HAYAT KARŞILAŞTIKLARNIZ DEĞİL, ONLARA VERDİĞİNİZ CEVAPLARDIR.- YOUR LIFE IS NOT YOU FACE BUT YOUR REACTIONS TO THEM.

HAYATINIZ BAŞINIZA GELENLER DEĞİL, ONLARA GÖSTERDİĞİNİZ TEPKİLERİN TOPLAMIDIR.

YOUR LIFE İS NOT WHAT YOU FACE BUT YOUR REACTIONS TO THEM.

HAYATINIZIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRECEK SÖZLER- WISDOM WORDS SHOWS YOU THE WAY TO GO

BUNLAR BÖYLECE BAŞARIYI YAKALADILAR

 

Judge a person by their questions, rather than their answers.
Voltaire

The great use of life is to spend it for something that will outlast it.
William James

I not only use all the brains that I have, but all that I can borrow.
Woodrow Wilson

It is our choices… that show what we truly are, far more than our abilities.
J.K. Rowling

Alone we can do so little; together we can do so much.
Helen Keller

The true voyage of discovery lies not in seeking new landscapes, but in having new eyes.
Marcel Proust

Great things are done by a series of small things brought together.
Vincent van Gogh

It’s only when you hitch your wagon to something larger than yourself that you realize your true potential.
Barack Obama

 

HAYATLARI BAŞARILARLA DOLU İNSANLARDAN, HAYATINIZA YÖN VERECEK SÖZLER

BİR İNSANI SORULARINIZA VERDİĞİ CEVAPLARLA DEĞİL, SORULARI İLE DEĞERLENDİRİNİZ.
Judge a person by their questions, rather than their answers.
Voltaire

HAYATTIN EN ETKİLİ KULLANIMI, YAŞARKEN YAPTIĞINIZ BİRŞEYİN SİZDEN SONRA DA DEVAM ETMESİDİR.
The great use of life is to spend it for something that will outlast it.
William James

SADECE KENDİ FİKRİMİ KULLANMAM, KULLANABİLDİĞİM TÜM DİĞER FİKİRLERİ DE KULLANIRIM.
I not only use all the brains that I have, but all that I can borrow.
Woodrow Wilson

NE OLDUĞUMUZ, KABİLİYETLERİMİZDEN DAHA ÇOK, SADECE HAYATTAKİ TERCİHLERİMİZDİR.
It is our choices… that show what we truly are, far more than our abilities.
J.K. Rowling

YALNIZ BAŞIMIZA NE KADAR AZ YAPARSAK, BİRLİKTE O KADAR ÇOK YAPARIZ.
Alone we can do so little; together we can do so much.
Helen Keller

YENİ KEŞİFLERİN YOLCULUĞU SADECE YENİ YERLER ARAMAK DEĞİL, BUNLARI DEĞİŞİK BAKIŞ AÇILARI İLE ARAMAKTIR.
The true voyage of discovery lies not in seeking new landscapes, but in having new eyes.
Marcel Proust

BÜYÜK İŞLER, KÜÇÜK İŞLERİN BİR ARAYA GETİRİLMESİYLE BAŞARILIR.
Great things are done by a series of small things brought together.
Vincent van Gogh

BAŞINIZDAN BÜYÜK İŞLERE GİRİŞMEDİKÇE, POTANSİYELİNİZİ TAM ANLAYAMAZSINIZ
It’s only when you hitch your wagon to something larger than yourself that you realize your true potential.
Barack Obama

 

ŞEYH EDEBALİ ‘ NİN NASİHATI

 

Bak DOSTUM!

 

Cahil ile dost olma
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün

Saygısızla dost olma

Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün

 

Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün

Görgüsüzle dost olma
Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün

Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.

Ukalayla dost olma
Çok konuşur, Boş konuşur,
 Kem konuşur, Üzülürsün.

Namertle dost olma
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

– İlim bil, İrfan bil, Söz bil
– İkram bil, Kural bil, Doyum bil
– Usul bil, Adap bil, Sınır bil
– Yol bil;Yordam bil,
– Hal bil, Ahval bil, Gönül bil
– Çok konuşma, Boş konuşma, Kem konuşma
– Mert ol, Yürekli ol,

– Kimsenin umudunu kırma.

 Sen seni bil, Ömrünce yeter sana.

