SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDEKİ YAĞ TİP -2 DİYABETE YARARLI MI? ARE MILK AND MILK PRODUCT FATS GOOD FOR DIABETIC PEOPLE?

BÜTÜN KATI YAĞLAR ZARARLI DEĞİLDİR- ALL FATS ARE NOT DANGEROUS FOR THE HEALTH.

Genel olarak aşırı yağlı beslenmenin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bilinmektedir.
Bu çalışmalar henüz başlangıç aşamasındadır ama yanlış olarak bilinen birçok şeyin tahtını sallamak üzeredir.
İngiltere’de gıdaların sağlığımız üzerindeki etkilerini araştıran bir araştırma gıdaların fiziksel ve  psikolojik sağlığımız üzerindeki olan etkilerini göstermesi açısından önemlidir.
Bu çalışmaya göre, yağsız gıdaların stres düzeyimizi arttırdığı ve ruh halimizi olumsuz olarak etkilediği görülmüştür.
İngiltere’de yapılan bu araştırmalar sonucu,  salam sosis içindeki yağların sağlığa zararlı oldukları teyit edilmiştir.   
Diğer yandan bu çalışma göstermiştir ki; süt ve süt ürünleri içindeki yağlar Tip-2 şeker hastalığına iyi gelmektedir. 
Omega-3 isimli yağın vücut için çok önemli bir yağ olduğu konusundaki çalışmalar birbirini teyit etmektedir. Beyin fonksiyonları başta olmak üzere, kalp damar ve beyin damar sağlığı ile cilt sağlığı için omega-3 yağları olmazsa olmaz bir rol üstlenmişlerdir.
Çalışmaların bu aşamasında orantısı makul olmak kaydıyla yağ, karbonhidrat ve protein karışımlı bir diyetin tek yönlü diyetlere göre daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir.
Bir başka bilimsel gerçek de şudur ki; kahverengi yağ hücrelerinin beyaz yağ hücrelerinin yakılmasına destek vermesi açısından vücut için çok önemli yağlardır.  Kahverengi yağ hücrelerinin  beyaz yağ hücrelerinin yakılmasına yardımcı olabilmesi için ortam sıcaklığının 22 derece santigrat veya altında olması gerekmektedir.  Bu durumda spor salonlarında veya zayıflama amaçlı sportif faaliyetlerde vücudu sıkı sıkıya sarmanın yağ yakmaya yardımcı olmadığı ancak vücutta suyun atılmasına destek verdiği unutulmamalıdır.

PROSTAT BÜYÜMESİ SEBEPLERİ VE ÇOK YÖNLÜ TEDAVİSİ- BENIGN PROSTAT HYPERPLASIA (BPH) CAUSES AND MULTI-FACETED TREATMENT, PRACTICE ESSENTIALS

PROSTAT NEDİR?

Prostat idrar torbasından sonra gelen idrar yolu üzerinde erkek menisine kayganlık sağlayan sıvıyı üreten hormonal bir organdır. Büyümesi durumunda tedavi edilmezse kansere kadar uzanan bir rahatsızlık yaratır. Büyüme semptomlarından en önemlisi idrar yapma sıklığı, sıkıntısı ve düzeyindeki anormal değişikliklerdir. Gece sık sık idrara çıkma ihtiyacı ile birlikte hayat konforu bozulur.

Prostat büyümesi ile idrar torbasında fazla idrar kalması böbreklere zarar verir. İdrar torbası içerisinde ürik asit taşlarını oluşumuna yol açar. idrar yolları ve mesanede enfeksiyonlar oluşturabilir.

prostat image

BÜYÜMÜŞ PROSTAT                                                      SAĞLIKLI PROSTAT

Yaşla birlikte ama yaşa tamamen bağımlı olmaksızın prostat büyümesi yaşanmaktadır. Büyüyen prostat erkeklerde idrar atımını zorlaştırmaktadır. Bu durumda gece idrara çıkma sıklığı artmakta ve uyku düzensizlikleri yaşanmaktadır.

Bu durum tedavi edilmez ise idrar yolu rahatsızlıkları başlayabilir. Ama en önemlisi böbrekler zarar görebilir.

Bunun başlıca sebeplerinden biri stresli bir hayat sürmektir. Stres düzeyinin geçici olarak yüksekliği veya düşüklüğü bu rahatsızlığa neden olmaz. Stresin düşük dozda ama sürekli olması, kronik stres, bu rahatsızlığı tetiklemektedir. Diğer bir faktör günün çoğunda oturarak çalışmak veya dinlenmektir.

