KANSERİ NASIL ÖNLERİZ; KARACİĞERDE DETOX SÜRECİ- HOW CAN WE PREVENT CANCER; DETOX PROCESS IN THE LIVER.

 

KANSERİ NASIL ÖNLERİZ? – HOW CAN WE PREVENT CANCER?
KARACİĞERDE DETOX SÜRECİ- THE DETOX PROCESS IN THE LIVER
detox1
Kanseri başlatan sebeplerin % 99’u çevresel kanserejen kirlilikten ve bunu önleyecek gıda eksikliği ve karaciğerdeki yorgunluktan gelmektedir.
Kanserojen maddelere karşı karaciğerdeki detox ve oxidasyon sürecinin sağlıklı çalışması çok önemlidir.
Bu ve bunun gibi vücudu toksinlerden temizleme görevi karaciğer aittir. Karaciğer bağırsaklardan emilen her türü toksini vücuda göndermeden önce temizler. Vücutta bu süreci destekleyecek yeteri kadar besin maddesi yoksa, süreç rahatsızlanır. Bağırsaklarımızdakiler, yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduğumuz hava, bakteriler, bağışıklık komplexleri, ara metabolik ürünler, tarım ilaçları, böcek ilaçları, ilaçların toksik yanı, elektromanyetik kirlilik, çamaşırlarımızdan, tabak ve çatalların kimyasallarla yıkanmasından gelen toksik yük vücudumuzu tıkamadan önce karaciğerde temizlenmelidir.
Birçok hastalığın nedeni olan, vücudumuzu yorgun düşüren kurşun, civa, tarım ilacı artıkları dahil 4000 civarındaki toksinleri atmak için ne yapmalıyız:
Toksinlerin çoğu yağ hücreleri içinde depolanarak vücudu zehirlemeleri önlenir. Toksinlerin yağ hücrelerinin içinden çıkarılıp suda eriyebilir hale getirilmesi gerekir. Safra yağları eritir ama safranın %99’u erittiği toksik maddelerle birlikte tekrar kullanılmak üzere geri emilir; Şükürler olsun ki, vücut yağda eriyen toksinleri glutation (sisteyin, glutamik asit ve glisin aminoasitlerinin birleşimi) suda eriyebilir hale getirir ve böbreklerden atılmasını sağlar.
 
DETOX
Vücutta yeteri kadar glutation sentezlenemez ise karaciğerde toksik madde miktarı artar ve karaciğer yetersizliği başlar. Glutation aynı zamanda iyi bir antioksidanttır. Eksikliğinde kanser süreci hızlanır. Vücutta ne kadar toksik madde varsa, o kadar çok glutation tüketilir, harcanın glutationun yerine konması gerekir. Sigara ve bazı hastalıklar da glutation üretimini engeller, glutation düzeyi düşük gıdalar da vücutta glutation düzeyinin düşük olmasına neden olurlar. HIV, SİROZ, PLÖREZİ, KATARAKT, AİDS’in kökeninde glutation eksikliği de yatmaktadır.
 
Glutation taze meyvelerde ve sebzelerde , pişmiş balıkta, kuşkonmazda, avakado, ceviz, lahanagiller, portakal kabuğu yağı, dereotu, kimyon tohumu ve ette bulunur. Günde 1000-3000 mg arasında C vitamini alımı da glutation üretimini arttırır. Sindirim sisteminden ve damarlardan iyi emilir. Suni glutation için emilim o kadar etkili değildir.
Günde 500 mg Vitamin C almak, vücutta glutatin seviyesinin yükselmesine yardımcı olur. N-acetilcysteine, glycine ve methionine almak da vücutta glutation üretimini arttırır.
 
Bunun dışında bu kadar önemli olan konu ve süreçler aşağıda özetlenmiştir:
 