 

 

 

 

 

 

Fuzuli’ye sormuşlar: ”Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?”, ”Sevmek; çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.” demiş.

çiçek

Peki; Sizce sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?

 

“”Sessizlik”” en asil cevaptır
İçinde sadece saygı vardır çünkü…
Kendine saygı…hayata saygı…insana saygı…
Bu yüzdendir suskunluğum…)))

bebekler

 

Evet sevmek mi sevilmek mi? Hangisini içimize sindirmişizdir hayatımızda?

Bazen sevilmek için sızlanıp durur,başkalarına adarız hayatımızı..O’nsuz olmaz deriz,yaşamak işkence gibi gelir.

Acaba bu bizim sevme güdümüzden mi kaynaklanır?

Nasıl demeyin.Düşünün; hep birşeylere ait hissederiz kendimizi.Hep birisinin yüreğini liman kabul ederiz.Aslında bu ihtiyaç tamamen yine kendi “mutluluğumuz” içindir.Yani ilk önce kendimizin mutluluğunu önemseriz.İnsanoğluyuz elbet..

kumrular

Mesela birisini deli gibi severiz.Hakikaten deli gibidir içimizdeki duygular.Şizofreni şekilde bağlarız kendimizi.Benim olmalı deriz.Ama O’nun bizimle mutlu olacağı ne malum? Ya O’nun içindeki sevgi nehri bize mi akar?

avuç

Eğer zaten beraber değilseniz akmıyordur.Yani o sizi ya sevmiyordur ya da sizin O’nu sevdiğiniz kadar coşkulu değildir.O’nun kalbi başkasındadır belkide..He bu da bizim hiç mi hiç umrumuzda olmaz.Varsa yoksa bizi sevsindir.O’nun duygusu düşüncesi umrumuzda değildir.Gözümüz bunu göremeyecek kadar körleşmiş,mantığımız bu konuda körelmiştir.
Yani demem o ki,biz sadece severiz.Ve sevilmeyi kendimizde en büyük hak olarak görürüz karşımızdaki kişi tarafından.

 

öpüşenkumrular

Nazım Usta der ya Tahirle Zühre Meselesi’nde:

“Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.”

 

topraklıçiçek

Bundan daha güzel açıklanabilir miydi bilemem.Doğru..Elmayı seviyorsun diye elmanın seni sevmesi şart olmamalı.Sen O’nu severken karşılık beklememelisin.Çünkü bu senin gönlündür.Ve severken O’nun kalbinden izin almamışsındır.İzin almakla zaten olmayacağı için bu iş,O’nun da seni;senin kadar sevmesini bekleyemezsin.O seni sevmesin bırak sen sev..Varsın O’nun başka bir sevdiği olsun..Olsun yahu! Sevmek O’nunda hakkı..Ve bu O’nun meselesi.Sen kendi meselene bak.Sevmeyen yürekler bir taştan farksızdır.Sen taş olma.Ama başkasını da zorlama.

öpücükatankız

Sevmek gönül işidir.Sevebilmek hemde karşılık beklemeden en güzel yürek işidir.

kalp

Yüreğinizi sevmelere kapamayın..Sevin..Sevdikçe büyür yürekler..Sevdikçe bir çiçeği,

bir meyveyi ve tabii ki bir sevgiliyi…:)))

lale

Konuşacaksan öyle bir konuş ki, inanayım.
Ağlatacaksan öyle bir ağlat ki, susmayayım.
Gideceksen öyle bir git ki, ölümüne unutamayayım.
“Ama seveceksen öyle bir sev ki;
konuşsanda, gitsende, ağlatsanda seni yüreğimde yaşatayım”…

 

Can Yücel

Bahçenin birinde güneşe sevdalı bir Gündöndü yaşarmış
Onun dibinde de gündöndüye sevdalı bir Sarmaşık .
gündöndü nün gövdesine sımsıkı sarılır.yüzünü ona dönsün onu sevsin diye umutla beklermiş
Gündöndü ise her sabah güneş doğduğunda yüzünü sevda ile göğe çevirip hayran hayran güneşe seyredermiş.
Sarmaşıkcık çaresiz daha bir sıkı sarılırmış gündöndüye.
Ama nafile ,gündöndünün aklı güneşte.
Akşam olup da güneş battığında ,sevdiğini yitiren gündöndü boynunu büker içine kapanır kalırmış üzüntüden
Sarmaşık daha sıkı daha sıkı yapışırmış o zaman
Gel gelelim sabah olduğunda gündöndünün yüzünü kendisine çevirmeyeceğini,güneşle gündöndünün arasına giremeyeceğini bir daha anlamış.

