EVDE VE İŞTE HUZUR NASIL SAĞLANIR? HOW CAN YOU LIVE HAPPILY AT HOME AND AT WORK?

Reklamlar

EVDE, İŞDE VE ÇEVREDE HUZUR KİŞİSEL SAĞLIK ve BAŞARI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR. BU HUZURUN SAĞLANMASI SİSTEMATİK BİR YAKLAŞIM GEREKTİRMEKTEDİR.

 

.

Huzurlu bir ortam sizi sağlığınıza kavuşturur. Huzurlu bir ortam sizi işinizde başarının yolunu açar; her anlamda aranan bir kişi olmanızı sağlar. Dost çevreniz genişler. İşleriniz kolaylaşır. Huzurlu bir ortam yaratırsanız sosyal çevrenizde aranan bir kişi olursunuz.

Huzurlu bir ortam yaratamazsanız, aile içinde geçimsizlikler ve küskünlükler dargınlıklar artar. İş hayatınızda başarı oranınız düşer; sık sık iş değiştirmek zorunda

kalabilirsiniz. Sosyal çevrenizde sevilmeyen, anlayışsız, geçimsiz biri olarak tanınırsınız; yalnız kalır, bunalıma girebilirsiniz.

Huzursuz bir ortam devam ederse kronik stres yaratır. Kronik stres başta kalp-damar sistemi olmak üzere tüm vücut sistemini olumsuz etkiler. Kronik huzursuzluk, kanser,  yüksek tansiyon, şeker ve böbrek rahatsızlıklarının başlıca nedenidir. Migren ataklarının en önemli kaynağıdır.

Peki, huzurlu bir ortamı nasıl oluşturabiliriz. Göründüğü kadar kolay olmasa da bu 4 aşamada gerçekleştirilebilir.

  1. Birinci safha “Dinleme ve Değerlendirme” safhasıdır; sizi düşünceye sevk edecek, onun açısından bakmanızı sağlayacak şekilde dinleme ve söylenenleri beyninizde canlandırma safhasıdır. Dinleme çok önemlidir. Sadece dinleyeceksiniz; dinlediğinizi hem siz, hem de karşıdaki hissetmelidir. Dinlerken öyle dinleyeceksiniz ki; karşıdakinin konuşması bittiğinde siz olayı bütün çıplaklığı ile beyninizde tekrar yaşayarak onu anlayacaksınız. Her söz beyninizde bir yansıma bulmalıdır. Dinleme ve beyninizdeki yansımaları tamamlandığı zaman olayı o nasıl yaşamışsa siz de öyle yaşıyormu gibi hissedeceksiniz. Bu dinleme düz, sönük, cansız, donuk, buz bakışlarla yapılan bir dinleme değildir; anlatılanlardan biraz sonra, aynı konuda sınava girecek bir öğrencinin pür dikkat dinlemesi gibi olmalıdır. Bu dinleme, anlatılan olayları birbirleri ile ilişkilendirerek dinlemektir. Bu dinleme ile siz, “Evet bu olaylar zinciri sonucu bu şekilde davranılmış, bu gelişmeler ortaya çıkmış ve kişi bunun sonucu bunu yaşamıştır” diyebilmelisiniz. Önce dinleyin ve dinlediklerinizi değerlendirin. Sorunu dinlemek, karşıdakine kendisini can kulağı ile dinlediğinizi hissettirerek dinlemektir. Sözünü asla kesmeyeceksiniz. Hatta daha fazla anlatması için duraklamalarında siz de duraklayacak ve devam etmesini bekleyeceksiniz. İçinizdeki “hadi konuş, bu kadar dinlediğin yeter” seslerine, sizi baskılayan müdahale etme dürtülerine dayanacaksınız ve sonuna kadar dinleyeceksiniz. Sözleri bittikten sonra “Eklemek istediğin başka bir şey varsa lütfen düşün ve ekle, seni dinlemek ve sana yardım etmek istiyorum.” demelisiniz. Bunu yapabilmek için, bu dinleme sırasında beyninizin bir kısmını kapatmalı bir kısmın açmalısınız. Beyniniz sizi ne kadar sıkıştırırsa sıkıştırsın, anlatılan hikâyeyi keserek araya girmeyeceksiniz. Beyninizin kendinizden bahsetme,  telkin veya tavsiyede bulunma, susması için bir şekilde müdahale etme, esneyerek dinlemekten bıktığını ima etme, dikkat dağıtma vb gibi sizde sabırsızlık yaratarak sizi müdahaleye zorlayan kısmını kapatmalı, beyninizin anlama, empati kurma, merhamet etme kısmını açmalısınız.

Kişinin konuşması bittikten sonra, hemen konuşmaya başlamayacaksınız. Onun söyledikleri ile sizin anladıklarınız aynı mı? Onun söylediklerini değerlendirecek kadar bilgi sahibi olabildiniz mi? Bu değerlendirme için sorulması gereken soru veya sorular var mı? Sizin bu konuşmada önem verdiğiniz şeyler, konuşan için de aynı önemi taşıyor mu? Yoksa siz başka telden, o başka telden mi çalıyor? Bütün bunlar beyninizden geçmelidir. Eğer onu tam anlamadıysanız, ek sorularla onu biraz daha açmanız gerekebilir.

