama iyi habere çok sevineceksiniz! Öteki bacağınız iyileşiyor:)

ŞANSI VAR

Bir gün bir köyde cenaze omuzlarda giderken, cenazeyi taşıyanlar tabutu yere düşürür ve tabut yokuş aşağı tarladan yuvarlanmaya başlar ve dereye düşer.

Derenin aşağısında bombayla balık avlayan adamlar “Acaba adamı biz mi öldürdük?” diye korkudan adamı askeriyenin tel örgülerine asarlar.

Askeriyenin içinde bir asker ölü adamı düşman sanıp yaylım ateşine tutar ve sonra adam hastaneye kaldırılır.

Hemen ameliyata alırlar. Ameliyat tam 6 saat sürer. Ameliyattan çıkan doktor şöyle der:

“Ameliyat uzun sürdü ama yaşama şansı var”

GENÇ OPERATÖR

Çiçeği burnunda operatör, ilk ameliyatını yapacaktı. Çok heyecanlıydı. Hocası tembihliyordu.
-İyi olacak. Buna inan! Kendine güvenini kaybetme. Ancak dikkat et, öbür elini de kesme.

DALGA

Adam doktora gider ve sorar:
– Doktor bey iş yerimde benimle maymun diye dalga geçiyorlar
+ Hangi dalda iş yapıyorsunuz ?
– Dal mı? Siz yapmayın bari…

HASTAYI KAYBETTİK

Doktor bey hastamızın durumu nasıl?
-Çok üzgünüz kaybettik…
-Olamaz öldü mü?
-Yok ya kaybettik yerinde yok, çaldırsanıza bi nerde bu salak 🙂

YAŞAMANIZ GEREK

Komedyen Eddie Cortar’a,
-Hastalanınca ne yapmak gerekir? diye sorulduğunda:
-Mutlaka doktora gidin demiş. Zira doktorun yaşaması gerek.Verdiği ilacı da alın, çünkü eczacının de yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizinde yaşamanız gerek.

UMUTSUZ VAKA

Ameliyattan önce hasta doktoruna sorar:
“Ameliyatın başarılı geçme şansı ne kadar, Doktor bey?”
“Şey…” der Doktor.
“Şayet sizi kurtarırsam dünyaca ünlü bir operatör olacağım.”

LATINCESİ YOKMU

Hasta, doktora derdini anlattı ;
– Sabahları bir türlü yataktan kalkamıyorum. Canım hiç çalışmak istemiyor.
– Şikayetiniz bunlar mı?
– Evet.
– Bunun adı, tembellik.
– Biliyorum, doktor. Ama patronuma hastayım demek için bunun Latince bir adı yok mu?

ON LİRA DAHA

Müşteri, eczaneden ağrı dindirici bir ilaç alır. Dışarıya çıkar çıkmaz hapı yutar. Biraz sonra arkasından eczacı koşa koşa gelir:

-Beyefendi biraz önce size verdiğim ilaç zehirmiş.
-Ne! Eee peki ne olacak şimdi?
-On lira daha fazla vereceksiniz…

GÖZLÜK

Adam nefes nefese içeri girer:
-Doktor bey midemde şiddetli ağrılar baş gösterdi. Geceleri kıvranıyorum.Ne yapayım acaba?
-Hafif yemekleri tercih edin. Daha az sigara için. Birde gözünüze gözlük takın.
-Ama doktor bey, mide ile gözlüğün ne ilişkisi var?
-Şu ilişkisi var.Doktor alt katta bulunuyor. Bense avukatım.

TECRÜBE KONUŞUYOR

Ameliyathanede hasta uzanmış, heyecanlı ve gergin bir biçimde narkozun verilmesini beklerken cerrah içeri gelir:
-Emine teyze, korkuyor musun?
+Evet evladım.
-Kaçıncı ameliyat bu senin? (hastanın yaşı 70 civarı)
+Üç
-Oo, hiç korkma teyzecim, benden tecrübeliymişsin sen, benim bu ilk olacak daha.

REÇETE YERİNE

Kadının biri, eczaneye dalar ve bir şişe arsenik ister.
Eczacı, kadına arsenikle ne yapacağını sorar.
Kadın:
-Kocamı öldüreceğim! diye cevap verir.
Eczacı:
-Kusura bakmayın ama size bu sebeple arsenik satmam olanaksız, der.

Kadın:

-Ama kocam’ın reçetesi var bunun için der

Eczacı:

-Görebilir miyim der

Bunun üzerine kadın, çantasına uzanır ve içinden kendi kocasıyla eczacının karısının birlikte çekilmiş fotoğrafını çıkarır.
Eczacı fotoğrafa bakar:
-Reçeteniz olduğunu neden daha önce söylemediniz! der.

