CODES OF THE KORAN (2)/ KURAN’IN ŞİFRELERİ (2)

 

Antalya 31 Ağustos 2011

                                                                            Saat 05.30

 

 

KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ NEDENİ, LEHFİ MAHFUZ VE ŞİFRE KONUSU

 

Sevgili Okurlarım,

Fizikten metafiziğe yolculukla ilgili bir teori geliştirmek üzere, Kutsal Kitabımız Kur’an’ı derinlemesine araştırmam devam etmektedir. Bu aşamada sizlerle paylaşmak istediğim bir şey var…

Hiç şüphe yoktur ki; Kur’an Allah’ın hükümleridir.

 

BİRİNCİ BÖLÜM

KUR’AN HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ BİR AÇIKLIKTA MIDIR?

 

KUR’AN KİM TARAFINAN NE İÇİN İNDİRİLMİŞTİR?

NİSA SURESİ 174. AYET: 

“Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an’ı) indirdik.”

Kur’an’ın esas indiriliş amacı, bizleri dünya ve ahiret hakkında Hz Peygamber vasıtası ile aydınlatmak, müjdelemek ve uyarmaktır.

KUR’AN ANLAMI GİZLİ BAZI AYETLER İÇERMEKTE MİDİR?

Kur’an’ın bazı hükümlerinin şifreli olduğu, bunların anlaşılamadığı, bazı ayetlerin özellikle gizli hükümler içerdiği konusu her zaman gündemde olmuştur.

Bizleri aydınlatmak amacıyla indirilen Kur’an’ın bazı ayetlerinin gizlilik içermesi veya şifreli olması Kur’an’ın indiriliş amacına ters görünmektedir.

Kur’an’ın Hay (Yaşayan Kur’an) özelliği, Kur’an hükümlerinin her zaman geçerli olması demektir. Felsefi bir bakış açısını geliştirme yeteneğimizin yeterli olmaması veya bilgi eksikliğimiz dolayısıyla bugün açıklayamadığımız, manası gizli zannedilen bir ayet, yarın bu eksikliğimizin tamamlanması ile mutlaka açıklanacaktır.  Burada sorun ayetin şifreli olduğu değil, bizim o ayeti anlayacak olgunluğa erişemememizdedir.

KUR’AN HEPİMİZİN ANLAYACAĞI AÇIKLIKTA MIDIR?

Kur’an hemen hemen her süresinde ve bu sürelerin değişik ayetleri içerisinde inanılmaz bir sıklıkta, Kur’an’ın bize şifresiz olarak indirildiği ve gayet açık seçik bir anlatıma sahip olduğu ifade edilmektedir.

Kur’an’ın apaçık bir ifade ile indirildiği ve Hz. Muhammed’in Kur’an’ı apaçık olarak uyarıcı mahiyette insanlara tebliğ ettiği,  hemen hemen her sûrede birçok kez belirtilmiştir.  

REHBER BİR PEYGAMBER EŞLİĞİNDE  AYDINLATICI, MÜJDELEYİCİ VE UYARICI APAÇIK BİR KUR’AN İNDİRİLMİŞTİR.

Bu konuda yine Kur’an ayetlerine Kur’an’ın kelime manaları ile bir bakalım. Kur’an hükümlerinde ve buna dayalı olarak Hz. Peygamber’in ifadelerinde bir şifre, gizlilik, gizli mana olup olmadığını, Peygamber’in esas görevinin ve amacının ne olduğunu Kur’an ayetleri ile öğrenelim.

Allah’ın ayetleri apaçıktır…

  1. TALÂK SURESİ 11. AYET:

İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın APAÇIK ayetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir rızık vermiştir.

Kur’an zaten apaçık bir ifadeye sahiptir. Peygamberin görevi daha iyi idrak etmenizi sağlamaktır…

 

  1. MAİDE SURESİ 15. AYET:

Ey ehl-i kitap! Resulümüz size, sizin Kitap’ınızdan sadece açıklanması gerekenleri açıklamak üzere geldi; birçoğu zaten açık olduğu için bunlar geçilmiştir. Gerçekten size Allah’tan bir nur (Aydınlatıcı Peygamber), APAÇIK bir kitap geldi.

Hz. Peygamberin görevi her şeyi açıklayarak uyarmaktır.

  1. HİCR SURESİ 89. AYET:

De ki: “Şüphesiz ben APAÇIK bir uyarıcıyım.”