Ama bir sabah minik Sarmaşık uyanınca ne görsün
İlk defa sevgili gündöndüsünün yüzü güneşe değil kendine dönük.
Sevinçten az kalsın çığlık atacakmış ki,gündöndüsü öldüğünü anlamış .
Çünkü sarmaşık sevdiğinin yüzünü kendisine çevirmek için onun gövdesine sarıldıkça ,yavaş yavaş onu boğduğunu öldürdüğünü hiç fark etmemiş.

Gündöndü ölünce sarmaşığın sarılacağı bir şey kalmamış
Zamanla oda sararıp solmuş
Sonra çiftçinin biri gelmiş ikisini de bir kenara koparıp

fırlatmış..

kurbağa
Kendimiz için birşeyler yaptığımızı düşünürken,karşımızdakinin ne hissettiğinin farkında olamayız.Bu hikaye bunun için en güzel örnek..:))))
 

HEM GÜLDÜREN HEM DÜŞÜNDÜREN HİKMET DOLU SÖZLER- WORDS OF WISDOM

Yaşam…

 

Yaşam aldığımız nefes sayısı ile değil… Nefesimizi kesen anların saysı ile ölçülür…

İnsan olmak için…

 Mayıs böceği daima pislik taşır durur. Bu yüzden de gül suyundan bayılır. Onun ilacı yine pis kokulu şeylerdir. Çünkü ona alışmıştır, onunla bir bütün olmuştur. Nasîhatçiler de, kasvetli kişiyi, kendisine bir kapı açılması, iyileşmesi ve şifa bulması için hikmetli güzel sözlerle, amberle, gülsuyu ile tedavî etmek isterler. Kime öğüdün güzel kokusu fayda vermezse, muhakkak o, kötü kokulara alışmıştır. Sen de nurdan, öğütten, iyilik ve güzellikten nasîbini al! .. Burnunu pisliğe sokma da, mayıs böceği olma! …’ Mevlana-(Beyit: 278-281)

 

Sen ne dedikoduyu ne baska seyleri dinle …. Söyliyenler söylesin ama sen öyle yaşa ki kimse onlara inanmasin…

 

Aşk senin bakısında saklı…

 

Aşk senin bakısında saklı.. Sen güzel bakarsan güzel görürsün… Güzel görürsen güzel hissedersin… sonra insanları, hayvanları, bitkileri ve bütün evreni sevmeye baslarsın…

Her rüzgarda…

 

Her rüzgarda otlar gibi eğilip bükülürsen, dağlar kadar olsan bile, bir ota değmezsin… -Mevlana

Tecrübe…

 

Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır. -Peyami Safa

 

Her rüzgar savuracak bir toz bulur… Her hayat yaşanacak bir can bulur… Her umut gerçekleşecek bir düş bulur… Bulunmayacak tek şey senin benzerindir…

 

 

AŞK üzerine…

 

İranlı şair demiş ki…;’Aşka uçma kanatların yanar…’ Mevlana demiş ki… ‘AŞKA UÇMAZSAN KANATLARIN NEYE YARAR’…..

 

 

Bir Hint masalına göre…

 

Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır . Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür . Ve der ki: ‘Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem___ Demekki Neymiş…CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLARMIŞ…

 

 

Sanma ki…

 

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..demek ki neymiş : derdimi dinledim, derdimden iğrendim… onun derdini gördüm, derdime imrendim…. Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür…

 

İrade…

 

Allah, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır… Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar. – Giordano Bruno

 

İnsanları yargılamak hakkı…

 

Allah’ın bile insanlar hakkındaki hükmünü,ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken…Biz kim oluyoruz da insanları bir kaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz.. -Dale Carnegie

 

Serçe ile Motorcu…

 

Serçenin biri bir bahargünü uçuyormuş. Bir anda farketmiş ki karşıdan motorsikletli bir adam geliyo. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar… ama nafile…Serçe ‘çotaaank’ diye kaska çarpıp düşmüş. motorcu koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyo.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş.. yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış…. Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamıs.. Daha tam seçemiyo ortalığı.. hafif bulanıklık var yani… Bi bakmıs ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde…Birden dank etmiş vaziyet: has…..tir lan motorcuyu öldürmüşüz …!

