HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI ; ÖNEMLİ BİR BESİN DESTEĞİ: CELL HEALTH COMES THE FIRST; ONE IMPORTANT NUTRITIONAL SUPPORT: ALPHA LIPOIC ACID

 

HERŞEYİN BAŞI HÜCRE SAĞLIĞI – 

HÜCRE SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ BİR DESTEK – ALFA LİPOİK ASİT (ALA)

ALPHA LIPOIC ACID IS VERY IMPORTANT IN CELL HEALH

ALA Almanya’da diabetik nöropati hastalarında kullanılması resmen tavsiye edilmiştir.Eczanelerde kolayca bulunan ve reçetesiz satılan bu yağın mahareti sayılmakla bitmez. Ama ben yine de sizin ilginizi çekebilecek faydalarını yazmaya çalıştım.

-Şeker hastalarında yüksek şekeri dengeler, ayakların altındaki yanmaları (diyabetik nöröpati), karıncalanmaları ve kaşınmaları önler. (3-5 hafta boyunca günlük doz 600-1800 mg arasında değişebilir )
-Şeker hastalarında sinir kaynaklı kalp hasarlarından ani ölümlerin önlenmesinde faydalıdır.
-HIV ve karaciğer rahatsızlıklarında etkilidir.
-Hem yağda ve hem suda erir. Bu özelliği ile multi-vitaminlerin etkinliğini arttırır.
-Kol ve bacaklardaki uyuşukluğu önler
-Beyin fonksiyonlarının iyileşmesinde ve alzheimer hastalığının geriletilmesinde (günlük 600 mg’lık doz) faydalıdır.
-Antioksidan besinlerin aşamadığı, beyin-kan bariyerini aşarak tüm vücuda fayda sağlar.
-Acetyl L Carnitin ile birlikte kullanıldığında yüksek tansiyonu düşürür ve hücrelerin ömrünü uzatır.
-Kasları geliştirir, kronik yorgunluğu önler
-Kanser hastalarında bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinde homosistein seviyelerini yükselterek kanserli hücrelerin ölümünü sağlamak suretiyle tedaviyi destekler
-Kanser hastalarında radyo terapinin yan etkilerini hafifletir (Food and Chemical Toxicology dergisi, 2000 yılı)
– Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçların karaciğere verdiği zararı hafifletir. (2000 yılı Cancer Biotherapy and Radiopharmaceuticals Dergisi)
-Hepatit B ve C vakaları dahil, karaciğer hücre sağlığı için faydalıdır. Karaciğerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
-Milk thistle ve selenyumla birlikte kullanıldığında Hepatit C tedavisinde faydalıdır.-
-Cildi canlandırır; birçok kremin içine konmaya başlanmıştır.
-Göz rahatsızlıklarında etkilidir. Glakom, retina dejenerasyonu (retininitis pigmentosa), makula dejenerasyonu ve kataraktın önlenmesinde (%60) ve tedavisinde (%45) çok etkilidir.
-Vücutta oksitlenmenin yarattığı zararları önler
-Zayıflamaya yardımcı olur (20 hafta boyunca günde 1800- 3000 mg civarında alınabilir.)
– Diğer anti-oksidanların kullanım düzeyini arttırır
-C vitamini dahil bazı vitaminlerin vücutta yeniden yapımını sağlar
-Gıdalardan enerji üretilmesinde B vitaminin etkinliğini arttırır.
-Hücre içindeki genetik şifreyi koruyarak kanserin önlenmesinde faydalıdır.
-Karbonhidratların parçalanmasına yardım ederek bunların enerji kaynağı olarak kullanılmasını kolaylaştırır. Kilo vermede faydalıdır.
-Kan beyin bariyerini geçebildiği için beyin hasarlarının tedavisinde faydalıdır.
-By-pass ameliyatlarında Q enzim 10, magnezyum, omega 3 ve selenyumla birlikte ameliyattan 2 ay önceden ve 1 ay sonraya kadar kullanılması durumunda komplikasyonların önlenmesinde faydalıdır.
-Troid hastalarında qercetin ve resveratrol ile birlikte alındığında normal tiroid hormonu salgısının salınmasına yardımcı olur
-Civa, bakır ve demir gibi toksik metal iyonlarına bağlanarak onların vücuttan atılmalarını kolaylaştırır.
-Günde 1000 mg. Vitamin C ve 400 IU E vitamini ile birlikte alındığında anti oksidant özellik açısından vücutta en iyi soncu verir.
-Romatizmal eklem hastalığının tedavisinde ağrı ve yangıyı önler, kıkırdak yapıları korur ve tedavi eder.
-Yaşlılıağa bağlı eklem sorunlarında (osteoarthritis) eklem tutukluluğunu giderir ve hareketleri kolaylaştırır.
-Vucutta glutatathion yapımını artıtırırak karaciğeri ve antioksidanları korur
-Bel fıtığı ve bel ağrıları dahil, kıkırdak, kemik, eklem rahatsızlıklarında faydalıdır.
-Depresyon ve içe kapanıklık durumlarında 4-6 haftalık bir kullanım sonucu çok rahatlama sağlar