Çok yağlı gıdalar, obezite ve bunun sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklar, hareketsiz bir hayat, pozitif hayat sevinci eksikliği, cinsel uyumsuzluk, cinsel ilişki azlığı prostat büyümesinin diğer nedenleri arasındadır.

Alkol ve ama bundan daha önemlisi şarap ve bira prostat büyümesinde çok etkilidir. Triptofan hormonundaki artış da prostat büyümesine neden olan faktörler arasındadır.

Kadmiyum sigara dumanında bol miktarda bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalar kadmiyumun prostat büyümesi üzerine olan etkileri konusunda karışık olmakla birlikte, prostat büyümesini olan olumsuz etkileri göz ardı edilmemeli ve sigara dumanından uzak durulmalıdır.

Prostat büyümesine yol açan faktörler vardır; Vücutta erkeklik hormonu androjenin azalır, dişilik hormonu estrojen, prolaktin, luteinizan hormon (LH) ve folocule stimulateing hormone (FSH) artar, hipofiz hormon düzeyindeki değişiklikler ortaya çıkar. Bu süreç sürdükçe erkeklik hormonu testesteron düşer ve prostatta birikmeye başlar. Biriken testosteron hormonu vücuttan bir şekilde atılamazsa,süreç içerisinde artan 5 alpha redüktaz hormonunun etkisi ile, dihidrotestesterona dönüşür. Prostatı büyüten durum, prostat içerisinde artan bu dihidrotestosteron düzeyidir. Dihidrotestesteronun vücuttan atılabilmesi için 5 alpha redüktaz hormonunun  ve artan dişilik hormonu estrojen düzeyinin düşürülmesi önemlidir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Bitkisel Tedavi

Bitkisel tedaviler idrar torbasında kalan idrar miktarının 150 cc’den az olması halinde etkili olmaktadır. Bu tedaviler hafif ve orta düzeydeki vakalarda önemlidir.

Günde 2 defa 160 mg. saw palmetto ekstraktı 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. Saw palmetto en önde gelen bitkisel destek olmakla birlikte Phyllanthus Emblica (amla), cernilton (arı poleni ekstesi), pygeum (afrika eriği) ve urtica (ısırgan otu) önem sırasına göre kullanılan diğer bitkisel takviyelerdir. Bir kişi birinden tam fayda temin edemez ise bunlardan birini de deneyebilir.  Bunlardan amla isimli bitkisel destek, Türkiye’de yetişen Hint bektaşi üzümünden (Ribes Uva-Crispa)farklıdır. Phyllanthus Emblica (amla) prostat büyümesi yanında, Tip-2 şeker hastalığının tedavisinde, saçların canlandırılmasında, kalp damar hastalıklarının tedavisinde ve vücuttaki yangılanmaların tedavisinde de başarılı bir destek durumundadır. Kalite, fiyat  ve uygunluk açısından yaptığım araştırmada İngiltere’de bulunan aşağıdaki internet sitesi tercih edilecek bir alım merkezi olarak öne çıkmaktadır.

https://www.buywholefoodsonline.co.uk/rewardsref/index/refer/id/270022/

Tedavide iz elementlerin kullanılması

İz element olarak vücutta çinko eksikliğinin giderilmesi ve çinko desteği alınması çok önemlidir. Hormon metabolizmasında kilit rol oynadığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. 5-alpha redüktaz hormon düzeyini düşürdüğü, androjen hormonunun sitosola ve nükleer androjen reseptörlerine bağlanmasını önlediği için için ek çinko takviyesinin prostat büyümesini engelleyebileceği gösterilmiştir.

Çinko takviyesi, hipofiz tarafından prolaktin hormonunun üretimini engellediği için ayrıca önemlidir. Prolaktin hormonu testosteronun prostatta tutulumunu arttırmaktadır.

Böcek ve bitki ilaçlarından uzak durulması ve esansiyel yağ asitlerinin tüketilmesi önemlidir. Kolesterol seviyesinin 200 mg/dl altında tutulmasına da ayrıca özen gösterilmelidir.

