YAKLAŞIK 1000 FİZİKSEL HASTALIĞIN RUHSAL, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL KÖKENİ BELLİDİR VE BUNA GÖRE DE TEDAVİ ŞANSI VARDIR/ ABOUT 1000 PHISICAL DISEASES MAY BE CURED ACCORDING TO THEIR ALREADY DIAGNOSED MENTAL, SPIRITUAL AND EMOTIONAL GROUNDS

1000 CİVARINDAKİ RAHATSIZLIĞIN ZİHİNSEL, DUYGUSAL VE RUHSAL KÖKENLERİ TEMİZLENEREK KONTROL ALTINA ALINABİLME ŞANSI VARDIR.
 
Her hastalığın birçok nedeni olmakla birlikte, insan bir sistemdir. Bu sistemde en ufak bir aksaklık, aksaklığın derecesine göre bize bir sinyal (kırmızı ışık) yakar. Bu sistemde beden zihnin, duyguların ve ruhun alt sistemi olarak çalışır. Yani, zihniniz, duygularınız ve ruhunuzda yaşadıklarınız bedeninize bir şekilde yansır.
SYSTEM MEDICINE
Örnek vermek gerekirse, Bireyselliğimizi koruyan bir duyu organı olan cilt hastalıklarının kökeninde görüntümüzü/bireyselliğimizi bozan endişe, korku, eskilerde kalmış çözülmemiş sorunlar, ben tehdit altındayım duygusu ve ben tehdit altındayım duygusu yatar. Bunun gibi ciddi bir rahatsızlık olan sedef dahil, bayanların korkulu rüyası selülit ve omurga çarpıklıkları dahil yaklaşık 1000 civarındaki fiziksel rahatsızlığa merkezinde bilinç altı tedavisi olan, diğer tedavi yaklaşımları ile birlikte tedavi şansı doğmuştur. Bilinç altı birikimleri, teşhis ve tedavi eden sibernetik tıp imkan ve kabiliyetleri bu konudaki ilerlemeleri hızlandırmış bulunmaktadır.
 

VÜCUTTA HASTALIK SÜRECİ NE ZAMAN BAŞLAR İNSAN ÖMRÜ İLE HÜCRELERİMİZDEKİ KROMOZOMLARIN UCUNDAKİ TELOMER UZUNLUĞU ARASINDA YAKIN BİR İLİŞKİ VARDIR. TELOMERLERİN UZUNLUĞU NE KADAR HIZLI KISALIRSA, ÖMÜR O HIZDA AZALIR/WHEN IS A HEALTY LIFE ENDS UP WITH A CRONIC DISEASES. LENGHT OF TELOMERS IS CLOSELY RELATED WITH LONG-LIVITY.

VÜCUTTA HASTALIK SÜRECİ NE ZAMAN BAŞLAR

İNSAN ÖMRÜ İLE HÜCRELERİMİZDEKİ KROMOZOMLARIN UCUNDAKİ TELOMER UZUNLUĞU ARASINDA YAKIN BİR İLİŞKİ VARDIR. TELOMERLERİN UZUNLUĞU NE KADAR HIZLI KISALIRSA, ÖMÜR O HIZDA AZALIR…

SİZİN TELOMERLERİNİZİN UZUNLUĞU YAŞINIZA GÖRE MUHTELEMELEN NE KADARDIR?

İnsanı insan yapan genleridir. Kromozomları genleri taşıyan ayakkabı bağcıklarına benzetebiliriz. Ayakkabı bağcıklarının ucunda, bağcıkların çözülerek dağılmasını önleyen küçük başlıklar vardır. Eğer bu başlıklar çözülürse, ayakkabı bağcığı da kısa süre içinde çözülerek kullanılmaz hale gelir. İşte bunun gibi hücrelerimizdeki kromozomların ucunda telomerler vardır. Bu telomerler aşındıkça hücrelerin kromozom bütünlüğü süratle kaybolur, TELOMER1cilt kırışır ve hastalıklı bir hayat başlar. Telomerler tamamen kaybolunca o hücre artık genetik bilgilerini doğru bir şekilde yeni hücrelere aktaramaz. Vücutta iltihabi süreçler başlar.