  1. ANKEBUT SURESİ 50. AYET:

“Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.

Kur’an bir şiir değildir; O apaçık anlayacağımız şekilde yazılmış bir öğüttür.

  1. YASİN SURESİ 69. AYET:

Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve APAÇIK bir Kur’an’dır.

Kur’an Allah’ın bizleri Peygamber vasıtası ile uyarması için gönderilmiştir.

  1. SÂD SURESİ 70. AYET: Ben ancak APAÇIK bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.

 

  1. AHKÂF SURESİ 9. AYET:

Hz. Peygamber de Kur’an hükümlerine uyar. O’nun görevi Kur’an vasıtasıyla bizleri uyarmaktır.

De ki: “Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece APAÇIK bir uyarıcıyım.”

Hz. Peygamberin görevi açık bir uyarıcılıktır.

  1. TAĞABUN SURESİ 12. AYET:

Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen APAÇIK bir duyurmadır.

VE ALLAH KUR’AN’DA APAÇIK DİYOR Kİ; “KUR’AN HERKESİN ANLAYABİLECEĞİ APAÇIK BİR DİLLE İNDİRİLMİŞTİR…

Elif Lam Ra (bir şifre değil) Kur’an’ın diğer ayetleri gibi bir ayetidir:

  1. YUSUF SURESİ 1. AYET:

Elif. Lam. Ra. Bunlar, APAÇIK Kitap’ın (Levh-i mahfuz ve Kur’an’ın)  ayetleridir.

  1. HİCR SURESİ 1. AYET:

Elif. Lam. Ra. Bunlar Kitab’ın ve APAÇIK bir Kur’an’ın ayetleridir.

Kur’an’ın tüm ayetleri anlamak isteyenler için anlayacakları açıklıktadır:

  1. BAKARA SURESİ 99. AYET:

Andolsun ki sana APAÇIK ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.

  1. BAKARA SURESİ 118. AYET:

Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri APAÇIK gösterdik.

  1. SEBE’ SURESİ 43. AYET:

Onlara APAÇIK ayetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.

  1. HADÎD SURESİ 9. AYET:

 Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna APAÇIK ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

 

 

  1. MÜCÂDELE SURESİ 5. AYET:

Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz APAÇIK ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

  1. BAKARA SÛRESİ 159. AYET:

İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlar APAÇIK gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder.

  1. ZUHRUF SURESİ 15. AYET:

Apaçık Kitap’a andolsun ki;

(Diğer Peygamberlere gönderilen) Kur’an’dan önceki kutsal kitaplar da apaçıktı:

  1. SAFFAT SURESİ 117. AYET:

Her iki (Peygamber’e) de APAÇIK anlaşılan bir kitabı (Tevrat’ı) verdik.

  1. MÜMİN SURESİ 83. AYET:

(Daha önceki ümmetlerin) Peygamberleri onlara APAÇIK bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşeri) bilgiye güvendiler (ve onları alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.


 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KUR’AN’DA ŞİFRE KONUSU VE LEVH-LEVH-İ MAHFUZ

Kur’an’daki 29 surenin birinci ayetlerinde geçen elif, lam, mim, nun, ta, ha, kaf, sad gibi mukata kur’an harfleri’nin anlamı nedir? Bunlar bir şifre midir?

Kur’an’da tek başlarına bulunan ve bir mana atfedilemeyen Kur’an ayetleri vardır. Bunlar Mukata Harfleri’dir. (Huruf-u mukatta’dır.) Bunların Kur’ân-ı Kerimdeki yerleri aşağıda verilmiştir:

Mukata harflerinin bulunduğu sûreler:

6 sûrede “elif-lâm-mîm” vardır. Bunlar: Bakara, Âl-i İmrân, Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûreleridir.  Ârâf sûresinde de “Elif-lâm-mîm-sâd” bulunmaktadır.

5 sûrede “elif-lâm-râ” vardır. Bunlar: Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim ve Hicr Sûreleridir. Ra’d Sûresinde de “elif-lâm-mîm-râ” vardır.

6 sûrede “hâ-mîm” vardır. Bunlar: mü’min, Fussilet, Zuhruf, Duhân, Câsiye ve Ahkaf sûreleridir; Şûrâ sûresinde de “hâ-mîm-ayin-sîn-kaf” bulunmaktadır.