UYKU HAPI

Doktorun biri, yıllardır ilgilendiği ve sevdiği bir hastasının yanında uyku hapları taşıdığını görmüş ve onu uyarmak istemiş:
-“Haluk Bey, kullandığınız uyku haplarını gördüm, zaman zaman ihtiyacınız olabilir ama ben sizi uyarayım; o haplar çok etkilidir ve bağımlılık yaparlar.” Hasta bunun üzerine ukala ukala gülümsemiş:
-“Yok doktorcum, sen yanlış biliyorsun. 17 senedir bu ilacı kullanırım, bağımlılık filan yaptığını görmedim!”

SAĞIR EŞ

Adam doktora gider :
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz? Doktor :
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona bir soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi uygularız. Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğraşmaktadır. Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle :
– Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? diye sorar. Karısı cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar :
– Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar:
– Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? Karısı öfkeyle dönerek cevap verir :
– Üçtür köfte diyorum ya !!

KIZAMIĞIN BULAŞMA GÜCÜ

Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo…Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim,
kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere…
-Ya bu fena işte…Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm…
-O… İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm…ve doktor korkarak:
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek…

ELEKTRİK SÜPÜRGESİ

Güney Afrika’da bir hastanede her cuma, 321 nolu odadaki hastalar ölüyormuş.
Hastane yetkilileri araştırmışlar fakat bir türlü bu esrarengiz ölümlerin sebebini bulamamışlar.
Daha sonra devreye polisler, ajanlar girmiş. Fakat yine bulunamamış ölümlerin sebebi. En son çare olarak 321 nolu yoğun bakım odasına gizli kamera koymuşlar ve görmüşler ki her cuma temizlik için odaya gelen kadın yoğun bakımdaki hastanın fişini çekip elektrikli süpürgenin fişini takıyormuş.

VESİKALIKLA MUAYENE

Babasıyla birlikte hastaneye giden çocuk sıra bekledikten sonra doktorun muayene odasına girmiş.

Doktor;

– Hasta kim?

Baba;

– İşte çocuğumdur doktor bey, der.

Doktor çocuğu alıp suratına 2-3 dk hiç muayene etmeden baktıktan sonra ilaçlarını yazmaya başlamış.

Baba da hemen atılıp demiş ki;

– Ulan doktor bey bir daha kine çocuğun vesikalık fotoğrafını getireyim ona bakarak muayene edersiniz, demiş!.

KULAKLARINI YAKAN HASTA

Doktor kulaklarını yakmış hastasına soruyordu:
– “Hayret nasıl yaktınız kulaklarınızı?”
– “Ütü yaparken telefon çaldı.Sonra tam kapattım,bir daha çaldı.”…

ELDIVENLER KAÇ KURUŞ Kİ:)

Doktor ameliyat ettiği hastanın odasına heyecanla gelip;

– “ Özür dilerim, ama sanırım ameliyat eldivenlerimi içinizde unutmuşum, korkarım tekrar açmak zorundayız “ demiş,

Hasta büyük bir rahatlıkla;

-“ Aman doktor kaç kuruşluk şey onlar? Ben neyse bir çift alır size veririm, boşuna telaşlanmayalım… Lütfen..!” diye cevaplamış.

24 SAAT

Sonunda o meşum gün gelir çatar. Doktor hastasına o güne değin yapılan tahlillerin Sonuçlarını açıklayacaktır. “Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var,” der doktor. “Önce kötü haberi vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış.” Adam yıkılır. “Hayır olamaz. Buna inanamıyorum… Fakat, fakat bundan daha kötü nasıl bir haber olabilir?” Doktorun yanıtı kısa olur: “Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum”

10, 9, 8, 7

Adamın biri doktora gitmiş.Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş:
-“Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldı?” Doktor cevaplamış:
-“10”
Bizimki de :
-“Ne 10’u doktor bey, gün mü, ay mı sene mi?” Doktor:
-“9, 8, 7, 6….”

KAYSERİLİ DOKTOR VE HASTASI

Kayserili doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu öğrenen bir başka ayserili, muayeneye ilk gidişinde:
– İşte yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasıni söyledi. Muayene etti, ücretini aldı:
– Sağlığınız düzeliyor. Aynı ilaçları kullanmaya devam edin!

BİLYE

Doktorun karşısına iki küçük çocuk gelmiş. Birisi:
-Bir bilye yuttum. Onu çıkarmanızı istiyorum.
Doktor öteki çocuğa sordu:
-Ya sen ne istiyorsun?
-Onun yuttuğu bilye benim de, almaya geldim…

GARANTI

nestezi sırasında hasta, doktora dönerek sorar:
– Yalnız gidiş için mi, yoksa gidiş-dönüş mü doktor?