DİKKAT EDİLECEK ÖNEMLİ KONULAR

-ALA ışığa ve oksijene karşı çok çabuk etkisini azaltabildiğinden koyu renkli şişelerde bulunanları toz halinde satılanlara tercih ediniz.
-Genellikle aç karınına yemeklerden 1 saat önce veya 2 saat sonra alınız.
–ALA’nın yarılanma ömrü çok kısa olduğundan günlük dozajın hepsi aynı anda veya 2 defada değil de, günde 4-6 defa birer çay kaşığı sıvı yağ olarak alınması daha uygundur.
-ALA’nın R versiyonu doğal olup S versiyonu sentetiktir. Siz R versiyonunu tercih edebilirsiniz. yatıncaya kadar 6 eşit zamanda 100 mg lık drajeler halinde de kullanabilirsiniz.
– Alfa lipoik asit ile alfa linoloik asit (keten tohumu yağı) birbirine karşıştırılmamalıdır. Bunlar farklı farklı yağ asitleridir.
-Şeker hastaları doktor tavsiyesi altında kullanmalıdır.
-Aşırı alkol kullanan kişilerde B1 vitamini eksikliğinden dolayı bu kişilerin kullanması önerilmez.
-Yüksek dozda alınması halinde kan şekerini hızla düşürebilir, mide bulantısı ve ishal yapabilir.
-Uykusuzluk yaratabilir. Bu gibi durumlarda akşamları almaktan kaçınılmalıdır.
-Bazı kişilerde allerji yapabilir
-Şelatlama etkisi olduğundan kalsiyum, magnezyum ve demirin alımını engelleyebilir. Bu gıdalarla birlikte alınmaması uygundur.

Yüksek miktarda ALA içeren gıdalar sırasıyla şunlardır:
ıspanak, dana böbreği, dana kalbi, brokoli, domates, bezelye,
brüksel lahanası, dana dalağı ve pirinç kepeği.

Otomatik alternatif metin yok.

MİDEDE ŞİŞKİNLİK VE GAZ ŞİKAYETLERİNİN NEDENLERİ – CAUSES FOR BLOATING AND GAS IN THE STOMACH

 

Midede şişkinlik şikayetlerimiz arttı. Aşırı gaz çıkaran bir toplum olduk:) İşte nedenleri:

Vücutta iki sebeple gaz oluşur. Ya aldığımız nefesle veya bağırsaklarda yaratılan gaz.
Eğer günde 20 defadan az gaz çıkarıyorsanız bu normaldir.
Bundan fazla ise sorun vardır.
1. Aldığımız nefes, fazla gaz çıkarmamıza neden olmaz.
2.Bağırsaklarımızdaki bakteriler şekeri ve ince bağırsaktan geçerken sindirilemeyen selülozu ve nişasta gaz yapar.
3. Sütteki şeker, düşük kalorili gıdalarda kullanılan sorbitol ve içeceklerde kullanılan mısır şurubu-fruktoz çok gaz yapan gıdalardır.
4. Tam buğday ekmeği beyaz ekmeğe göre içindeki kepek yüzünden fazla gaz yapar
5.Baklagiller ve lahana ince bağırsakta sindirilemeyen lifler ihtiva ettikleri için kalın bağırsakta bakteriler tarafından işlenirken aşırı gaz çıkar
6. Baklagiller, soğan, sarmısak, pırasa, marul, süt, dondurma, peynir, margarin, elma, incir, armut, karpuz çok gaz yapan gıdalardan bazılarıdır
7. Gaz yapan bakteri cinsi kişiden kişiye değişir: Bazıları iyi huyludur fazla rahatsız etmez. Bazıları kötü huylu:)
8. Bağırsaklarınıza gönderdiğiniz gıda ne kadar çiğ yani az çiğnenmiş ise o kadar çok gaz yapar. Ağzımıza aldığımız her şeyi en az 49 defa çiğnemek gerekir.
9. Eğer bunu yapmazsanız laktoz intoleransı, çölyak hastalığı, ve pankreas yetersizliği ortaya çıkar. Pankreas yetersizliğinde Pankreatic Enzymes ismiyle eczanelerde satılan gıda takviyelerini kullanabilirsiniz.
10. Kalın bağırsakta aşırı bakteri artışı sonucu, bunların ince bağırsağa doğru taşması ve ince bağırsağa geçen bu bakterilerin henüz sindirilmemiş ve emilmemiş besinleri kullanmasıyla aşırı gaz oluşur. Bu aşırı gaz ince bağırsaklardan kana geçebilir.Bunun bir kısmı akciğerler tarafından atılsa da bir kısmı vücutta toksik etki yapabilir.
11. Mide ile batın arasında bir yerde gaz sıkışması ile karın bölgesinde şişkinlik ve ağrılar oluşabilir.
12. Mide çıkışındaki bir daralma (pyloric stenosis) ile gıdaların mideden çıkamaması yine karın/mide bölgesinde şişliğe neden olabilir.
13. Genellikle bağırsak operasyonları sonrasında bağırsaklarda yapışma veya daralma, veya tıkanma sonucu mide ve bağırsakta artan salgı karın ağrısı ve şişkinliği yapabilir.
14. Aşırı kabızlık karın ağrısı yapabilir.
15. Mide ve bağırsaklarda hareketi sağlayan (peristalsis) kasların zayıflığı, gıdaların hareketlerini yavaşlatacağı için şişlik yapabilir.
16. Şeker hastalarında görülen mide tutulmaları (gastroparesis
17. Bağırsaklarda sunni kas tutulmaları (chronic intestinal pseudo-obstruction)
18. Çocuklarda görülen bağırsakta sinirsel bir rahatsızlık nedeniyle bağırsakların yavaş hareket etmesi-Hirshsprungs hastalığı
19. Huzursuz bağırsak sendromundaki gibi, ince bağırsakta birikmiş gazların yarattığı şişkinlik. Bu gazlar akşam üstü daha fazla ortaya çıkar.
20. Fazla yağlı yiyecekler bağırsaktaki gıda hareketini yavaşlatır. Bu da gaza ve şişkinliğe sebep olur.
21. Diyet olarak alınan lifli gıda takviyeleri, bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir. Bunlar hem gaz yapar ve hem de gazın atılmasını zorlaştırarak şişkinliğe neden olur.
22. Şişkinlik sürekli ise; karın bölgesindeki organlarda büyümeden, karın içerisinde sıvı birikiminden veya bir tümörden şüphelenilebilir.
23. Karın içindeki şişkinlikle birlikte aşırı gaz varsa, bakteri faaliyetinden ve aşırı gazdan şüphe edilebilir.
24. Karındaki gaz eğer bakteri fazlalığından ise, antibiyotiklerle veya probiyotik (laktobasilus bakterileri gibi)
veya prebiyotiklerle tedavi edilebilir.
25. Eczanelerden alınabilecek bazı enzimlerle bazı gaz ve şişkinlik tipleri azaltılabilir.