Dinleme ve değerlendirme aşamasının en önemli yanı, konuştuğunuz kişi ile ne kadar empati kurabildiğinizdir. Eğer hiçbir empati kuramıyorsanız, onu anlamamışsınızdır. Sorular sormaya devam ederek onu tam anlamıyla hissetmelisiniz. Bu safha bitirilmeden önce kişi ile sizin aranızda paylaşılan bir anlayış birliği oluşmalıdır. Bu anlayış birliğinin oluşması için beyninizdeki “Beyin Bloklarının-ön yargıların” yıkılmış olduğundan da emin olmalısınız. Bütün bu anlatılanların çok iyi yapılması gerekir. Çünkü bundan sonraki safhaların tamamı buradaki başarınızın üzerine kurulacaktır. Aksi halde temeli çürük bir ev gibi daha birinci kat tamamlanmadan çökebilir. Dinleme ve sorularla kişiyi daha iyi anlayabilme safhası bittikten sonra ikinci safhaya geçebilirsiniz.

2. İkinci safa “Anlayabilme” safhasıdır. Başka bir ifade ile “Bu sizin için nasıl bir şey? “ “Bu olaylar sizde nasıl bir duygu yaratıyor? “diye sorma safhasıdır. Amaç buna cevap aramak olsa da kişiyi anlamak için sakın böyle şeyler sorarak ikinci safhaya başlamayın. Çünkü vücutta fiziksel olarak ve beyinde duygusal, ruhsal ve zihinsel olarak yaşanan duygular çok karmaşıktır. Muhtemelen kişinin kendisi dahi bunu anlayamamıştır. Yaşananları kelimelerle izah etmek ve ayrıntılarını hatırlamak hiç de kolay bir şey değildir. Zaten belki de huzursuzluk bu sebeple devam etmektedir. Bu gibi soruların yerine biraz yönlendirici sorular sormak daha doğru olur. Bu sorular şöyle sorulabilir Bu sorular “Bunları bana anlatırken vücudunuzda ne gibi değişiklikler hissettiniz?” Beyninizde nasıl bir değişim oldu? “ formatında olabilir. Bu gibi sorulardan amaç, sizin onu anlamanıza yardımcı olmaktır. Kişi bu olayı nasıl yaşamıştır? Veya anlatırken nasıl yaşamaktadır? Yaşanan olayın zaman içerisinde kişi üzerindeki etkileri nasıl gelişmiştir? Bütün bunları tam olarak bilemezseniz ona yardım etmekte başarılı olamayabilirsiniz. Bu gibi sorulara kişinin vereceği cevaplarla olay anındaki hissettikleri ile konuşma sırasında hissettikleri ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bu cevaplar:  “Çok üzgün hissediyordum. “ Aniden başıma bir ağrı girdi“ “Vücudum titremeye başlamıştı” “Öfkeden kudurmuştum” “kendimi bloke etmek istiyordum. “ “Kendimi kaybediyordum. “ “Çanakları, bardakları devirmiştim”. “Duvarları yumruklamıştım.” “ Hiçbir şey düşünemiyordum.” şeklinde olabilir. Kişi bunları anlatırken de sinirleri bozulabilir, yaşarken anlattıklarının birini veya bir kaçını tekrarlayabilir veya değişik davranışlar ve düşünce kalıpları sergileyebilir.  “Unutmak istiyorum ama unutamıyorum” diyebilir. Bu safhada başarılı olmak demek; kişinin yaşadığı olayın derinliklerine onunla birlikte inebilmiş olmaktır. Bundan sonra üçüncü safhaya geçilebilir.

  1. Üçüncü safha “Doğrulama-Validation” safhasıdır. Birinci ve ikinci safha konuşmalarının üzerine kurulur. Doğrulama safhası, kişinin yaşadıklarını ve sonuçlarını anlamasına yardımcı olma safhasıdır. Böylece kişi yaşadıklarını tam olarak anlayacak ve bundan dolayı da neticelerinin bugünkü durum olduğuna kanaat getirecektir. Bunub için siz, kişi ile tüm bu olayları birebir yaşamalısınız. Siz de “Bütün bu olayları ben yaşasaydım, ben de aynı durumda olurdum” diyebilecek duruma gelmelisiniz. Netice olarak kişiye dönüp “Siz tüm bu yaşadıklarınızın sonunda sinirlenmekte, altüst olmakta haklısınız çünkü başınıza bunlar bunlar geldi” diyebilirsiniz. Siz hak verseniz de vermeseniz de, sizin için anlamlı olsa da olmasa da kişi bunları gerçekten yaşamıştır ve sizin onunla birlikte bu durumu görmeniz ve hissetmeniz gerekmektedir. Siz bunu içselleştirdikçe onun hissettiği gerginliği, acıyı, zorluğu, ağrıyı, kırgınlığı vb. hafifletebilirsiniz.