Telomerler yaşlanmanın doğal bir neticesi olarak da azalabilir. Yeni doğan bir bebekte 10 bin baz çifti telomer varken, bu rakam 65 yaşında 4800’e inmiş olur.

Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; telomerlerin kısalma hızı kontrol edilebilir.

TELOMERLERİN UZUNLUĞUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLERDEN BAZILARI: Zorlu şartlarda aşırı tehlike altında hissediyorsanız ve/veya çocukluğunuz olumsuz yaşam tecrübeleri ile dolu ise, çocukluğunuzda ihmal edilmiş biri iseniz, telomer boylarınız yaşınıza göre daha kısalmıştır. Hemen paniklemeyin Telomerler kısalabilir ve yeniden uzayabilir de ancak yine de aşağıdaki örnek önlemleri süratle almalısınız.

 

Bunun için yapmanız gereken basit önlemler:

  1. Hızla meditasyon teknikleri ile stres düzeyinizi düşürmeniz ve böylece telomer boylarını normalleştirmek üzere telomeraz enziminizi arttırmanız gerekir.
  2. Her türlü egzersiz özellikle kalp-damar sağlığınız için önerilen egzersizleri önemle yapmanız lazımdır.
  3. Yalnızlıktan sıyrılıp, sosyalleşmeniz, zevkle yapacağınız sosyal aktivitelere zaman ayırmanın zamanı gelmiştir.
  4. Güven veren kişi ve ortamlarda bulunmalısınız.
  5. Çocuklarınızı sevgi dolu, güven veren bir ortamda büyüterek, daha başlangıçta kısa telomerlerle hayata başlamalarını engelleyiniz. Aksi halde, bu çocuklar, kısa sürede ortaya çıkacak genetik bozulmalardan dolayı, bir dizi kronik hastalıklara aday olabilirler.
  6. Anne ve baba zorlu hayat şartlarında yaşamışlarsa, onların zorlu şartlardan dolayı yumurta ve sperm hücrelerindeki kısalmış olan telomerleri, kromozomlar yoluyla size geçmiş olabilir.
  7. Salam, sosis ve sucuk gibi hazır gıdalar ve gazlı içecekler telomer boylarını kısaltmaktadır. Bunlardan uzak durulmalıdır.

SAĞLIKLI, YAKIŞIKLI VEYA GÜZEL GÖRÜNMENİN SIRRI ÖMÜR, SAĞLIKLI YAŞAM VE HASTALIKLI YAŞAMIN TOPLAMIDIR. SAĞLIKLI YAŞAM SÜREMİZİ NASIL ARTTIRABİLİRİZ?/WHAT IS THE SECRET OF POSITIVE VITALITY, BEAUTY AND YOUNGNESS, HOW CAN WE EXTEND OUR HEALTY PERIOD OF LIFE?

KMROMOSAĞLIKLI, YAKIŞIKLI VEYA GÜZEL GÖRÜNMENİN SIRRI
ÖMÜR, SAĞLIKLI YAŞAM VE HASTALIKLI YAŞAMIN TOPLAMIDIR. SAĞLIKLI YAŞAM SÜREMİZİ NASIL ARTTIRABİLİRİZ?

Kanser hücreleri hariç, her sağlıklı hücre bölünerek ama giderek azalan bir hızda çoğalır. Neticede her hücre belli bir süre sonunda artık yaşlanarak bölünemez ve ölür. Bu ömre Hayflick limiti denir. Ancak, Her hücrenin ömrü sınırlı değildir. Kalp damar, akciğer, karaciğer, pankreas, cilt, saç, bağırsak, kemik ve bağışıklık hücreleri yenilenebilir hücreler arasındadır. Hücrelerimiz sağlıklı bir şekilde yenilendikçe, organlarımız da yenilenir ve cildimiz parlar, genç ve güzel/yakışıklı görünürüz. Vücutta ne kadar çok yaşlı hücre varsa, hücreler arası haberleşme o kadar kötüdür ve bunun neticesi olarak o kadar hastalığa yatkınlık, cilte bozulmalar ve yaşlı bir görünüm vardır. 