Ayrıca, Şuarâ ve Kasas Sûrelerinde “tâ-sîn-mîm“, Neml Sûresinde “tâ-sîn“, Meryem Sûresinde “kâf-hâ-yâ-ayîn-sîn-kaf“, Tâhâ Sûresinde “tâ-hâ“, Yâsin Sûresinde “yâ-sîn“, Sâd Sûresinde “sâd“, Kaf Sûresinde “kaaf“, Kalem Sûresinde de “nûn” harfi bulunmaktadır.

 

kur’an Sadece Müjdeleyici, Yol Gösterici ve Uyarıcıdır; Öyleyse şifreler İçerebilir mi?

Bir önceki kısımdaki  ayetler  ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Allah Kur’anı  bizlere öncelikle müjdeleyici sonra da yol gösterici ve uyarıcı olarak indirmiştir.

Allah’ın sıfatlarına ve Kur’an ayetlerine baktığımızda, bunların hiç birinde Allah’ın kullarının bilmesi gereken şeyleri kullarından saklama vasfının ve niyetinin olmadığını görmekteyiz. Yüce Allah’ın böyle bir sıfatının olması mantığa da terstir. Uyarıcı bir kitap ve Peygamber gönderildiği bir zamanda, bu kitap ve Peygamber tarafından bazı şeylerin şifrelenmiş olarak verilmesi anlaşılması güç bir konudur.

Öyleyse Mukata Harf’lerinin Manası Nedir? Bu soruya cevap bulabilmek için Levh-i Mahfuz kavramının manasına bir bakalım.

Levh-i Mahfuz Nedir?

Levh-i Mahfuz’un kelime anlamı saklı kitap, lahika, sayfa doküman manalarına gelmektedir.  

Levh-i mahfuz, Allah katında, maddi ve manevi âlemde Allah’ın yarattığı tüm mevcudatın geçmişinin bugünün ve geleceğinin ve bunların düzeninin, yaratılış hikmetlerinin,  görünen ve görünmeyen manalarının ve bunlarla ilgili tüm tasarruf ve tahayyüllerin ve olayların bulunduğu ilahi bir filmi anımsatır. İlahi âlemin Kaderler Boyutudur.

Levh-i mahfuz’a, Ana Kitap, Levh-i Mahfuz veya yarattığı her şeyi kapsayan mevcudatının kaderine ait film, yeri göğü kaplayan ilmi içerisinde Kaderler Boyutu, bu boyutta Kaderler Âleminin Seyir Defteri veya Akış Filmi de diyebiliriz.

Bu boyutun “filminde” verilen mesajların, bilgilerin ve/veya gösterilmiş, gösterilen veya gösterilecek olan sahnelerin hangisinin ne zaman kullarının bilgisinde olacağı her zaman Allah’ın takdirindedir.   Bu film, ilahi âlemin kaderler boyutuna aittir; insan dahil, tüm yaratılmışların bir nevi geçmiş, şimdi ve gelecekteki kader filmidir. Ancak değişmez de değildir. Bu sahnenin (yarattıklarının davranışlarına veya niyetlerine göre şefaat, merhamet, af, cezalandırma sonucu) kısmen veya tamamen leyhlerine veya aleylerine değişmesi her zaman Allah’ın takdirindedir.

Allah bu gerçeği Kur’an da açıkça belirtmektedir:

Allah indinde bulunan ana kitap (Levh-i mahfuz veya kaderler filmi, Ayet-ül Kürsi’de belirtildiği gibi, Allah’ın ilmindeki kaderler boyutunda evreni kaplayan ilim deryası) Allah’ın iradesi altında beklemektedir. Allah bu Kaderler Sahnesi üzerinde, kulları dahil yarattığı mevcudatının hal ve hareketlerini dikkate alarak,  mutlak adalet sahibi sıfatı ile irade ettiği her türlü değişikliği her an yapabilir. Bu onun için zor da değildir. Bir televizyon yayını nasıl her evde her istediğimiz her yerde milyonlarca kişi tarafından izlenebiliyorsa, Bunun tersi de mümkündür;  kâinattaki her iradi veya gayri iradi hareket, olay, düşünce, enerji değişimi gibi Allah’ın izlemeyi gerekli gördüğü her şey ortaya çıktığı her noktadan yansımalarla aynı anda Allah katında izlenebilir ve Allah bunlara müdahale de edilebilir.