26. Aşırı genirme hava yutmadan olabilir. Bu durumda yiyecek ve içecekleri yavaş yavaş yemek ve içmek gerekir

27 Reflü aşırı genirmeye neden olabilir.

28. Kronik genirmeye karın ağrısı ve mide yanması eşlik ederse  helicobacter pylori bakterisi sebep olabilir

29. Genirme gastrit rahatsızlığından olabilir.

30. Genirmeye sebep olan etmenler; bira ve gazlı ve asidik içecekler, sakız çiğnemek veya sert şekerli şeyler yemek, sigara, takma dişler, yemekten sonra hareketsizlik, midede asit fazlalığı

31. Bağırsak gazlarının nedenleri; kolonda gıda artıklarının kalması, karbonhidratların emilememesi/sindirilememesi, kabızlık,  laktoz veya fruktoz intoleransı, çölyak hastalığı.

32. Aşırı gaz çıkarmayı önlemek için; çok çeşitli gıdaları aynı anda almamak, baklagiller, lahanagiller, soğan, tam tahıllar ve çok lifli gıdalar gibi gaz yapan gıdalardan uzak durmak, şeker ilavesiz gıdalarda bulunan sorbitol gibi katkı maddeleri, yağlı yiyecekler sindirimi yavaşlatır, daha az yağlı gıda alınması, laktoz intoleransına karşı eczaneden ilaç almak,

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta ve yakın çekim
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta

B12 VITAMINI VE MIDEYE OLAN ETKİSİ- VITAMIN B12 AND INFLUNCE ON STOMACK HEALTH

B 12 VİTAMİNİ VE SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ- VITAMIN B12 AND DIGESTIVE SYSTEM

Sayın Prof. Dr. Alagozlu’na göre mide operasyonu ile zayiflamak isteyenlerin 2 kez dusunecekleri bir konu…. Prof. Alagözlü’ye teşekkür ederek görüşlerini sizlerle paylaşıyorum.

Prof.Dr. Hakan Alagözlü
B12 VİTAMİN EKSİKLİĞİ VE MİDE  iLİŞKİSİ

B12 eksikliğinin en sık nedeni pernisiyöz anemi olarak bilinen hastalıktır. Pernisiyoz anemide vücut pariyetal hücrelere saldıran ve onları yok eden antikorlar üretir.