GÖZ DOKTORU

Göz Doktoru:
– Şu tablodaki harfleri okur musunuz?..
Cafer:
– Siz bana okur musunuz?.. Benim gözlerim bozuk da..

ÖKSÜREMİYORUM Kİ

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demişki:
Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Adam bir hafta sonra gelince doktor:
Öksürüğün nasıl oldu deyince, adamda: Cesaret edipte öksüremiyorum ki,demiş

RÖNTGENLE RÖTUŞ

“Temel çok iyi bir doktordur” demiş Cemal..
“Nereden biliyorsun” demişler.
“Geçen yıl cok pahalı bir ameliyat olmam gerekiyordu, param yoktu, rontgende rötuş yaptı.”

PARMAĞI KIRIK

Temel doktora gitmiş;
-Çok hastayım doktor, vücudumun neresine dokunsam berbat canım yanıyor!
Doktor Temeli bir güzel muayene ettikten sonra;
-Ben pek bir hastalık bulamadım.Vücudunuz gayet iyi durumda.Hatta “Sapasağlamsınız.”
Bunun üzerine Temel;
-Olur mu doktor bey!Nereme dokunsam acıdan ölüyorum! Diyerek parmağının ucuyla başına dokunmuş; -Of of of! Sonra göğsüne parmağını basmış;-Ay ay aay ! daha sonra beline ve bacağına; -vay vay vayyy! Parmağını neresine dokundursa acıyla irkiliyor feryat figan ediyormuş.
Doktor daha fazla dayanamayıp; – Ver bakalım şu elini ! diyerek Temel’in elini muayene ettiğinde birde ne görsün; “TEMEL’İN PARMAĞI KIRIK !”

TEŞKİLAT MÜKEMMEL

Amerika da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile oynarken parmağını kesti.Az ötede bir dispanser vardı.
Asker ;
“- Ben şurada pansuman yaptırayım.” dedi.
İçeri girince karşısına iki kapı çıktı.
Birinde “Hastalıklar”, ötekinde ”Yaralar” yazılı idi.
“Yaralar” kapısından girdi.Yine önünde iki kapı.
Birinde “Kemik”, ötekinde “Yumuşak Doku” yazıyordu.
“Yumuşak Doku” kapısından girdi.Yine iki kapı.
Birinde “Önemli”, ötekinde “Önemsiz” yazıları vardı.
“Önemsiz” kapısından girince kendini sokakta buldu.
Dışarı çıkınca arkadaşı sordu ;
“- Nasıl, iyi baktılar mı?”
“- Hayır; ama teşkilat mükemmel!..”

YEMEKTEN ÖNCE Mİ SONRA MI

Anteplinin biri doktora gider. Kalbi ve kilolarıyla ilgili şikayetlerini iletir. Doktoru tavsiyelerde bulunur :
– Bundan sonra beyaz et salata türü yiyeceklere ağırlıklı beslen.
Hasta sorar :
– Doktora dediklerinizi yemekten önce mi sonra mı yiyeceğim.

ARTIK TAKMIYORUM

Adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle Çapa Hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. Aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir.
-Nasıl oldu geçti mi ishal? der arkadaşı.
Bizimki ise :
-Hayır geçmedi ama artık takmıyorum.

ŞİŞEYİ EVDE BIRAKTIM

Doktor muayenede hastasına sordu:
-Sigara içiyor musunuz? Hasta:
-Elbette, dedi. Ve cebinden sigara paketini çıkararak ikram etti. Doktor reddetmedi, ikisi de sigaralarını yaktı. Doktor muayeneye devam etti:
-İçki içiyor musunuz?
-Aahh be doktorcuğum! İçerim, ama ne yazık ki şişeyi evde bıraktım.

BULMACA MERAKI

Doktor şaşırmıştı :
-Doğrusu gözlerinizdeki bozukluğu bir türlü anlayamadım. Tam 25 yıllık göz hekimi olduğum halde, böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Gözlerinizin biri soldan sağa bakıyor, öteki yukarıdan aşağı…
-Şey, doktor…Ben biraz bulmaca meraklısıyımdır da…

DELİ FIKRALARI

 

BALIK TUTUYORMUŞ

 

Görevli memur, göl kıyısında balık tutan bir deliye yanaştı:

-Kusura bakma kardeşim ama… Burada balık tutmak yasak!
-Biliyorum.
-Biliyorsun madem..
-Ben balık tutmuyorum ki.
-Balık tutmuyor musun? Ya o elindeki ne?
-Bu mu? Kamış..
-Kamışın ucundaki?
-Kıl.
-Kılın ucundaki?
-Solucan.
-Balık tutmuyor da ne yapıyorsun öyleyse?
-Ne yapacağım; solucan kardeşe yüzme öğretiyorum… 🙂

KORKUNÇ SİS

İki deli havadan sudan konuşuyorlarmış.