Sağlıklı, yakışıklı veya güzel görünmenin sırrı, hücre sağlığında ve hücrelerin ömrünü uzatmakta yatmaktadır. Hücre ömrü, stres başta olmak üzere, genetik yatkınlık-“açtırma kutuyu söyletme kötüyü”!, çevresel şartlar, beslenme gibi çok şeyden etkilenir. Bunlar hücre DNA’larının uçlarında bulunan Telomerlerin boylarının kısalma hızını belirler. Çünkü telomer boyları sıfırlanınca hücre de ölmektedir. Telomeraz enzimi ise telomer boylarını arttırarak hücrenin ömrünü uzatmaktadır. Hücre içerisinde bulunan Telomeraz enzimi miktarı azaldıkça telomer boyları kısaldığından, hücre ömrü de kısalmaktadır. Sağlıklı kök hücreler, her organa dönüşebilen anahtar hücrelerdir; ana organlarımızın sürekli sağlıklı kalmasını sağlarlar. Bu hücrelerin içinde ömrümüzün sonuna kadar yetecek telomeraz enzimi bulunduğundan, kök hücreler en uzun sağlıklı yaşayan hücrelerimizdir. Sağlık, güzellik/yakışıklılık ve uzun ömrün sırrı hücre sağlığından geçmektedir. Hücre sağlığını etkileyen en önemli faktör hücreler arası haberleşmenin sağlığıdır.Hücre ömrünü arttırmanın ve hücre sağlığını korumanın yolları ileTelomeraz enzimini arttıran fakörler ayrı ayrı yazıların konusu olacaktır.

BEYNİMİZDE BAĞIRSAK BAKTERİLERİ VAR/ GUT BACTERIA WAS SEEN IN OUR BRAIN

BRAIN MICROBIOME

HASTALIKLARIMIZDAN DOLAYI ASLA ÜMİTSİZ OLMAYALIM.
TIPTA ÇOK ŞEY AKŞAMA KADAR DOĞRUDUR. BU GÜNE KADAR OLAN BİLGİLERİMİZLE, BEYİNDE BAĞIRSAK BAKTERİSİNİN BULUNMASI İMKANSIZDI.
BAĞIRSAĞIMIZDAKİ BAKTERİLER BEYNİMİZDE DOLAŞMAKTADIR.
Bu keşif, Neuroscience 2018 Yıllık Toplantısında açıklanmıştır.
Ne yerseniz,o olursunuz. Geçtiğimiz günlerde, ABD Alabama üniversitesinde tesadüfen yapılan bir buluş, bu sözün ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Bu buluş ile ilk defa beyinde bağırsak bakterilerinin bulunduğu tespit edildi. Oysa, bugüne kadar beyin-kan bariyeriyle, kandaki bakterilerin asla beyine ulaşamayacağını, bunun imkansız olduğunu zannediyorduk.
Harward Üniversitesi Tıp Fakültesinin Haziran 2018’de bağırsaklarımızı ikinci beynimiz olarak ilan edişinden hemen sonra, Alabama Üniversitesi beynimizde bağırsak bakterileri olduğunu keşfetti.
Bağırsak bakterilerinin beyne nasıl ulaştığı tam olarak bilinmemekle birlikte sinir sistemi kanalı ile beyine ulaşmış olabilecekleri değerlendirilmektedir.
Alzheimer hastalarının beyinlerinde görülen bakteriler, alzheimer (bunama) hastalığı ile beyine ulaşan bağırsak bakterileri arasında bir ilişkiyi gösterebilir. Resimde kan damarının hemen solunda oval şekilde görülen bakteriler beynin değişik bölgelerinde bulunmaktadır. Ancak, sinir hücrelerinin haberleşmesinden sorumlu yıldız şekilli hücrelerde özellikle bol bulunmaları dikkat çekmektedir.
Bağırsak bakterilerinin sağlığımızı, genlerimizi etkilediklerini zaten biliyorduk. Şimdi ise ruhsal, duygusal ve zihinsel durumumuzu çok yakından etkilediği konusunda kesin bulgulara doğru gidiyoruz.