.
Bunlar mide çeperinde bulunan ve intrensek faktör yapan hücrelerdir. İntrensek faktör midede yapılan ve B12 vitamininin bağırsaktan emilmesine yardımcı olan bir proteindir.
.
Pernisiyöz anemide bu antikorlar intrensek faktöre veya bu faktörü üreten parşyetal hücrelere saldırır. Bu otoimmun yanıtın sebebi bilinmemektedir.
.
Pernisiyoz anemide, %90 anti-pariyetal hücre antikorları (APA), %60 anti-intrensek antikorlar (AİA) pozitiftir.
.
.Bu durumda, midede bir çeşit otoimmün gastrit gelişir ve vitamin B12 emiliminde görev yapan intrensek faktör yapılamaz. Bu da B12 emilimini bozarak anemiye yol açar.
.
.B12 vitamini ağızdan yeterli alsak bile B12 eksikliği gelişir. Otoimmün Gastrit, kronik gastritlerin %10 ‘unu oluşturur. Hipokloridi (midede asit azlığı), aklorhidri (midede asit yokluğu) yüksek serum gastrini ile seyreder.
.
.Hazımsızlık mide asit azlığından dolayı görülür.
Özellikle midede korpus ve fundusta glandüler atrofi ve metaplazi baskındır.
.
. Tipik olarak antrumda görülmez. Antrumda görülen atrofi daha çok “Helicobacter Pylori” nedenlidir.
.
.Submukozal kan damarları, incelmiş atrofik mukoza nedeniyle net görünebilir Lamina propriada diffüz ve derin lenfoplazmositik infiltrasyon görülür. İlerlemiş ya da son dönem incelemelerinde korpus ve fundusta pililer düzlemiştir ya da izlenmezler Ameliyatla midesi çıkartılanlarda B12 eksikliği ortaya çıkar.
.
.
Eritrositlerin (alyuvarların) normal ve sağlıklı bir şekilde üretilebilmeleri için B12 vitaminine ihtiyaç vardır.
.
Eğer B12 eksikliği olursa eritrositlerin (alyuvarların) sayısı azalır, hacimleri artar.
.
Aynı zamanda, hashimato tiroiditi gibi ek otoimmün hastalıklar görülebilir. B12 vitamini eksikliğinin en sık nedeni atrofik gastrittir.. .
Bu hastalarda mide kanseri riski artmıştır.
Bu nedenle bir gastroenterolog doktora başvurmak gerekebilir.

B12 vitamin eksikliği belirtileri

Dinlenmeyle geçmeyen yorgunluğun nedeni B12 vitamini eksikliği, buna bağlı olarak gelişen kansızlık ya da depresyon olabilir.
.
Kobalamin olarak adlandırılan B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir.
Vücutta depolanır.
Unutkanlık, yorgunluk ve uyuşukluk hissi ile belirti verir.
.
Ağır derecede B12 eksikliği ise yorgunluktan çok daha ağır sorunlara neden olabilir.
.Dilde glossit denilen enflamasyona (iltihaba) yol açarak kırmızı renkte, pürüzlerini kaybetmiş bir dile yol açabilir.
.
Özellikle yaşlılarda B12 vitamini eksikliği daha fazla hissedilir. Çabuk yorulma, eforla gelen nefes darlığı, çarpıntı, solukluk, isteksizlik görülür.
.
Anemisi derin olanlarda baş dönmesi, kulak çınlaması ve göz kararması gibi şikayetler de bulunabilir.
.
El ve ayak uçlarında karıncalanmalar, denge duyusu bozukluğu ve bunamaya benzer tablolar yapabilir.
.
Sinir sistemi bulgularının erken tanısı çok önemlidir.
.
Vitamin B12 hayvansal kaynaklı bir vitamindir.
.
Günlük gereksinim 1 mikrogramdır. B12 vitamini sinir hücrelerini korur ve ileri yaşlarda depresyon ve Alzheimer riskini düşürür.
.
Ama mide kökenli olan B12 vitamin eksikliğinde ağızdan alınan B12 vitaminleri B12 düzeyini yükseltmez.
.
O zaman parenteral (iğne) şeklinde tedavi verilir.
.
Bu nedenle mide B12 vitamin eksikliğinin nedeninin mide kökenli olup olmadığını anlamak tedavi yöntemi açısından önemlidir.