RAD SÛRESİ 39. AYET:

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder veya olduğu gibi bırakır. Ümmül Kitap  (Ana Kitap, Levh-i mahfuz veya yarattığı her şeyi kapsayan mevcudatının kaderine ait Film, Yeri göğü kaplayan ilmi içerisinde Kaderler Boyutu, bu boyutta Kaderler Âleminin Seyir Defteri veya Akış Filmi), O’nun katındadır.

Allah’ın ilmi yeri göğü kaplamıştır. Her noktada, her zerrede tecelli etmektedir. Rüya tecrübemiz bu ilmi anlamada bize ipuçları vermek üzere yaratılmış olabilir. En uzun rüya 2 saniye sürmekte iken, biz bir rüyada bir ömrü yaşayabilmekteyiz. Bu yaşantının dokümanı yok, hafıza sorunu yok, mekân sorunu yok, senaryo sorunu yok, senaryoyu değiştirme sorunu yok, rüya içerisinde görünmeyen ilahi bir el bizi istediği şekilde akıtıp götürür…

Rüyada bilinçli hareketimiz söz konusu değilken, ahiretteki “rüyamız”  ebedi bir hayat içinde bu dünyanın hesabını verdiğimiz muhtemelen bilinçli bir rüya olabilir. Öldükten sonra bedenimiz yerde iken, kendimizi ve etrafımızdaki olup bitenleri seyrederek nefsimize ait amellerimizle bu yolculuğa başlamış olabiliriz.  Bu gerçek, benim de yaşayan birinden dinlemiş olduğum,  ölüp de tekrar dirilen birçok kimsenin ifade ettiği bir gerçektir.

Daha da ileri gidilirse, Hz Peygamber dahil,  insanın yaşarken bedenini terk ederek bilinçli bir astral seyahat yapabilme ve tekrar bedenine dönebilme kabiliyeti;  bu konu da Allah’ın bize haberdar olup ders almamız  gereken  hikmetlerinden biridir.

İşte ölüm ve sonrası , bedenimize tekrar dönme imkanı olmadan, sadece iyi kötü amellerimizle Allah’a ulaşabilmek üzere, başladığımız semavi bir yolculuk mudur?  Cezalanan veya mükafatlandırılan beden değil de sadece nefs midir? Kur’an’da acaba bu sebeple mi çoğu yerde insan yerine nefis veya nefs ifadesi kullanılmaktadır. Bunları düşünür ve tefekkür edersek, bunun hiç de mantıksız olmadığı görülmemektedir.

Bakınız aşağıda yazılan Ayet-ül Kürsü özetle ne diyor:

Allah’ın ilmi yeri göğü kaplamıştır. O’nu muhafaza etmek O’nun için sorun değildir. İstenildiği anda zaman veya yer veya kapasite sorunu olmadan tüm detayı ile kâinatta sahnelenerek temaşa edilir. Gerek duyulmadığında ortada yokmuş gibidir.  Kullarını olgunlukları nispetinde ilminden haberdar eder. O’nun izni olmadan kullarına kimse yardımcı olamaz.

BAKARA SÛRESİ 255. AYET

“AYET-ÜL KÜRSİ”:

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm, lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm, lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard, menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznihi, ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.

Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Her zaman  Hayy’dır Kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Göklerde ve yerde olan herşey O’nundur. O’NUN İZNİ OLMADAN O’NUN KATINDA KİM ŞEFAAT ETME YETKİSİNE SAHİPTİR? O, ONLARIN GEÇMİŞ VE GELECEKLERİNİ BİLİR. VE O’NUN İLMİNDEN, O’NUN İZİN VERDİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY KAVRAYAMAZLAR. O’NUN İLMİ GÖKLERİ VE YERİ KAPLAMIŞTIR (MEKANDAN KAYITTAN YOKSUNDUR.) VE BU İLMİ MUHAFAZA ETMEK KENDİSİNE ZOR GELMEZ ve O çok yücedir, çok büyüktür.

Kur’an Ayetleri veya Kur’an’ın ayrıntılı olarak işlediği konular, bir anayasanın başlıkları altında verilen kapsamlı çerçeve prensip ve hükümler ve olaylar veya sahneler halinde Allah’ın ilmi (Levh-i mahfuz, Kaderler Filmi, Kaderlerin Akış Seyri) kapsamında ezelden mevcuttur.