“Londra’nın sisi müthiş diyorlar..”
“Hııh Londra’daki sis de sis mi? Ben geçenlerde bir kente gidip tam on gün kaldım.
Öyle sisli bir şehirdi ki, kravatınızı bağlarken önce sisi üflemeniz gerekiyordu aynayı görebilmek için…”
“Amma yaptın yani… Neredeymiş bu korkunç sis? Neresiydi?”
“Sisten neresi olduğunu görebildim mi ki!”

ÇOĞUNLUĞUN SÖYLEDİĞİ

Doktor, akıl hastanesindeki hastalarından birini sorguya çekiyordu.
– Oldukça sakin de görünüyorsun, dostum. Seni ne sebepten buraya getirdiler?
– Çok basit. Ben herkesin deli olduğunu söylüyordum, herkes de bana deli diyordu.
– Sonra ne oldu?
– Ne olacak… Çoğunluğun söylediği kabul edildi.

ÇAMAŞIR MAKİNESİ GİDERSE PİS PİS DOLAŞIRIZ

Delileri ziyarete gelen doktor, birinin hareketlerini çok yadırgamış.
“Bu neden böyle şeyler yapıyor” diye sormuş.
“Doktor bey o kendini çamaşır makinesi sanıyor” demiş deliler.
Doktor:
“Hemen çıkarın şunu şuradan bu nasıl iş” diye bağırmaya başlayınca,
“Doktor bey yapmayın o giderse pis pis dolaşırız.”

 

TAŞ GİBİ SEVGİLİM VAR

Delinin biri hastanenin avlusunda büyükçe bir kaya parçasına sarılmış gezmektedir. Doktor gelir:
-Sen neden sabahtan beri elinde taşla geziyorsun diye sormuş.
Deli de hafif sert bir sesle doktoru azarlamış:
-Taş gibi sevgilim var kıskanıyorsunuz değil mi? 🙂

ASANSÖR ZANNEDİYOR

Kadın doktora gitmiş ve başlamış dert yanmaya:
-Doktor Bey, kocam kendini asansör sanıyor.
Doktor:
-Peki hanımefendi eşiniz niye gelmedi sizinle?
Kadın:
-Getireceğim ama bir türlü bu katta durmuyor ki.

 

TUĞLA MAÇI

Deliler bir seferinde tuğla taşı ile maç yapıyorlarmış. Ama delinin biri kenarda oturmuş oynamıyor. Doktorlardan biri durumu fark etmiş yaklaşmış kenarda oturan deliye sormuş :
– Sen niye oynamıyorsun?
Deli şöyle bir bakmış ve cevap vermiş:
– Ne oynayacağım ki onlarla. Kafa atacağım orta yapmıyorlar!

BİJON

Adamın biri arabasıyla akıl hastanesinin önünden geçerken arabanın lastiği patlar ve fırlar gider. Adam aracını zorla kontrol eder ve şans eseri zararsızca yolun kenarına çeker. Bagajından stepne lastiği çıkarır fakat onu takmak için hiç bijonu yoktur. Adamcağız başlar kara kara düşünmeye. Bu sırada akıl hastanesinin parmaklıklarına bir deli tırmanır ve adama seslenir
“Hişt.. napıyorsun orada?”
Adam:
“Ya sorma lastik patladı, yenisini takacağım ama hiç bijonum yok”
Deli güler:
“O da dert mi, diğer tekerleklerden al birer bijon, böylece her tekerde 3 bijonun olur istediğin yere güvenle gidersin”
Adam bu akla hayret eder ve deliye sorar:
“Ya sen bunu nasıl düşünebildin be kardeşim”
Deli yeniden güler:
“Deliyiz ama aptal değiliz”

LASTİK PATLADI

Bir gün delinin biri ağaca çıkmış bağrırmaya başlamış Topkapı Bağcılar diye. Görevliler hemen bahçeye koşmuşlar. Delilerin hepsi ağaca çıkmış. Derken bir deli demiş ki “Ben bunları indiririm.” Görevli gülmüş tabii. Deli demiş ki “Bir şartım var! Beni hastaneden çıkarırsanız onları indiririm.” Görevli de “Tamam” demiş.
Deli seslenmiş ağaca doğru:
“Beyler lastik patladı!”