POTASYUMUN 10 ÖNEMLİ YARARI/ 10 INCREADIBLE BENIFTS OF POTASSIUM

 

Günlük hayatta yaşadıklarımız ve potasyumun 10 önemli rolü:

Günde 3,5 gram potasyum aldığımız zaman bakınız vücutta neler oluyor:)

1. Sodyum ve kalsiyumla birlikte vücutta su dengesini sağlar
2. Kalsiyum, fosfor ve mağnezyumla birlikte kemik sağlığı için gereklidir.
3. Kasları gevşetir, damarları genişletir; böylece sakinleştirir.
4. Kan damarlarını genişleterek, rahatlatarak tansiyonu düşürür.
5. Metebolizmayı hızlandırarak kilo vermeyi kolaylaştırır.
6. Sinir sistemini yatıştırarak rahatlatır.
7. dinlenirken oluşan kas kramplarını önler.
8. Kalp sağlığı için hayati önemdedir.
9. Kas sağlığı için önemlidir.
10. Beyin fonksiyonları için gereklidir; beyne oksijen taşınmasına yardımcı olur

Görüntünün olası içeriği: meyve ve yiyecek

E BE

2 NCİ FAZ KARACİĞER DETOXU İÇİN EN ÖNEMLİ 6 GIDA- THE MOST IMPORTANT 6 FOODS FOR 2 ND PHASE LIVER DETOXIFICATION

KARACİĞER DETOXUNU DESTEKLEYEN EN ÖNEMLİ 6 GIDA

THE MOST IMPORTANT 6 FOODS SUPPORTING 2 PHASE LIVER DETOX

Karaciğerde ikinci ve son aşama olan toksik temizlik için 6 fazda gerekli olan gıdalar: Faz sırasıyla:
 
1. Glutathione, Vitamin B6
2. Glycine
3. S-Adenosyl-methionine,
4. Molibdenum, methionine, cysteine
5. Acetyle-CoA
6. Glucuronic acid
 

KARACİĞER DETOXUNU ENGELLEYEN EN ÖNEMLİ ŞEY:

THE MOST IMPORTANT 6 INHIBITORS OF 2 PHASE LIVER DETOX

 

Karaciğerde ikinci ve son aşama olan toksik temizliği 6 fazda engelleyen gıdalar, faz sırasıyla:
 
1. Selenyum, Vitamin B2, Glutathione ve Çinko eksikliği
2. Düşük protein diyeti
3. Folik asit ve vitamin B 12 eksikliği
4. Aspirin gibi storoid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar, tetrazyne (gıdalarda canlı sarı renk vermek için kullanılan katkı maddesi, molibden eksikliği)
5. Vitamin B2, B5 veya Vitamin C eksikliği
6. Aspirin, probenecid

KANSERİ NASIL ÖNLERİZ; KARACİĞERDE DETOX SÜRECİ- HOW CAN WE PREVENT CANCER; DETOX PROCESS IN THE LIVER.

 

KANSERİ NASIL ÖNLERİZ? – HOW CAN WE PREVENT CANCER?
KARACİĞERDE DETOX SÜRECİ- THE DETOX PROCESS IN THE LIVER
detox1
Kanseri başlatan sebeplerin % 99’u çevresel kanserejen kirlilikten ve bunu önleyecek gıda eksikliği ve karaciğerdeki yorgunluktan gelmektedir.
Kanserojen maddelere karşı karaciğerdeki detox ve oxidasyon sürecinin sağlıklı çalışması çok önemlidir.
Bu ve bunun gibi vücudu toksinlerden temizleme görevi karaciğer aittir. Karaciğer bağırsaklardan emilen her türü toksini vücuda göndermeden önce temizler. Vücutta bu süreci destekleyecek yeteri kadar besin maddesi yoksa, süreç rahatsızlanır. Bağırsaklarımızdakiler, yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduğumuz hava, bakteriler, bağışıklık komplexleri, ara metabolik ürünler, tarım ilaçları, böcek ilaçları, ilaçların toksik yanı, elektromanyetik kirlilik, çamaşırlarımızdan, tabak ve çatalların kimyasallarla yıkanmasından gelen toksik yük vücudumuzu tıkamadan önce karaciğerde temizlenmelidir.
Birçok hastalığın nedeni olan, vücudumuzu yorgun düşüren kurşun, civa, tarım ilacı artıkları dahil 4000 civarındaki toksinleri atmak için ne yapmalıyız:
Toksinlerin çoğu yağ hücreleri içinde depolanarak vücudu zehirlemeleri önlenir. Toksinlerin yağ hücrelerinin içinden çıkarılıp suda eriyebilir hale getirilmesi gerekir. Safra yağları eritir ama safranın %99’u erittiği toksik maddelerle birlikte tekrar kullanılmak üzere geri emilir; Şükürler olsun ki, vücut yağda eriyen toksinleri glutation (sisteyin, glutamik asit ve glisin aminoasitlerinin birleşimi) suda eriyebilir hale getirir ve böbreklerden atılmasını sağlar.
 