Esansiyel yağ asitlerinin (EFA) düzenli bir şekilde takviye olarak alınması prostat büyümesinde 4-6 hafta içerisinde önemli bir rahatlama sağlamaktadır. 19 vakadan 12 si böyle bir tedavi sonucunda idrarını tamamen boşaltabilmektedir.

Bu süreçte diyet de önemli bir etmendir.

Yüksek Protein diyeti

Yüksek Protein diyeti takip edilmelidir. %44 Protein, %35 karbonhidrat %21 yağ içeren bir diyet vücutta 5 alpha reductaz enziminin düşük tutulmasını sağlayabilir.

%10 protein, %70 karbonhidrat %20 lik bir yağ diyeti ise 5 alpha redüktaz hormonunu arttırdığı için prostat büyümesini tahrik edebilir.

Amino asit tedavisi

Amino asitler nörotransmiterlara olan etkileri nedeni ile ve idrar torbası dolu hissini normalleştirmeleri ile etkili olabilmektedir.

Glicin, alenin ve glutamik asit amino asitlerinin belli dozda kullanılması tedavi konusunda çok önemlidir. Glutamik asit alımı 2 hafta boyunca günde 3 defa 390 mg’lık 2 kapsül ve ondan sonra günde 3 defa 1 kapsül olarak düzenlenebilir. Boyle bir tedavi ile gece idrara çıkmada % 95,  idrar zorlamasında %81 ve idrar sıklığı % 73, idrarda gecikme %71 düzeyinde düzelmiştir.

Prostat büyümesini önlemek üzere ticari ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar ciddi yan etkileri dikkate alınarak kullanılmalıdır.

Kolesterol tedavisi

Yüksek kolesterolün prostat büyümesine yol açtığı bilinmektedir. Kolesterol yüksekliği önemli bir sebep olarak mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’lerle tedavi

Soya fasulyesinde bulunan İzoflovanoidler; genistein ve daidzein’ler estrojen reseptörleri üzerine olan etkileri ve 5-alpha redüktaz enzim düzeyini düşürmeleri açısından tedavide önemli bir yer edinmektedir.

Günlük 100 gr civarında tofu veya başka bir soya ürünü 90 mg. Beta-sitosterol içermektedir. Bu dozaj tedavide önemi bir gelişme sağlayabilmektedir.

Sibernetik Tıpta Prostat Tedavisi

Sibernetik tıpta prostat tedavisi prostat hücrelerinin frekansının incelenmesi ile yapılır. İnceleme sonucu prostat büyümesine neden olan hücrelerin bozulan frekansları sibernetik cihazlarla normalleştirilerek tedavi yapılmaktadır.

Operasyonel Tedavi

Aşırı büyümüş bir prostatın idrar yollarını tamamen tıkamış olması durumunda acil bir ameliyat kararı verilebilir. En son ameliyat teknikleri ile artık cinsel yaşamı fazla etkilemeyecek şekilde prostatın boyutları normalleştirilebilmektedir.  Da Vinci Cerrahi Sistemi bu konudaki en son ameliyat tekniklerinden biridir.

 

ÇOCUKLUK TRAVMALARI NESİLDEN NESİLE GEÇMEKTEDIR/CHILDHOOD TRAVMAS CAUSES EPIGENETIC DISTURBANCES

ÇOCUK YETİŞTİRME BİR SAN’ATTIR. ESERİMİZ HER AŞAMADA BİZİ YANSITIR!

ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİNDE YAŞADIKLARI TRAVMALAR 3 NESİL BOYUNCA ZİHİNSEL, DUYGUSAL, RUHSAL VE FİZYOLOJİK RAHATSIZLIKLARA SEBEP OLMAKTADIR.

ÇOCUK-AİLE İLİŞKİLERİNİN BİLİNÇLİ YÖNETİMİ ÇOCUKLARIMIZIN İLERİDE KARŞILAŞACAKLARI PSİKOLOJOJİK VE NÖROLOJİK SORUNLARIN ÖNLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.

ABD Kolombiya üniversitesinden Dr. Bridget Callahan ve ekibinin yaptığı araştırmalar çocuğun ilk gelişim döneminde yaşadığı duygusal travmaların, “duygusal öğrenme” etkisi nedeni ile, zihinsel ve sindirimsel travmalara neden olduğunu gösterdi.

Bu travmalar sadece çocukla sınırlı kalmayıp, 3 nesil boyunca etkisini sürdürmektedir.