Doğrulama safhası o kadar önemlidir ki; siz bazen sorunun büyük bir kısmını çözmüş ve vermek istediğiniz desteğin yarısından fazlasını bu safhada ona vermiş olabilirsiniz. Kişi ile sizin aranızdaki bağ ne olursa olsun mutlaka Doğrulama safhasında başarılı olmalısınız. Bu kişi sizin gençlik çağındaki bir kızınız olabilir ve onun yarattığı sorunlar size çok anlamsız gelebilir.  Ama bu bir gerçeği değiştirmez. Bu olay kızınız tarafından ona özgün olarak yaşanmış otantik bir durumdur. Zaten olaya profesyonelce yaklaştığınız zaman durumun hiç de saçma olmadığını görürsünüz. İşte bu durumda ona empati ve merhametle yaklaşmanız gerektiğini anlarsınız. Doğrulama safhası sonucu gelinen empati ve merhamet kızınızın yaşadığı olayı desteklemek veya onaylamak değildir. “Ooh ne güzel yapmışsın”  İyi ki çanak bardağı devirdin veya duvarı yumrukladın.” İyi ki kızgınlıktan kendini yerden yere attın. “ demek değildir. Ona “Seni anlıyorum.” “ Sen çok zorluklar yaşadın ve başına bunlar geldi. Aynı durumu ben yaşasaydım belki ben de aynı şeyleri yapabilirdim” diyebilmektir. Böylece onun başına neler geldiğini anlamasına yardımcı olabilirsiniz. Bundan sonra son safha olan “Seçim” safhasına geçebilirsiniz.

  1. Seçim safhası (ambivalance) iki zor seçim arasında bir tercih yapma safhasıdır. Kişi kendi durumunu iyice idrak ettikten sonra bir yol ayırımında olduğunu görecek ve seçimine göre bir yol izleyecektir. Kişi yaşadığı olaylar ekseninde isteyerek veya önemli sebeplerin zorlaması sonucu kendisi için bir seçim yapmak zorundadır. Bu her türlü seçim olabilir. Yeme alışkanlığı, sigara alışkanlığı, madde bağımlılığı, öfkeye yatkınlık, geçimsizlik, spor yapma alışkanlığı gibi bir seçim yapmak zorunda kalabilir. Bu durumda hemen olayın üzerine atlayıp “Bunu denediniz mi?.” “ Bunu yapsanıza” gibi akıl vermeye kalkışılmamalıdır. Bu gibi yaklaşımlar sizi neticeye ulaştırmaz. Kişi için burada bir seçim söz konusu mudur? Kişi bu olaydan dolayı hayatında bir değişiklik yapmak istiyor mu, İstemiyor mu? Kişi hayatındaki bu akışı devam ettirmek veya değiştirmek arasında ikilemde midir?  Yoksa bir yol ayırımında olması gerektiğinin farkında değil midir? Kişinin neden bunu yapmak veya yapmamak istediği önemlidir.

Böyle bir durumda sorulacak sorular şunlardır:  Örneğin sigara içen biri için “Bu senin hayatına ne katıyor?” “Bundan ne zevk alıyorsun?” “ Bu senin ne işine yarıyor? “ Alacağınız cevaplar çok şaşırtıcı da olabilir. “Be beni sosyal bir kişi yapıyor; başkalarıyla bağlantımı kolaylaştırıyor” “Stres düzeyimi düşürüyor” “İçince kendimi iyi hissediyorum” “ Nasıl başladığımı bilmiyorum ama şimdi halimden memnunum” gibi cevaplarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda “Bu senin vücuduna zarardan başka ne katkı sağlıyor? Biraz azaltmayı düşünebilir misiniz? “ Sigaranın nesini sevmiyorsunuz? “gibi soruları sorabilirsiniz. 1 ile 10 arasında bir skalada sigarayı ne kadar bırakmak istediğini sorabilir ve buradan bir netice çıkarabilirsiniz. Bu derecelendirmede “1” bırakmak istemiyorum, “10” kurtulmak istiyorum olabilir. Bu 5-8 aralığında da olabilir. O zaman soru “ Neden 1, neden 5 veya neden 10 numarayı seçtiniz? şeklinde devam edebilir. Şimdi 5 numarayı seçtiniz 2 ay önce kaç numarayı seçerdiniz? diyerek nereden nereye geldiğini, nelerin değiştiğini ve nedenlerini öğrenebilirsiniz. Bu sorular size kişiye herhangi bir tavsiyede bulunmadan önce önemli yaklaşım ipuçları verecektir.

Sigara bir örnek olarak verilmiştir. Sorun ne olursa olsun yukarıdaki 4 safhada bir terapist tarafından sorunlarınıza çözüm üretilebilir. Eğer bir terapiste gidecek zamanınız veya imkanınız yoksa, bu safhaları özümseyerek siz kendinize yardımcı olabilir ve huzur dolu bir hayata merhaba diyebilirsiniz.

 

%%footer%%