 

Kur’an Allah’ın bu ilminin geniş kapsamlı değişik başlıklarının gerektiği hallerde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, gerekmeyen durumlarda ise başlık veya sadece ilgili madde/harf numarası ile (onlara ait mukata harfleri ile) atıfta bulunmuştur. Bazen de  mukata harfleri dediğimiz harfler altında bu harflerin ilgili olduğu ana konuyu maddeyi ayrıntılı olarak düzenlemiş,  netice olarak dünya ve ahiret hayatımıza yön veren bir kitap olarak indirilmiştir..

 

LEVH-İ MAHFUZ (KADERLERİN SEYİR DEFTERİ, KADERLER FİLMİ) DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Bir benzetme yapmak gerekirse, bir televizyonun veya video cihazının kumandası ile nasıl bir sahneyi durdurabiliyor, geri sarıyor, ileri alabiliyor veya yavaşlatabiliyorsak veya mevcut bir filme veya senaryoya yeni montajlar yapabiliyor onu istediğimiz şekilde değiştirebiliyorsak, Allah da irade etmesiyle birlikte, levh-i mahfuzdaki “Kaderler Filmi” veya bunun “senaryosu” üzerinde tamamen hükümrandır; bunu istediği şekilde kullanabilir. İsterse olduğu gibi seyredebilir, isterse yakından izleyebilir. İsterse, şahadet amacıyla da olsa, bu dünyada yaşananları (bu dünya filmini) filmde oynayan (olayların failleri) veya senaryoyu yazan (olayların planlayıcıları, fikir sahipleri olan) kulları ile birlikte izleyemeye veya (inkarı önlemek için) sadece onlara izletmeye muktedirdir.

Zuhruf Süresi 4. Ayet:

Ve muhakkak ki O (Kur’ân), katımızda Ümmü-l Kitap’tadır .(Levh-i Mahfuz’dadır, Lefvh-i Mahfuzdan çıkmıştır, Bunun kapsamındadır, Genel İfadeleri buradadır.) Gerçekten yücedir, hüküm ve hikmet doludur.

Bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır ki;  Levh-i Mahfuz Kur’an’ın kaynağıdır. Kur’an,  bu büyük kaderler filminin veya kaderlerin seyir defterinin Allah’ın izin verdiği ölçüde ve izin verdiği kısımları ile, yeryüzüne düşen bir izdüşümüdür.

Levh-i Mahfuz’da Cebrail Aleyhisselam veya bugüne kadar gönderilen peygamberlere irşat olmak üzere,  kainattaki mevcudatı ile ilgili, tıpkı  bir  anayasada olduğu gibi, bazı genel hak ve yükümlülükler yüklenmiş olabilir.

Kur’an ayetlerinde Allah’ın bazen ben bazen de biz zamirlerini kullanması, Cebrail Aleyhisselam’ın  Levh-i mahfuz’da Allah’ın kendisine bildirmiş olduğu bazı temel prensipler ve hak ve yükümlülükler kapsamında,  zımnen Allah’ın adını kullanmış olmasından ileri gelebilir. Biz ifadesi, Allah’ın bazı konularda Cebrail Aleyhisselam’ın şahadetini ayetteki ifadeye dâhil etmiş olmasından da doğmuş olabilir.

Kur’an’da Ümmü-l Kitap (Levh-i Mahfuz) ile İlgili Ayetler

Aşağıdaki ayetlerde Levh-i Mahfuz bir kitap olarak anlaşılsa da, benim Yüce Allah’ın sıfatlarını dikkate aldığımda kanaatim, yukarıda açıkladığım gibi,  levh-i Mahfuz’un bir kitap olmadığıdır.

Yüce Allah’ın vasıflarından ve yukarıda mealini verdiğim Ayet-ül Kürsi’den açıkça görüyoruz ki; O’nun bir bilginin muhafazası için kitap, teyp  gibi bir kayıt aracına ihtiyacı olamaz. O, “OL” iradesi ile her şeye zaten kadirdir. Buradaki benzetmenin kullarının anlamasını kolaylaştırmak için yapıldığı muhtemeldir.