HAYALLERİMİZE NASIL KAVUŞABİLİRİZ? MUTLULUK, SAĞLIK VE BAŞARININ ANAHTARI/ HOW CAN WE REACH OUR DREAMS? THE KEY TO HAPPINESS, HEALTH VE SUCCESS

 

MUTLULUK, SAĞLIK VE BAŞARININ ANAHTARI/ THE KEY TO HAPPINESS, HEALTH AND SUCCESS
 
Sağlığınız duygu ve düşüncelerinizin bir göstergesidir. Ne hissediyorsanız onu yaşarsınız.
 
Mutlu, sağlıklı ve başarılı olmak istiyorsanız, onlardan aldığınız derslere sayarak, önce kendinizi sonra da her şeyi ve herkesi affederek başlayın… Bilinç altınıza yerleşmiş olarak, mutluluğunuzu, sağlığınızı ve başarınızı frenleyen bu “takozları” öyle affedin ki; düşünce ve davranışlarınıza, bir bilgisayarın işletim sistemi gibi, siz farkında olmadan artık onlar yön vermesinler.
 
Zihninizi, duygularınızı ve ruhunuzu bilinçli bir şekilde olmasını arzu ettiğiniz, sizi mutlu edecek şeylere yoğunlaştırın, onları olmuş gibi hayal edin… Bu hayal ile mutlu, heyecanlı ve coşkulu hissediyor muzunuz? Tüm bedeninizi bir huzur kaplıyor mu? İşte bundan sonra onu yapma yönünde güçlü bir irade sahibi olacaksınız. O yönde hareket edeceksiniz ve böylece o hayalin gerçek sahibi olacaksınız. KANSERİN PANZEHİRİ YÜKSEK BİR MUTLULUK HİSSİDİR. Sizi mutlu edecek şeylerden daha etkili bir tedavi aracı bulamazsınız… Unutmayın ki; neye odaklanırsanız onu büyütürsünüz.

BUNAMA (ALZHEIMER) HASTALIĞI, BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE 12 MADDEDE TEDAVİSİ/ALZHEIMER DISEASE SIGNS, CAUSES AND ITS TREATMENT IN 12 ITEMS

 

UNUTKANLIK BUNAMA (ALZHEIMER) BELİRTİSİ OLABİLİR

Eğer yaşınız orta yaşın üzerindeyse ve geçmişi hatırlıyor, yeni olayları hatırlamakta zorluk çekiyorsanız doktorunuzla görüşmeniz uygun olacaktır. Bu durum, farkına varmakta geciktiğiniz takdirde hızla ilerleyebilecek olan Bunama (Alzheimer) hastalığının başlangıcı olabilir.

Alzheimer hastalığının nedeni beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantıyı kesmesidir. Bağlantısı kesilen sinir hücreleri giderek ölür ve bunun neticesinde beyin küçülmeye başlar.

BUNAMANIN BELİRTİLERİ

Başlangıç safhası:

  1. Kelimeleri unutmak veya eşyaların yanlış yerlere koymak
  2. Okuduğu şeyi hemen unutmak
  3. Aynı şeyi defalarca sormak
  4. Giderek sorun çıkaracak işlere girmek
  5. Yeni kişilerle karşılaştığında isimlerini hemen unutmak

Orta şiddette bunama belirtileri:

  1. Kendisi hakkında ayrıntıları unutma
  2. Senet veya çek üzerine yanlış tarih ve rakamları yazma
  3. Hangi ay ve hangi mevsim olduğunu unutma
  4. Yemek pişirmede zorluk
  5. Yemek siparişi vermede zorluk

Orta üst şiddette bunamanın belirtileri

  1. Saatin kaç olduğunu unutmak
  2. Adresini, telefon numarasını, gittiği okulu unutmak
  3. Mevsim gereği veya özel o gün için hangi elbiseyi giyeceğini bilememek

Bunamaya neden olan etmenler:

Bunamaya neden olan etmenler:

Vücutta artan oksidatif hasar bunamanın başlıca nedeni olarak görülmektedir.Yaşın ilerlemesi ile birlikte doğal olarak oraya çıkması.