 

GAZETE KAĞIDI

Deliler hastanesinde delileri muayene etmeye geleceklermiş. Hepsinin aklını kontrol etmek için masaya yağ sürmüşler ve bir ampul vemişler. Görevleri masaya çıkıp ampulü takabilmekmiş. Birinci deli çıkmış kaymış düşmüş, ikincisi çıkmış kaymış düşmüş üçüncü deli gazetesini sermiş ampulu güzelce takmış ve inmiş doktorlar adamın akıllı olduğunu düşünüp bir soru sormuşlar. “Neden sen gazete serdin?” Delide “Boyum yetmez gazete koyayım” demiş

EBE

Birgün bir adam yolda giderken karşısına bir deli çıkmış. Deli başlamış bunu kovalamaya. Sanki yakalasa öldürecek gibi kovalıyormuş. O sokak aralarına girer oda girer derken bu çıkmaz bir sokağa girer. Deli yaklaşır, yaklaşır elini vurduktan sonra “Ebe” der ve kaçar.

 

FAZLA MERAK İYİ DEĞİLDİR

Tımarhanenin başhekimi katları gezmektedir. 3. katta delinin biri 23, 23 diye bağırarak yukarı çıkıyormuş. 7. kata gelmişler hala 23 diye bağırıyormuş. Başhekim merak ediyor tabii. Nihayet son kat olan 10. kata çıkıyorlar ve deli hala 23 diyormuş. Başhekim dayanamamış ve merakından sormuş 23 nedir diye. Deli başhekimi aşağıya atıp “24, 24” diye bağırmaya başlamış.

BÜYÜK ÇİKOLATA

Bir doktor ve 3 deli varmış. Doktor arabanın altına atlayın size çikolata verecem demiş. 1. atlamış ölmüş. 2. deli atlamiş o da ölmüş. 3. deli beklemiş. Doktor herhalde bu akıllandı diyip yanına gitmiş “Sen niye atlamadın?” demiş. 3. deli “Ben tır bekliyorum büyük çikolata alacam.” demiş.

BOĞULURSUN DİYE KORKTUM

İki deli tımarhaneden kaçmış. Delilerden biri “Hava çok sıcak iki gazoz alalım içelim” demiş. Diğer deli “Burası çok kalabalık zabıtalar görür başka bi yerde içelim” demiş. Gazozları alıp çıkmışlar bir inşaatın tepesine. Bu seferde bir havuz olsa da girsek demişler. Biri almış gazoz kapağını inmiş aşağı, içine de gazoz koymuş. “Hadi atla!” demiş. Tam diğer deli atlarken çekmiş kapağı. Atlayan deli:
-Niye çektin lan kapağı!
-Boğulursun diye korktum.

 

UFAK UFAK KAÇIYORUM

Bir deli hergün bir yerini kesip tımarhaneden dışarı atıyormuş.Sonunda bunu gören hizmetçi sormuş:
-Sen niye hergün bir yerini kesiyorsun?
-Kesiyorum çünkü ufaktan kaçıyorum.

TAKSİ BEKLİYORUM

Bir gün deliler hastanesinde doktorlar bir organizasyon düzenlemişler.
Bütün tabureleri arka arkaya dizip otobüs gibi yapmışlar.
Başlamışlar delileri oturtmaya.
Bir deli oturmamış.
Bütün doktorlar gelmiş yanına adam akıllandı sanmışlar.
Adama sormuşlar:
-Sen niye oturmuyorsun?
-Otobüs çok kalabalık ben taksi bekliyorum!

DELİYE BRANDA VERİLİRSE

Delilerin Hastanesinde yangın çıkmış.Bütün delileri boşaltmışlar sadece 4. katta camın üzerinde bir deli kalmış. İtfaiyeciler bir türlü indiremiyorlar deliyi. Sonra bir deli itfaiyecilere, biz indiririz onu demiş. Onlarda kabul etmiş ama bize bir branda verin o kendini boğa zannediyor demiş deliler. Germişler brandayı yukarıdaki deliye toro toro diyerek dikkatini çekmişler oda brandayı görünce atlamış aşağıya . Tam düşecekken oley oley diye brandayı çekmişler

SAÇ TRAŞI

Akıl hastanesinde her hafta delilerin saçları makina ile sıfır numara traş yapılıyormuş. Deliler artık bu durumdan rahatsız olmuşlar ve buna çare aramak için toplanmışlar. Herkes bir fikir belirtmiş ama kabul edilmemiş.
Delinin biri buldum diye bağırmış.
Diğerleri büyük bir merakla anlatmasını istemişler.
Deli: Berberin makinasını bozalım demiş.
Nasıl olacak diye sormuşlar!
– Bu hafta ilk traş olacak kişinin kafasına çivi çakalım, öylece makina bozulur biz de kurtuluruz.
Herkes büyük bir sevinçle olur demiş; ancak ilk traş olacak kişi kesinlikle olmaz diye karşı çıkmış.
Neden? diye sormuşlar.
– Ya çiviyi çakarken çekici kafama vurursanız ne olacak?