Bakınız Yüce Allah bizim bazı şeyleri iyi anlayabilmemiz için her türlü benzetmeyi kullandığını nasıl bildiriyor: Ayeti, ayetin Ruhu ile açıkladığımızda:

BAKARA SURESİ 26. AYET:

Şüphesiz Allah (ayetlerini açıklamak için) SİVRİSİNEK  ve onun da ötesinde bir varlığı misal vermekten çekinmez. İman edenler bu misallerin bir gerçeği anlayabileceğimiz bir şekilde açıklamak için haklı olarak kullanıldığını bilirler. Kâfirler ise, bunun hikmetini anlayamazlar. Allah bu misali anlamamakta direnenlerin doğru yoldan saptırır, anlamaya çalışanları ise doğru yola yöneltir.  Allah ancak verdiği misalleri kötüye kullananları doğru yoldan saptırır.

Yüce Allah’ın neden bir kayda ihtiyacı yoktur? Basit bir örnek:

Kur’anın Hay (Her Zaman Canlı) özelliği gereği zaman içerisinde her şeyi daha iyi kavrayabileceğiz. Bunun nasıl gerçek olduğunu daha iyi anlayabileceğiz. Şimdilik sadece gerçekleşmesi büyük ihtimal olan bir gerçeği hatırlamakta yarar vardır. 

Fizik kanunları gereği zamanın uzayda kırıldığını, yani dünyadaki zaman ile uzaydaki zamanın süre bakımından birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. Bizim için ileri ve geri zamana yolculuk mümkün görünürken, kâinatın yaratıcısı olarak, bu ilmin ezelden sahibi olan Yüce Allah için bunları bilmek tasavvur edebileceğimiz hiçbir şeyle sınırlı olamaz.

Yine Fizikte enerjinin sakınımı kanunundan biliyoruz ki; Enerji şekil değiştirir ama asla kaybolmaz.

Örneğin: Elimizi havaya kaldırdığımız zaman elin hareketi uzayda kaybolmamakta, ancak atmosfer içinde veya semada mikro düzeyde bir enerji olarak bir yerde durmaktadır.  Suya bir taş attığımız da da, b irine bir şey söylediğimizde veya yaptığımızda da durum aynıdır. Su dalgalanmakta ve giderek durulmaktadır. Ancak kolumuzun hareketinde olduğu gibi, dalgalanma hareketini biz durdu zannetsek de asla kaybolmamaktadır. Sadece enerji şekil değiştirmekte ve bizim göremeyeceğimiz bir yerde yine bir şekilde tekrar orijinal hale gelebilecek bir formda mikro enerji olarak varlığını devam ettirmektedir.  

Allah “OL” iradesiyle, kendisine malum olan her şeyin geçmiş ve geleceğini aynı şekilde yeniden yaratmaya muktedirdir. Bu bir resmin mümkün olan en düşük ölçekte muhafazası ve sonra büyütülerek tekrar orijinal boyutlarına getirilmesi gibi kolay bir şeydir.  Allah,  bütün kayboldu zannettiklerimizi veya yaşanacakları bir de bizim için bir anda “OL” iradesiyle orijinal halleriyle bize gösterebilecek güce sahiptir.

Bakara Süresi 255. Ayet “Ayet-ül Kürsi” de belirttiği gibi Allah’ın ilmi sonsuzdur. Yeri Göğü kaplamıştır (Evrensel bir temaşa/sahne) Bu ilmin muhafazası O’nun için çok kolaydır.

“… İzin verdiği ölçüde ilminden haberdar olabilirsiniz …”

Bize izin verip bu ilminden birazcık tattırdığında bunu da tam olarak açıklayabileceğiz.

 

Mukata Harflerinin Manası Ne Olabilir?

Levh-i Mahfuz’un “Kaderler Filmi” içinde küçük bir sahneyi bir prensipler ve ilkeler bütünü anayasaya benzetebiliriz. Anayasanın başlıkları vardır. Bu başlıklar altındaki ilkelerin uygulama esasları da kanunlar, yönetmelikler, tüzüklerle belirlenir.

Mukata Harfleri (Huruf-u mukattaa), sûre başlarında kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı bulunan harflerdir.

Benim bu konuda felsefi (doğruları bulmak için yapılan düşünsel yolculuk) görüşüm Mukata Harfler’in bazı surelerin ilgili olduğu ana kaynağa referans olduklarıdır.

