CILT GÜZELLİĞİ, SKIN BEAUTY

Sahin Kesikminare

 

20 Şubat 2012

 

 

 

CİLT GÜZELLİĞİNİN SIRLARI

 

Canlı, ışıl ışıl, pürüzsüz, dinlenmiş ve huzurlu bir cildiniz olmasını ister misiniz? Hemen “Kim istemez ki” dersiniz…  İşte bu sebeple  cilt bakımında dikkat edilmesi gereken konuları sizler için araştırdım.

 

Soğuk hava da dahil, kirli hava, stres gibi çeşitli nedenlerle cildimizi besleyen  kılcal damarlarımız daralarak kan akış hızı düşer.  Bu olay sonucu ölü hücreler daha uzun zamanda yenilenir. Netice olarak; cildimiz kurur, canlılığını kaybeder, gevşer…

 

CİLT GÜZELLİĞİNİ YOK EDEN ÜÇ ÖLDÜRÜCÜ FAKTÖR:

 

GÜNEŞ, DUMAN VE STRES

 

Cilt güzelliğiniz elden gitmeden tüm hayatınız boyunca onu güneş ışınlarından, her türlü duman ve hava kirliliğinden koruyunuz. Bu da kafi değil, stresli hayatın içinde bulunmayın,  eğer bu mümkün değil diyorsanız, bir uzmandan stres yönetimi konusunda faydalanarak onu yönetin…

 

Kış veya yaz fark etmez güneş ışınları cildinizin en büyük düşmanıdır. Güneş ışınlarının radyasyon etkisi ile cildinize verdiği zararı tahminen 3 yıl sonra tüm çıplaklığı ile ve geri döndürülemez bir şekilde görünüz. Güneş ışınında 20 dakikalık bir cilt teması cildin zarar görmesi açısından yeterlidir.

 

Güneş altında bronzlaşmak için gerekli tedbirleri almadan yatmayınız. Teninizde kahverengi lekeler oluşabilir. Teninizde oluşan kahverengi lekelerden kurtulmak için sulandırılmış limon suyu ile onları geceleri siliniz. Limon suyu tatbik ettiğiniz cildinizle güneşe çıkmayınız. Limon suyunu da en fazla günde iki kez olacak şekilde yavaş yavaş arttırarak sürünüz.

 

İlk olarak cildinizdeki kılcal damarlarınızı tıkayan ve cilt hücrelerinizi oksijensiz bırakarak öldüren sigarayı hemen bırakın.

 

Doktor kontrolünde uygun doz ve zamanlarda yeteri kadar retinoid (A vitamini) içeren besin veya gıda takviyesi veya cilt preperatı alarak cildinizin kollejen üretimini destekleyin

 

Cildimize yeniden eski canlılığını kazandırmak bilinçli bir yaklaşım önemlidir.

 

Cilt bakımında önemli konular aşağıda özetlenmiştir:

 

  1. CİLT TİPİNİN TESPİTİ

 

Cilt sağlığımızı korumanın ilk önemli adımı cildimizin türünü tespit etmektir.  Cilt türlerini yağlı, normal, karışık, kuru, duyarlı veya güneşten etkilenmiş ciltler olarak belirleyebiliriz.

 

  1. CİLT TEMİZLİĞİ

 

Cildinizde sabun kullanmayınız. Sabun cildinizi kurutur. Her zaman sabunu boyun bölgemiz bittikten sonra düşünmeliyiz. Kuru bir cildimiz var ise kremli bir temizleyici veya cildiniz yağlı ise sabun dışı cildi kurutmayan bir temizleyici ile cilt temizliğimizi sağlamalıyız.

 

Gece yatmadan önce bayanlar makyajlarını temizlemelidir. Cilt temizliği için sert sular kullanılmamalıdır. Ilık yumuşak bir su ile cildinizi yumuşatarak işe başlayabilirsiniz. Daha sonra bol su ile genel yüz temizliğinizi yapabilir ve tıkanan gözenekleri açabilirsiniz.

 

Sabahleyin hem gece kullandığınız nemlendiriciyi temizlemek hem de cildinizin genel temizliğini yapmak için bol bol ılık su kullanınız.

 

Gece veya sabah asla çok sıcak veya soğuk su kullanmayınız. Çok sıcak ve soğuk su, cildinizde kılcal damarlarda hasara neden olabilir ve bu da cildinize zarar verir.

 

Cilt temizliğinizde dikkat edeceğiniz bir diğer önemi nokta da temizlik yaparken abartmadan yapmaktır. Temizlikte sabun kullanarak aşırıya kaçmak, cildinizin koruyucu asit yapısını bozabildiği gibi, onu kurutabilir ve daha da ötesi  fiziksel olarak da cildinize zarar verebilir.