 

 

 

 

 

EN KOMİK TEMEL FIKRALARI

KAPIYA DİKKAT EDUN DAA:)

Temel’in karısı vefat etmiş. Cenaze namazı kılınmış, cemaat tabutu sırtlamış tam camiiden cenazeyi çıkartacaklar, tabut camiinin kapısına çarpmış. Tabuttan bir inilti duyulmuş. Hemen açmışlar tabutu. Öldü sanılan kadın yaşıyormuş. Hemen hastaneye götürmüşler ve kadın 10 sene daha yaşamış. 

10 sene sonra kadın ölmüş. Yine aynı camiide cenaze namazı kılınmış. Tam tabutu camiinin kapısından çıkartacaklar, birden Temel’in sesi duyulmuş:

– Uşaklar gözünüzü seviyim şu kapiya tikkat edun da!

 

OTUZ SENEDUR EL SALLAR DURUR, DELİ MİDUR NEDUR:)

Temel büyük bir yük gemisinde kaptandır ve sürekli okyanuslarda dolaşır. Bir gün Trabzon’a yolu düşmüş, köyüne gelmiş, köy kahvesinde can arkadaşı Dursun’u görmüş ve Dursun’a;

-Ula Tursun gel getureyim seni gemilan uzak denizlere!” demiş

Dursun kabul etmeye yanaşmamış ama nihayetinde zor da olsa ikna etmiş. Yola çıkmışlar. Büyük okyanusun ortalarına gelmişler. Dursun bide ne görsün küçücük bir adanın kenarında, saçı sakalı uzun sefil durumda yaşlı bir adam el kol sallayarak gemiye doğru bağırıyor.

Dursun Temel’e sormuş:

-“Ula Temel ha bu adamda kimdur?”

-“La ne bileyim otuz senedur haburdan gelur giderum, o adam bana hep oyle el sallar delimidur nedur anlamadum ki.”

 

PAPAĞANUM EVLENDUM DA ÖLDU:)

Temel’e papağanın neden öldü diye sormuşlar.

-Evlendim de ondan, demiş Temel.
-Seni kıskandığı için mi?
-Yok canım ne kıskanması. Fadime konuşmaya başlayınca papağana fırsat kalmadı kahrından öldü. 🙂

RUSÇA ÖĞRENME SEBEBİ:)

Temel ile Fadime Rusça dil kursuna yazılmışlar, Bunu öğrenen meraklılar sormuşlar:

-“Ula Temel, niçun inciluzce kursina deyilde rusca kursuna gidiysun da!”

-“Bir rus bebek evlat edindukda, uşak konuşmaya başlayinca nasil anlaşacağuz da!”

Temel Van Damme’a Karşı

Temel bir gün uçakla Amerika’ya gitmiş. Çok yorgun olduğu için otele yerleşmiş ve uyumaya koyulmuş fakat tam uyuyacakmış ki yandaki daireden müthiş bir gürültü ve müzik sesleri gelmeye başlamış. Temel dayanamamış ve duvarı yumruklayıp:

-“Ula kimsun? Uyumaya çalişiruz, ne pu cürültü” diye bağırmış.

Yan daireden tek ses.

-“Jean Cluade Van Damme.” demiş.

Temel yine bağırmış.

-“Baa bak ula!, haçan oraya celursem tördünüzün da bacaklarini kirarum!”

SEKİZ VER SEKİZ

Of’da bir okulda, matematik öğretmeni öğrencilerine sınav yapmış. Sınav kağıtlarını okumuş, bir öğrenciye yedi puan vermesi gerekmiş, sınav kağıdına “yedi” mi yoksa “yeti” mi yazacağına karar verememiş. Bunu bilse bilse Türkçe hocası bilir demiş ve Türkçe hocasına danışmış. Türkçe hocası da düşünmüş,düşünmüş ve;

-“Ula hocam, ne tüşüniysun ve peni ne yoriysun! Ver ha ona sekiz!” 🙂

NO SMOKING:)

İş adamı Temel bir gün smokiniyle bir partiye gitmiş, kapıda no smoking yazıyormuş hemen smokinini çıkarmaya başlamış.

Hanımı:

-“Ula niçin çıkariysin?”

-“Paksana kari smokinle cirilmez yazayi!”