Bu Anayasa’maddesinin! değişik başlıklarının Kur’an da bazı surelerin birinci ayetinde Levh-i Mahfuzun ilgili bölümüne referans olarak geçmesi, Yüce Allah için değildir. Bunun gayesi, Vahiy Meleği olan Cebrail Aleyhisselam için ve/veya Hz. Peygamber için Anayasadaki (Levh-i Mahfuz’daki konu kapsamını veya anayasal bir ilkeyi  hatırlatma niteliğinde olabilir.  Yüce Allah’ın sıfatları dikkate alındığında,  O’nun herhangi bir tasarrufu için yazılı bir metin veya kitaba veya herhangi bir bilgi kaynağına ihtiyacı olmadığı apaçık ortadadır.

Bu anayasadaki veya Kaderlerin Seyir Defterindeki veya Senaryosu Kaderler olan Levh-i Mahfuz’un alt bölümlerin içeriği muhtemelen Hz. Peygambere veya Cebrail Aleyhisselam’a hissettirilmiş, gösterilmiş veya bildirilmiştir. Bir konunun anayasal çerçevesini çizen bu bölümler  “yaşarken ölmüş” yani yaşarken Allah’a ulaşmış ermişlere irşat edilmiş veya edilecek olabilir. Biar başka önemli nokta da, Hz. Peygamber’in sünnetlerinin bir kısmı bu ana kaynağın verdiği ilham ve irşat çerçevesinde kalınarak yaşanmış olabilir.

Mesela Bakara Süre’si birinci Ayeti olan Elif, Lam, Mim harfleri, Bakara Süre’sinin tamamı ile ilgili konuların ana kaynağının (Ana Yasal Zemininin!) Lehv-i Mahfuz’da Elif, Lam, Mim bölümleri olması muhtemeldir. Hz Peygambere ve/veya Cebrail Aleyhisselam’a bu surenin başında bu bölümlerin kapsamı hatırlatılmış veya irşat edilmiş olabilir. Bu durumda bu harfler gizli bir şeyi değil altta detaylı bir şekilde açıklanan ayetin genel kapsamlı referans ayetleri olur. Zaten bu harfler Kur’an da “Bunlar Kur’an ayetleridir” ifadesi ile açıklanmaktadır. Bu açıklama dahi bu referans harflerinin ilgili sûrelerin anayasal referansı olduğunu açıkça göstermektedir.

Ezeli ve Ebedi Her Şey Yüce Allah’ın İlmi ve Bilgisi Dâhilindedir.

EN’AM SURESİ 59. AYET:

Gaybın (bilinmeyenlerin) anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi APAÇIK bir kitaptadır (Levh-i Mahfuz’da).

Ezeli ve Ebedi Her Şey Lefh-i Mahfuz’dadır.

Lehf-i Mahfuz diye isimlendirdiğimiz “Kaderlerin Akış Seyri veya Filmi” ile ilgili aşağıda yazılan 4 ayrı sureye ait ayetlerin temel mesajı, şu şekilde özetlenebilir:

Allah size ancak kaldırabileceğiniz ölçüde ve zamanda hakikatinden haberdar eder, ilminden bir kısmı size verilmiş, zamanı gelince bir gerekli görülen kısmının da keşfine izin verilecektir.  Bu kapsamda olgunlaşmamanız nedeniyle, size bildirilmemiş olanları sadece Allah bilir. Yeryüzünde her şey O’na malumdur. Her şey nasıl tecelli ettiği ve nasıl tecelli edeceği Allah indindeki Levh-i mahfuzda (Kaderler Filminde) apaçık bellidir. Her şey onun izniyle olur. Ondan gizli hiçbir şey olamaz.  Tüm zamanlar ve bunlara ait olaylar ve iyi kötü her şey onun ilmi ve ilahi iradesi dâhilinde tecelli eder…

  1. YUNUS SURESİ 61. AYET:

Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki APAÇIK kitapta (levh-i mahfuz’da) bulunmasın.

  1. NEML SURESİ 75. AYET:

Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, APAÇIK bir kitapta (Levhi Mahfuz’da) bulunmasın.

  1. SEBE’ SURESİ 3. AYET:

İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, APAÇIK kitaptadır. (Levhi Mahfuz’da) (yazılıdır).

  1. YASİN SURESİ 12. AYET:

Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi APAÇIK bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) sayıp yazmışızdır.

Bilmeden bir yanlış yorumda bulunuyorsak Allah Affetsin.  Niyetimiz temiz, amacımız doğru yaklaşımların ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır.

Yazan Form Yöneticisi (Admin): Şahin Kesikminare

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s