1. Vitamin B2, B5, B9, B12, C vitamini, selenyum, molibden ve qlutation düzeyimiz normal olmalıdır.
2. Amino asit üretimi için kaliteli protein alınmalıdır.
3. Aspirinden,tatrazine (sarı renkli gıda boyası) , probenecid uzak durmalıyız (hücre içindeki “sulfation” ve “acetylation ” detox fazlarını engellediği için)
4. Glycine, taurine, glutamine, arginine ve ornithine amino asitleri de vucutta toksinleri atmada kullanılır. Hepatit, alkolik karaciğer rahatsızlığı, karsinoma, kronik artrit, hipotroit, hamilelikte kan zehirlenmesi ve kimyasalların yol açtığı zehirlenmelerde bu amino asitlerin toksinlere bağlanması ile toksik etki düşer.
5. Kolin, B12 ve B9 vitaminlerinin vucutta yeteri kadar bulunması ile oluşan metil grupları toksinlerle birleşerek metilasyon süreci sonucu onları vücuttan atarlar. Doğum kontrol ilacı kullanan kadınlarda ve hamile kadınlarda vucutta östrojen fazlalığından oluşan kolastatis (karaciğerde harabiyete sebep olacak şekilde, safra kesesi tıkanıklığı sonucu safranın boşaltılamaması), safra akışının hızlandırılması ile bu süreç sonucu önlenebilir. Metinonin östrojenin atılımını sağlaması yanında östrojen fazlalığından ortaya çıkan azalan hücre içi normal sıvı düzeyinin devamında da önemlidir.
5. Tiroit ve östrojen hormonunun aşırı yükselmesini önlemek, bağırsak bakterilerinin ürettiği toksinleri atmak, bazı ilaçların toksik etkisini yok etmek, gıda katkı maddelerinden ortaya çıkan toksiditeyi azaltmak, sinir sistemi kirliliği ve çevre kirliliğinden doğan toksidite için vücutta sülfat bağlanmaları (sulfation) önemlidir. Vucutta methionine ve cysteine eksikliği bu süreci engeller. Günde 100 mg dan fazla Vitamin B6 alımı ile vücutta aşırı molibden bulunumu da bu sürece zarar vererek bu tip toksinlerin vücutta birikimini arttırır. Vücuda taurine ve glutatione desteği bu sürece güç kazandırır.
Yeteri kadar sülfür zengini gıda (yumurta sarısı, kırmızı biber, sarmısak, soğan, brokoli ve brüksel lahanası) alınması, sürece destek verir.
6. Sulfa grubu (antibiotikler) ilaçların toksik atıklarını vücuttan uzaklaştırılması için Co enzyme A gereklidir. Sürecin adı asitilasyon sürecidir. Bu süreci sağlıklı olmayan kişiler sulfa grubu ilaçlar ile diğer antibiyotiklere karşı daha duyarlıdır. Sürecin sağlıklı çalışabilmesi için Vitamin B2, vitamin B5 ve Vitamin C önemlidir. Gıda olarak mayalı gıdalar, bira mayası (brewer’s yeast), tam tahıllar, biber, lahana ve portakalgiller önde gelir.
7. Vücuttan aspirin, mentol, vanilin, benzoat gibi gıda katkı maddeleri ve bazı hormonların toksik etkilerini uzaklaştırmak için “glucoronidation ” toksik arındırma sürecinin sağlıklı çalışması gerekir. Bu süreçte ise glucoronic asit toksinlerle birleşerek onları etkisiz hale getirilerek vücuttan atılmasını sağlar. Vucutta bilirubin seviyesinin aşırı yükselmesi ile tanılanan Gilbert Hastalığı haricinde vücutta dikkat çekmeden sağlıklı bir şekilde çalışır. Glucoronic asit, limon portakal gibi portakalgillerin kabuğunda, dere otu yağı ve kimyon yağında bol bulunur. Bu süreç bizi kimyasal kanserojenlerden korur. Kükürt zengini ve greyfurt dışında portakalgillerin bolca tüketilmesi süreci destekler.
8. Özellikle sakinleştirici ilaçlardaki sülfür ihtiva eden moloküllere bağlanarak onların toksik etkilerini yok etmek için vücuttaki sulfoxidation sürecinin iyi çalışması gerekir. Bu süreçte sebze ve meyveleri taze göstermek için kullanılan sülfür ihtiva eden gıda koruyucuları ile astım ilaçlarının toksik etkileri de yok edilir. Bu süreçte sülfitler sülfata dönüştürülerek idrarla atılırlar. Sürecin sağlıksız işlediğini idrarda sülfit oranının sülfata göre artmış olduğunu görerek anlarız. Yine sülfür ihtiva eden gıdalar ve ilaçlar bizi rahatsız ediyorsa süreç sağlıksızdır. Özellikle ASTIM HASTALARI bu katkı maddeleri ve gıdalara karşı çok kötü ataklar yaşarlar. İdrarlarında sülfit/sülfat oranı yüksek olan astım hastalarına molibden takviyesi yapılarak astım rahatsızlıkları büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü molibden – bakliyat ve tam tahıllı gıdalarda bol bulunur- bu sürecin sağlıklı işlemesi için çok önemlidir.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s