 

  1. CİLTTEKİ ÖLÜ HÜCRELERİN TEMİZLİĞİ (PEELING)

 

Cilt üzerindeki ölü hücrelerin temizlenmesi (peeling) uygun bir vasıta ile yapılmalı, cilde zarar verecek mekanik veya kimyasal araç kullanılmamalıdır.

Cilt ölü hücrelerinin temizlenmesi ile cilde gençlik veren kollejen üretimi hızlanır, ciltteki solgun yapı kaybolarak, yeni hücrelerin ortaya çıkışından doğan bir canlılık ve güzellik hâkim olur.

 

Kollejen cildimizin gençlik ve güzellik kaynağıdır. Kollejen eksikliğinin en önemli nedeni güneş ışınlarına aşırı temas etmektir. Cilt güzelliğiniz için ne pahasına olursa olsun güneş ışınlarından dengeli yararlanın ve özellikle –yüz bölgenizi koruyun.

 

Kollejen üretiminde ve çok ince çizgiler halindeki yaşlılık belirtilerinin yumuşatılmasında en önemli aktör Vitamin A dır.

 

Vitamin A aynı zamanda güneş zararına karşı cildinizi en duyarlı konuma getirmesiyle de ünlüdür. Bu sebeple vitamin A alırken cildinizi mutlaka şapka vb. gibi bir koruyucu ile korumalısınız.

 

Vitamin A veya vitamin A içerikli kremlerin alımını uzman kontrolünde yapınız. Haftalık dozun iyi ayarlanmaması sonucu cildinizde aşırı hassasiyet görülebilir. Böyle bir durumda çok kaliteli sızma zeytinyağını cildinize uygulayarak onu sakinleştirebilirsiniz. Ekstra sızma zeytinyağının içeriği cildin doğal yağ asitleri ile aynıdır. Bu bakımdan da çok muhteşem bir nemlendiricidir.

 

  1. NEMLENDİRİCİLERİN KULLANIMI

 

Cildinizin doğal nem dengesini bozacak şekilde nemlendirici kullanmayınız. Aşırı nemlendirici kullanımı, cildinizdeki gözenekleri tıkayarak, onları oksijensiz bırakarak yaşlanmasını hızlandırır.  Cildiniz eğer gergin ve kuru ise cilt yapınıza uygun bir nemlendirici kullanabilirsiniz. Normal durumda cilt neminin sürdürülmesinde temiz ılık su en muhteşem nemlendiricidir hatırımızdan çıkarmayalım.

 

Nemlendirici kullanmadan önce cildinizi içerisinde yumuşatılmış ılık su ile nemlendiriniz. Çeşme suyunuz sert ise kaynak suyu kullanınız.  Fazla suyu kurularken yüzünüze havluyu sürtmeyiniz, cildinize dokundurup çekerek fazla suyu uzaklaştırınız.

 

Omega 3 balık yağını da cildinizin doğal nemlendiricisi olarak kullanabilirsiniz ve 6 hafta içinde cildinizde ve saçınızda çok güzel gelişmeler görebilirsiniz.

 

Cilt nemlendirilmesinde buhar uygulamasının ayrı bir yeri vardır. Uygun sıcaklıktaki buhar uygulaması ile gözenekler daha çabuk açılarak buharın nemi ile cilt yeterince nemlendirilmiş olur. Hamamdan çıktığınızda cildinizin nasıl canlı ve bebeksi bir görünüm kazandığınıza hep şahit olmuşsunuzdur.

 

Hamamda, havuzda, kaplıcalarda veya banyoda buhar veya su kullanılarak cildin nemlendirilmesinde dikkat edilecek en önemli konu, buharın veya suyun cildi kurutacak kadar sıcak olmamasıdır. Cildinize bir kuruluk veya kaşıntı hissettiğiniz zaman hemen banyo alma aralıklarınızı arttırınız. Banyoda veya duşta kalma sürenizi kısaltınız ve soğuk ile ılık arası bir sıcaklığa sahip su kullanınız. Su cildinizde bir kızarıklığa neden oluyor ise bu su cilt için fazla sıcak bir sudur.  Cilt temizliği için sabun yerine gliserin veya petrolatum içeren  krem özellikli,  temizleyici ve nemlendirici özelliği birlikte taşıyan, temizlik ürünleri kullanınız.