DETOX
Vücutta yeteri kadar glutation sentezlenemez ise karaciğerde toksik madde miktarı artar ve karaciğer yetersizliği başlar. Glutation aynı zamanda iyi bir antioksidanttır. Eksikliğinde kanser süreci hızlanır. Vücutta ne kadar toksik madde varsa, o kadar çok glutation tüketilir, harcanın glutationun yerine konması gerekir. Sigara ve bazı hastalıklar da glutation üretimini engeller, glutation düzeyi düşük gıdalar da vücutta glutation düzeyinin düşük olmasına neden olurlar. HIV, SİROZ, PLÖREZİ, KATARAKT, AİDS’in kökeninde glutation eksikliği de yatmaktadır.
 
Glutation taze meyvelerde ve sebzelerde , pişmiş balıkta, kuşkonmazda, avakado, ceviz, lahanagiller, portakal kabuğu yağı, dereotu, kimyon tohumu ve ette bulunur. Günde 1000-3000 mg arasında C vitamini alımı da glutation üretimini arttırır. Sindirim sisteminden ve damarlardan iyi emilir. Suni glutation için emilim o kadar etkili değildir.
Günde 500 mg Vitamin C almak, vücutta glutatin seviyesinin yükselmesine yardımcı olur. N-acetilcysteine, glycine ve methionine almak da vücutta glutation üretimini arttırır.
 
Bunun dışında bu kadar önemli olan konu ve süreçler aşağıda özetlenmiştir:
 