ERKEK ERKEĞE YENEN YEMEK

Temel ile İdris, evde oturmuşlar sohbet ediyorlarmış.
Temel sormuş,
-“Ula Idrus, erkek erkeğe yenen yemeğe ne denur?”
İdris,
-“Ne bilecegum pen?” deyince,
Temel,
-“Ula niye pilmiyesun menemen denur da!”

HİÇ AYNI OLUR MU:)

Karadeniz kıyısındaki Temelin oteline tam pansiyon kalmaya gelen İstanbullu iki gun sonra feryadı basmış:

– “Seyahat acentesi bizi buraya yollarken yemekte serbest seçim diye yolladı. Oysa iki gündür zoraki aynı yemekleri yemekten gına geldi!”

Temel:

-“Nasıl? Tün yeduğun hamsi pilavi ile hamsi puğulama idi, pu cünde hamsi izgara ile hamsi turşisi. Ayni şey olurmi?”

KARA BULUTLAR KİRLİ SULARDAN OLUR 🙂

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun, uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :

-“Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?”

Çocuk düşündü, yutkundu, birşey diyemedi. Onun yanında oturan küçük Temel parmak kaldırarak şu cevabı verdi :

-“Kirli sulardan olur öğretmenum!”

PEN SENİ HİÇ TANIMAYRUM:)

Temel ile Dursun borç para yüzünden mahkemelik olmuşlar.

Hakim Temele sormuş:

-“Oğlum, nedir konu anlat bakalım!”

-“Haçum pey. Pen ha bu Tursuna geçen sene 100 lira verdum penim paramu bi türlü vermez da.”

Hakim Dursuna dönmüş:

-“Siz ne diyorsun bu iddiaya?”

-Kim? Ha o adammu bağa para vermuş? Valla pen oni tanımayrum bile, Haçum bey.”

Bunu duyan Temel iyice şaşırmıştır. Dursuna dönerek:

-“Tursun, ha sen şimdu peni tanımaymusun?”

Dursun:

-“I-ıh,”

Temel:

-“Haçan, sen peni tanımaysan pen seni hiç tanımayrum da.”

ÇORAPLARIN ÇOK KIRIŞMUŞ:)

Cemal Temel’e sormuş,

-“Ayrulduğuni tuydum, çok uzuldum, ne oldi?”

-“Fadime’ye çoraplarun çok kirişmiş kari dedum, meğer ayağunda çorap yokmuş.”

BEN TUMENDEYUM ÖGRETMENUM:)

Beden eğitimi dersinde öğretmen, öğrencilerine kürek çekme alıştırmalarını yaptırıyordu. Bir ara öğretmen, Küçük Temel’in olduğu yerde kıpırdamandan durduğunu gördü.

-“Sen neden kürek çekmiyorsun? “diye sordu.

Temel:

– “Ben tümendeyum öğretmenum!”

 

KİM DÜŞTU

Temel okuldan eve gelir. Babası günün nasıl geçtiğini sorar. Temel:

-Babacuğum otopüste gelurken biri duşti, herkes güldi ben gülmedum.

-Aferun uşagum sana. Peki kim duşti?
-Ben duştum..

CİTTU CİTTU:)

Cemal ile karısı kavgalı iken, Cemal kahvede ölmüş. Karısına haber verme işini Temel üstlenmiş.

– Ula Adile deyze Cemal emmi kayip oldi,” demiş.

Cemalin karısı:

– “Cehennemin tipine citsun,” diye cevaplamış.

Temel gayet sakin:

– “Ula, cittu, cittu!” diye söylenmiş..

OLABİLİR BENUM 3 ÇİFT ÇİZMEM VAR:)

Temel, Dursun’un evi önünde bağırmaktadır:

-“Ula Tursun evde misun?”

Dursun:

-“Evde değülum da!”

Temel:

-“Ula Tursun kapida bir çift çizme var!”

Dursun:

-“Olabilür benim uç çift çizmem var!”

BENİM DEĞİL ONUN HAYATININ GERİ KALAN KISMINI BİRLİKTE GEÇİRECEĞUM:)

Temel kendisinden çok yaşlı ve zengin bir kadınla evlenmeye karar vermiş. Sormuşlar,

-“İyice düşündün mü,hayatının geri kalan kısmını bu yaşlı kadınla geçireceksin?

-“Penum değil, onun hayatunu geri kalan kısmıni peraber ceçureceğum.”

HER GÜN İYİLİK YAPIP SEVİNDİRMEK:)

Öğretmeni Temelcik’e sormuş:

-“Hergün iyilik yapıp birini sevindiriyor musun?”

-“Tün teyzeme cittum, çok memnun oldi, pu cün ceri celdim taha çok memnun oldi.”