 

Soğuk kış günlerinde oda havasının kuruması cildinizi de kurutur ve kırışıklıklara neden olur. Bu durumda oturduğunuz veya yattığınız odada buhar salan cihazların kullanılması bir yandan kuru havanın neden olduğu inatçı öksürükleri engellerken, atmosferinizi de nemlendirerek cildinize yumuşaklık ve sağlık kaynağı olur.

 

Nemlendirici olarak güvenle kullanabileceğiniz nemlendiriciler arasında extra sızma zeytinyağı ile extra sızma Hindistan cevizi yağı ve susam yağı başta gelir. Banyo yaparken bunları tüm cildinize uygular ve fazlalıkları da duş suyu ile uzaklaştırırsanız bebeksi bir cilde sahip olursunuz.

 

Cildinizin nemlendirilmesinde sadece yüz bölgenizi değil göğüs ve boyun bölgenizi de özellikle dikkate almalısınız. Bu bölgelerdeki hücrelerde doğal nemlendirici oranı yüz bölgesine göre daha düşüktür.

 

  1. TEMİZ HAVA VE YETERLİ OKSİJEN ALIMI

 

Oksijen hücre metabolizması için hayati bir önem taşır. Eğer yeteri kadar oksijen alamazsanız metabolizma hızınız düşer. Metabolizma hızı, enerji elde edebilmeniz için hücre yapısındaki yakıtların  (protein, yağ ve karbonhidratların)

Yeterli oksijenle yakılarak ısıya, enerjiye ve hayatiyete dönüşüm hızıdır. Düşük metabolizma hızlarında ya yakıt yoktur ya oksijen veya daha da önemlisi hareketsiz, sporsuz bir hayat söz konusudur.

 

Yüksek stres, korku ve panik yanında bedensel aktivite de oksijen ihtiyacını arttırır.  Uzun adımlarla yürüyen bir kişi oturan bir kişiye göre ortalama 4 katı daha fazla oksijen harcarken aynı kişi koşuyor veya yoğun stres altında ise 8 katı daha fazla oksijen harcar. Temiz havadaki bugün %21 olan oksijen miktarı eski çağlarda  iki katı kadardı. Eski çağlarda yaşayan insanların 1000 yıl gibi bir süreyi sağlıklı bir şekilde yaşamalarının altındaki bir gerçek de budur. Şehirlerimizde özellikler kışın kirlilik oranı yükselen bir ortamda oksijen miktarının %10 civarında seyrettiğini düşünürsek, stresin cilt hücreleri üzerindeki oksijen yokluğundan doğan yıkımını daha iyi anlayabiliriz.

 

Hücrelerin yeterli oksijen alımında beslenme alışkanlıklarımız da önemlidir. İşlenmiş ve doymuş hidrojen ihtiva eden yiyeceklerin yarattığı toksik maddeler dolaşım sistemimizin doğal görevi olan oksijen naklinde de aksaklıklara neden olmaktadır. Bunlar dolaşım sistemimizi oksijen taşımaktan çok hücre içinde biriken toksinleri dışarı atmakla meşgul etmektedir. .

 

Çeşme sularının havalandırılmamış olması veya klorlanması bu suların içerisindeki oksijen miktarını düşürmektedir. Diğer taraftan kontrolsüz antibiyotik kullanımı neticesinde vücutta hidrojen peroksit üreten faydalı bakterilerin de ölümüne ve dolayısıyla hücrelerimizin oksijensiz kalarak yaşlanmalarına neden olmaktadır.

 

Sebzelerin içindeki oksijen, sebzeleri yüksek ısıda pişirdiğiniz sırada büyük oranda yok olur. Bu sebeple sebzeleri mümkün olduğu kadar çiğ veya buharda haşlanmış olarak kullanınız.

 

Hücrelerimizin yeterli oksijen alabilmesi için nefes alma alışkanlıklarımızı da mercek altına almalıyız. Yeteri kadar derin nefes alma alışkanlığımız yoksa bunu düzeltmeliyiz.  Kapalı ortamları zaman zaman havalandırarak oksijenlenmesini sağlamak gibi, ortamın oksijen oranını arttıracak diğer tedbirler de cilt güzelliğimiz açısından önem kazanmaktadır.

 

Oksijenin cilt bakımında ne kadar önemli olduğunu,  vücudun günlük ihtiyacı içerisindeki yerine bakarak da anlayabiliriz. İnsana vücudunun üçte ikisi (%65) oksijendir. Yetişkin bir insan günde 3-4 kg oksijen, 2 kg. gıda ve 2 kg. kadar da su almalıdır.  Görüldüğü üzere oksijen ihtiyacı diğer ikisinin toplamına eşittir. Diğer taraftan oksijen vücut içerisine diğer iki ihtiyaçtan daha fazla işlemektedir.