1. Vitamin B2, B5, B9, B12, C vitamini, selenyum, molibden ve qlutation düzeyimiz normal olmalıdır.
2. Amino asit üretimi için kaliteli protein alınmalıdır.
3. Aspirinden,tatrazine (sarı renkli gıda boyası) , probenecid uzak durmalıyız (hücre içindeki “sulfation” ve “acetylation ” detox fazlarını engellediği için)
4. Glycine, taurine, glutamine, arginine ve ornithine amino asitleri de vucutta toksinleri atmada kullanılır. Hepatit, alkolik karaciğer rahatsızlığı, karsinoma, kronik artrit, hipotroit, hamilelikte kan zehirlenmesi ve kimyasalların yol açtığı zehirlenmelerde bu amino asitlerin toksinlere bağlanması ile toksik etki düşer.
5. Kolin, B12 ve B9 vitaminlerinin vucutta yeteri kadar bulunması ile oluşan metil grupları toksinlerle birleşerek metilasyon süreci sonucu onları vücuttan atarlar. Doğum kontrol ilacı kullanan kadınlarda ve hamile kadınlarda vucutta östrojen fazlalığından oluşan kolastatis (karaciğerde harabiyete sebep olacak şekilde, safra kesesi tıkanıklığı sonucu safranın boşaltılamaması), safra akışının hızlandırılması ile bu süreç sonucu önlenebilir. Metinonin östrojenin atılımını sağlaması yanında östrojen fazlalığından ortaya çıkan azalan hücre içi normal sıvı düzeyinin devamında da önemlidir.
5. Tiroit ve östrojen hormonunun aşırı yükselmesini önlemek, bağırsak bakterilerinin ürettiği toksinleri atmak, bazı ilaçların toksik etkisini yok etmek, gıda katkı maddelerinden ortaya çıkan toksiditeyi azaltmak, sinir sistemi kirliliği ve çevre kirliliğinden doğan toksidite için vücutta sülfat bağlanmaları (sulfation) önemlidir. Vucutta methionine ve cysteine eksikliği bu süreci engeller. Günde 100 mg dan fazla Vitamin B6 alımı ile vücutta aşırı molibden bulunumu da bu sürece zarar vererek bu tip toksinlerin vücutta birikimini arttırır. Vücuda taurine ve glutatione desteği bu sürece güç kazandırır.
Yeteri kadar sülfür zengini gıda (yumurta sarısı, kırmızı biber, sarmısak, soğan, brokoli ve brüksel lahanası) alınması, sürece destek verir.
6. Sulfa grubu (antibiotikler) ilaçların toksik atıklarını vücuttan uzaklaştırılması için Co enzyme A gereklidir. Sürecin adı asitilasyon sürecidir. Bu süreci sağlıklı olmayan kişiler sulfa grubu ilaçlar ile diğer antibiyotiklere karşı daha duyarlıdır. Sürecin sağlıklı çalışabilmesi için Vitamin B2, vitamin B5 ve Vitamin C önemlidir. Gıda olarak mayalı gıdalar, bira mayası (brewer’s yeast), tam tahıllar, biber, lahana ve portakalgiller önde gelir.
7. Vücuttan aspirin, mentol, vanilin, benzoat gibi gıda katkı maddeleri ve bazı hormonların toksik etkilerini uzaklaştırmak için “glucoronidation ” toksik arındırma sürecinin sağlıklı çalışması gerekir. Bu süreçte ise glucoronic asit toksinlerle birleşerek onları etkisiz hale getirilerek vücuttan atılmasını sağlar. Vucutta bilirubin seviyesinin aşırı yükselmesi ile tanılanan Gilbert Hastalığı haricinde vücutta dikkat çekmeden sağlıklı bir şekilde çalışır. Glucoronic asit, limon portakal gibi portakalgillerin kabuğunda, dere otu yağı ve kimyon yağında bol bulunur. Bu süreç bizi kimyasal kanserojenlerden korur. Kükürt zengini ve greyfurt dışında portakalgillerin bolca tüketilmesi süreci destekler.
8. Özellikle sakinleştirici ilaçlardaki sülfür ihtiva eden moloküllere bağlanarak onların toksik etkilerini yok etmek için vücuttaki sulfoxidation sürecinin iyi çalışması gerekir. Bu süreçte sebze ve meyveleri taze göstermek için kullanılan sülfür ihtiva eden gıda koruyucuları ile astım ilaçlarının toksik etkileri de yok edilir. Bu süreçte sülfitler sülfata dönüştürülerek idrarla atılırlar. Sürecin sağlıksız işlediğini idrarda sülfit oranının sülfata göre artmış olduğunu görerek anlarız. Yine sülfür ihtiva eden gıdalar ve ilaçlar bizi rahatsız ediyorsa süreç sağlıksızdır. Özellikle ASTIM HASTALARI bu katkı maddeleri ve gıdalara karşı çok kötü ataklar yaşarlar. İdrarlarında sülfit/sülfat oranı yüksek olan astım hastalarına molibden takviyesi yapılarak astım rahatsızlıkları büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü molibden – bakliyat ve tam tahıllı gıdalarda bol bulunur- bu sürecin sağlıklı işlemesi için çok önemlidir.

GAZ VE GENİRME SORUNU-GAS AND BLOATING PROBLEM

 

Çok gaz çıkaran kişilerin mide asitleri düşük olabilir. Düşük mide asidi, yaşlılıktan veya anti-asit ilaçların kullanımından ileri gelebilir. Mide asidini düşük tutmak bir çok besinin sindirilmeden dışarı atılması demektir ki; ne yiyorsam yaramıyor denir:)