Anne ve babalar çocuklarının duygusal bütünlüğünü korumak ve duygu eksenli nörobiyolojik gelişimini sağlıklı bir şekilde sağlamak için özen göstermelidirler.

Hayvanlar üzerinde ve daha ilk gelişim aşamasında büyük travmalar yaşamış çocuklarda ve çocuk bakım evlerinde kalan çocuklar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar psikolojik, nörolojik ve sindirimsel rahatsızlıkların kökeninin çocukluk çağlarında yaşanan kronik hastalıklardan ve aile içi travmalardan kaynaklandığını göstermiştir.

Yaşanan travmalar yanında çocuklarda ve yetişkinlerde stres ve stres kaynaklı bazı rahatsızlıkların da bağırsak sistemindeki mikrobiyom dengesi ile doğrudan ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bağırsaklarımız tıpkı beynimiz gibi duygularımızı ve düşüncelerimizi doğrudan etkilemektedir. Stres düzeyimiz değiştikçe bağırsaklarımızdaki bakteri düzeyi de değişmektedir. Bu durum tersi için de doğrudur.

Bağırsak bakteri düzeyinin hafıza ve beyindeki hipokampüs üzerindeki izlenen etkileri araştırılmaya devam etmektedir.

GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR/THE GENETIC HERITAGE IS NOT A DESTINY

GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR!
ŞİŞMANLIĞIN SADECE %5’İNDEN TEK BİR GEN SORUMLUDUR.
 
Genetik olarak atalarımızdan devraldığımız her şey doğrudan bizim kaderimizi belirlemez. Bunun koşulları vardır. İnsan genlerinde yazılı olan genetik bilgiler hücrede hayat buluncaya kadar bir dizi etkileşimden ve düzenleme veya düzeltmelerden geçmektedir. üstelik genetik yapı statik değil, dinamik (değişken) bir yapıdır. İyi veya kötü bir genin varlık gösterebilmesi için, iç ve dış çevre dahil, diğer genetik faktörlerin de rolü vardır.
Örneğin ailesinden birinde şeker hastalığı olan birinin mutlaka şeker hastası olması gerekmez. Çünkü şeker hastalığının nesilden nesile geçmesini sağlayan gen, yeni nesillerde aile dışı evlilikler başta olmak üzere birçok nedenle etkisini kaybedebilir. Akraba evliliklerinde genetik faktörlerin taşınımı çok büyük bir oranda gerçekleşebilir. Yabancı evliliklerinde ise bu oran giderek düşer.
Bir genin doğrudan yeni nesillere aktarılabilmesi hücre içerisindeki fonksiyonlarla da doğrudan ilgilidir. Haberci RNA’lar olarak adlandırılan mRNA’ların bu gendeki bilgileri hücre içerisine aktararak bu bilgilere göre bir proteinin yapılanması gerekir. Bu dinamik bir süreçtir. Hücre içerisindeki ortam ve zaman değişkeni mRNA’ların  proteine aktaracağı bilgi muhtevasını her zaman etkileyebilecek durumdadır.  Bu süreçte neler olduğu ve bunun nasıl kontrol altına alınabileceği Trankriptome isimli yeni bir bilim dalının konusu olmaya başlamıştır.
Diğer taraftan mRNA’lar tarafından genetik faktörle ortaya çıkabilecek yapıda yer alacak proteinin sentezlenme süreci de yine hücre içerisindeki mevcut durum ve zamanlama açısından  büyük ölçüde değişliğe uğrayabilir. Sözkonusu  protein sentezinin bu süreçte nelerden etkilendiği ve bu etkenlerin nasıl kontrol altına alınabileceği de yeni ortaya çıkan Proteonom bilminin konusudur.
Gerek genler ve haberci RNA’lar ve gerekse Proteonom’ların zaman ve ortam bakımından  her an dinamik bir süreç içerisindedirler.  Zamanla yarışır bir hızda ilerlemesine rağmen hücre içerindeki faaliyetler muhteşem bir kusursuzluktadır. Hücre içerisindeki muhteşem mimari ve kusursuz işleyiş yaklaşık ilk canlının ortaya çıkışından bugüne kadar geçen 2 milyar yıllık bir süreçte gelişerek bu güne gelmiştir.
Bir hücre içersindeki olayların karmaşıklığı ve yoğunluğu çok yüksek düzeydedir.  Prof. Gökhan Hotamişgil’in Nobel yolunda ilerlerken yaptığı çalışmalarda bu nitelik olarak gösterilmiştir.  Bir hücre içerisinde 4 terebaytlık görüntü bilgisi söz konusudur.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, hücre içerisindeki olayları etkileyen faktörler genetik faktörlerin nesilden nesile aktarılmasında hayati bir rol üstlenmektedir. Bu sebeple hücre sağlığını etkileyen faktörler ve metebolik süreç, sağlığın idamesi açısından temel faktörler olup,  son derece önemlidir.
Gerek kanser olsun , gerek şeker hastalığı, kalp-damar rahatsızlığı veya başka bir rahatsızlık genetik faktörlerin bir kader olmadığını artık biliyoruz. En azından yukarıdaki faktörleri dikkate aldığımızda, genetik bir risk var veya yok ise, bunu göz önüne alarak dikkatsiz bir hayat yaşamak büyük sürprizlere gebe olabilir.