 

Cilt güzelliğiniz için evinizde bazı bitkileri de yetiştirmeniz uygun olur.  Bata Areka palm olmak üzere, hedera, salon eğreltisi ve lady palm gibi bitkiler havadaki toksik zerrecikleri bünyelerine alıp yok ederler.  Geceleri uyurken veya gündüzleri evde otururken bol ve kaliteli oksijeni bünyenize alarak cildinizi kırışıklıklara karşı koruyabilirsiniz.

 

Cilt bakımında oksijen kullanımında çok dikkatli olmak gerekmektedir. Konu ile ilgili araştırmalar devam etmekle birlikte, son değerlendirmeler oksijenin bilinçsizce sağlık amaçlı olarak kullanımının ciddi riskleri de olduğunu göstermektedir.   Özellikle cildinizin aşırı oksijenle yüklenmesi durumunda başlangıçta oksijene karşı ilgisiz olan minarelerin yoğun oksijen ortamında oksitlenerek cildinizdeki hücrelerde metabolizma bozukluklarında ve dolayısıyla cildin erken yaşlanmasına neden olabileceği değerlendirmeler arasındadır.

 

Konu ile ilgili olarak aşağıda maddeler halinde belirtilen şeylere de duyarlılık gösterilmesi, uzun ömürlü, sağlıklı bir cilde sahip olma açısından dikkate değer görülmektedir.

 

Doktorunuzun da tavsiyesini alarak;

 

  1. Cilt temizliğine büyük önem veriniz. Temizlik veya bakım yaparken cildinizi gererek veya havlu dâhil herhangi bir şeyle ovalayarak veya çekerek strese sokmayınız.
  2. Sağlığınız ve cilt yapınız elverişli ise, yağ oranı yüksek besinlerle besleniniz.
  3. Cildinizin nemini arttıracak tedbirler kapsamında; nemlendiricilerin A vitamini, bakır, kinetin ve Vitamin C ihtiva etmelerine dikkat edilmelidir. Daha çok su ve yeşil çay içip, kafeinli içeceklerden ve alkolden uzak durulmalıdır.
  4. Dengeli ve doğal bir beslenme ile vücut canlı tutulmalıdır..
  5. Gerekirse nemlendirici olarak doğal maskelerden yararlanılmalıdır.
  6. Alfa-lipoik asit, Koenzim Q10, Retionic Asit, ,Hyaluroic Asit, L-Karnitin ve Omega 3 yağ asitleri başta olmak üzere cilt tazeliğini koruyacak desteklerden yararlanılmalıdır.
  7. Güneş ışınlarının cilt üzerindeki yaşlandırıcı etkilerini önlemek için daha çok domates ve domates ürünleri yenmelidir.
  8. Başta erik, üzüm ve elma olmak üzere antioksidan etkisi yüksek meyvelerden yenilmelidir.
  9. Uskumru, hamsi, ton balığı, barbunya ve levrek başta olmak üzere Omega 3 bakımından zengin balıklar yenmelidir.
  10. Zeytinyağı, fındık yağı ve Ayçiçek yağı başta olmak üzere, Omega 6 yağ asitli yağları kullanınız..
  11. Omega 3 ve Omega 6 yağlarını birlikte ihtiva etmesi yanında bu yağları kimyasal bağ yapısı bakımından özgün bir şekilde ihtiva etmesi açısından da özel bir öneme sahip olan keten tohumu yağı kullanılmalıdır.
  12. Portakal, limon gibi C vitamini ihtiva eden turunçgiller bol bol kullanılmaldır.
  13. Cilt güzelliğinde D-Limonene’den yeteri kadar yararlanmak için turunçgillerin kabuklarından da yararlanılması faydalı olur.. Özellikle kamkat gibi kabukları ile yenen turunçgillere öncelik verilmelidir. Turunçgillerin reçellerini şeker ihtiva etmeleri nedeni ile burada önermemekteyim. Çünkü şeker kadar cilde zarar veren başka bir madde yoktur.
  14. Renkli sebze ve meyveler vitamin ve mineral madde açısından diğer renlere göre daha zengindir. Bunlardan bol bol yenmelidir.
  15. Yeteri miktarda mineral madde ve yağ asidi için ve E vitaminini bir paket halinde alabilmek için yağlı tohumlardan ceviz, badem ve fındık üçlüsü masada hazır bulundurulmalıdır. Günde bir avuç bu karışımdan almak suretiyle kalp sağlığımızı da korumuş oluruz.
  16. Cilt bakımıyla ilgili süreklilik arz eden konularda ısrarlı olunuz ki; netice alasınız.

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s