 

SON ARZU

İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar;

– “Penu oğlumin yanuna gömun!” demiş.

-“Ama oğlun yaşıyor!”

– “Olsun. Pen beklerum.”

SENDE PEKLESAYDUN:)

Temel birgün Dursun’a:

-“Ula ben seni minareden atar, iner assağu tudarum” demiş.

Dursun da tutamayacağını söylemiş ve iddiaya girmişler:

Minareye çıkmışlar, Temel Dursun’u tuttuğu gibi boşluğa sallamış ve hızla minaraden inmiş. Dursun yerde can çekişir bir vaziyette Temel’e sitem etmiş.

-“Ula hani tudayidun peni?”

Temel:

-“Ne diyun da , sen de yavaş inup da pekleseydun.”

KİMİN ELİ

Temel’in arka cebinden cüzdanı çalınmıştı.

-“Hırsızın elini cebine soktuğunu farketmedin mi?” diye sordular.

-” Ula nerden pileydum da, pir elin cebume cirdiğini farkettum ama çendi elum miydi, değil miydi onu farkedemedum.”

BİR AMELİYAT BORCUM OLSUN

Bir gün çok ünlü bir ressamımızın yolu, önemsiz bir hastalık nedeni ile Karadenizli doktorumuz Temelin muayenehanesine düşmüş. Dr. Temel para almamış, küçük bir resmi tercih edeceğini söylemiş. Ressam bir süre sonra koca bir tablo ile gelince:

-“Uyy, pu çok değerli, kapul edemem.”

Ancak ressam alması için ısrar edince:

-“Peçi öyleyse, size bi fituk ameliyati borcum olsun.”

O ZAMAN TUT ŞU HALATI

Temel Çımacı olmuş, ilk kez yurt dışına gitmişti. Gemi Liverpool Limanı’na yanaşırken, Temel iskeledeki İngiliz’e bağırdı:
-Tut şu halatı! İngiliz anlamadı bir şey..
Temel yine bağırdı:
-Tut şu halatı! İngiliz’de gene hareket yok..
Temel ortaokuldaki ingilizcesi ile bağırdı:
-Do you speak English?
-Yes.. Yes.. dedi İngiliz.
Temel öfkeyle bağırdı:
-O zaman tut şu halatı..!

ZEKA ÜSTÜNLÜĞÜ

Dursun’la Temel, bebeklerini parkta dolaştırıyorlardı.
Dursun 12 aylık bebeği yürüyor, Temel’in 22 aylık bebeği ise kucakta..
-Övünmek cibi olmasun benimçi çok akillidur, dedi Dursun.
Temel’in cevabı daha bi gariptir:
-Benimçi daha akilli daa! 20 aylik oldu hala kendini taşıtayi..

26 PARÇA ÇAY TAKIMI

Okuldan dönen Fadime ile Temel konuşurlarken, Fadime şöyle der:
-Bizim evde bir çay takimi var, tam yirmi alti parçadur…

Temel:
-Peki, o parça parça şeyi nasi kullanaysinuz?

PAYLAŞIMCI TEMEL

Fadime, Temel’e:
“Ula Temel dolaptan elma aşurduğuni gördüm,” dedi. “Paylaşalum..”

Temel:
“Peki ama akşama annemdem işiteceğum azari da paylaşmaya razi olursan.”

TERS ADAM TEMEL

İspanya’da boğa güreşlerinde bir kural vardır: Boğa güreşçiye saldırır da, güreşçi bu saldırıyı savuşturursa, o anda bütün seyirciler ayağa fırlar ve “Oley” yani yaşa diye bağırırlar.

İşte yine bir boğa güreşinde boğa hücum edip de güreşçi bu saldırıyı savuşturunca, tribündekilerin hepsi kalkıp “Oley” diye bağırıyor ancak onlar oturduktan sonra sıskacık bir adam tek başına ayağa kalkıp incecik sesle “Oley” diyordu.

Bir, üç, beş hep yineledi bunu.. Bu adam Temel’den başkası değildi.
Nihayet herkes “oley” dedikten sonra Temel kalkıp tek başına “ole” diye bağırınca, yanındakiler merakla sordular bu davranışının nedenini. Temel gayet sakin:

“Ben, poğayi tutayrum..”

KURTULSUN BAKALIM

Temel’in küçük oğlu hayvanat bahçesinde koşarak babasının yanına gelmiş:
– Koş baba, anami kocaman bir goril kapti!..
Temel gayet sakin cevap vermiş:
– Eyi, eyi. Bundan sonrasi gorilin problemi. Kurtulsun bakalum kurtulabiliyisa.