TIP 2 ŞEKER HASTALIĞININ NEDENİ VE TEDAVİSİ/REASONS OF DIABETUS MELLITUS AND ITS TREATMENT

 

OBEZİTE VE KARACİĞER YAĞLANMASI TİP 2 ŞEKER HASTALIĞININ EN ÖNEMLİ NEDENİDİR.

TİP 2 ŞEKER HASTALIĞI UYGUN BİR TEDAVİ İLE ŞEKERÖNLENEBİLİR.

Şeker hastalığının önlenememesi kalp-damar ve böbrek rahatsızlıkları başta olmak üzere körlük dahil bir çok ciddi rahatsızlıklara neden olur.

En son yapılan bilimsel araştırmalar göstermektedir ki; karaciğer ve pankreastaki yağlanma ile tip-2 diyabet (şeker) hastalığı arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Karaciğerdeki yağ oranı %5 in üzerine çıktığı zaman tip 2 diyabet riski giderek artmakta ve neticede şeker hastalığı başlamaktadır.  Bunun nedeni karaciğerde yağ oranı arttıkça artan yağ,  insülin hormonu sağlayan pankreasa yayılır. Pankreasa yayılan yağ hücreleri insülin hücrelerini sıkıştırarak onların insülin üretimini engeller.

 Karaciğer %10 yağlanmış halde ise, uygun bir tedavi ile bu oran 4 haftada %5 e düşürülebilir ve normalleşebilir.

Uygun bir tedavi ile, karaciğer yağlanmasının önlenmesini takiben, 8 haftada %1 yağ kaybeden pankreas sağlıklı hale gelebilir ve insülin hormonu üreten hücreler insülin hormonu üretmeye başlayabilir. Böylece şeker hastalığı son bulmuş olur.

TIP 2 DİYABET (ŞEKER) HASTALIĞINI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

Tip 2 şeker hastaları için karaciğer yağlanmasını önleyecek ve karaciğer yağ oranını %5 in altına düşürecek uygun bir diyet çok önemlidir. Şeker hastalığını önlemek üzere yapılacak tedavide bütün vücut için sibernetik homostatis analizi yapılarak karaciğer ve pankreas yağlanmasına neden olan tüm faktörler belirlenir. Bu faktörler dikkate alınarak yapılacak bir tedavi sonucu  2 aylık bir süre sonunda TIP-2 şeker hastalığı önlenebilmektedir.

ÇOCUKLUK TRAVMALARI VE BUNUN NESİLLER BOYU SÜREN DUYGUSAL, ZİHİNSEL VE RUHSAL DURUM BOZUKLUKLARINA OLAN ETKİSİ/ CHILDHOOD TRAVMAS AND ITS SPIRITUAL, EMOTIONAL AND MENTAL DISTURBANCES ALONG THE GENERATIONS

 

ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİNDE YAŞADIKLARI TRAVMALAR 3 NESİL BOYUNCA

ZİHİNSEL, DUYGUSAL, RUCHİLDHOODHSAL VE FİZYOLOJİK RAHATSIZLIKLARA SEBEP OLMAKTADIR.

ÇOCUK-AİLE İLİŞKİLERİNİN BİLİNÇLİ YÖNETİMİ ÇOCUKLARIMIZIN İLERİDE KARŞILAŞACAKLARI PSİKOLOJOJİK VE NÖROLOJİK SORUNLARIN ÖNLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.