  1. Yaşın ilerlemesi ile birlikte doğal olarak veya genetik vb. nedenlerle beyin sinir hücre sağlığının bozulması.
  2. Genetik nedenlerle beyin sinir hücre sağlığının bozulması.
  3. Baş bölgesinde bir travmanın yaşanması.
  4. Vücutta silikon düzeyinin artması
  5. Vücutta serbest radikal düzeyinin artması
  6. Beyin damar rahatsızlıkları
  7. Beyinde alüminyum düzeyinin yükselmesi. Alüminyum pişirme kapları ve kağıtlarından dolayı alüminyum bulaşık gıdalar, sütten yapılmayan kremalar, kabartma tozu, sofra tuzu, Alüminyum merdaneler arasından geçen beyaz pirinçler bu açıdan dikkatle yenmelidir. Başlıca alüminyum kaynakları olarak su, gıdalar, antiasitler ve deodorantlar sayılabilir. Bazı içme sularının temizlenmesi için alüminyum “alum” olarak kullanılmaktadır. Yerel otoritelerden içme suyunda ne kadar “alüminyum” olduğunu öğrenebilirsiniz. Sitrik asit ve kalsiyum sitrat sudan ve gıdalardan alınan aliminyum oranını arttırabilir,

TEDAVİSİ

  1. Hastalığın başında, 2 yıl boyunca desferrioxamin’in kasa şırınga edilmesi ile vücuttaki aliminyumun desferrioxamine bağlanarak idrarla atılmasının sağlanması.
  2. Antioksidanlar hastalığın başlamasını geciktirmektedir. Günde 3000 mg. vitamin C ve 3200 IU vitamin E kullanılması bunamaya karşı kullanılan ilaçlara başlama süresini 5-6 yıl civarında geciktirmektedir.
  3. Magnezyum zengini gıdalarla beslenilmesi veya magnezyum desteklerinden yararlanılması. Magnezyum, alüminyum emilimini alüminyuma rakip olması nedeniyle azaltır.
  4. İşlenmiş her türlü gıdadan uzak durulması. Magnezyum zengini oldukları için koyu yeşil renkli sebzeler, fındık fıstık gibi çerez ve tohumlar yenilmesi.
  5. Acetylcolin nörolojik iletişimi ve dolayısıyla hafıza gücünü arttırır. B1 vitamini (thiamin) beyinde acetylkolin gibi işlev görür. Başta Thiamin olmak üzere B vitaminleri takviyesi yapılması. Günde 3-8 gram aralığında kullandırılırsa hastaların hafıza gücü kuvvenlendirilebilir.
  6. Metilkobalamin ve adonesil kobalamin formatında B12 vitamini kullanılması
  7. DNA sağlığı ve süperoxid dismutaz enzimi gibi vücut için gerekli birçok enzimin yapısında bulunan ve DNA kopyalanması ve tamirinde önemli rol oynayan Çinko desteklerinden yararlanılması. Zink aspartat olarak günde 27 mg. Alınabilir.
  8. Lesitinin yapısında bulunan, fosfatidil kolin desteklerinden yararlanılaması. Fosfatidil kolin, beyinde sinir hücreleri arasındaki iletişimi güçlendiren asetilkolin seviyesini yükseltmektedir. 15-25 gr/gün dozajında alınabilir. Bu konudaki bilimsel çalışmalar birbirini teyit etmediği için, 15 günlük bir kullanım sonucu bir fayda görülmezse kullanıma son verilmelidir.
  1. Beyin hücre zarlarını kuvvetlendirici olarak fosfatidilserin düzeyinin güçlendirilmesi. Genel olarak fosfatidilserin beyin tarafından üretilmektedir. Ancak beyinde B9 ve B12 vitaminlerinin eksik olması durumunda bu üretim yeterli olamamaktadır. Bu desteklerin alınması ile fosfatidilserin düzeyi de yükselmektedir. Fosfatidilserin düzeyi yüksek olan hastaların huyları iyileşmekte, davranışları düzelmekte ve hafıza güçleri yükselmektedir.
  2. L-Asetlkarnitin beyin hücrelerinde enerji düzeyini yükseltmekte, hücre zarlarını stabilize etmektedir. Destek olarak verilebilir.
  3. DHEA beyinde çok yoğun bir şekilde bulunur. Hafızayı güçlendirir. Yaşlılıkla birlikte hızla azalamaya başlar. DHEA gıda desteği olarak verilebilir. DHEA, vücuttaki faaliyetleri düzenleyen tüm steroid hormonların (sex hormonları, kortikosteroidler vb) kaynağıdır. 50 yaşlarındaki erkekler için 25-50 mg, bayanlar için günde 15-25 mg. Kullanılabilir. Yaş ilerledikçe bu dozlar daha da arttırılabilir. DHEA, şeker hastalığının tedavisinde, obezitede, yüksek kolestrol tedavisinde, kalp rahatsızlıklarında ve artrit tedavisinde önemli bir destektir. Yüksek dozlarda vücutta akne görülmesi durumunda dozaj düşürülmeli veya desteğe son verilmelidir.
  4. Zihinsel faaliyetlerin sağlık düzeyini yükseltmek için keten tohumu yağı ve gingo biloba ekstresi (günde 3 defa 80 mg) destek olarak kullandırılabilir.