Affetmek…

 

Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır… Affedin ve unutun.. içinizde bir poset kokmus soğanı tasımayın.. o içinizde olduğu sürece kokusu sizi rahatsız edecek.. ve sürekli huzursuz olacaksınız….

 

İstikamet üzere olmak….

 

Rüzgarla yaprak dost oldular. Artık rüzgar savurmuyordu yaprağı. – “Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni der Yaprak düşünür taşınır, aklına hiçbir şey gelmez. Tekrar sorar rüzgar: – Hadi söyle, seni istediğin yere taşıyayım yaprak kardeş. Tekrar düşünür yaprak, aklına yine bir şey gelmez… – Bilmiyorum rüzgar kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle? Der. Rüzgar: – Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa neye yararki, savrulur gidersin! der ve bildiği gibi eser tekrar. Yaprak ; yine savrulur ordan oraya. Üstelik bu sefer savuran dostudur…….

KISSADAN HİSSELER /SHARE-OUTS

Yaşam…

Yaşam aldığımız nefes sayısı ile değil… Nefesimizi kesen anların saysı ile ölçülür…

İnsan olmak için…

Mayıs böceği daima pislik taşır durur. Bu yüzden de gül suyundan bayılır. Onun ilacı yine pis kokulu şeylerdir. Çünkü ona alışmıştır, onunla bir bütün olmuştur. Nasîhatçiler de, kasvetli kişiyi, kendisine bir kapı açılması, iyileşmesi ve şifa bulması için hikmetli güzel sözlerle, amberle, gülsuyu ile tedavî etmek isterler. Kime öğüdün güzel kokusu fayda vermezse, muhakkak o, kötü kokulara alışmıştır. Sen de nurdan, öğütten, iyilik ve güzellikten nasîbini al! .. Burnunu pisliğe sokma da, mayıs böceği olma! …’ Mevlana-(Beyit: 278-281)

Sen ne dedikoduyu ne baska seyleri dinle …. Söyliyenler söylesin ama sen öyle yaşa ki kimse onlara inanmasin…

Aşk senin bakısında saklı…

Aşk senin bakısında saklı.. Sen güzel bakarsan güzel görürsün… Güzel görürsen güzel hissedersin… sonra insanları, hayvanları, bitkileri ve bütün evreni sevmeye baslarsın…

Her rüzgarda…

Her rüzgarda otlar gibi eğilip bükülürsen, dağlar kadar olsan bile, bir ota değmezsin… -Mevlana

Tecrübe…

Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır. -Peyami Safa

Her rüzgar savuracak bir toz bulur… Her hayat yaşanacak bir can bulur… Her umut gerçekleşecek bir düş bulur… Bulunmayacak tek şey senin benzerindir…

AŞK üzerine…

İranlı şair demiş ki…;’Aşka uçma kanatların yanar…’ Mevlana demiş ki… ‘AŞKA UÇMAZSAN KANATLARIN NEYE YARAR’…..

Bir Hint masalına göre…

Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır . Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür . Ve der ki: ‘Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem___ Demekki Neymiş…CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLARMIŞ…

Sanma ki…

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..demek ki neymiş : derdimi dinledim, derdimden iğrendim… onun derdini gördüm, derdime imrendim…. Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür…

İrade…

Allah, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır… Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Allah’ı kullanırlar. – Giordano Bruno

İnsanları yargılamak hakkı…

Allah’ın bile insanlar hakkındaki hükmünü,ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken…Biz kim oluyoruz da insanları bir kaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz.. -Dale Carnegie

Serçe ile Motorcu…

Serçenin biri bir bahargünü uçuyormuş. Bir anda farketmiş ki karşıdan motorsikletli bir adam geliyo. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar… ama nafile…Serçe ‘çotaaank’ diye kaska çarpıp düşmüş. motorcu koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyo.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş.. yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış…. Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamıs.. Daha tam seçemiyo ortalığı.. hafif bulanıklık var yani… Bi bakmıs ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde…Birden dank etmiş vaziyet: has…..tir lan motorcuyu öldürmüşüz …!

Affetmek…

Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır… Affedin ve unutun.. içinizde bir poset kokmus soğanı tasımayın.. o içinizde olduğu sürece kokusu sizi rahatsız edecek.. ve sürekli huzursuz olacaksınız….