ABD Kolombiya üniversitesinden Dr. Bridget Callahan ve ekibinin yaptığı araştırmalar çocuğun ilk gelişim döneminde yaşadığı duygusal travmaların, “duygusal öğrenme” etkisi nedeni ile, zihinsel ve sindirimsel travmalara neden olduğunu gösterdi.

Bu travmalar sadece çocukla sınırlı kalmayıp, 3 nesil boyunca etkisini sürdürmektedir.

Anne ve babalar çocuklarının duygusal bütünlüğünü korumak ve duygu eksenli nörobiyolojik gelişimini sağlıklı bir şekilde sağlamak için özen göstermelidirler.

Hayvanlar üzerinde ve daha ilk gelişim aşamasında büyük travmalar yaşamış çocuklarda ve çocuk bakım evlerinde kalan çocuklar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar psikolojik, nörolojik ve sindirimsel rahatsızlıkların kökeninin çocukluk çağlarında yaşanan kronik hastalıklardan ve aile içi travmalardan kaynaklandığını göstermiştir.

Stres ve stres kaynaklı bazı rahatsızlıkların da bağırsak sistemindeki mikrobiyom dengesi ile doğrudan ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bağırsaklarımız tıpkı beynimiz gibi duygularımızı ve düşüncelerimizi doğrudan etkilemektedir. Stres düzeyimiz değiştikçe bağırsaklarımızdaki bakteri düzeyi de değişmektedir. Bu durum tersi için de doğrudur.

Bağırsak bakteri düzeyinin hafıza ve beyindeki hipokampüs üzerindeki izlenen etkileri araştırılmaya devam etmektedir.

Bugün itibariyle karşılaşılacak böyle bir durum karşısında en uygun tedavi şekli uygun bir beslenme rejimi ve gıda destekleridir.