NOT: Burada verilen gıda desteklerinin dozajları bilimsel çalışmalara konu özel hastalar için kullanılan dozajlardır.  Söz konusu destekler hastaya gerekli testler yapılmadan kullandırılmamalıdır. Belirtilen dozajlar bu testlerden sonra her hasta için uygun doz olarak tespit edilmelidir. Hastanın tedavisi süresince, doz miktarları değişkenlik gösterebilir. Her hasta için, hastanın özel durumuna göre bazılarının verilmesi zararlı olabileceği gibi, verilmesi gerekenler de cins ve dozaj olarak farklılık gösterecektir.

GENETİK RAHATSIZLIK DİYEBİLMEK İÇİN NE KADAR BİLGİLİYİZ? DO WE HAVE ENOUGH KNOWLEDGE TO DIAGNOSE A DISORDER AS GENETIC?

GENETİK GENETİK.. GENETİĞİN SAĞLIĞIMIZA ETKİSİ HAKKINDA NE KADAR ŞEY BİLİYORUZ?
Bugünlerde birçok rahatsızlığı genetik deyip bir kazığa bağlıyoruz. Bir rahatsızlığa genetik diyebilmek için tıp bilimi genetik bilimi konusunda ne kadar ilerleme kaydetti? Doktorlar olarak bir rahatsızlığa genetik diyebilecek kadar genetik konusunda ne kadar bilgiliyiz? Okuyunca hayret edeceksiniz…
Genome insanın gen haritasıdır. Önünüzde bir harita düşünün. Sadece bir harita. Bu haritada hangi genler nerededir göreceksiniz. Yani bir harita üzerinde gösterilen şehirler gibi kromozomlar üzerindeki genler birbirinden ayırt edilerek yer tespiti yapılmıştır. Peki bu şehirler neleri ile meşhurdur? Bu sorunun cevabını da genler üzerindeki DNA’ların miktar ve diziliş farklılıkları  vermektedir. Yani bir genin insan hayatı üzerindeki etkisini, üzerindeki DNA’ların sayısı ve diziliş farklılıkları belirler.
Bazı genler birkaç yüz DNA’dan  oluşurken, bazıları 2 milyona kadar çıkar. Her insan her konuda biri anneden biri de babadan olmak üzere 2 gen taşır. Bir insanda 20 000 ile 25 000 arasında gen olduğu tahmin edilmektedir. Bu genlerin % 99’u her insanda aynıdır; sadece %1’i kişiden kişiye değişir. Bu değişiklik gendeki DNA’nın diziliş farkındandır. Bu farklılık insanları birbirinden ayıran özelliklerdir.
DNA’lar genetik kodlardır. Bunlar da protein kodlayan ve kodlamayan olarak ikiye ayrılırlar. Protein kodlayan DNA’lar, genetik koda göre sentezlenecek protein için gerekli bilgileri taşırlar. Böylece meydana gelecek proteinler molokülleri oluştururlar. Protein kodlamayan DNA’lar hücre içinde regülatör görevi üstlenirler. Bu görev kapsamında bazı genleri çalıştırır, bazılarını çalıştırmazlar veya bazılarını hızlandırır, bazılarını yavaşlatabilirler.