İstikamet üzere olmak….

Rüzgarla yaprak dost oldular. Artık rüzgar savurmuyordu yaprağı. – “Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni der Yaprak düşünür taşınır, aklına hiçbir şey gelmez. Tekrar sorar rüzgar: – Hadi söyle, seni istediğin yere taşıyayım yaprak kardeş. Tekrar düşünür yaprak, aklına yine bir şey gelmez… – Bilmiyorum rüzgar kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle? Der. Rüzgar: – Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa neye yararki, savrulur gidersin! der ve bildiği gibi eser tekrar. Yaprak ; yine savrulur ordan oraya. Üstelik bu sefer savuran dostudur…….

WISE WORDS/ BİLGECE SÖZLER

BİLGECE SÖZLER

Judge a person by their questions, rather than their answers.
Voltaire

The great use of life is to spend it for something that will outlast it.
William James

I not only use all the brains that I have, but all that I can borrow.
Woodrow Wilson

It is our choices… that show what we truly are, far more than our abilities.
J.K. Rowling

Alone we can do so little; together we can do so much.
Helen Keller

The true voyage of discovery lies not in seeking new landscapes, but in having new eyes.
Marcel Proust

Great things are done by a series of small things brought together.
Vincent van Gogh

It’s only when you hitch your wagon to something larger than yourself that you realize your true potential.
Barack Obama HAYATLARI BAŞARILARLA DOLU İNSANLARDAN, HAYATINIZA YÖN VERECEK SÖZLER

BİR İNSANI SORULARINIZA VERDİĞİ CEVAPLARLA DEĞİL, SORULARI İLE DEĞERLENDİRİNİZ.
Judge a person by their questions, rather than their answers.
Voltaire

HAYATTIN EN ETKİLİ KULLANIMI, YAŞARKEN YAPTIĞINIZ BİRŞEYİN SİZDEN SONRA DA DEVAM ETMESİDİR.
The great use of life is to spend it for something that will outlast it.
William James

SADECE KENDİ FİKRİMİ KULLANMAM, KULLANABİLDİĞİM TÜM DİĞER FİKİRLERİ DE KULLANIRIM.
I not only use all the brains that I have, but all that I can borrow.
Woodrow Wilson

NE OLDUĞUMUZ, KABİLİYETLERİMİZDEN DAHA ÇOK, SADECE HAYATTAKİ TERCİHLERİMİZDİR.
It is our choices… that show what we truly are, far more than our abilities.
J.K. Rowling

YALNIZ BAŞIMIZA NE KADAR AZ YAPARSAK, BİRLİKTE O KADAR ÇOK YAPARIZ.
Alone we can do so little; together we can do so much.
Helen Keller

YENİ KEŞİFLERİN YOLCULUĞU SADECE YENİ YERLER ARAMAK DEĞİL, BUNLARI DEĞİŞİK BAKIŞ AÇILARI İLE ARAMAKTIR.
The true voyage of discovery lies not in seeking new landscapes, but in having new eyes.
Marcel Proust

BÜYÜK İŞLER, KÜÇÜK İŞLERİN BİR ARAYA GETİRİLMESİYLE BAŞARILIR.
Great things are done by a series of small things brought together.
Vincent van Gogh

BAŞINIZDAN BÜYÜK İŞLERE GİRİŞMEDİKÇE, POTANSİYELİNİZİ TAM ANLAYAMAZSINIZ
It’s only when you hitch your wagon to something larger than yourself that you realize your true potential.
Barack Obama

ŞEYH EDEBALİ ‘ NİN NASİHATI

Bak DOSTUM!

Cahil ile dost olma
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün

Saygısızla dost olma
Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün

Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün

Görgüsüzle dost olma
Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün

Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.

Ukalayla dost olma
Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün.

Namertle dost olma
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

  • İlim bil, İrfan bil, Söz bil
  • İkram bil, Kural bil, Doyum bil
  • Usul bil, Adap bil, Sınır bil
  • Yol bil;Yordam bil,
  • Hal bil, Ahval bil, Gönül bil
  • Çok konuşma, Boş konuşma, Kem konuşma
  • Mert ol, Yürekli ol,

– Kimsenin umudunu kırma.

 Sen seni bil, Ömrünce yeter sana.

Fuzuli’ye sormuşlar: ”Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?”, ”Sevmek; çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.” demiş.