7 ADIMDA SAĞLIKLI VE MUTLU BİR HAYAT SÜRMENİN İP UÇLARI/7 TIPS TO A HAPPY AND HEALTHY LIFE

7 adımda mutluluklarla dolu güzel ve sağlıklı bir hayat nasıl yaşanır?
Mutluluk dolu sağlıklı bir hayatınız olmasını istiyorsanız işte size tavsiyeler:
Başkalarını mutlu ederek mutlu bir hayat sürülmez!
1. Bir hedeften diğerine sıçrayıp durmayın. Kısa vadeli mutluluklar yerine, uzun vadeli mutlulukları kendinize hedef seçin. Bu hedef sizi hayatta mutlu edecek bir hedef olsun; sağlığın ilk şartı mutluluktur. Bu hedef üzerine odaklanın, onu hayal etmek sizi mutlu etsin. Bu hayali her zaman bütün benliğinizde yaşayın.
Mutlu bir hayat bunun için gösterilecek sabır ve gayrete değmeli. Bu hayat kumarhanede kazanılmaz; uzun vadeli yatırım ister! Tamamı sizi mutlu etmeyecek olan bir hayalin, milyonda birini dahi düşünmeyin…
2. 365 günlük bir tablo yapın ve bu hedefe varmak için her gün yeni bir şey yapın, her gün yeni bir şey yaptığınızda o günün üzerine bir çarpı atın.
3. Bir müddet sonra bu çarpılar bir zincir oluşturacaktır. Ne olursa olsun bu zinciri kırmadan ilerleyin.
Başarısızlıklardan yılmayın. Neticelere değil, yola neden çıktığınızı unutmadan, kararlılıkla sürece odaklanın.
4. Hırsınıza kapılarak süreci bozmayın. Hırsınız kararlı duruşunuzu perçinlesin. Kaybettiğiniz zamanlar olacaktır. Korkmayın ve her seferinde yaptıklarınızdan daha iyi şeyler yaparak zinciri devam ettirin.
5. Hedefinize ilerlerken yatırım yaptığınız her şeyi iyi seçin; daha seçerken kazanın. Bu süreçte yaşanacak İyi ve kötü günlerde bunlar size güç vermeye devam etsin; endişe kaynağı olmasın. İyi yapılmayan bir seçim ilk başarısızlıkta veya ilk beklenmeyen kısa vadeli başarıda sizi hedefinizden saptırır; kısa dönemci olursunuz. Hayatta yaşayacağınız iniş çıkışlar stres sebebi olur ve sağlığınızı bozulur.
6. Duygularınıza kapılmayın. Süreç boyunca gerekli olan sabrı gösterin. Sürecin doğal akışına sık sık müdahalede bulunmayın. Algılarınızı bozacak, duygularınızı tetikleyecek kışkırtmalara karşı dikkatli olun. Bunlar sizi hedefinizden saptırabilir. Adım atmak için en uygun zamanı bekleyin. Süreç markette alışverişine benzer. Markete girenin eli boş dönmez; önceden kararlaştırdığınız alım satım dışında pazara/markete uğramayın; yoksa size ihtiyacınız dışında (promosyon vs adı altında) mutlaka birşeyler satarlar. Sattıkları şey elinizde kalabilir ve bunun da bir bedeli olur.
7. Hedefe ilerlerken kazanımlarınızı ve hayallerinizi riske atacak ataklardan uzak durun. İhtiyatı elden bırakmayın. Gereken sabrı, yerinde cesareti ve duygu kontrolünü yaptığınız sürece hayalleriniz gerçek olacaktır…
7 adımda mutluluklarla dolu güzel ve sağlıklı bir hayat nasıl yaşanır?
Mutluluk dolu sağlıklı bir hayatınız olmasını istiyorsanız işte size tavsiyeler:
Başkalarını mutlu ederek mutlu bir hayat sürülmez!
1. Bir hedeften diğerine sıçrayıp durmayın. Kısa vadeli mutluluklar yerine, uzun vadeli mutlulukları kendinize hedef seçin. Bu hedef sizi hayatta mutlu edecek bir hedef olsun; sağlığın ilk şartı mutluluktur. Bu hedef üzerine odaklanın, onu hayal etmek sizi mutlu etsin. Bu hayali her zaman bütün benliğinizde yaşayın.
Mutlu bir hayat bunun için gösterilecek sabır ve gayrete değmeli. Bu hayat kumarhanede kazanılmaz; uzun vadeli yatırım ister! Tamamı sizi mutlu etmeyecek olan bir hayalin, milyonda birini dahi düşünmeyin…
2. 365 günlük bir tablo yapın ve bu hedefe varmak için her gün yeni bir şey yapın, her gün yeni bir şey yaptığınızda o günün üzerine bir çarpı atın.
3. Bir müddet sonra bu çarpılar bir zincir oluşturacaktır. Ne olursa olsun bu zinciri kırmadan ilerleyin.
Başarısızlıklardan yılmayın. Neticelere değil, yola neden çıktığınızı unutmadan, kararlılıkla sürece odaklanın.
4. Hırsınıza kapılarak süreci bozmayın. Hırsınız kararlı duruşunuzu perçinlesin. Kaybettiğiniz zamanlar olacaktır. Korkmayın ve her seferinde yaptıklarınızdan daha iyi şeyler yaparak zinciri devam ettirin.
5. Hedefinize ilerlerken yatırım yaptığınız her şeyi iyi seçin; daha seçerken kazanın. Bu süreçte yaşanacak İyi ve kötü günlerde bunlar size güç vermeye devam etsin; endişe kaynağı olmasın. İyi yapılmayan bir seçim ilk başarısızlıkta veya ilk beklenmeyen kısa vadeli başarıda sizi hedefinizden saptırır; kısa dönemci olursunuz. Hayatta yaşayacağınız iniş çıkışlar stres sebebi olur ve sağlığınızı bozulur.
6. Duygularınıza kapılmayın. Süreç boyunca gerekli olan sabrı gösterin. Sürecin doğal akışına sık sık müdahalede bulunmayın. Algılarınızı bozacak, duygularınızı tetikleyecek kışkırtmalara karşı dikkatli olun. Bunlar sizi hedefinizden saptırabilir. Adım atmak için en uygun zamanı bekleyin. Süreç markette alışverişine benzer. Markete girenin eli boş dönmez; önceden kararlaştırdığınız alım satım dışında pazara/markete uğramayın; yoksa size ihtiyacınız dışında (promosyon vs adı altında) mutlaka birşeyler satarlar. Sattıkları şey elinizde kalabilir ve bunun da bir bedeli olur.
7. Hedefe ilerlerken kazanımlarınızı ve hayallerinizi riske atacak ataklardan uzak durun. İhtiyatı elden bırakmayın. Gereken sabrı, yerinde cesareti ve duygu kontrolünü yaptığınız sürece hayalleriniz gerçek olacaktır…HAPPY