Protein kodlamayan DNA’ların bir başka görevi ise, RNA moloküllerini oluşturmalarıdır. Bunlara örnek olarak bilgi taşıyıcı RNA’lar (trRNA) ve ribozomal RNA’lardır (rRNA). rRNA’lar amino asitlerden protein zincirlerinin oluşmasını sağlarlar. Mikro RNA’lar (MikRNA) protein oluşumunu engeller. Uzun RNA’lar (LncRNA), protein üretimine izin veren RNA’lardır.
Protein kodlama bilgisi bulundurmayan DNA’ların yukarıda açıklanan örnek faaliyetleri henüz tam olarak ortaya konulamamıştır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında bir rahatsızlığa genetik teşhisi koymanın zorluğu ortada iken, bir başka zorluk ise genetik kodlamanın yani DNA cins ve dizilimlerinin ne anlam ifade ettiğinin tam anlaşılamamış olmasıdır.
Alfabenin harflerini A-Z arasında nasıl biliyorsak, bilinen şey  genetik alfabenin harfleridir. Bunu anlayabilmemiz için yan yana gelen harflerin, yani farklı DNA dizilimlerinin ne anlama geldiğini tam olarak bilmemiz gerekir. O yetmez; her kelimeyi tam olarak okuyabilmemiz gerekir. O yetmez; kelimeleri cümle içinde ruhu ve lafzı ile değerlendirmemiz gerekir. O yetmez; bu kelimelerle oluşan cümleleri ruhu ve lafzı ile iyi anlamamız gerekir. O da yetmez; cümleyi okurken ses tonumuzu da ayarlayarak gerçek mesajın ne olduğunu karşıya iletmemiz gerekir.
Genetik rahatsızlıkları yorumlamada henüz harfleri öğrendik, okuma aşamasındayız. Daha katedecek çok yolumuz var. Bir hücrenin içinde çözümü bekleyen 4 terabaytlık bilgi var. Bunun çözümü için genetik okur yazarlığımız, hitabet sanatımız yok denecek kadar az.
Müzikte 7 nota var. Bunları biliyoruz. Ama vuruş zamanı ve enstrüman çeşidi işin içine girince milyonlarca farklı müzik yapabiliyoruz. Bu da yetmez; her müziğin farklı yorumları, farklı neticeler vermekte, farklı duygular uyandırmaktadır.
Genetikte durum bundan da öte, bir insanda 7 nota yerine 20 000 ile 25 000 gen var. Bu genler arasında etkileşimler var. Bu kadar genin her birinin üzerinde, bu geni özgün bir gen yapan, 200 ile 2 milyon arasında DNA var. Bu kadar DNA’nın sıralamasında veya miktarında en ufak bir değişiklikle ortaya çıkacak genetik durumların araştırılması gerekmektedir. Bu işin fizyolojik yönüdür. Sonuçları sadece fizyolojik olaylar belirlememektedir.  Fizyolojik süreç bir sonuçtur. Başlangıç fizyolojik süreci şekillendiren zihinsel, duygusal ve ruhsal durumdaki değişikliklerdir. Zor birşey mi? değil… İşin sırrı, sistemin parça parça değil, bütününü anlamaya yönelik çalışmalardan geçmektedir. Bu da Sistem/Sibernetik Tıptır.